
Hava puslu... Perdeyi aralamak gelmiyor içimden. Korkularım,arzularım,can kırıklarım,beklentilerim,özlemlerim Hepsi odamın içinde yatıyor benimle. Pencereyi açsam çıkıp gidecekler belki. Çıkıp gidecekler ve kalacağım seninle. Ama daha erken... Kurt ulumaları kulaklarımda hala geçmişten . Kuytu ormanların karanlık serinliklerinin üzerime attığı örtüyü kaldırmak zor. İninden çıkan sincapların bulduğu cevizleri kırdıkları anın mutluluğu var tabii içimde bir yerlerde ama su içen Geyiklerin Aslan'lara yem olma tereddütü de yanıbaşında hemen beynimde.. Çok ta suçlamamalıyız birbirimizi aslında . Anı yaşarken içine polyyanna kaçmış çocukların umursamazlığı var belki ikimizde de ama sonrasında Napolyon'un Josephin'e ihanetinin korkusu da yok değil içimizde. Zaten yaşadıklarımız yaşanmışlıklarımızın bir fazlası bile değil daha. Sadece özlediklerimizin kapıyı çalması. Sonuna kadar aralamaya korktuğumuzdan kapıları,içeri giren ümitlerin birkaç kırıntısı. Farkındayız farkındalıklarımızın .... Farkında olmayanlardan dolayı bir araya gelişimiz zaten. Hepimiz söz vermişizdir bir daha kanmayacağım diye geçmişi terkederken. Ama yine de daha erken. Zaten ,zaten neler saçmalıyorum . Ne gerek var bu kadar zor terimlere,devrik cümlelere,yorulmuş beyinlere. Sen bana seni sevecek kadar vakit vermişken. Murat Zafer ARSLAN

Şimdi girdim eve. Yatak buz sensiz. Odanın duvarları kar tutmuş. Parmak uçlarında yürüyen bir kadın gözlerimin önünde. Sensin Sensin evin her yerinde. Sarıldım beline ,çevirdim kendime Tam yapışacağım dudaklarına Yoksun. Yoksun ama çoksun. Beynim kursağıma düştü. Düğüm düğüm boğazım. Gözümde yaş olsan sevineceğim Islaklığından ötürü. Damlan süzülecek yüzümden. Sen akacaksın tenimden. Tadın tatlının ötesi. Baldan sonrası. Adın beynimin ortası. Virgül koyacağım düşüncelerime Sonu yok. Sende kalmış noktası. Çok kısa zaman belki ama Zaman Zaman offff Zaman oldu Senden öncesi senden sonrası. Çocuk kaçtı içime çıkası yok. Aşk bindi omuzlara sanki Bindi ne kelime çöreklenip oturdu Şakası yok. Odalarda yankılanıyor kahkahaların. Gözlerinde ki mutluluk koltuğa düşmüş giderken. Sarıldım soktum içime. Girdi kalbime gözlerin Kalbimde gözlerin. Sen yoksun.... Yoksun ama çoksun. Oturdum camın kenarına Kadehimde rakım elimde sigaram Kalbimde gözlerin. Oturdum Oturdum yolunu gözlerim... MZA


Şimdi sen uyanacak ve devam edeceksin hayata. Kimi gözün güzel diyecek,kimi sakalların,kimi tenin.... Kimi güzel öpüştüğünü söyleyecek senin. Ne önemi var kalbinin. Aç bitir yiyecek paketlerine dönmüş aşklar. En ağırı tartsan otuz gram gelmez. Paylaşmaya kalksan sana bile yetmez. Yalan,riya ve içinde olmayan haya senaryolarının ertesi güne kalmayan tensel birliktelikleri. Gün batımında atılan seni seviyorum çığlıklarının gün doğumunda terkedilişleri. Herkesin birbirine karışmış eşleri. Her biten saygısız ilişkilerin ardında kalan insan leşleri. Ahirete gerek yok... Her yer cehennem ateşleri. Şimdi sen uyanacak ve devam edeceksin hayata. İyileşir sanıpta düne vuracaksın neşteri. Okeye dördüncü bulmaktan daha zor olmuş dördüncü dostu tanımlamak dünyaya. İkinciyi buldunmu piştiye razı olmalı. Ya da tercih tek kişilik çeşitli yaşam oyunları... Tek derdin yalnız olmaktan dolayı uyurken sayarsın koyunları. Haysiyeti ,onuru,gururu bıraktık. Beklentiler küçüldü.... Nerede giyindiysen orada soyunmalı.... Murat Zafer ARSLAN


Zamansız bekleyişlere üfledim dumanımı Bir kahve içiminin ertesi ..... Sonbaharın sararmış tabloları zihnimde. Ve sen ilkbaharda kalalı çok geçti üstünden. Hatta hangi ilkbahardı unutuldu bile. Kış uykusuna hazırlık yavaştan. Beyin artık yoruldu aşktan. Beden kendini yenilemeli Hele bir yaz gelsin. Gelsin hele bir. Belki başlar her şey yeni baştan... Murat Zafer ARSLAN


İlla da papatya olsun diyen kadınlar var. Bulduğu aşkı sorgulayacak belli. Senden duyduğu sevgi sözcüklerine inanmayıp Güzelim papatyayı yolacak Halbuki bilmez çiftse yaprakların sayısı Sonuç hep sevmiyor olacak. Adam akıllı ise eğer Hep tek sayılı yapraklara sahip papatyalar bulacak... Kadın da saçma bir falın kurbanı olacak... Murat Zafer ARSLAN


Rüzgar vuruyor cama kurşun gibi Delipte geçse odaya... Uçursa çarşafları,yorganı,yastığı Alsa götürse beni.... Uyunmayan gecelere savursa ve bıraksa yapayalnız kuytunun dibine. Kimse yok,kimseye hesap yok,sevgi yok,aşk yok,para yok ,pul yok.... Yokların bilinmez memleketinde ben. Gözü açılmamış Sığırcık yavrusu gibi yalnız. Ana yok,baba yok,din yok,iman yok,ağlamaya ,sevinmeye,üzülmeye, sevmeye,sevilmeye zaman yok. Zamansızlıkların ülkesi. Huzur çok.... Bunların hiçbiri yok ama huzur çok. İçinde yaşadıklarımızın getirdiği mutluluklardan doğan huzursuzluklar gerçeği. Aşk,sevgi,çoluk,çocuk,ana,baba,din,iman, para,pul,iş,güç..... Bilmesek bilirmiyiz huzursuzluğu. Alsa götürse beni rüzgar bilinmeyenlerin kuytusuna Huzurun tam ortasına...... Bilmesek özlemeyiz nasılsa.... Murat Zafer ARSLAN


Rakım da özlüyor seni Benim özlediğim gibi. Olsan ..... Buzu olsan şimdi erisen içinde... İçsem ,karışsan kana... Sarhoş olsam sana... Dolaşsan bana.. Sevişsek .... Sevişsek... Sevişsek... Hesap vermeden ona ,buna... Murat Zafer ARSLAN



Hayat bir oyun Gülmece Sevmece Sevişmece Küsmece Oyun bitince GİTMECE...... Murat Zafer ARSLAN

Şimdi şöyle çıkıpta bir gidesim var evden ağır ağır .. Yavaştan bir ıslık ağızda, cepte kanyak kenardan kenardaaannn Haliç'in kenarından Eminönü'ne kadar yürüyesim var. Sonra bir balık ekmek offff palamut diye satarlar ama aslında Norveç'ten ithal uskumru memlekette balık bitti ya anasını satayım olsun yine de güzeldir meret. hele içine bol soğan öyle bir yiyesim var. Öpüşmeyeceğim bu akşam,sevişmeyeceğim de Bu akşam balıkta yiyeceğim soğanda kanyakta içeceğim rakı da Hatta üstüne sarımsaklı cacıkta. Bu akşam hıyar olacağım kokulu mis. İşinize gelirse bu akşam ben tekim siz hepiniz.... Murat Zafer ARSLAN

Bazen değersiz vakitlerim bile çok değerlidir kimin çaldığı ile alakalı. Bazen de en değerli vakitlerim çok değersiz kime verdigimle alakalı. Murat Zafer ARSLAN

iki iki daha beş eder bence hatta üç asal sayı da değil ve altıdan iki çıkarsa dokuz kalır. matematiğim iyi olsaydı seninle beni toplayıp bizle çarpıp sana bölüp sonuçta beni çıkartırmıydım bu ilişkiden. Murat Zafer ARSLAN facebokk HAYATIMIN ŞİİRLERİ kapalı grup beklerim:ii

Karıştım kendime yine tatsız tutsuz. İçsem tüküresim var beni. Alışınca sana karışmaya Hani hafif mayhoş, biraz ekşi,biraz tatlı çok içersen sarhoş Olmayınca sen içinde ne içersen iç boş.... MZA

Bu sabah ,bu sabah Haliç'in kenarinda Ayni masa,ayni cay ,ayni garson. Bir sen eksik bu sabah. Seni kiskandigim kedi,masaya gül bırakan çiçekçi,size de çıkabilir diyen biletçi hepsi aynı bu sabah. Simit attigimiz martilar ,kıyıya vuran dalgalar,sirenleri çalan vapurlar hep aynı bu sabah. Sabah bile aynı sabah sanki. Ama hepsi,hepsi tatsız tuzsuz bu sabah. Anladım ben İstanbul u sevmiyormusum. seni sevdiğimden ötürü seviyormusum İstanbul u özlüyormusum senin yokluklarinda. Ben gelmedim buraya. Baktım oturmuşum haberim yok bu sabah Gözümde iki damla yaş kimse görmeden silmeliyim. Erkek adam ağlamaz. kendime gelmeliyim. Nahhhh ağlamaz bırak ağlamayı kanar anasını satayım. Sen olsan yine bu sabah ben adamlığı da atayım. Yok ,yok bı bok yokmuş İstanbul'da. Deniz,martı,vapur,sen olmadan hepsi boş hepsi madur. İstanbul çirkinmiş sen olmadan gözümde iki damla yaş ne adamlık kaldı ne gurur. Erkek adam ağlamaz Kendime gelmeliyim. Belki de sen olmayınca İstanbul'dan gitmeliyim. MZA

Sen beni çok yakınlarda oturuyorum zannediyorsun Ama ben o durağa dünyanın öbür ucundan geliyorum bilmiyorsun... Her gün aynı durakta iniyoruz. Aynı sokakta ayrılıyoruz. Sen bizi çok yakınlarda çalışıyoruz sanıyorsun. Ama ben seni indiğimiz durakta bekliyorum bilmiyorsun. Murat Zafer ARSLAN

Dün seni gördüğüm tramvaydayım hala. İnsem sen binsen seni görmezsem. MZA









Fırıldak gibi adamlar var ya Rüzgargülü gibi de kadınlar var bilesiniz... Bunları birbirleriyle tanıştıracaksınız. Yuvarlana yuvarlana gidecekler bu hayatta... Murat Zafer ARSLAN

Kırmızı bir koltuk Kırmızı şarap ve kirmizi dudaklar. Sevişmek için herşey hazır. Sadece pespembe düşlerimiz oyunu bozan. Hadi başlayalım. Birazdan onlarda kızaracaklar... Murat Zafer ARSLAN

Nasıl bir şey sevmek. Nasıl bir şey ağustosun sıcağında üşümek. Nasıl bir şey titremek her dokunduğunda ve elinde olmadan damarlarındaki kanınn çekilmesi ve kuruması gözlerindeki yaşın ve bilmemek sevinçten mi kederden mi ağladığını nasıl bir şey. Nasıl bir şey saatlerce bakmak ve sabaha dek seyretmek ve hiç düşünmemek hiç bir şeyi..... Nasıl bir şey her şeyi terkedebilecek kadar cesaretli olmak Nasıl bir şey bazen kendi vücudunda iğrendiklerini O"nda gördüğünde tapmak. Nasıl bir şey sen olduğunu unutmak O olmak O'nda yaşamak. Nasıl bir şey güneşe dokunacak kadar cesaretli olmak tek bir saniye yanında olabilmek adına. Nasıl,nasıl,nasıl offffffffffffffff nasıl bir şey sadece bir tek öpüşe buza sarılarak yatmayı kabul etmek. Nasıl bir şey sevmek? Yanında olduğunda kabullenmek herşeyi, uzaktayken kavga ettiğin herşeyi unutmak nasıl bir şey. Nasıl bir şey yok olmak O'nda Nasıl bir şey terini bile koklamak ve aylar sonra bile her seviştiğinde senden gitmesin diye yıkanmamayı düşünmek. Murat Zafer ARSLAN


Kitabına küfrettiğim zamanlara küfrediyorum şimdi. Harcadığım vakitlere ,özlediğim gecelere, beklediğim köşelere .Rakım elimde ,küfür dilimde, sen beynimde. Gittiğin yere kadar yolun var. Hatta sonrası da senin.istersen buluşalım. Biraz. konuşalım .Sonra birlikte küfredelim gelmişe,geçmişe, ama gelecek hariç. O benim.... Murat Zafer ARSLAN

Dolabı açtım az önce. Elbise dolabını. Uzun zamandır giymediğim ceket. Giydim. İç cebinde bir peçete. Unutulmuş giyildiği son günden beri. Üstünde bir telefon. Arasam sen çıkacaksın. Ya da değişti kimbilir. Yüzümde hafif bir tebessüm. Nasıl telaşlı bir sevinç ve ne manyak bir heyecan O gece yaşanan. Sonrasında sana verdiğim hayatımın yüzde beşi ve senden aldığım eşi. Camdan baktım dışarı. Sigaramdan bir nefes. Tenimde hissettim güneşi. Unutulmuş peçete cebimde. Şimdi elimde. Buruşturdum ....attım dışarı. Geçmişi attığım gibi benden. Son bir hatıraydı belki. Son bir kalan. Ama çok oldu gideli senden. Aşkımızı anlatırken bahsederdik Aslı ile Kerem'den. Şimdi unutmuşum bile en son öptüm nerenden... Anladım ki her şey yalan Her şey boş. Kimse seviyor diye ölmüyor veremden... Murat Zafer ARSLAN

Sonbahar... Sarı yapraklara mektuplar yazma vakti... Rüzgarın yüzümü okşadığı sabahlar. Okula giden çocukların neşeli çığlıkları sokakta. Hepsi tasasız ,umursuz. Kokusu sinmiş aşkların, balkondaki Saraypatı'ların üstüne. Fincanda yalnızlık kahvesi. Çok önemli olmayan telvesi, bakılmak istenmeyen falından ötürü. Kışa hazırlanan karıncaların çalışkanlığının aksine tembel bedenim. Sorarsanız: yok bir nedenim.. Güneş te karamsar çıkıp çıkmamakta bulutların arasından. Sabah güneşi sidikliye vururmuş rivayetinden korkuyla çıksa da kaçıracağım zaten yüzümü. Ağır ağır ayaklanıp yollara düşme zamanı. Boğuyor şehrin çığlıkları beni artık. Bir küçük sandal ,bir olta ve tahtadan kulübe özlemim. Bi de kocaman omuz arıyor dayanmak için gözlerim. Neyse gidiyorum yavaştan. Sabah sabah ağır gelmesin sözlerim. Murat Zafer ARSLAN...

Sana bir şey olduğunda ben yaşayamam diyorum.. Gülüyorsun. Nefesimiz bile ortak Bilmiyorsun... Murat Zafer ARSLAN

Sen hiç,hiç oldun mu? Hiç,hiçe sahip oldun mu? Senin hiç,hiçin oldu mu? Ben bir hiçim senin olayım mı? Seninle dolayım mı? Murat Zafer ARSLAN

Dağ çiçeklerine upuzun geceler çizdim. Kadifeden zirvelerinde oturdum. Camdan aynalardı etekleri. Sen yansıdın sonsuzluklarında. Gözümü kamaştırdın.. Sürgüne göndermiştim kendimi. Sensiz doğan güneşe yansıdı bakışlarım. O beni yaktı ,ben onu. Kül olduk. Sana savrulduk... Murat Zafer ARSLAN

Zamanı geçmiş portakal gibi çürümüş içim. Sıksan sen dökülürsün yüreğimden... Murat Zafer ARSLAN