• Veysel

    AH DELİ GÖNLÜM

    Çok istiyordum sevilmeyi ama fark ettim ki sevilmek için sevmeyi çok bilmem gerek. Haksızlıktı, bencillikti, sevmeyi bilmeden sevilmeyi istemek.

    Güvenmeyi çok istiyordum, yine fark ettim ki güvenmek için çok güvenilir olmak gerek. Akılsızlıktı, boş hayaldi, boş umuttu güvenmeyi öğrenmeden, güvenilir olmayı istemek.

    Kendim boşlukta, gözlerim boşlukta, sözlerim boşlukta, sesim bir kulağa değmiyordu. Düşündüm ki sesim bir kulağa değmeden, sesler kulağıma değmez, boşluktan dolu çıkmaz ve ben boşsam kimse beni doldurmaz, dolduramaz.

    Sonunda anladım ki sen hazır olduğunda sevilmeye, sen hazır olduğunda güvenilmeye, sen hazır olduğunda dolu taraftan bakmaya ve sen hazır olduğunda bir kulağa değecek ses olmaya. Bir kulaktan bir ses gelecek sana değen, bir yerlerden çıkacak seni seven ve hiç ummadığın bir taraftan gelecek sana güvenen.

    Gördüm ki sen böyleyken geldiğinde biri, bileceksin değerini, bilecek değerini ve yaşanacak mutluluklar olacak. Bildim ki böyle birini çağırmaya hazır olmak gerek, çağırdığının gelmesi için.

    ‘’Ah benim eşkıya gönlüm! Ah benim, deli gönlüm! Ah benim uslanmaz gönlüm, yeni mi öğrendin bunları’’, dedim. Gönlüm usulca fısıldadı bana ‘’ Bunları yaşamadan, beni yormadan, beni eşkıya, beni deli, beni uslanmaz yapmadan ve beni dinlendirecek bir döşek aramadan, bilemezdin bunları. Kendine haksızlık etme’’

    ‘’Ah deli gönlüm! Al sana ovalarında uçuşacak kelebekler yığını, kov gitsin sana çöreklenmiş yalnızlığımı, boz benim garip suskunluğumu. Ah eşkıya gönlüm! Beklediğin ve hak ettiğin güneşli bir ılık bahara bırakıyorum seni, yeni bir gün bu, beklediğin özlediğin bir gün bu. Ben yalnızlığımı da alıp gidiyorum şimdi. Gönlüm seni sana getirdiğimle bırakıyorum, biliyorum uslanacaksın artık.’’

Comments