



BİRAZ UZUN BİR YAZI AMA ÇOK ÖNEMLİ...
HEPİMİZ ÖLÜME MAHKUM EDİLİYORUZ……..! 1999 Yılında İstanbul da CARGİLL firmasının genel müdürlüğünün olduğu binanın dekorasyon işlerini yapıyordum. Teknik müdür Mehmet beyle dostluğumuz çok iyiydi. ‘’ Mehmet bey bu firma ne iş yapıyor? da bu kadar lüks arabalar buraya geliyor, Bakanlar geliyor, Eti nin ve Ülker in patronları geliyor, hayretler içindeyim’’ dedim. ‘’ Bu firma dünyada sayılı birkaç gıda firmasından biridir. ABD nin dev gıda firmasıdır sahipleri Yahudi dir. Türkiye de yakın zamanda şeker piyasasını eline geçirecek. Bursa Orhangazi de en verimli tarım arazisinin bulunduğu topraklara, hiç kimseyi dinlemeden fabrikasını kurdu, kimsenin bunlara gücü yetmez, isteseler alamayacakları yer yoktur, Bu tenekelerdeki şeker şurubunun 1 kg. mı, bizim beyaz şekerin tamı tamına 250 kg.na eşittir. Adamlar Ülker ile ortak oldular, gör bak birkaç yıl sonra şeker fabrikaları tek tek kapanacak. Bu firmada çalışan hiç kimse bu şuruba dokunmaz dahi, çünkü kanser mi yapıyormuş, şeker hastalığımı yapıyormuş işte öyle duydum. Hoca benden duyduğunu söyleme işimden olmayayım. İlk kez ben sana anlattım vallahi hanımım dahi bilmiyor. CARGİLL denen bu firma DNA sı değiştirilmiş mısırla, başka kimyasalları ve cıvayı karıştırarak tatlandırıcı dediğimiz şurubu üretiyor. Bu şurup hem çok ucuza mal ediliyor, hem tadı şekerden kat kat daha tatlı. Bu firma için Bursa_ Orhangazi deki tarım alanı bakanların girişimi ile sanayii alanı ilan edildi. Bu katil firma için açılan yüzlerce dava otomatik olarak ortadan kalktı. 2003 de ABD başkanı Bush un ricasını kıramayan başbakan Üretim kotasını % 10 dan % 50 lere yükselti.O dönemde 30 adet şeker fabrikamız vardı. Bunlarda yaklaşık olarak 30.000 kişi çalışmaktaydı. CARGİLL ve ÜLKER ortaklığı bu fabrikaların 3 üne sahipti. Fakat bunları kapatmak için almışlardı, ve öyle de yaptılar. Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü. ülkemiz içindeki işbirlikçilerle beraber Türk tarımını bitirme hamlelerine Özal hükümeti zamanında başlayarak hızla emellerine ulaştılar. Bu gün tüm şeker fabrikaları kapatılarak şeker sektöründe çalışan veya dolaylı yoldan geçinen insanlar çaresizliğe itilmiş oldu. Cargill in kotası % 10 iken şeker fabrikalarının 2003 deki karı tam 350 trilyondu. Maalesef şimdi zarar bahane edilerek, sadece CARGİLL istedi diye kapatıldı ne yazık ki. Türkiye; Özal ile başlayan dışa bağımlı tarım politikası ile üretmeyen, sadece tüketen, hastalıkla boğuşan mutsuzların yaşadığı bir ülke oldu. Gelelim bu lanet olası lifi alınmış NİŞASTA - ŞEKER e. İnsanın sindirim sistemini darmadağın eden kimyasallardan oluşuyor. KANSER , ŞEKER HASTALIĞI, KOLESTROL, KISRLIK başta olmak üzere her türlü hastalığı yapmaya müsait maddeler içeriyor. Bu konuda BİLİMSEL AÇIKLAMA ile Tv ler de gazete Sağlık köşelerinde uyarıcı bilgiler veriyorlar da CARGİLL denen seri katil ile nasıl savaşacağımızı söyleyen yok. Zeytin ağaçları kesiliyor veya Çam ağaçları kesiliyor diye eylem yapan Sivil Toplum Örgütleri, Sağlık Örgütleri neredesiniz!... Sesiniz neden çıkmıyor. Şu an ülkemizde 4000 dolayında küçücük yavrularımız kanserle savaşıyor, buna sebep olan etkenlerle neden kimse savaşmıyor. Ülkemizde satılan % 90 Şekerli içeceklerde, COCA COLA, PEPSİ COLA, COLA TURKA, FANTA başta olmak üzere. Tüm meyve sularında, hemen hemen tüm bisküvi, gofret, çikolata, pastaneler ve marketlerde satılan hazır pasta çeşitlerinde ve de bir çok ekmekte bu lanet olası zehir i bizlere yediriyorlar, üç kuruş etmeyen bu dünyayı, beş kuruş kazanmak için bize zindan ediyorlar. EMPERYALİST ÜLKELER ;SİLAH İLE YAPAMADIKLARI SOYKIRIMI GENETİĞİNİ BOZDUKLARI GIDA İLE YAPIYORLAR.. UYUMAYINNN.!! Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde CARGİLL gibi gıda teröristlerine üretim izini verilmiyor. CARGİLL burada ürettiği zehir i geri kalmış tüm ülkelere de gönderiyor. Ben hayatım boyunca hiç sigara içmedim ama kanserle savaşıyorum, kız kardeşim ve geçenlerde haberiniz oldu, kuzenim genç yaşta KANSER nedeniyle üç yıl acı çeke çeke öldü, amcamın oğlu, teyzemin oğlu bir çok arkadaşım şu an kanserin pençesinde, geleceğin karanlık gün olduğunu bildiğimiz halde bir umutla mücadele ediyoruz. Şimdi sen bunu okurken; Pazar günü için karardı biliyorum kardeşim. Bizler sağlığımızı korumak için dahi mücadele etmeyeceksek, çocuklarımızın geleceğini korumayacaksak neye yararız acaba! Bu yazıyı saygı çerçevesinde yorumlayıp, mutlaka paylaşalım. Sağlıklı gıda ve Mutlu bir Türkiye için, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlıklı geleceği için.. Tarım ve Hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmak için, İnsanlık düşmanı CARGİLL gibi katil firmaların ülkemizden defolup gitmesi için, belki ilk adım olur. Hemen paylaşırsanız sevinirim. Saygılarımla.











✅ *Son günlerin en önemli konusu Suriye ve Ortadoğu'yu en iyi anlatan ve gündemi özetleyen bir yazı. Bu günlere neden ve nasıl geldik? Suriye olayına hangi gözle bakmalıyız? Suriyelilere vatandaşlık verilmelimi? Bu konuda iyi bir ekonomik ve soyal analiz. Lütfen sabırla sonuna kadar okuyun ve paylaşın.*
Sakin bir zamanda okunası ve düşünülesi bir yazı...
*"Suriyelilere vatandaşlık verilmesi...*
*1-* Türkiye Barzaniyle anlaşıyordu, Kuzey Irak petrolü 50 yıllığına Türkiye üzerinden akacak Müthiş anlaşmalar imzalanıyordu. Emperyalistler buna izin vermezlerdi.
Ve aniden IŞİD diye bir örgüt ortaya çıkıyor, Bir mermi atmadan petrol yatağı Musulu ele geçiriyordu? Amerikanın emrinde olan Irak ordusu karşılık vermeden Musulu IŞİD'e bırakıp kaçıyordu? Irakta ve Suriye'de Türkiye lehine gelişen bütün dengeleri değiştiriyor ve 50 tane elçilik çalışanımızı rehin alıyorlardı...
Erdoğan'ın ortadoğu petrolüne yaptığı stratejik hamleye IŞİD'le karşılık veriliyor, IŞİD'le Erdoğan'ın önünü kesiyorlardı. Üstüne bizim sığırlar Türkiye IŞİD'i destekliyor diye dünyaya servis ediyorlardı.
*2-* Amerika kendi çıkarları için İran'a ambargo uyguluyordu, Kısacası Amerika, ya İran'la ben ticaret yaparım, malı ben götürürüm yada kimseye yaptırmam diyordu. Ama Erdoğan ABD'nin bu ambargosunu takmadı hiç bir zaman, Rezza Zarraf üzerinden ABD'nin İran'a uyguladığı bu ambargo Altın ticaretiyle deliniyor, İran ticaretinden milyarlarca dolar Halk Bankası üzerinden Türkiye'ye akıyordu. Dünya ekonomik krizle boğuşurken Türkiye'nin ekonomisi hergün büyüyor, hergün yatırımlar yapılıyordu.
Buna izin verirlermiydi? Önce ABD'li 47 vekil Halk Bankasına yaptırım istedi, ve Kısa bir zaman sonra Türkiye'ye içerdeki uşakları üzerinden 17 Aralık operasyonu yapıldı, Halk bankasına girdiler, Halk Bankasının Genel müdürünü tutukladılar.
Ve İrandan gelen o paranın önünü kestiler, Amerika alel acele İranla anlaştı, Ambargoyu kaldırdı, Ve Paralar artık Halk Bankasına değil, ABD JP Morgan bankasına akmaya başladı.
Bizim muhalefette Rezza'ya bak neler yapmış diye mal mal siyaset yaptığını zannediyor, İçerdeki ve medyadaki uşaklarıda halka ayakkabı kutularıyla tiyatro seyrettiyor, gerçekleri görmelerini engelliyorlardı. 28 Şubatta 26 banka soyulurken, hazine boşaltılırken Fadime Şahin Müslüm Gündüz tiyatrosunu halka izlettirip uyutanlar yine bunlardı, Gezide "EKONOMİYİ DURDURALIM" diyenler yine bunlar değilmiydi?
*3-* Son günlerde Amerikan askerleri YPG(PKK) ile beraber Kuzey Irak ve Suriyenin bir kısmında Kürt devleti kurmak için düğmeye bastılar. Buna karşılık Erdoğan ne yaptı? Hemen Rusya ve israille 2 günde arayı düzeltti, dostluk elini uzattı. Rusya ile anlaşarak YPG hedeflerini vurmaya başlıyor, Kuzey ırakta Türkiye'nin başına örülmek istenen tezgahı bozuyor, Amerikanın planına karşı çok stratejik ve akıllı bir hamle yapıyordu. Karşılığında ise Atatürk havalimanında bombalar patladı. Putin ve Rusya Başbakanı bile bu oyunu görüyor "Rus halkına tatil için Türkiye'ye gidin çağrısı yapıyorlardı." Bizim siyasiler, gazeteler ve medya ise halka gerçekleri anlatmıyor, Erdoğan diz çöktü diye servis ediyorlardı.
*4-* Bu örnekleri niye verdim zannediyorsunuz? Erdoğan bizim kadar ne olup bittiğini bilmiyormu zannediyorsunuz? Erdoğan'a Milli İstihbarat Teşkilatından bilgi akıyor, Emniyet İstihbarat teşkilatından bilgi akıyor, Jandarma istihbarat teşkilatından bilgi akıyor. Biz sadece perdenin önünü görüyoruz, ama Erdoğan perdenin arkasında dönen olayları görüyor, ona göre hamleler yapıyor, adımlar atıyor.
_Suriye konusuna girmeden size bir iki örnek daha vereyim_
*a)* Erdoğan dershaneleri kapatacaz demişti, Şok olmuştum, nasıl böyle bir şey yapar, Bize göre orda Gülenciler gençlere Allah'ı namazı öğretiyordu, Vatanını seven insanlar yetişiyordu. Ogün hepimiz karşı çıktık, geldiğimiz nokta ortada, meğer O dershanelerde seçimlerde kapı kapı gezip HDP'ye oy isteyen, bu ülkeyi sırtından hançerleyen, ABD uşakları yetişiyormuş. 17 Aralıkta Halk bankası operasyonuyla Türkiyeyi sırtından hançerleyenler onlardı.
*b)* Erdoğan özel yetkili mahkemeleri kaldırdı. Yine şok olmuştum, benim gözümde onlar darbecilerle çetelerle mücadele ediyordu. Sonradan gördük ki 17 aralık operasyonunu hazırlayanlar onlar, 25 Aralıkta Marmarayın, Hızlı trenin, 3 Köprünün, HES'lerin ve Kanal İstanbulun, kısacası Türkiye'yi uçuracak projelere imza atan tüm Müteahit ve iş adamlarının tutuklanmasını isteyen yine onlardı. Erdoğan'ı tutuklamaya kalkan yine onlardı.
*Şimdi asıl konuya geçelim;* Erdoğan bizim gibi düz bakmıyor, Ona devletten gelen bilgilerle hareket ediyor. Biz önümüzü zor görürken, O ise İstihbarat kurumlarından gelen bilgilerle dünyanın her yerindeki olayların perde arkasındaki gelişmelerini görüyor ve ona göre karşı hamleler yapıyor.
Erdoğan Suriye'lilere vatandaşlık vereceğiz dedi, Dünyada ilk tepki hangi ülkeden geldi biliyormusunuz? İNGİLTERE
"Türkiye’nin Suriyelilere vatandaşlık teklifi AB anlaşmasını tehlikeye atıyor" dedi. Peki İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleri daha düne kadar Suriye'lileri siz alın, başımıza bela etmeyin, size maddi destekte veririz diye yalvarıyordu, Türkiye'nin Suriyelilere vatandaşlık vermesine sevinmeleri lazım, kurtulduk Suriyelilerden, artık gelmezler demeleri lazımdı? Peki birden ne olduda karşı çıkmaya başladılar? *İŞTE PÜF NOKTA BURASI.*
*Size bir örnek vereyim;* HATAY Fransa'nın mandası altındaydı, Türkiye'ye nasıl katıldı biliyormusunuz? Nasıl Türkiye'nin bir ili oldu zannediyorsunuz? Savaş ortamıydı, Hatay Suriyeli Arap kardeşlerimizin yoğun olduğu bir il. Önce dillerini Resmi dil olarak Türkçe ilan ettiler, Sonra Türkiye'nin desteğiyle bağımsızlık ilan ettiler, Sonra referanduma gidip Türkiye'ye bağlanmak istiyoruz dediler ve Türkiye'ye katılıp, Türkiye'nin bir ili oldular.
*İşte Avrupa Birliği üyesi ülkelerin gördüğü, bizim muhalefetin göremediği GERÇEK TAMDA BU...*
Ne diyordu rahmetli Özal "DÜNYA BİLİYOR, MUSUL-KERKÜRK BİZİMDİR, ENİNDE SONUNDA ALACAZ"
Bir tarafta YPG-PKK ABD'nin eliyle Kürdistanı kurmak için uğraşıyor, Bir tarafta ABD'nin uşağı IŞİD, Bir tarafta Özgür Suriye Ordusu. Suriye parçalanmak üzere, Suriye eyaletlere bölünmek üzere, Bir zamanlar Hatay gibi. Eninde sonunda Bu eyaletler bağımsızlıklarını ilan edecekler. Ve emperyalistler bu petrol yataklarının başında dört gözle pay kapmak için beklerken, Erdoğandan bir stratejik bir hamle geldi. Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz. Tıpkı Türkiye'nin bir zamanlar Hatay'da yaptığı gibi. Türkiyenin şartları var, Onları yerine getirenlere verilecek. En önemli şartı ne biliyormusunuz Türkçe'yi konuşabilmeleri :) Bu insanlar kısa bir zaman sonra ülkelerine dönecek ve bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde, Türkiye'nin desteklemesiyle bir referandum olduğunda Hatay gibi Türkiye'ye katılmak isteyecekler.
Oy için yapılıyor diyenler, Erdoğanın oya ihtiyacımı var, adam bütün seçimlerde zaten tek başına iktidar. Böyle bir hamle oy kazandırmaz, aksine kaybettirir.
*5-* Hiç düşündünüz mü ; Ahıska Türkleri'ni devlet neden batıya değilde doğuya yerleştiriyor? Çünkü orda PKKya karşı ülkesini vatanını seven insanları yerleştiryor, orda dengeleri değiştiriyorlar. Oralara birde Müslüman Suriye'lilerin yerleştrildiğini düşünsenize? Detayları yazarsam yanlış anlaşılır.
*Kısacası;* PKK'yı destekleyen HDP'lilere vatandaşlık veriliyor, Türkiye'yi yurt dışında karalayan sanatçı gazeteci soytarılarına vatandaşlık veriliyor, Katil devlet diyen akademisyenlere vatandaşlık veriliyor, Türkiye'yi 17 Aralıkta batırmaya kalkan Gülencilere vatandaşlık veriliyor, Askere polise saldıran DHKP-C'li alçaklara vatandaşlık veriliyor, DHKP-C'li teröristlerin avukatlığını yapan CHP'lilere vatandaşlık veriliyor, PKK'ya cephanelik taşıyan vekillere vatandaşlık veriliyor, Şartları yerine getiren Almana, İngilize, Yahudiye, Rusa, Ermeniye veriliyor, ama Çanakkalede şehit düşen, Müslüman Suriyeli'lere mi verilmiyor?
*Erdoğan adam gibi adam,* Bu ülkenin başına bu kadar dik duran zeki bir adam hiç gelmemişti, Ve emperyalistler ona baktıkça Önlerinde asla diz çökmeyen, onlara bir karış toprak kaptırmayan, tezgahlarını bozan Sultan Abdülhamiti görüyorlar. Ne demişti Necip Fazıl "Abdülhamiti anlamak herşeyi anlamaktır." Ama o zamanın insanları Abdülhamiti anlamadılar. Taki onu indirdiklerinde, Koca imparatorluk paramparça olduktan sonra anladılar.
Ne demişti ABD başkan yardımcısı Ulusal güvenlik baş danışmanı ; *"Erdoğan ABD'nin Ortadoğu çıkarları için tehlikleli biri, ABD artık adım atmalı"* yani ABD Erdoğanı devirmeli...
Ne diyordu İtalyan gazeteleri *"SELEHATTİNİ EYYUBİ SON METRODA DURDURLDU."*
Ne diyordu PKK'nın ele başı Cemil Bayık *"ERDOĞAN GİDENE KADAR DURMAYACAĞIZ"*
Ne diyordu İmamı Şafi hazretleri *"FİTNE ZAMANINDA DÜŞMAN OKLARINA BAKIN, YÖNÜ KİME ÇEVRİLMİŞSE O HAK ÜZEREDİR."*
Bugün bütün oklar Erdoğan'a çevrilmiş durumda...
Cumhurbaşkanınız bugün dünyaya meydan okuyor, size düşen bu adamın arkasında dimdik durmak...
Ve bize düşen devletimize inanmak ve güvenmek. Sakin ve sabırlı olmak. Unutmayın onlar bizim bilmediklerimizi biliyorlar... Allah yardımcıları olsun...
*Not-1:* Çanakkale'de en çok şehit veren 3 Osmanlı Şehri...
*1-* Şam 6.000 şehit (Suriye)
*2-* Humus 4.000 şehit (Suriye)
*3-* Bursa 3.400 şehit
*Not-2:* 1941'de Soykırımdan kaçan yüz binlerce Yahudiye vatandaşlık verilince sorun yok, Ama Çanakkalede şehit düşen ve bir zamanlar bizim toprağımız olan Müslüman Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık verilincemi sorun oluyor?
*Not-3:* Devlet bizi tatmin edecek açıklamalar yapsın demekle, Kılıçdaroğlunun "MİT ŞEFFAF OLSUN" demesi gibi komik bir durum. Bu resmen devlet bize gizli planlarını, yapacağı hamlelerini anlatsın demek gibi birşey.
*Not-4:* Benim siyasetle, siyasilerle hiç bir ilgim yok, Bunların tamamı benim kendi duygu ve düşüncelerim. Gönderdiğiniz mesajlara cevap olması dileğiyle. Sizleri Allah için seviyorum *"Gökhan Kahraman"*
✅ *Sonuna kadar okuyup, beğendiyseniz, şimdi lütfen çevrenizle paylaşın* _(S.ÇAKIM)_




peygamber efendimiz(sallallahu aleyhivesellem) hendek savaşına giderken önde giden hamzaya şöyle seslendi hey! Hamza yavaş yürü gözünün gördüğü hiç birseyden korkmasın sen doğru lakin heybetini gizli tut yuruyusun ölümü korkutuyor bizim bu yugitlerimiz olurken saghaadete ermek icin Hz hamzanin heybetinden feyz aldilar ve ölümü korkuttular çünkü onlar sahaadete giderken hiç korkmadilar karşılarındaki düşmanın yüreğini korkuttular ondandirki bu aziz millet tarihinden bu yana şehit verir Allah için bayrak için vatan için bu sonda olmicak kıyamete kadar biz bu vatana bu bayrağa bu dine bu topraklara şehit vermeye devam edeceğiz aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun inşallah



"
HERKESİN RIZKI ALLAH'TAN GELİR
Zahidin biri “Herkesin rızkı Allah’tan (c.c.) gelir.” hadisinin manasını anlamak istiyordu. Başını alıp çöllere düştü bir kenarda yatıp uyudu.
Kendi kendine:
– “Bakalım rızkım nasıl gelecek.” diyordu.
Derken bir kervan yolunu kaybetti, gele gele o zahidin yattığı yere geldiler. O zahidi yatıyor görünce, birisi:
– “Bu adam neden böyle yolun izin uğramadığı bu yerde yatıyor, kurttan, düşmandan korkmuyor mu? Ölü mü yoksa diri mi? dedi.
Kervandakiler onun yanına vardılar, zahit bakalım ne olacak diye hiç sesini çıkarmadı. Ne vücudunu oynattı ne gözünü açtı. Kervandakiler bunu görünce:
– “Bu zavallı açlıktan ölüm derecesine gelmiş.” dediler.
Ekmek ve yemek getirdiler. Zahit dişlerini iyice sıktı. Adamlar bıçak getirip dişlerinin arasına sokarak zorla ağzını açtılar. Çorbayı ağzına dökerek yemekleri zorla ağzına tıkıştırdılar..
* ALLAH bir insana rızkını böyle zorla da olsa verir. Eğer kişi kaçsa gitse rızkı da onun arkasından onu takip edip onu mutlaka bulur.
Dini Hikaye seven kardeşlerimiz
Bizi TAKİP etsinler → Sait Davran

"
DOĞRULUĞUN MÜKAFATI
Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri'ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri'nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla:
- Hasan Basri'yi (r.a.) gördün mü? diye sordular.
O gayet sakin:
- Evet, dedi.
- Nerede?
- İşte şu kulübemde...
Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri'ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip:
- Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? dediler.
- Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse, benim suçum ne?
Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri:
- Ey Habib! Biliyorum ki Rabb'im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? dedi.
Hazreti Habib mahcub bir şekilde:
- Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah'tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi.
Dini Hikaye seven kardeşlerimiz
Bizi TAKİP etsinler → Sait Davran

"
OKUYUNCA GÖZLERİNİZ DOLACAK
Maddi durumumuz küçükken çok yoktu,babam eve biraz baklava almıştı.
O akşam çayla beraber bir güzel yedik.
Ertesi gün yerli malı haftası vardı sınıfta…
Annem de kavanozun içine 1 tane baklava koydu bir kaba da zeytin peynir falan,her neyse sınıfa girdim herkesin önünde börekler falan…
Sınıfın en gıcık çocuğu başıma dikildi ve gülmeye başladı..
-O baklavayı fareler için getirdin galiba dedi.
Ben o anda utancımdan yerin dibine girdim herkes gülmeye başlamıştı.
Ağlayarak okuldan çıktım eve gelip anneme bağırmaya başladım.
-Nasıl bir tane baklava koyarsın sınıftakilerin çantalarında bir sürü yiyecek vardı bende ise bir baklava biraz zeytin yarım ekmek beni rezil ettin dedim.
O anda annem kırgın bir şekilde;
-Baklavalardan benim payıma düşen sadece buydu yavrum dedi.
O anda kendimden nefret ettim anneme sarılmaya bile yüzüm kalmamıştı…
Biliyorum annem bana kırılmaz ama ben kendime kırıldım böyle bir anneye bunu yaptığım için 10 yaşımdan beri her gece ALLAH ‘ın beni affetmesi için dua ederim..
O zamandan bu zamana ağzıma almadığım tek tatlıdır baklava.
Dini Hikaye seven kardeşlerimiz
Bizi TAKİP etsinler → Sait Davran

"
ÇOBANIN ZİYAFETİ
İran’a açtığı sefer de Sivas’a doğru yol almakta iken, yaşlı bir çoban koşarak Yavuz Sultan Selim Han’ın huzuruna geldi ve:
– Ovamıza hoş geldin Sultanım! Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu
fakir e misafir olursan gönül alırsın, dedi
Yavuz Sultan Selim Han:
– Ben tek başıma değilim çoban baba. Ardımda koca bir ordu var, buyurunca, çoban tevekkülle boynunu büktü ve:
- Allah ü Teâlâ kerimdir. Hele sen bir mola ver. Misafir kısmetiyle gelir, dedi.
Sultan Selim Han:
“Bunda bir hikmet olsa gerektir” diyerek ordusuna mola emri verdi. Çadırlar kuruldu. Çoban sürüden dört
koyun seçerek yüzüp temizledi ve kazana koydu. Sonra Sultan Selim Han’a:
-Sultanım, askerler eti yerken kemikleri kırmasınlar, diyerek tenbihde bulundu.
Kazanlarda etler pişirildi ve gaziler davet edilerek kemiklerin kırılmaması bir daha tenbihlendi. Nöbet nöbet sofralara oturuldu. Bütü n ordu doyuncaya kadar koyunlardan yemelerine rağmen bu dört koyunun etlerini bitiremediler. Sonra çoban, kemikleri bir araya getirerek dua etti. Askerler “Âmin” dediler. Koyunlar Allahü Tela’nın izniyle dirildiler ve sürüye tekrar katıldılar.
Sadece koyunlardan biri topallıyordu. Olanlara herkes şaşırmıştı. Yavuz Sultan Selim Han, çobana:
– Bu niçin topallıyor? diye sorunca çoban:
– Bir kemiği noksan olduğu için, dedi.
Bunun üzerine Sultan Selim Han, sakladığı aşık kemiğini çıkardı ve:
-Baba! Sizi denemek istemiştim. Kamil bir veli olduğunuz anlaşıldı. Kusurumuz afola. Bizi dualarınızdan eksik etme, diye rica etti.
Çoban da:
– Allahü Teala’nın yardımı senin üzerindedir. Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili ve şerefli Peygamber Efendimiz ve sahabeleri senin yanındadırlar. Merak etme, zafer senin olacak, muzaffer olarak döneceksin, dedi…
.
Dini Hikaye seven kardeşlerim bizi
TAKİP etsinler → Sait Davra


Mesela hiç yatmadım senin omzuna.
Hiç elini tutmadım.
Hiç seni sevdiğimi söylemedim.
Söyleyemedim.kulağına
Söyleyemezdim.
Var olduğumdan bile habersizdi çünkü o.
Ben onu delicesine severken o beni bilmiyordu bile.
Hiç böyle bir fotoğrafımız olmadı mesela.
Hiç bakmadı bana tatlı tatlı.
Hiç kokusunu duymadım.
Ama hep duymuş gibi farzettim.
Olur da belki kokusu rüzgara karışıp, benim üstüme sinmiştir diye.
Ama gerçek şu ki, onunla hiç beraber olmadığımız gibi.
Hiç ayrılmadık da.
Hiç özlemedik birbirimizi.
Hiç kavga edip ardından delicesine sarıp sarmalamadık birbirimizi..
Biz hiç ‘biz’ olmadık..

Yarın sesimi duyamayacagın kadar uzak olabilirim sana;mesela:dokunamayacagın göremeyecegın soramayacagın kırılamayacagın;bir kez daha benımle gülemeyecegin birkezdaha ellerimi avuclarının içine alamayacagın gözlerini kacıramayacagın tüm cümleleri söyleyıp isteyipte susamayacagın;sarılıpta uyuyamayacagın aynı sokaktan gecemeyecehimiz;aynı sarkıyı dinleyemeyecegımız kavga bile edemeyecegımız kall diyemeyecegın ayrılamayacagın hattaa gidemeyecegın kadar yok olabilirim sevıyorsan kal.yarınn benim ölebilme ihtimalim barr.....

Ya insanlar yanlis ya da dunya mutluluk fotograflari var heryerde yapmacik gulumsemeler yalanlar ve daha yalanlar herkes mutluymus gibi davranmak zorunda belki en azindan cevreye o sekilde gorunmek aslinda insanlar icinde yasadigi gibi durust olsa hayat belki Bu kadar cirkin olmazdi yalan dunya dedigimiz gezegende insanlarin yalanlari daha bir cirkin hale getiriyor yasami demekki halbuki yalan soyleyen her kul kendini aldattigini bir sure sonra fark eder onun icin Bu dinyadaki en iyi ilac zamandir zaman dogruyu yanlisi iyiyi kotuyu yalani ve yalanciyi ortaya cikarip yuzune kocaman bir tokat gibi carpar biz susalim en iyisi biliyomus gibi davranalim zaman geldiginde o vicdani rahatsiz ederiz Nasil olsa....




