Dilek
Dilek, 61

BENLİK BİR ŞEY YOK

Acerca de
  • XOXO (Juego favorito)
Fotos
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek

    .BEKTAŞİ FIKRASI

    Mübarek erenlerin birinin Allah'a bir işi düşmüş.Allah'ta o işi yapmamış.Naz ehli olan bu eren Allah'a küsmüş.Allah'ta "-ÇIK BENİM TOPRAĞIMDAN"demiş.Nereye gitse duramıyor.Her yer Allahın.Neticede bir suyun başına oturmuş su içip ekmek yiyeyim diye.Bir nida:"YEME BENİM EKMEĞİMİ,İÇME SUYUMU".Bu esnada Azrail A.S gelmiş "-Şu emaneti ver"demiş .Mübarek "-Ne emaneti"deyince Hz.Azrail :"niye bu can sana emanet değil mi?"deyince Eren bakmış ki iş iş değil elini kaldırmış:" YA RABBİ!,GEL BARIŞALIM ...

  • Dilek
  • Dilek

    Koca,koca bina yapanlar mutlu olmak için başlarlar.Sözde o inşaat bitince mutlu olacaklardır.

    Ev alınca mutlu olacaklarını sanırlar.Şöhreti bulunca,makamı kazanınca,otomobil yenileyince,yahut son model araç alınca veya bir kitap yazınca mutlu olacaklarını sanırlar.

    Bu sanrı yüzüne çılgınca işlere kalkışırlar.

    Evlilik,arkadaşlık,çocuklar hep bu amaç için arzulanır.

    Kişi böylece mutlu olacağını,huzura ereceğini zanneder.

    Oysa işin sırrı "etme bulma dünyası" ifadesinde gizlidir.

    Birini mutlu ettiğin taktirde mutlu olursun.

    Ne verirsen o gelir sana,ettiğini bulursun.

    Mutluluk evde,otomobilde,makam veya şöhrette değil,uzun zamandır kapısını çalmadığınız,hatırını sormadığınız komşunuzun,dostunuzun gönlündedir.

    Mutlu olmak istiyorsanız lütfen gidin onu alın.

    (Alıntı)

  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek

    Ne mutlu, bu güzel günde cuma mesajları paylaşanlar Allah'ın selamını verip alanlar coğalmış soci de 1 yıl öncesine kadar küfürler uçuşuyordu buralarda..bu tabloyu görmek çok güzel..daim olsun inşAllah 🌹

  • Dilek
  • Dilek

    Hangi din bu gercekten😊

    Dilek
  • Dilek

    Yürümeye çalışan, emekleyen bebeğin ayağa kalktığında, zaman zaman düşüp elini yüzünü kanatması gibi; sizler de gerçeği fark etmenize, idrak etmenize rağmen; zaman zaman çevre şartları, etraf vs. gibi duygusallıklarla, birtakım yanlışlar yapacaksınız... Bu, kaçınılmazdır! �Önemli olan; bu yanlışınızı en kısa sürede fark edip; yeniden o gerçeklere göre hatanızı düzeltmektir! “Eyvah, ben hata yaptım; bu işlerden bir yanlış, kusur dolayısıyla uzaklaştım” diyerek sakın bundan dolayı umutsuzluğa kapılmayın! �Yaşadığınız sürece hatanızdan dönme, rotanızı düzeltme şansına sahipsiniz! Bir insan hangi gerekçe ile olursa olsun birtakım yanlışlar, hatalar, kusurlar yapmış olabilir. Bir insan geçmişinde uyuşturucu, esrar kullanmış olabilir. Bir insan geçmişinde en büyük hataları, kusurları, yanlışları yapmış olabilir... Fakat o insan, yaşadığı, nefes aldığı sürece, bütün bunları geride bırakıp; yeni bir sayfa çevirip; gerçeklere göre yaşamına yön verme şansına sahiptir! Dünü dünde bırakıp, yarına yeni bir sayfa açma şansına, her insan sahiptir! �Bizler, hiçbir şekilde kişileri dününden dolayı sorgulama, itham etme, yargılama hakkına ve selahiyetine sahip değiliz. Herkesin “dün”ü, kendisini ilgilendirir; “dün”ünün sonuçlarına kendisi katlanacaktır. Biz, bilgimizle karşımızdakine yardımcı olmak; yarınına en güzel şekilde hazırlanmasına vesile olmak durumundayız. İnsanları “dün”lerinden dolayı yargılamak pozisyonunda değiliz! Şu yeryüzünde, şu bedenle yaşadığımız sürece, geçmişimizdeki bütün eksik, noksan ve yanlışlardan kurtulabilme şansına sahibiz! Geçmişinize #tövbe edin; istiğfar edin demiyorum, geçmişinizdeki yanlışları fark etmeye çalışın diyorum! Geçmişinizdeki yanlışları fark etmenin yolu, sistemin gerçeğini idrak etmekten geçer! Taklit yollu yapılan şeyler, insanlara fazla bir yarar sağlamaz! İşin hakikatini, sistemin gerçeğini kavramaktır önemli olan... Eğer işin hakikatini, doğrusunu fark ederseniz, bu gerçek doğrulara göre, yanlışlarınızı görüp idrak edeceksiniz demektir... Onların yanlış olduğunu, yapılmaması gereken, size zarar veren şeyler olduğunu idrak ettiğiniz zaman; bunu kesinlikle bir daha yapmamaya karar verirseniz, işte bu idrakınızın oluştuğu an, sizin “tövbe” anınızdır! Eli ateşe girip yanmış bir insan ikinci defa elini o ateşin içine sokmaz! Yanlışını idrak edip, kesinlikle o işi bir daha yapmama kararı “tövbe”dir! Hâlinden pişmanlık duyma ve üzülme, istiğfardır; dille “estağfirullâh” demek değil! Öyleyse günlerinizi boş vakitlerinizi daima sistemi anlayıp, “#OKU”mak için değerlendirin... Bilmediğiniz şeylerin size bir getirisi olması mümkün değildir! Ne kadar bilginizi arttırırsanız #Allah’ın yaratmış olduğu bu sistem ve düzenin işleyişini ne kadar kavrarsanız, o kadar hızla ilerleyecek, tekâmül edecek, kendi ÖZ’ünüzdeki güzelliklere kavuşacaksınız! Ahmed Hulusi https://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/yasamin-gercegi

  • Dilek
  • Dilek

    Hayırlı ,cumalar ,cümleten sevgi dolu nice mutlu bayramlar dilerim 🌹

    Dilek
  • Dilek
  • Dilek
  • Dilek

    Yürümeye çalışan, emekleyen bebeğin ayağa kalktığında, zaman zaman düşüp elini yüzünü kanatması gibi; sizler de gerçeği fark etmenize, idrak etmenize rağmen; zaman zaman çevre şartları, etraf vs. gibi duygusallıklarla, birtakım yanlışlar yapacaksınız... Bu, kaçınılmazdır! �Önemli olan; bu yanlışınızı en kısa sürede fark edip; yeniden o gerçeklere göre hatanızı düzeltmektir! “Eyvah, ben hata yaptım; bu işlerden bir yanlış, kusur dolayısıyla uzaklaştım” diyerek sakın bundan dolayı umutsuzluğa kapılmayın! �Yaşadığınız sürece hatanızdan dönme, rotanızı düzeltme şansına sahipsiniz! Bir insan hangi gerekçe ile olursa olsun birtakım yanlışlar, hatalar, kusurlar yapmış olabilir. Bir insan geçmişinde uyuşturucu, esrar kullanmış olabilir. Bir insan geçmişinde en büyük hataları, kusurları, yanlışları yapmış olabilir... Fakat o insan, yaşadığı, nefes aldığı sürece, bütün bunları geride bırakıp; yeni bir sayfa çevirip; gerçeklere göre yaşamına yön verme şansına sahiptir! Dünü dünde bırakıp, yarına yeni bir sayfa açma şansına, her insan sahiptir! �Bizler, hiçbir şekilde kişileri dününden dolayı sorgulama, itham etme, yargılama hakkına ve selahiyetine sahip değiliz. Herkesin “dün”ü, kendisini ilgilendirir; “dün”ünün sonuçlarına kendisi katlanacaktır. Biz, bilgimizle karşımızdakine yardımcı olmak; yarınına en güzel şekilde hazırlanmasına vesile olmak durumundayız. İnsanları “dün”lerinden dolayı yargılamak pozisyonunda değiliz! Şu yeryüzünde, şu bedenle yaşadığımız sürece, geçmişimizdeki bütün eksik, noksan ve yanlışlardan kurtulabilme şansına sahibiz! Geçmişinize #tövbe edin; istiğfar edin demiyorum, geçmişinizdeki yanlışları fark etmeye çalışın diyorum! Geçmişinizdeki yanlışları fark etmenin yolu, sistemin gerçeğini idrak etmekten geçer! Taklit yollu yapılan şeyler, insanlara fazla bir yarar sağlamaz! İşin hakikatini, sistemin gerçeğini kavramaktır önemli olan... Eğer işin hakikatini, doğrusunu fark ederseniz, bu gerçek doğrulara göre, yanlışlarınızı görüp idrak edeceksiniz demektir... Onların yanlış olduğunu, yapılmaması gereken, size zarar veren şeyler olduğunu idrak ettiğiniz zaman; bunu kesinlikle bir daha yapmamaya karar verirseniz, işte bu idrakınızın oluştuğu an, sizin “tövbe” anınızdır! Eli ateşe girip yanmış bir insan ikinci defa elini o ateşin içine sokmaz! Yanlışını idrak edip, kesinlikle o işi bir daha yapmama kararı “tövbe”dir! Hâlinden pişmanlık duyma ve üzülme, istiğfardır; dille “estağfirullâh” demek değil! Öyleyse günlerinizi boş vakitlerinizi daima sistemi anlayıp, “#OKU”mak için değerlendirin... Bilmediğiniz şeylerin size bir getirisi olması mümkün değildir! Ne kadar bilginizi arttırırsanız #Allah’ın yaratmış olduğu bu sistem ve düzenin işleyişini ne kadar kavrarsanız, o kadar hızla ilerleyecek, tekâmül edecek, kendi ÖZ’ünüzdeki güzelliklere kavuşacaksınız! Ahmed Hulusi https://www.ahmedhulusi.org/tr/kitap/yasamin-gercegi

  • Dilek

    Sünnet diye hep maddi şeyleri göz önüne almışız. Cübbe,

    sarık, sakal gibi maddi şeyleri peygamber efendimiz böyle giyiniyor,

    böyle yapıyor diye taklit etmişiz. Hâlbuki bunlar Arap

    âleminin o günkü genel giyecekleri ve âdetleri. Efendimiz Arap

    olduğu için o da aynı giysiler ve şekil içerisinde, yani ona özel

    değil! O sırada Ebu Cehil’in de cübbesi, sarığı, sakalı vardı. O

    toplumdan peygamber efendimizi ayıran özellikler ise çok farklı.

    Âdeta o toplum içerisinde tek kalmış gibi. En önemli özellikleri

    Muhammed’ül Emin lakabıyla anılması ve güzel ahlakı. Bu günkü

    toplumda kaç tane emin insan tanıyorsunuz? Çevrenize bir

    bakın; paranızı, namusunuzu, çocuklarınızı, kime emanet edebilirsiniz?

    Her şeyiyle emin olabileceğiniz kimi tanıyorsunuz. Biz

    önce bu sünneti yerine getirmeye çalışmalıyız. Önce emin insan

    olmaya çalışmalıyız. Ama her şeyinden emin; elinden, dilinden,

    belinden. Yapabiliyorsak asıl sünnet budur. Peygamberimiz

    mana insanıydı ama biz mana insanı olamadığımız için sadece

    maddeyi görüyoruz, maddeyi taklit ediyoruz. Manayı taklit etmeye

    gücümüz yetmiyor, nefsimiz izin vermiyor.

  • Dilek

    Sünnet diye hep maddi şeyleri göz önüne almışız. Cübbe,

    sarık, sakal gibi maddi şeyleri peygamber efendimiz böyle giyiniyor,

    böyle yapıyor diye taklit etmişiz. Hâlbuki bunlar Arap

    âleminin o günkü genel giyecekleri ve âdetleri. Efendimiz Arap

    olduğu için o da aynı giysiler ve şekil içerisinde, yani ona özel

    değil! O sırada Ebu Cehil’in de cübbesi, sarığı, sakalı vardı. O

    toplumdan peygamber efendimizi ayıran özellikler ise çok farklı.

    Âdeta o toplum içerisinde tek kalmış gibi. En önemli özellikleri

    Muhammed’ül Emin lakabıyla anılması ve güzel ahlakı. Bu günkü

    toplumda kaç tane emin insan tanıyorsunuz? Çevrenize bir

    bakın; paranızı, namusunuzu, çocuklarınızı, kime emanet edebilirsiniz?

    Her şeyiyle emin olabileceğiniz kimi tanıyorsunuz. Biz

    önce bu sünneti yerine getirmeye çalışmalıyız. Önce emin insan

    olmaya çalışmalıyız. Ama her şeyinden emin; elinden, dilinden,

    belinden. Yapabiliyorsak asıl sünnet budur. Peygamberimiz

    mana insanıydı ama biz mana insanı olamadığımız için sadece

    maddeyi görüyoruz, maddeyi taklit ediyoruz. Manayı taklit etmeye

    gücümüz yetmiyor, nefsimiz izin vermiyor.

    Dilek
  • Dilek

    Ramazan'ın 27. gecesi KADİR GECESİ KABUL EDİLİR..kadir suresi vardır .. kuran-ı kerimin inmeye başladığı gecedir..surede RUH -MELEK AYNIDIR..hz peygamberimizin ikiz kardeşim dediği kuranı kerim ,O'NUN YAZILIMI yani bugünkü ilimle MUHAMMEDİLİĞİN PROGRAMIDIR..kim kendisini muhammedi meşrep sayarsa ,onunda ikiz kardeşi aziz kuran dır..hiç bir şey anlamasak ve sadece KU R AN kelimesi baksak ki ve yine anlayamasak, sonra sadece baş harfine dahi baksak çok şey anlarız aslında...kadim devirlerde ZİHİN ve KALP yani KU vardı ..bugünde var...zihnini kalbine ancak vahy ile bağlayabilirsin.zihin yani beyin kalbe bağlanınca ŞUARA -MECLİS OLUR.HAKEMLER KURULUN OLUR..HİİKMETLER EVİ GÖNÜL-SOPHİA yani hakiki AKILLAR EVİ olan felsefe sen olursun .bunun içinde kadir gecesinin sana ruh-melekle destek için inmesi gerekir..hepimize KADRİMİZİ BİLECEĞİMİZ BİR GECE KANDİLİ OLMAK NASİP OLSUN ..amiin.. zira ancak kendi kandili uyanan kişi aydınlar ve aydınlatır..kendine faydalı olmak değerli değildir..başkalarının da fitilini uyandırmak ve aydınlatabilmek hünerdir..bugün inanandan çok daha fazla inanmayan var...bir halt ettiklerini zan ediyorlar..iman etmenin ,inanmanın güzelliğini ve eminliğini ve geleceğe yatırımını bilemiyorlar ...KADİR SURESİNİN ANLAMI:

    Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla…

    Biz o (Kur'ân)nu Kadir gecesinde indirdik.

    Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin?

    Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

    Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler.

    O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

  • Dilek

    🌹Hayırlı cumalar🌹

    Dilek
  • Dilek
  • Dilek

    Şükürle yenilen bir lokma ekmek, kalp kırarak tuttuğun oruçtan daha kıymetlidir.

    🌹Hayırlı sahurlar🌹

  • Dilek

    İbrahim Ethem Hz. Tacı tahtı terk ediyor..

    Seneler sonra kendi yaptırdığı camide yatsı namazı kılıyor,

    Dışarıda kar hava çok soğuk,

    “Şurada kıvrılayım da sabah olunca giderim” diye düşünüyor, Caminin bekçisi geliyor.

    “Ne yapıyorsun” diyor.

    “Müsaade et şurada yatayım, Sabah Namazından sonra gideceğim” diyor,

    Görevli bacağından tutuyor onu ve “İbrahim Ethem senin gibi çulsuzlar için yaptırmadı bu camiyi.” diyor ve bacağından sürükleye sürükleye, kafasını merdivenlere vura vura atıyor onu dışarıya.

    İbrahim Ethem “Ben bu camiyi yaptırdım” diyemiyor KİBİR olur; diye.

    Çaresiz şehre gidiyor,

    Her taraf kapalı, sadece bir yer açık, bir fırın.

    Kapıyı çalıyor ve sabaha kadar oturma müsaadesi istiyor,orada çalışan işçi;

    “Geç otur” diyor,

    Aradan bir-iki saat geçiyor, sabah ezanı okunmaya başlıyor, okunduktan sonra işçi dönüyor;

    “Hoşgeldiniz nereden gelip nereye gidiyorsunuz isminiz ne.” diyor.

    İbrahim Ethem de;

    “Ben iki saattir burada oturuyorum şimdi mi geldi aklına sormak” diyor.

    Fırıncı “Ben bu fırında işçiyim, İki çocuğum var, iki de yetime bakıyorum, ben onlara şimdiye kadar haram lokma yedirmedim, Senin geldiğin vakit benim mesai saatim dahilindeydi,ezan okundu mesaim bitti, seninle istediğin kadar konuşabiliriz,şimdi. Kazancıma haram karışmaz,” diyor.

    İbrahim Ethem “Sen ne güzel adammışsın, Sen ALLAH’tan bir şey isteyip de olmadığı vakit oldu mu,” diye soruyor.

    “Ben ALLAH’tan ne istediysem verdi, Fakat ALLAH’tan bir şey istedim, Onu bana vermedi, ALLAH’a yalvardım, bana İbrahim Ethem Hz. göster diye, bana onu göstermedi,” diyor.

    “O ‘ALLAH öyle bir ALLAH ki" diyor İbrahim Ethem Hz.“Ibrahim Ethem'in bacağından sürükliye sürükliye,kafasına vura vura getirir ve sana gösterir. Sen yeterki yürekten iste” diyor.

    Sevenin sevdiğinden istediği tek şeydir DUÂ, Ayrı bedenleri bir muhabbet'te birleştirendir DUÂ, Çaresizken sığındığımız tek limandır DUÂ, Kulun RABB'iy'le teke tek buluştuğu andır DUÂ.

    “YOKSULUN EKMEK KAPISI, DERTLİNİN DERMAN KAPISIDIR DUÂ..

    Dualarınız kabul sahurunuz mubarek olsun..şu geceler çok önemli,Kadir gecesine ulaşalım inşAllah..🌹🌹🌹

    Dilek
  • Dilek

    Her şey tamam olsun istiyorsun,dört dörtlük

    olmasını diliyorsun.Hiç bir eksiğin kalmasın ve her şey tam istediğin gibi olsun istiyorsun?

    Tamam da sonra ne olacak?

    Bilmelisin ki burası cennet değil!?

    Burası "Cennet" dedikleri yeri elde etme,kazanma,fark etme yeri.

    Ve burası her nere ise gerçekten "değersiz" olarak vasıflandırılmış bir yer!

    Ve burası her nere ise toplamda 100 kadarcık yıl sonra;şuanda nefes alan bebeğinden ihtiyarına kadar,tüm neslin olmayacağı ve hırs ettikleri her şeyi bırakmak zorunda kaldıkları yer.

    Burası gittiğin yerde aklına geldiğinde; İlk okul çağında ki 40 dakikalık bir dersi hatırladığında ki kadar hatırlayacağın bir yer..

    Üzme kendini,hırslarına yenilme!

    Herşeyin olmasa da olur.

    Adem Korkmaz

  • Dilek

    Allah kabul etsin oruç tutanların oruçlarını,tutamayanlara da nasip etsin inşAllah. Hayırlı sahurlar olsun..🌹💙🌹

    Dilek
  • Dilek