• Dilek

    Utanmadıktan sonra dilediğini yap !

    Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından dolayı

    yanakları kızaran bir insan, gerçekten hala insan olduğunu gösteriyor demektir.

    Bu güzellik bütün insanlara yakışır ama, asıl hanımların süsüdür.

    Bu gerçeği, açıkça ve ilk ifade eden Güzeller Güzeli’dir.

    Halkımız da, o nebevi ifadeden ilhamla, utangaç, iffetli, edepli ve hayâlı

    delikanlıları tarif etmek için, “Kız gibi çocuk” der.

    Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.

    Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir

    nesil…

    Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık,

    merhametsizlik ve sevgisizlik değil midir?

    Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik ve

    noksan olarak görülüyorlar.

    Rahmetli Necip Fazıl Bey, Kahraman Maraş’taki bir konferansında, “Pek yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir” dediği zaman, o zamanın

    gençleri olan ben ve arkadaşlarım, bu cümleyi çok yadırgamış ve bir

    türlü kabullenememiştik.

    Ama Şairler Sultanı, bir şair hassasiyetiyle demek ki bugünleri görüp

    haber vermiş… Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı

    kesimlerde, maalesef, UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan

    görmekteyiz.

    Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Haya imandandır” buyurur… Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak yaşanılması bir

    yana, artık kelimesi de dilimizden ve lügatimizden kalkmaktadır.

    Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda…

    Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?.. Önce kavramlar kalkıyor

    âlemimizden sonra da yaşanan manaları…

    Her insani güzellik gibi, hayânın, utanmanın ve bu güzelliklerden

    dolayı yüzlerin kızarmasının temelinde İMAN vardır. Görürcesine bir Allah ve

    ahiret imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ… Çünkü insanı sınırlayan ve kurallara bağlayan imandır.

    Eğer insana iman hâkim değilse, egemenlik nefsin ve işbirlikçisi olan

    Şeytan’in eline geçiyor. Nefs ve Şeytan ortaklığının en önemli silahı

    ise, utanmazlıktır.

    Utanmazlığı ele alıp, insan gibi değil, çok ayaklılar gibi yaşayanlar

    için, Akif’imiz şöyle der:

    “–Bir utanmaz yüz, kızarmaz yüz bütün sermayesi”…

    Niçin böyledir?

    Bu sorunun en açık ve net cevabı şöyle olmalı...

    –Allah’tan utanmayanı, kimden ve neden utandırabiliriz ki?..

    Ve bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten, edepsizlikten, ahlaksızlıktan nasıl vazgeçirebiliriz ki?

    Batılı insan, Allah’tan uzaklaşıp da nefsinin kölesi olmaya yönelince,

    birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat en önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu… Hayâ gidince ne ayıp kaldı, ne de günah… Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan güzel…

    Böylece hayat, kuralsız, sınırsız bir nefsaniyet yarışına dönüştürüldü.

    İnsan, “Allah’ın kulu olmaktan kurtulup hürriyetimi kazanayım” derken,

    nefsinin kölesi olup, bütün varlığın esiri durumuna düştü.

    deyişle, insan, Allah’tan uzaklaşınca, insanlıktan da uzaklaştı.

Comments