
Sesinin kıyısında duruyorum, bütün ihtimaller ağır yaralı. Gecenin lanetli çocukları gibiyiz, karalı ömrümüzün bütün yazgıları. Kırık dökük ojelerinden öpüyorum parmaklarını, sen ter'imi siliyorsun, tenin kıyamet.
Sonra şiir içi maviliklerden dönen kuşları izliyoruz, bu bizim kalabalıklara kör olma ahdimiz!..
.....



Biz senin ile kalabalıkların anlamaya çalıştıkları bir travmayız. Biz senin ile bütün savaşların ortasında, günden güne ölen çocuklar etrafımızda, İstiklâl caddesi üzerinde tramvay yoluna nazır bir kaldırımdayız. Elimizde kutsanmış kitapların sayfaları arasında kurutulmuş, insandan insana unutulmuş şiirler.
Biz senin ile kalabalıkların anlamaya çalıştıkları bir travmayız! Vitrinler ve ışıklı günün arasından geçiyoruz. Sokaklar kanı bitlenmiş seslere teslim. Susa susa sevişiyoruz.
Don atlet, renk renk, su akımı, tül perde, yalınayak sevişiyoruz. Üstelik her gün, yılın, ayın, haftanın, ömrümüzün her günü; tepeden tırnağa ayrı ayrı uyanıyoruz!
Biz senin ile kalabalıkların atlatmaya çalıştıkları bir travmayız!
Terin terimin, terim terinin ispinoz kuşu. Hüznü hüznümün, gülüşü gülüşümün, yalnızlığı yalnızlığımın kapı komşusu...
.....
Mansur










Lele kurban ben olayım
Ah göğsünde ben olayım
Lele kurban ben olayım
Ah göğsünde ben olayım
Senin yerin sıcak kalsın
Ah yine giden ben olayım
Senin yerin sıcak kalsın
Ah yine giden ben olayım
Lele kurban zor gelir
Dağlara giden zor gelir
Lele kurban zor gelir
Dağlara giden zor gelir
Avcı yaralar kekliği
Altuma giden zor gelir
Avcı yaralar kekliği
Altuma giden zor gelir
Lele kurban boşa gider
Ne söylersen boşa gider
Lele kurban boşa gider
Ne söylersen boşa gider
Çiğnenir ektiğin güller
Ah emeklerin boşa gider
Çiğnenir ektiğin güller
Ah emeklerin boşa gider
Lele kurban gülü verin
Dönemsem de gülü verin
Lele kurban gülü verin
Dönemsem de gülü verin
Mayın tarlasına düştüm
Kan kırmızı gül verin
Mayın tarlasına düştüm
Kan kırmızı gül verin
Hey, sırrın vermez bu dağlar, bu dağlar
Ah, koynunda kartal besler
Ah, geri vermez, geri vermez, geri vermez
Geri vermez bu dağlar
Kaynak: LyricFind
Besteciler: Yusuf Hayaloglu / Ahmet Kaya

Kaç kişi öper sevgililiğini ayak parmaklarının ucundan?
Hoş geldin demektir bu.
Kaç kişi aşık olduğu kadının ya da adamın kasıklarındaki kokuyu çeker ciğerlerine?
Bu iyi ki varsın demektir.
Kaç kişi beraber uyuduğu insanı o uykusunda iken izleyip şükür eder?
Hep ol demektir bu.
Kaç kişi bir kucak içi kadar yer sayar Dünya'yı?
Sana ölürüm demektir bu.
...
Sürükleniyoruz!
Kalbim...
Kalbim, biz bu olanlara ve bu ölenlere ve bu yollara üşüyelim bir ömrü, bir ömür.
......
...
Mansur Başusta


Zaman ağır işliyor; Hani çiçeklerin kokusu, kuş sesleri, ayıpsız sevişmeler, ekmek tadı, hani tanrılar, alfabeler..
Zaman ağır işliyor; Ve baba gibi adamlar ile anne kokulu kadınlar dirhem dirhem ölüyorlar.
Geceler upuzun, günler günah, isimler yazık kalıyorlar.
Bir pencerenin dışı içeride ki yalnızlığı anlatmak içindir bazen...
Bazen bir pencerenin önü ve bir pencerenin ardı arasında ki farktır bütün kederin. Öldü benim Babam bir pencerenin önünde, bir pencerenin ardında öldü benim Babam. Bir anda büyümüş buldum kendimi.
Kırıldı çocukluğumun pencere camları;
bu üşümek, şu boşluk, o beter eksiklik bana bir'az da Babam'dan yadiğar kaldı.
...
Mansur Başusta


Cümle içinde kurulu sevişmelere düşüyorduk birbirimiz dışında. Gövdemizi alıp birbirimize gelme isteğimizi facia bir gecenin kıyısında bileklerini kesen bir kelebek cesedi gibi soğuttuk hep. Bu yüzden başka hikayelerde piç olan ömürlerimizin kırık dökük yüzlerini taşıyoruz, artık her ayna sırlı bir tabut aslında.
Merhaba...








Günaydın sade yalnızlıklar, uzadıkça derinleşen sessizlikler, özlemek ve sevmek mânasına gelen şiirler, kuş vuruluşunda ölen gülüş günaydın...
Günaydın mevsim harici çiçekler, hapishane voltasında durur gibi yürüyen fabrika işçileri, kıytırık kalabalıklar günaydın...
Günaydın ruj lekesi, içinin sevgiliye için için yanması, gazete manşetleri, sağır tanrılar, lâl tanrılar, kör tanrılar günaydın...
Günaydın harfler, karanfil soluşu, su düşüşü günaydın..
Günaydın memleket, günaydın, günaydın...
....













