




Bilemedim kıymetini. İçimden geldiği gibi sarılamadım, doya doya sevemedim seni. "Seni seviyorum" diyemedim, yaptığın fedakârlıkları göremedim. Hep utandım, hep çekindim, daha çok zamanım var sandım. Sen sanki hep olacakmışsın, hiç gitmeyecekmişsin gibi hissettim. Oysa şimdi bir kere sarılabilsem sana, bir kere öpebilsem ellerini; doya doya bir kere sevebilsem seni.
Seni çok özlediğim de, erkenden yatağa giriyorum. Belki rüyamda görürüm diye erkenden uyumak istiyorum. Her gece dua ediyorum Allah'a, seni bana bir kere göstermesi için; rüyamda bile olsa sımsıkı sarılabilmem için. Başımı yastığa koyunca beni uyuttuğun günler geliyor aklıma, hastalandığım da baş ucumda beklediğin saatler. Ellerimi öperdin yatağıma yatırdığın da. "Yapma" derdim, "benim seninkilerini öpmem lazım"; "evladın olunca anlarsın" derdin. Sen beni uyutunca hep rahat uyurdum, huzur verirdi varlığın. Bütün dertlerimi unuturdum, çünkü sen yanımdaydın. Bir bilsen şimdi o günleri nasıl arıyorum, bir bilsen nasıl özlüyorum seni. Oysa ne kadar sıradandı her şey, ne kadar da günlük.
Geç anladım kimsenin sen gibi sevmediğini, kimsenin sen gibi düşünmediğini. Doğruymuş, cennet senin ayaklarının altındaymış. Ben senin kıymetini çok geç anladım anne.
😭😭😭😭😭😭

Nasıl desem, hani bir şeye çok üzülürde gece uyuyamazsın ya; işte senin gittiğin günden beridir öyleyim ben. Aklına hep o takılır, başka bir şey düşünemezsin ya; beni terk ettiğin günden beridir sadece seni düşünüyorum ben.
Hiç aklımdan çıkmıyorsun, bir türlü unutamıyorum seni. Hep o yürüdüğümüz sokak var ya, bugün yine oraya gittim. Ara sıra gidiyorum, eski anılarımızı canlandırıyorum gözüm de. Bazen seni aradığımı farkediyorum. Oralardamısın diye etrafa bakıyorum. Merak ediyorum, hiç aklına geliyormuyum diye; ya da unuttun mu beni. Geceleri rahat uyuyabiliyormusun ya da bir an bile olsa, ben düşüyormuyum hayaline. Hiç görmüyorum seni, hiç rastlamıyorum sana. Uzun uzun yürüyorum oralar da, bazen bütün gün kalıyorum. Sen varmışsın gibi, oturup bir şeyler içiyorum seninle. Bazen sohbet bile ediyorum, aşkımı anlatıyorum sana; yüreğimi döküyorum. Seni ne kadar sevdiğimden, ikimiz için kurduğum hayallerimden bahsediyorum. Gülümsüyorsun, içim ısınıyor. Eline uzanıyorum, tutuyum, bir daha hiç bırakmıyım diyorum; orada olmadığını farkediyorum. İçim acıyor, kalbim ağrıyor. Akşam oluyor ve ben anılarımı da alıp, ayrılırken bana sarıldığın yere yürüyorum. Sana hayalimde de olsa, sarılabilmek için.

İnsanlar ne kadar sahte, hayat ne kadar karanlık; hiç mi yürekten sevecek insan yok, hiç mi samimiyet? Karşılık beklemeden sevecek hiç mi kimse kalmadı? Menfaat ve çıkar bu kadar mı soğuttu yürekleri? Yoruldum be Anne, inan çok yoruldum. İnsan 18 yaşında hayata küser mi, hayallerinden vazgeçer mi, bu kadar acı çeker mi? İnsan bu yaşta bu kadar yorulur mu? Ben yoruldum, hem de çok yoruldum. Sevmekten yoruldum, incinipte incitmemekten yoruldum, başkaları üzülmesin diye kendimi üzmekten yoruldum. Her şeyi anlayıpta, hiç anlaşılmamaktan yoruldum. Samimiyeti kuytu köşelerde aramaktan, sahteliği her sokakta görmekten usandım. Ağır geliyor yüreğime, bu kadar sahteliği kabullenip onlar gibi olmak; "insanlar değişti, sende değiş" demek, ağır geliyor yüreğime. Her defasında kendimi sorgulamak zoruma gidiyor. "Bu farklı olsun, bu diğerleri gibi olmasın, bu iyi olsun, bu dürüst olsun, bu sevsin" diye dua eder mi insan? İnsan yaşamaktan yorulur mu?
Ben yoruldum Anne, hemde çok yoruldum.

Ben herkesi kendim gibi sandım. Herkes iyi sandım, herkes dürüst. Kimse kimsenin kötülüğünü istemez, sadece kendini düşünmez sandım. Her şey menfaat değil, herkes çıkar peşinde koşmaz sandım. Günün sonunda iyiler kazanır, hayat herkese hak ettiğini verir sandım. Herkes ektiğini biçer, adalet yerini bulur sandım. Nefreti sevgiyle yenebilir, kötülüğü güzellikle savabilirim sandım. Sandım ki iyilik her şeyin üstesinden gelebilir. Her şey kendi kendine düzelir sandım. Durduk yere bir mucize olur, her şey çok güzel olur sandım. Hayallerim çok istersem gerçekleşir sandım. Ne kadar hata yaparsam yapıyım, ne kadar yanlışım olursa olsun, "ben yanındayım" diyen birisi olur sandım. Her şeye rağmen birisi beni sever sandım. Sandım ki birisi benden hiç vazgeçmez. Ben kusurları örtersem, benimkileride yüzüme vurmazlar sandım. Ben iyi davranırsam, banada iyi olurlar sandım. İnsanları seversem, onları değiştirebilirim sandım. Kimseyi üzmez, kötü davranmazsam, benide üzmezler sandım. Kimseyi ağlatmazsam, hayat beni de güldürür sandım. Birilerine yardım edersem, dünya daha güzel olur sandım. Ve aşka hep inanırsam, hiç aldatılmam sandım. Ben herkesi kendim gibi sandım.

Daha kaç kere kıracaksın şu kalbimi hayat, daha kaç kere yıkacaksın hayallerimi? Damla damla biriktirdiğim şu umutlarımı daha kaç kere çalacaksın?
Her defasın da yıktığın hayallerimi yeniden kurmaktan yoruldum. Olmayacak düşler peşinde koşmaktan usandım. Kendi kendimi kandırmaktan, "olacak" diye umut etmekten tükendim. Ne zaman kafamı kaldırsam, şu yorgun yüreğimde ne zaman bir kıpırtı hissetsem, engeller çıkarıyorsun karşıma. Çaresizliğimin yerini ne zaman bir ışıltı alacak olsa, bütün umutlarımı çalıyorsun. Biraz toparlansam, yine bir çelme takıyorsun; biraz doğrulsam, yine aşağa çekiyorsun. İzin vermiyorsun mutlu olmama, huzurlu hissetmeme. Biraz güldürsen, tekrar ağlatıyorsun; biraz sevindirsen, tekrar üzüyorsun. Bazen bütün gücümü yeniden topluyorum, kendime yeniden inanıyorum, "kafama koydum, bu sefer olacak" diyorum, en fazla iki gün izin veriyorsun hayal kurmama.
Şimdi soruyorum sana hayat, hayallerimi yaşatmak için, daha gece ağlatacan? Kalbimi kaç kere kıracan, umutlarımı kaç kere çalacan? Biraz olsun mutlu olmak için, daha kaç kere üzecen?

Yenildim. Bugün beni yendin hayat, bugün kaybettim. İnandığım ne varsa, anlamını çaldın. Çünkü bugün aşka olan inancımı yitirdim.
Çok mücadele ettim, çok yoruldum. Vazgeçmezsem, kazanırım sandım. Pes etmezsem, başarırım. Yüreğimdeki sevgiye sahip çıkarsam, bir şeyleri değiştirebilirim sandım. İnsanlar ne kadar kötü olursa olsun, ben iyi kalabilirim sandım. İnsan aşkıyla her şeyi yenebilir, sevgisiyle her engeli aşabilir sandım. Hayata ne ekersem, onu biçerim sandım. Her şeyin üstesinden gelebileceğimi sandım, sabredersem ulaşırım. Hayallerim bir gün gerçekleşir, bende herkes gibi mutlu olurum sandım.
İyi niyete hep inandım. Aşkı hep en tepeye koydum. Umut etmekten hiç vazgeçmedim. Sımsıkı sarıldım hedeflerime, kaç kere düştüysem, hep kalktım. Kaç tane engel aştım, kaç tane badire atlattım. Hep olacak sandım, hep inanmak istedim. Kim ne derse desin, pes etmedim. Umutsuzluklarımı gözyaşlarımla boğdum, çaresizliklerimi gecelere sakladım. Her sabah "başaracam" diye uyandım, her gece "olacak" diye uyudum.
Ama olmuyormuş, sen yenilmiyormuşsun hayat. Sen kaybetmiyormuşsun. Herkese aşkı ispatlamak istedim, çok seversen, sevileceğini kanıtlamak istedim; olmadı. Yenildim. Bugün beni mağlup ettin hayat.







Kendiliğinden hiçbir şey düzelmez, beklemekle hiçbir şey hallolmaz. Bir şeylerin değişmesini istiyorsan, sen değiştir. Kimseden bir şey bekleme, hayattan bir mucize isteme.
Mucize sensin, değişim sensin, hayallerini gerçekleştirecek olacak sadece sensin.
Kolaydır oturup beklemek. "Olmadı" diye ağlayıp sızlanmak. Başkalarını suçlamak, bahaneler üretmek. Ertelemek, kendine değilde, ötekilerine kızmak. Bunları duymak istemiyorum.
Neden olmadığını anlatma bana, nasıl olduracağından bahset. Ne kadar zor olduğunu bilmek istemiyorum, senin her şeye rağmen başaracağını duymak istiyorum. Nelerden vazgeçtiğini anlat bana, kimleri karşına aldığını. Bir daha düşersen, yeniden kalkacağını, asla pes etmeyeceğini.
Hayallerini anlat bana. Yaşıyormuş gibi, gerçekleşmişler gibi. Başardığında neler yapacağını anlat, ne kadar çok istediğini anlat. Kimsenin onları çalmasına izin vermeyeceğini, gerçekleşmeleri için yüreğini ortaya koyacağını, ettiğin her duaya onları sakladığını anlat.
Unutma, hayaller, "olmadı" diye isyan edenlerin değil, "olsun" diye yüreğini ortaya koyanlarındır.








Etrafıma dönüp şöyle bir bakıyorum, herkes ne kadar da mutlu, herkes ne kadar da neşeli. Sevdiğini almış herkes yanına, gelişi güzel yaşıyor. Ne şikayet ediyor ne isyan. Yüzler de tebessüm, gönüllerde rahatlık.
Bir ben beceremiyorum yaşamayı, bir ben gülemiyorum. İçimden geldiği gibi bir ben mutlu olamıyorum. Yüreğim de hep bir acı, göğsüm de hep bir sancı. Durup durup aklıma geliyorsun, durup durup yüreğime düşüyorsun. Tam bir şeyler yoluna girecek sanıyorum, bir hüzün çöküyor kalbime. İçim daralıyor, kalbim acıyor. Biraz gülecek olsam, geçmişe dalıyor gözlerim. Tek bir anını bile unutamadığım anılar düşüyor aklıma. Beraber gülüp beraber ağladığımız hatıralar canlanıyor gözüm de. Öyle çok özlüyorum ki seni, öyle çok istiyorum ki seni; ne mutlu olabiliyorum sensiz ne de kendim. Olmuyor, beceremiyorum, eskisi gibi olamıyorum. Mutluluğu sana hapsettim ben, gülüşlerimi geçmişe sakladım. Aşkı sende kaybettim, yüreğimi sen de bıraktım. Ne yaşamayı becerebildim senden sonra ne de yeniden sevmeyi.

Sana sustuklarım var sevgili, sana söyleyemediklerim. İçime gömdüğün acılar var, yüreğime hapsettiğim yaralar.
Ne çok şey var, söylemek isteyipte söyleyemediğim; ne çok hayalim var, yaşamak isteyipte yaşayamadığım.
Geceler var, içlerine yalnızlığı sakladığım; gözyaşlarım var, içine sevgisizlikleri gömdüğüm.
Saatlerce çalışıyorum odam da sana söylemek istediklerimi, günlerce ezberliyorum. En güzel şiirlerimi sana yazıyorum, en güzel hayallerimi seninle kuruyorum. "Çıkacam karşısına bir bir anlatacam" diyorum, yapamıyorum. Seni görünce hepsini unutuyorum. Karşımda durunca lâl oluyorum. "Nasılsın" demiyormusun bana, o an içimden geçenleri bir anlatabilsem sana, yüreğimdekileri bir dökebilsem sana, seni ne kadar çok sevdiğimi bir anlatabilsem sana. Oysa sen bana gülünce, bir tek kelimesini bile hatırlamıyorum. Susuyorum. "İyiyim" diye geçiştiriyorum. İyi değilim ben sevgili, sen yanımda değilken iyi değilim. Senin uzağındayken, mutlu değilim. Benim seni sevdiğimden bile haberin yokken, ben seni aşk yaptım hayatıma.
Sana sustuklarım var sevgili, sana söyleyemediklerim. Her gece acısını içine gömdüğüm hayallerim var benim.

Sen de biliyorsun ki,bana en çok sen iyi geliyorsun.
Senden başkası hiç olmadı
ve hiç bir zaman da olmayacak.
Hayatımda en çok sana kırıldım,
en çok sana öfkelendim.
Bir çıkıp gelseydin
belki bu kadar kanamazdı içim,
aradaki mesafelere kızmazdım bu kadar.
Ben seni beklerken hiç yorulmadım,
her gün ayrı bir özlemle bekledim yollarını.
Geleceğini bilmek beklemenin kutsallaştığı,
anlam taşıdığı andır.
Bunu sen bilemezsin.
Kaç bardak avuçlarımın arasında parçalandı,
kaç cam kesiği var gözlerimde !!

Yine düştün değil mi? Yine kaybettin? Hayat seni yine oyuna getirdi, umutlarını bir kere daha çaldı. Damla damla biriktirdiğin hayallerinden yine vazgeçtin değil mi?
Halbuki ne kadar inanmıştın, "bu sefer olacak, bu sefer başaracam" demiştin. "Önüme hangi engel çıkarsa çıksın, aşacağım" demiştin. Bu sefer kaybetmicen, bu sefer yenilmicen sanmıştın. Ne kadar çok direnmiştin, ne kadar çok istemiştin. Kaç geceyi uykusuz, kaç gündüzü yorularak geçirmiştin.
Ama yine olmadı. Bu sefer de yenildin. Yine çaresiz, yine umutsuz kaldın. Kafana koydun, artık istemiyorsun, ne olursa olsun bir daha denemeyeceksin. Kimsenin sana umut fısıldamasına izin vermeyeceksin. Zaten başına ne geldiyse, gerçekleşeceğine inandığın hayaller yüzünden geldi. Onlardan vazgeçmediğin, onları terketmediğin için. "Bu sefer bitti" diyorsun, "kapattım o defteri".
Bunu yapabilirsin, sana nasıl davranman gerektiğini söyleyemem. Her insan kendi hayatından sorumludur. Ama olacakları anlatabilirim. Vazgeçersen, herkes gibi olursun, hayata yenilmiş binlerce insandan bitaneside sen olursun. Hayallerini terk edersen, bir kaç gece daha ağlar, sonra unutursun.
Ama eğer vazgeçmezsen, pes etmezsen, başaracağına tekrar inanır, hedefine tekrar odaklanırsan, daha güçlü bir şekilde geri dönersin. En ufak engel de pes etmezsin, en küçük sorun da kenara çekilmezsin. Daha çok ister, daha çok çabalarsın. Atacağın adımları daha iyi bilir, yere daha sağlam basarsın. Daha çok sabredersin, daha çok çalışırsın. Duaların daha içten, umudun daha derinden olur. Benliğin daha dirençli, mücadelen daha çetin olur.
Çünkü bilirsin, hayat ne yaparsa yapsın, sen yine de vazgeçmeyeceksin. Kaç kere düşürürse düşürsün, sen yine de pes etmeyeceksin. Hayallerini kaç kere çalarsa çalsın, sen yine de hayal kuracaksın.
Ve en sonunda hayata inat, başaracaksın.

Kalabalıklar için de yapayalnız hissediyorum kendimi, insanlar için de terk edilmiş. Dışarıda zor bir hayat, her akşam yeniden batan güneş ve içi soğutulmuş yürekler. Telaşlı yüzler görüyorum, düşünceli bakışlar. Herkes bir yerlere koşturuyor, herkes telaşlı. Kimse kimseyi farketmiyor, kimse kimseye bakmıyor. Gündüzün telaşı, kendini gecenin sessizliğine bırakınca, uzun yürüyüşler yapıyorum. Etrafımı seyrediyorum, sessiz sokakları. Bazen bir kedi geçiyor yanımdan, bazen bir dilenci. Karanlık gölgeler görüyorum, ıssız bir yalnızlık. Yürüyorum. Kaldırım taşları, üzerin de terkedilmiş hayatlar, kaybedilmiş ümitler. Düşünüyorum. "Nedir senin aradığın?" diyorum, "nedir bulamadığın"? Sorular soruyorum kendime, cevabını veremediğim, anlamını bulamadığım. Bir Yaşar Kemal geçiyor aklımdan, bir Dostoyevski. Ne anlatmak istiyorlardı diyorum, ne öğretmek. Bir dilenci daha geçiyor yanımdan. Duruyor, usulca yanıma sokuluyor. "Anlamadılar" diyorum, "anlamadılar". Ne onları ne de Kafkayı anlamadılar. "Seni de anlamayacaklar, boşuna yorma kendini." Yürüyorum. Karanlık ve nereye gittiğini bilmediğim bir yol da.

Taşıyamadığım yükler koyuyorsun omuzuma hayat, kaldıramadığım acılar. Her gün biraz daha azaltıyorsun beni, her gün biraz daha eksiltiyorsun. Şu yorgun yüreğimi her gün biraz daha acıtıyorsun. Her şey menfaat olmuş, her şey çıkar. İyi niyet kaybolmuş kalplerde, samimiyet yok olmuş. Her şeyin farkındayım hayat, her şeyin bilincin de. Susuyorsam, sabrımdandır; susuyorsam, inancımdandır. Bir gün herkesin ettiğini bulacağındandır suskunluğum.
İnsanların sahte samimiyetlerini görüyorum, "seviyorlarım" ardındaki nefreti hissediyorum, yapmacık davranışlarını farkediyorum. Ne kadar zormuş yürekten sevecek birisini bulmak; güzel günlere inanan birisini bulmak. Kalbi güzel birisini bulmak ne kadar zormuş.
Herkesi aldatıyorsun, herkesi kandırıyorsun. Kimisine çıkar vaadediyorsun, kimisine menfaat. Herkesi yola getiriyorsun. Ayak uydurmayanları eziyorsun, direnenleri zorluyorsun. "Ben iyi kalacam" diyenleri pişman ediyorsun. Ya zorla pes ettiriyorsun, ya eziyorsun. Herkesi oyuna getiriyor, kalplerini karartıyorsun.
Ama beni yenemeyeceksin hayat, diş geçiremeyeceksin bana. Ümitlerimi çalamayacak, iyi niyetimi azaltamayacaksın. Dilim deki duayı yenemeyeceksin. Kalbimi selim, yüreğimi diri tutacam, çünkü Allah "sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz" buyurmuştur. 😞


Yorgun bir trenin dönemeçleri devirip ,dağların ayaklarının dibine serilen kentte
soluklanan garip bir yolcusuyum. Issız sokakların kaldırım taşlarını arşınlarken
korkuyorum,kalabalık sokaklarda dolaşırken de..
Tanıdık tanımadık yüzlerce simanın akıp gittiği insan seli de korkutuyor beni,
gölgemi yoldaş edip yürüdüğüm yollar da..
Kendimi arıyorum
Gençliğimi..
Çocukluğumu …
Yağmurların yıprattığı duvarlardan
Sıyrılıp düşen sıvalara sinmiş geçmişimi….
Ey sırtımı yasladığım duvar,
Kim bilebilir sen gibi beklemeyi !!
Sıfırın altında seyreden turuncu sis lambalarının altında ,dağlarla gökyüzünün birleştiği yerde
sahipleniyorum hayallerime..Geçmişime yitik hafızamda can vermeye takatim kalmamış..
Ey yırtık kalbim, yama tutmayan yüreğim..
Bu kente ilk geldiğin gün hatırında mı ?
O günkü ellerin,ayakların gözlerin sende mi ?!
Ey genzimi yakan hasret,istersen sus..biliyorsun sürgünlüğün o günden kaldığını..
Ne kadar da kolaydı aşkı romanlarda dile getirmek !! Başkalarına ait günlüklerin,
sözcüklerin üzerinden göz gezdirmek, Ne kadar da kolaydı başka hayatlar üzerinden yürümek,
nasıl olsa acıyı yaşayan başkası,ölen de…
Kendi hayatının üzerinden geçmeye yüreğin yok değil mi !! Ödün kopuyor kendi gerçeklerini,
kendi sözcüklerinle dile getirmeye..Kendinle yüzleşmeye bile cesaretin yok yüreğim….
Yere düşüp yüzlerce parçaya bölünse de, ayna içine yansıyan görüntüyü çoğaltmaktan başka
ne kaybetti kendinden ?? Sen neden parçalarına yansımaktan korkuyorsun ey gerçeklerle yüzleşmekten kendini men eden yüreğim ?
Bu kent yine soğuk,yine turuncu sis lambalarının altında üşütüyorum damarlarımdaki kanımı.Penceremden sızan ışıkların odamdaki sigara dumanına karıştığı bir gecede odun sobasının krağında çay bardağıyla sabahlara kadar sohbetim sürüyor.Bu kentin sokakları hasret kokuyor ve bu kente hâlâ kar yağıyor.
Ruhumun labirentlerinde dolaşıyorum,yazdığım şiirler odamın camından yansıyan akşam güneşlerine sırt çevirmiş,dün ve bugün arasına sınır çiziyor.Canım sıkkın,aşka kurtlar kadar aç,bütün herkese öfkeliyim.Ruhumun labirentlerinde dolaşıyor,bir zamnlarki bizi arıyorum.Biz, her günün yağmurunu bir sonraki yarına erteleyerek bu kuraklığı yarattık.Beklemesini sadece istasyonlardaki taş duvarlar biliyor.Yıllar önceki beni arayan ben,yıllar sonra aranacak bir ben daha bırakarak bu kenti terkediyorum ve beklemesini yine sırtımı yasladığım istasyonun taş duvarına bırakıyorum.
Biliyorum özlemek zor ,ama en zoru da özlememektir. Hiçbir şey yaşamamış gibiyim.Her şeyi bir odun sobasının etrafında çay içerken hatırlarım belki.
Va’dedilen gelişlerin gelmemesi zor ama, va’dettiğin gelişlerin aslında hiç olmadığını farketmek daha zor.Dahası ,çok acı… Yitirilmiş mutluluğun arkasından yitip gidiyorum işte..Seninle de,sensiz de olmuyor ey Yâr..
Senin için ne kadar acı çektim..
Ne kadar yoruldum…
Kaç uykusuz geçe geçirdim…
Karşılığını hiçbir zaman istemedim.
Bilseydin,bununla da yetinmeyi bilirdim.
Ama bilmedin...!!



Her şey boşmuş be Anne. Hiç bir şey senin yerini dolduramıyormuş, hiç kimse sen gibi sevmiyormuş. Meğer senin sevginmiş beni ayakta tutan, senin gözlerinmiş benim ışığım, senin kucağınmış benim huzurum. Ve senin o koskocaman yüreğin var ya; hani bütün acını, bütün kederini, bütün üzüntünü içinde biriktirdiğin o yüreğin; ben ölünce beni işte oraya gömsünler Anne. Şimdi yanımda olsan, sana sımsıkı sarılır bırakmazdım Anne. "Gitme" derdim, "beni bırakma Anne, sen olmayınca hep üzüyorlar beni, sen olmayınca kimse anlamıyor beni, sen olmayınca ben hep susuyorum." Biliyormusun Anne, geceleri hep sen geliyorsun aklıma, yatağıma girip başımı yastığa koyunca yüzün geliyor yüzümün önüne. Beni uyuttuğun günleri hatırlıyorum. Sonra ağlıyorum, her gece ağlıyorum Anne. Sen hep derdin ya bana "üzme babanı" diye, üzmüyorum anne. O duymasın diye gizli gizli ağlıyorum. Ne zaman aklıma düşsen, içime atıyorum seni. Bazen dayanamıyor, seni soruyorum babama. "Dünyadaki en güzel yüreğe sahipti" diye başlıyor her defasında ama sonunu getiremiyor, gözleri doluyor, nutku tutuluyor. Sonra pişman oluyorum sorduğuma, yine hayallerimde yaşatıyorum seni. Babama söyliyemiyorum ama ben çok yoruldum anne, sensiz yaşamaktan çok yoruldum. Ben seni çok özledim Anne.
