

Eğer Yalnızlığın Ayazında
Titriyorsa YÜREĞİN,YÜREĞİNİ al
ve Gel. ...!!
_____Gecenin en Suskun Saatlerinde
Paylaşırız Sessizliği..!!
______Anlatır GÖZLERİN, İncinen
RUHUN Kimsesizliğini..!!
____Yıldızlar Kayarken Tüm
Dileklerimi Unuturum
GÖZLERİNDE..!!
______Hüzünlerimize Meze Olur
Tüm Şarkılar..!!
____SEN bir Kere Çal Yeter
KALBİMİN Kapısını..!!
___İÇİMİN en Derin Köşesinde
AĞIRLARIM SENİ.!!

Ben hiç ölesiye sevilmedim biliyormusun, bana kimse aşıkda olmadı. Her şeyi göze alacak, herkesi karşısına alacak kadarda kimse sevmedi beni. "Sen olmazsan yaşayamam" sözünü hiç duymadım ben mesela ya da "senin için yaşıyorum ben". Bana kimse şiir de yazmadı, ya da ne biliyim durduk yere "özledim" falan. Bu yüzden çok bilmiyorum sevilmenin ne demek olduğunu, fazla anlatamam da. Ama sevmenin ne demek olduğunu merak ediyorsan, onu çok iyi biliyorum. İstersen uzun uzun anlatırımda. Uykusuz geçen gecelerimden başlarım mesela ya da aklımdan hiç çıkmayışından. Hayatımın nasıl alt üst olduğunu, yüreğimin nasıl darmadağın olduğunu beyninde kiyametlerin nasil koptuğunu anlatırım sana. Çok fazla ayrılık şarkısı söylemem, sesim iyi değildir benim ama yazdığım aşk şiirlerini ezbere okurum sana. Avuç içlerindeki çizgilerinden bahsederim sana, birde güldüğünde sol yanağının altında oluşan gamzesinden. Yıllardır kurduğum hayallerimden, bir günde nasıl vazgeçtiğimi anlatırım; onu bir başkasıyla el ele gördüğümde, sevgiye olan inancımı nasıl kaybettiğimi. Sen yeter ki iste, uzun uzun anlatırım ben sana, hep sevipte, hiç sevilmemenin ne demek olduğunu.
SADECE SEV İSTEDİM.....

gerçekleştiremediğim bütün hayallerimi döktüm O akşam


GÜVENSİZ KALPLERİMİZİ
KARAKTERSİZ İNSANLARA BORÇLUYUZ



Ne çok ayrılıklar yaşadık !!
Ta ilk okulda başladı ayrılıklar, en sevdiğimiz arkadaşlarımızdan ayrıldık.
Sonra biraz serpildik ve hayatımız boyunca özlemini yaşayacağımız çocukluğumuzdan ayrıldık...
Ne sevdalardan ayrildik.onca anıyı, huzuru hayatımızda birdaha asla bulamayacağımız ve yaşayamayacağımız , tadının damağımızda kaldığı günlerimizden ayrıldık... Uykularımızdan bile ayrıldık biz aslında , başımızı yastığa koyar koymaz uyuduğumuz uykularımızdan... Gençliğimizden ayrıldık kıymetini bilemediğimiz gençliğimizden...
Hayat öyle zor sınavlardan geçirdi ki bizi,hiç bilmediğimiz bilmediğimiz yollar şehirler insanlar ve bütün sorular çıkmaz sokakların başı idi ve öyle bir sınav ki hanı bir yanlış iki doğruyu götürür ya oysa bir soru bütün bir hayatı götürdü sevdiklerimizden ayrıldık hemde bir daha hiç görmemek üzere...
Bazende hastalıkta ve sağlıkta bir ömür beraber olacağız diye yemin ettiğimiz insanlardan ayrıldık...
Dedim ya ne çok ayrılıklar yaşadık ağzı, dili, sözü olmayan Ama biz yaşadıkça yakamızı asla bırakmayan !!

Sen kırk yılda bir gibisin.
Sen içimdeki çocuğun sessiz çığlığı,
Sen içimdeki yaşlı adamın yalnızlığındaki görünmeyen yüzüsün.
Hiç yazılmamış ve belki de hiç yazılmayacak alın yazımsın,
Ve hiç yaşayamayacağım ikinci hayatımsın.
Sen ilksin…
İlk aşık olduğum, ilk çıktığım, ilk üzüldüğüm değilsin
Ama sadece ilksin.
Kimsin?
Nerden geldin?
Nereye gidiyorsun bilmiyorum,
Ama biliyorum “Gideceksin”.
Yüzüne baktığım zaman gördüklerimi bağırmak istiyorum
Ama korkuyorum bir daha görememekten.
Ve susuyorum…
Bu ben değilim aslında
Korkan, susan,kaçan…
Kim bilir belki de bu senin hayat boyu üzerinde çalıştığın,
Usta hareketlerle şekil verdiğin,
Ruhunun bir kısmını üzerine üflediğin,
Ve bana verdiğin bir sanat eseri.
Senin Şekillendirdiğin hayatın bir parçasıyım.
Bu Benmiyim bilmiyorum.
Sen en az ortak özelliği olanımsın,
Sen en küçüğüsün hayatımın
Ve en büyüğü kalbimin.
Kalabalıkta ki yalnızlığım,
Gürültünün ortasındaki sessizliğim,
Unutmadığım birkaç isimden biri,
Ve sen ilk sustuğumsun.
Sen yolda yürürken hayalini kurduğum
Ama hayallerime sığamayacağın kadara güzel olan
Ve bi o kadara da ulaşamayacağımsın…
Sen, hep hayalini kurduğum
Kimselerin ve benim de bilmediğim o yerde
Denize bakan ağaçların arasındaki ahşap evimin önünde
Yakamozu seyreden kişisin…
Sen aşkımla kalbini vurmak istediğim,
Ama vuramadığım tek hedefsin.
Sen benim yağmurlu ve karanlık bir gecenden amansız çıkıp gelen
Müjdeli haberimsin.
Sen yüzüne severek dokunmak istediğim
Ama bir türlü dokunamadığım ilk insansın.
Sen ilk yazdığım değil
İlk sakladığım şiirsin.
Sen ilk girdiğim sınav değil,
İlk kaybettiğim sınavsın.
Sen yaşadığım değil
Yaşamadığım hayatımsın.
Ve sen hayatımın ilk sonusun.
Sen bu kokuşmuş dünyada yıllardır aradığım ve geç bulduğum
Masum çocuk yüzüsün.
Uzağımdaki yakınım, yakınımdaki uzağımsın.
En yakınında olmak istediğim ama en uzağında olmam gerekensin.
Ve aslında sen ilk ve teksin.

Her şey güzeldi bir zaman, çok önce
Şehirler, insanlar, güneş deniz
Mutluluğumu görebilirdiniz
Çökmeseydi içime bu son gece
Her şey bir anda bitmeseydi, yazık
Olmasaydı gençliğime aptalca
Belki de o yerlere varırdık
O uzak dağlara ulu: koskoca
Orada her şey değişirdi belki
Açardı umutlarımız bakarsın
Ateş rengi, kan rengi güller gibi
Toprağında kim bilir hangi aşkın
Oysa şimdi nerdeyiz, neyiz bak
Her umut belirtisinden uzağız
O sevilmiş gözlerde saf ve berrak
Bir ayna bile yok bakacağımız
Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk
Bozkırlardır uzayan önümüzde
Kime baksan o yüz: veremli, soluk
Tek mavi kalmamış gökyüzümüzde
Her yerde bitmişliği güzelliğin
Kum kamyonları putreller betonlar
Sonra ta beşikten mezara deyin
Sıfırlar, yüzler, binler ve milyonlar
Hadi öl bakalım ölebilirsen
Zincirlerle bağlıyken yaşamaya
Omuzla yükünü, hadi yalnız sen
İsterse gücün olmasın taşımaya
Yenik düşmüşüz işte gerçek ortada
Çökmüş boynumuza zulmün elleri
Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da
Bir mahkum gibiyiz kaç yıldan beri
Yargıç hükmünü çoktan vermiş oku
Boynundaki yaşamak fermanını
Yaşamak sonra ölmek; iki korku
Geri getirmezken bir anını
Terkedilmiş şehirleri bilirsin
Bilirsin gömülmüş uygarlıkları
Ve düşün ki; patlaması bilincin
Yırtmaya yetmiyor karanlıkları
Öyleyse çek sapla göğe bıçağını
De ki; benim işim tanrılıktan güç
Benim hem yüksek, hem en aşağı
İşte ellerimde sonsuzluk ve hiç
De ki; ömür verdin; en büyük yalan
De ki; beden verdin; içi boş ve kof
İşte! yüce eserin, işte insan
Ve yırt göğsünü, vura vura bağır: ve avazin çıkana kadar bagir.

AL BENIM ÖMRÜM AL. Yüreğine Sar Beni...
Al Seninim İşte!
Belki de İlk Kez Böylesine Koşulsuz Sunuyorum Varlığımı Bir Başkasına...
Ve Biliyor musun?
En Çok da Buna Şaşıyorum...!
Onca Acı, Onca Kaybedilmiş Zamanların Ardından...
Onca Yitirilmiş Umudun, Onca Çalınmış Düşlerimin Sızısında İlk Kez Korkmuyorum Hiç Bir Şeyden...
İlk Kez Aldırmıyorum Olacaklara, İlk Kez Düşünmüyorum Sonumu...
Olur da Yanarsa Canım...
Olur da Kaybedersem Yolumu...
Varsın Olsun...
Varsın Solsun Gölümde Açtırdığın Çiçeklerim...
Bakışlarıma Vuran Sevinci Söküp Alsın İsterse...
Cam Kesiği Gibi Ağrılı Bir Pişmanlığı Bıraksan da...
Seni Sevmenin Bedeli Ne Olacaksa Olsun...
Varsın Bir Daha Sabah Olmasın...
Varsın Güneşi Bir Kez Daha Görüp, Şöyle Doyasıya Bir Nefes Daha Çekmeyeyim Dolu Dolu İçime...
Varsın Umudum Kanasın Dursun Gözlerimde...
Varsın Olsun...
Her Şeyi Göze Almışım Uğrunda...
Seninim Yar...
Kalbin Sevgimle Dolsun ;

AH DELİ GÖNLÜM
Çok istiyordum sevilmeyi ama fark ettim ki sevilmek için sevmeyi çok bilmem gerek. Haksızlıktı, bencillikti, sevmeyi bilmeden sevilmeyi istemek.
Güvenmeyi çok istiyordum, yine fark ettim ki güvenmek için çok güvenilir olmak gerek. Akılsızlıktı, boş hayaldi, boş umuttu güvenmeyi öğrenmeden, güvenilir olmayı istemek.
Kendim boşlukta, gözlerim boşlukta, sözlerim boşlukta, sesim bir kulağa değmiyordu. Düşündüm ki sesim bir kulağa değmeden, sesler kulağıma değmez, boşluktan dolu çıkmaz ve ben boşsam kimse beni doldurmaz, dolduramaz.
Sonunda anladım ki sen hazır olduğunda sevilmeye, sen hazır olduğunda güvenilmeye, sen hazır olduğunda dolu taraftan bakmaya ve sen hazır olduğunda bir kulağa değecek ses olmaya. Bir kulaktan bir ses gelecek sana değen, bir yerlerden çıkacak seni seven ve hiç ummadığın bir taraftan gelecek sana güvenen.
Gördüm ki sen böyleyken geldiğinde biri, bileceksin değerini, bilecek değerini ve yaşanacak mutluluklar olacak. Bildim ki böyle birini çağırmaya hazır olmak gerek, çağırdığının gelmesi için.
‘’Ah benim eşkıya gönlüm! Ah benim, deli gönlüm! Ah benim uslanmaz gönlüm, yeni mi öğrendin bunları’’, dedim. Gönlüm usulca fısıldadı bana ‘’ Bunları yaşamadan, beni yormadan, beni eşkıya, beni deli, beni uslanmaz yapmadan ve beni dinlendirecek bir döşek aramadan, bilemezdin bunları. Kendine haksızlık etme’’
‘’Ah deli gönlüm! Al sana ovalarında uçuşacak kelebekler yığını, kov gitsin sana çöreklenmiş yalnızlığımı, boz benim garip suskunluğumu. Ah eşkıya gönlüm! Beklediğin ve hak ettiğin güneşli bir ılık bahara bırakıyorum seni, yeni bir gün bu, beklediğin özlediğin bir gün bu. Ben yalnızlığımı da alıp gidiyorum şimdi. Gönlüm seni sana getirdiğimle bırakıyorum, biliyorum uslanacaksın artık.’’

Gözlerin gözlerime değince tarifsiz çarpardı kalbim
Adeta yok oluyordum bakışlarında
Kalbim o kadar seninle dolu ki
.Seni tanıdıktan sonra,
Aşkın varolduğuna inancım arttı
Seni tanıktan sonra,
Yaşamanın tadını anladım
Hayatımın anlamını sende bulmaksa,
Her doğan güneşle içimdeki aşkla ısınmaksa,
Sıkıntıya düştüğüm her an gülümsemeni düşünüp tebessüm etmekse,
Tüm saniyelerimi seninle doldurabilmekse,
Eğer yaşamaksa seni sevmek,
Gözlerimi kapattığım her saniye seni düşlemekse,
Uyumadan önce en son, uyanınca ilk kez seni düşünmekse,
Nefes aldığım her an benimle olduğun için şükretmekse,
Benim bütün SERVETİM senmişsin
Seni çok seviyormuşum.

ERKEK.olmak;MÜKEMELLİĞİNİ birçok KADINDA ISPAT etmek degildir TEK BİR KADINA Mukemmelligi yaşatabilmektir KADIN olmak her ERKEKTE bir parça bırakmak degil,bir ERKEKTE bütün olabilmektir;

Derin bir insanım ben, Herkes anlayamaz .. Gülümsemelerim kahkahalarım çoktur. Ama bir o kadarda üzüntülerim, hayal kırıklıklarım da çoktur. Hepsini gülümsemelerimin arasına saklar, kendime mutluluk maskesi yaparım. "İyiyim" derim soranlara, "bişeyim yok herşey yolunda" derim. Ama kimse bilmez yorgunluğumu, suskunluğumu, sessizliğimi, kızgınlığımı, dargınlığımı, kırılmışlığımı ve en başta hayallerimin intiharını.. Dedim ya herkes anlayamaz işte . ŞU BİR GERÇEKKİ IÇİMİZDEKİ KIYAMET KOPMAK ÜZERE

. Bir yavan haldeyim ,
Ne saklım saklı, ne bilinir gizlim
Bir boşluk' ki dolmuyor içim
Ne nâkışım nâkış, ne tamamdır bitiğim ...
Bir ürkek haldeyim ,
Ne sedâm duyulur, ne az olur sesim
Araftayım,
susuz bir halde
Ne serabım serab
Ne ab - ı içtiğim ...
Bir bilinmez hâldeyim
Ne bildiğim yalan, ne gerçek bildiğim ...
Akıbetimiz hayr ola
_____________

Zaman geçsin diye bekle, zamanı gelsin diye bekle.
Anlatmak için bekle, anlaşılmak için bekle.
Bulmak için bekle, bulunmak için bekle, buluşmak için bekle.
Başlasın diye bekle, bitsin diye bekle.
Sabahı bekle, geceyi bekle, baharı bekle, yazı bekle, yarını bekle, yeni yılı bekle.
Daha iyisi için bekle, daha yenisini bekle.
Sabırdan bekle, çaresizlikten bekle, panikle bekle, vazgeçerken bekle.
Plan yap bekle, hayal kur bekle.
Değişsin diye bekle, dönüşsün diye bekle.
Bir bekle, iki bekle.
Hayat geçsin önünden
geçip gitsin,
sen bekle...

Acim Geçmedi… Alıştım Sadece
İnsanlar geçmişlerine en büyük ihaneti unutarak yapar. Benim geçmeyen geçmişim hep şimdimde duruyor. Anılar unutmayı zorlaştırmak için verilmiş cezalardır sevgilim. Ben bu cezaya gülümsüyorum. Senin bıraktığın hiçbir şey ardımda kalmadı benim. İnsana en uzak düşen şey, bilerek geride bıraktıklarıdır çünkü… Kalbimdeki yerine hiç ihanet etmedim. Gidişin hiç bitmedi bende. Kaybedecek de olsam bir yolum vardı sende. Ve hayat o kadar kuralsızdır ki bazen, oyunu kuralına göre oynamak bile kazandırmaz insana. Seni kaybedeceğimi bile bile oynadım bu oyunu. Utanmaktan utanmadan…
Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.
Beni mutlu edecek yalanlar söylemeyi öğrendim sensizlikte. Küçük mutluluklara büyüteçle bakmayı bildim. Sustum öylece. Konuşamadım sensizlikle. Gidişini haklı gösterecek uyduruk bahaneler buldum kendime. Sustum öylece… Kimse benim kadar sessiz susamazdı. Zaten o eski tadı da kalmadı susmaların kime sorsam konuşuyor şimdi. O kadar sustum ki sensizliğe, sessizliğimde boğuldum her gece. Çok düşündüm seni düşünmemeyi. (Düşünmekle olmuyormuş seni düşünmemek). Keşke bana beni nasıl unuttuğunu öğretseydin, belki ben de sana uyardım. Anlamadığım tek şey bende duran zaman sende nasıl geçiyor?
Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.
Ben senden mutlu bir son değil, mutlu bir sonsuzluk istemiştim. Anlamadın! Belki de seni güzelleştiren, hayatın çirkinliğiydi… Bunu da ben anlamadım! Acaba benimle mutlu olduğun için mi beraberdin yoksa ben mutlu olduğum için mi? Bu sorunun da cevabını bırakmadın. Sadece gittin. Aşk ne senin bende gördüğündür ne de benim sende gördüğüm. Aşk birlikte gördüğümüzdür sevgili. Seninle aynı değilmiş aşka bakışımız. Sen benden kusursuz bir aşk istedin, ben senden yaşanabilir bir aşk. Belki bu yüzyılın insanı değilsin diyeceksin bana ama bence aşk karşındaki insan çırılçıplakken bile gözlerini onun gözlerinden ayırmamaktır sevgili. Bu kadar temiz severken seni, koca bir hayatı kirletip terk ettin beni. Bu hayat seni unutabileceğim kadar uzun değil sevgili.
Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.
Sen bir katilsin ama suç işlemedin. Suç işlemeden katil olanlar sadece kalp kıranlardır. Keşke “beni” öldürseydin kalbimi değil! Üzülme sakın. Yaşayan ölülere yas tutulmaz sevgili. Ağlarken bile güzel kalmayı becerebilen yüzünle hatırlıyorum seni. Bensiz de yaşayabilecekken, beni tercih edendin o zamanlar. Nasıl da inanmıştım konuştuklarına. “Sevdim” demiştin, hatırla. Oysa sevilmekten önce güvenilmek isterdim ben. Daha ilk kıskançlığımda çekip gittin. Kıskanmak aşkın bencil yüzüdür sevgilim. O kadar da mı hatrım yoktu sende? Aşkı meslek edinmiş yüreğin meğer ne kadar da hazırmış her yeni başlangıca hazin bir son bulmaya… İçindeki eksikliği boşluk zanneden sevgilim şimdi gözlerimizin her çarpışmasında kırılan kalbimin parçaları hayatıma batıyor biliyor musun?
Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.
Aramıza kaç dünya girdi kim bilir? Senden sonra öyle büyük bedeller ödedim ki… Senin yalan ve ihanete ödediğin bedelin çok daha ağırını ben dürüstlüğüme ödedim. Ömrüne kattığın mutluluğu, benim hayatımdan çalman doğru muydu sence? Gözlerin beni ararken benden önce kaç gözde kirlendi kim bilir? Bunun hesabını hiç sormadım ben sana. Ama sen geçmişimi kabullenemediğin için, geçmişime sahip olmaya çalıştın. Benim olmak için değil, ait olmak için sahiplendin. Yine yanıldın! Değişirsin diye çok bekledim. Ve anladım ki insan değişir ama bizi asıl üzen hiç değişmeyenlerdir. Yaralar acıyı saklar, izleri hayatı gösterir. Gözlerini biraz aralayabilseydin, sana aydınlığı öğretecektim. Şimdi geceyi yak ki ışısın. Gidişini affetmeyişimdendir bu gaddar halim. Senden çok daha alaları beklese de kapımda, ben şairim kıyamam turnayı gözünden vurmaya…
Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.
İnsanı yaşatan ve ayakta tutan umutların, bir gün insanı öldüren umutlara dönüşmesi ne acı. Hâlbuki bütün bunlara ne gerek vardı? Hayat beni sensizken de uzun uzun öldürüyordu zaten. Ah bir de ölmeyip böyle benim gibi yaralı kaldın mı vay haline. Zamanla biter diye diye zamanı bitiriyor omzunda ağladığın dostların. Hâlbuki zaman acıyı bitirmez, dönüştürür sevgilim. Doğru tecrübeleri körelten, yanlış sıralamalardır. Başlamak bitirmenin yarısıysa, yanlış başlamak hatanın tamamıdır. Yanlış aşkta kazanmaksa, aslında kaybeden olduğunu bilmemekmiş… Bütün bunları bana sen öğrettin. Bilmeden… Her “yeniden”, gerçekten yeniydi eskiden. Şimdi her başlangıç, bitişini ezbere bildiğimize merhaba demek yeniden ve yeniden. İşte hayat böyle susturuyor insanı bazen. Başlıyorsun ama sonunu getiremiyorsun. Her şey o bildik ayrılığa çıkıyor çünkü… Böyle zamanlarda basiretin bağlanır, dilin kurur, kalbin donar. Başladığın cümleni kendin bitiremezsen, noktayı başkası koyar.
Acım Geçmedi… Alıştım sadece.
Görmeyen göz değil, insandır aslında ve gözler, dudaklar kıpırdamadan konuşabilir.
Aşk varlığın değil yokluğun kaybıdır.
O kadar bencildi ki acıdığı insanlar bile kendine benziyordu.
İyinin kötüsüyle, kötünün iyisini birbirinden ayıramadığımız sürece, en kötünün hangisi olduğunu asla öğrenemeyiz.
Hep aynı değişiklikleri yaşıyorsan, değişen hiçbir şey yoktur.
Hangisi daha zor? Bir cennetteki mutsuz olmak mı, bir cehennemdeki mutlu olmak mı

Bir kere biterse, biter.
Sen "tekrar barışırız" sandığında bile çoktan bitmiştir artık.
Sen "yine düzeldi" zannederken, pılını pırtını alıp çoktan gitmiştir aslında.
Gitmek, ayaklarla yapılan bir eylem değildir. Kalpten gitmişse, ayakların gitmesine gerek kalmaz ki!
Bir kere biterse, biter.
Sen hala "seviyorum" derken, senden habersiz çoktan soğumuştur kalbin. Sen ortalık toparlanıyor zannederken, çoktan dağılmıştır her şey.
Bir kere biterse, biter.
Ne yaşanmışlıklar yeter yeniden başlatmaya, ne de bundan sonra yaşanacaklar.
Çünkü bitirmeyi göze alan, sensizliği göze almıştır çoktan.....

seni üzenleri hayatindan sileceksin gerekirse en iyisi mi bir kurşun sık hayatın orta yerine barut izleri kalsın ellerinde ama sakin kimseyi satma


Bakmayın Etrafımın Bu Kadar Kalabalık Olduğuna, Adı Sadece Kalabalıktır Aslında. .
Bakmayın Siz Benim Telefonumun Bu Kadar Çaldığına, İhtiyacım Olduğunda Kimse Aramaz Aslında. . .
Bakmayın Siz Benim Bu Kadar Neşeli Olduğuma, Tebessümlerimden Hüzün, Kahkahalarımdan İsyan Kopar Aslında. . .
Bakmayın Siz Benim Gözlerimin Işıl Işıl Parladığına, Bakmasını Bilen Fark Eder Buğuludur Hep Aslında...

Hataları mın bedelini ben odeyeceksem hakkımda yorum yapmak kimsenin haddi değil

(DİVANE) CESARETİN VARSA____YÜREĞİME GEL BİTANEM..._Tut elimden sevdiğim Sil akan yaşları yanağımdan....!______Sar yüreğimi, yüreğindeki ateşle...!_____Sil geçmişin tüm yüklerini, doldur boşalan yeri varlığınla.....!____Güldürgülmeyen kaderimi...!______ Tut yarim elimden bugünüm ol, yarınım ol, umudum ol, gören gözlerim ol, hissettir varlığını varlığıma....!_______ Gel yarim.....!!! CANIMA CAN, YÜREĞİME YÜREK OL.! CESARETİN VARSA....______SEN________kalemimin ucundan damlayan yürek sesim.. !!!_____nasıl başladığına bilemediğim.. çözemediğim gönül bağım.. !!!!____bir kıvılcımla yüreğimi yakan bir sevda yangınım.!!________SEN__________gitmek isteyipte gidemediğim şehir.. ______dokunmak istedikçe uzaklaşan bir hayal özlemlerle örülü bir orman yangınım..!!!!___ yaktıkça yakan sevda ateşim.. !_________SEN________tadına doyulamayan bir ömür meyvesi.. kimi zaman zamanlarımdan çalışlarım.. zaman hırsızım..!!!____tadına doyamadığım..cennet mevsimim..!_______SEN___________cesaretsizliğim, korkaklığımla ördüğüm..! dönmeyi başaramadığım hayat yolum.. sonum.. ilklerim.. hece hece ezberim.. !_______ SEN_______yüreğimdeki son durağım.. benim ol diyemediğim.. kaybetmeyi istemediğim huzur limanım..! evet.. ________SEN..! işte SEN..! sadece sustuğum.. her sustuğumda bir kelam beklediğim.. !!!!___SEN..! SEN..! işte öyle.. ! sadece SEn.

Nasıl mi seviyorum seni? Kimi zaman nefes almayı unutuyorum. Yanındayken bile özlüyorum seni. Sen öyle büyüyorsun ki içimde gun geçtikçe ben giderek sen oluyorum. Nasıl mi seviyorum seni iyi dinle bak. Delicesine nefret edersin. İçinden bildiğin buyun küfürleri sıralamaya başlarsın. Daha sonra gözlerinin içine öyle bir bakar ki eriyip bitersin. Sanki daha önce küfür eden sen değil missin gibi bildiğin bütün küfürler yok olur bir anda. Geriye sadece bir tek şey kalır. Yalnız gözleri. Sonra özlemeye başlarsın deli gibi. Her baktığın yerde onu görmek istersin . Dünya daha bir güzel gözükmeye baslar. Yasak olduğunu bile bile sevmeye devam edersin. Yeri gelir adini anmaya korkarsın. Ya biri duyarda ya oda severse onu diye. O yanında yokken adi kalbini daha çok arttırmaya yarar. Delice beklersin onu göreceğin ani. Gözlerinin daldığı tek yer gözleri olmuştur çoktan. Bak iste ben seni böyle sevdim...


Gidene kaldı demem kalana git demem giden yolunu kalan yerini bilir


Gidersen kırılır kanatları bütün kuşların
Gidersen her bahar açmaz aynı gül
Aşkın ötüşüne şakıyan bülbül bir daha ötmez
Yanar içimdeki bütün dehlizler
Sevdiğin o mavi bir daha gelmez
Griye boyanır bütün denizler
Uzatma ellerini tutamam bir daha diyorsun
Gözlerine bakamam
Alamam yüreğini denizlerime
Sığdıramam diyorsun
Aşk gemileri doldu
Hayal kurma boşuna
Gitmeliyim diyorsun
Şimdi ben seni hangi limanda beklesem
Hangi saat kulesi çalar sensizliğin son gongunu
Çaresizlik ne garip şey
Bir noktada kalakalıyor gözlerin öylece
Bu kaybetmenin vurgunu
İnan her çılgınlığı yapabilirim bu gece
Benim kadar sevmedi hiç kimse
Hak etmedi seni benim kadar
Kimse bu kadar çok kaybetmedi
İsyanım sensizliğe
Toprağa verme beni
Gidersen susar içimdeki bütün şiirler
Kan kırmızı bir renge boyanır dudakları
Kirlenir genç kız yüzlü şehirler
İstanbul da ağlar şimdi ankara da
Ne tuhaf
Ayrılık kokusu var havada
Meleklerin kanatlarını takıp kalbime
Kayan yıldızlarımıza aldırmadan
Bütün gecelerde seni beklerim
Yıldızlar söndürünce ışıklarını
Sakın el sallama pencereden
Merhaba mı, hoşçakal mı
Bilmek istemiyorum
İstemiyorum
