
Diyelimki siz çok ünlü bir ressamsınız ve son eserinize de kendi resminizi yapacaksınız. Hani şu gerçeğe çok yakın çizimler yapan ressamlar var ya ondan. Resminiz sizin son eseriniz ve tüm dünya da görülecek, merakla bekleniyor. Ufak tefek kusurlar olarak gördüğünüz, sivilce izi, burun kemeri, absürd bir yerde olduğunu düşündüğünüz beniniz ya da bir bütün şeklinde de kabul edilebilecek tek kaş durumunu düzeltme eğiliminde olurmusunuz? Kendimizi birazcık daha kusursuz görmek istememizin masum bir tarafı var mı? Bizi biz yapan kırışıklarımızla, yara berelerimizle, benlerimizle ya da kıllarımızla neden barışık değiliz? Neden kendimizi kabullenemiyoruz? Bu durumun karşı tarafa (genelde karşı cinse) kusursuz görünmenin ötesinde kendimizle ilgili kabullenemediğimiz yanı nedir?
Yorumlar
Nuya
kendi yolculugumda bu kabullenisin yasla birlikte geldigini gordum. saglikli uzuvlara sahip olmak en buyuk guzellik. varligimizin mukemmel isleyisini dusunmek yerine kila tuye bene takacaksak kendimizi bolca yoracagiz demektir. bence buyudukce kendini buluyor insan.
Murat
Süleyman doğru söylüyon valla.
Murat
Ayhan mükemmelliyetçilikten küfre yolu nasıl kurdun anlamadım. Yaradanın yarattığına saygısızlık tarafından bakıyorsan bu en fazla günah olur. Aslında günah demek bile uygun düşmeyebilir, mekruh diyelim.
Murat
Hayvanlar aleminden bakarsan olay çok net. Genelde erkekler daha renkli ve ilgi çekici olurlar, hatta dişilere kur yaparken kabarır, garip hareketler yaparlar. Hedef malumunuz; dişi tarafından tercih edilmek ve çoğalmak. İnsanlar açısından durum biraz daha kamaşık. Olduğundan daha güzel görünmenin altında bin tane neden olabiliyor. Benim anlamaya çalıştığım en basitinden karşı taraftan daha güzel daha çekici görünmenin ötesindeki durum. Küçük kusurlarımızı neden benimsemiyoruz? Bence ilişkilerimizde yaşadığımız bazı sıkıntılarda kusurları kabul etmemenin izleri var. Etrafta göründüğü gibi olmayan okadar şey var ki. Sosyal ilişkilerimizde "bu kesinlikle göründüğü gibi değildir" ön yargısıyla bakıyoruz. Bunu herkes yaptığında tuhaf bir ilişkiler ağı oluşuyor. Herkesin yalan söylediği bir ortamda gerçekte yalan söyleyen kimdir? Hiçkimse :)
Murat
Emre hayat bu kadar mı göreceli olur dedirten bir örnek verdin. Fridanın tek kaşından öte kadının biraz daha uzasa burulacak bıyıkları varmış :)
Murat
Evt Nuya, yaş ilerledikçe öyle ufak tefek kusurları görmüyor insanın gözü.
Dilek
Her insan iyi görünmek ve beğenilmek ister. Bu istek genellikle güdüseldir ve bilinç yüzeyine çok nadir olarak çıkar. Bir başka deyişle, zaman zaman bilinç yüzeyine çıkarılır fakat genellikle bastırılır.Bayanlar kadar beğenilme güdüsüne sahip olmasa da, erkeklerin de gün için ya da hayatlarının belirli dönemlerinde beğenilme isteği üst seviyededir. Hormonal salgıların yoğun olduğu ve toplum içinde ya da yakın çevredeki statünün değişkenlik kazanabileceği durumlar, erkeklerin beğenilme isteklerinin de yüksek olduğu zamanlarla paralellik gösterir. kısaca kadinlar görsel beğeni de biraz daha duyarlılar.. Yukardaki yazi alintidir..paylaşimı okuduktan sonra bunu ciddi olarak düşündum neden bu derece beğenilme duygularimiz ağır basiyor diye... üstelik karşı cinsle de sınırlı degil bu durum ..tüm insanlar tarafından beğenilme güdüsü..ne kadar gizlesek de durum bu..aslinda derin düsünürsek kim kimin gözüne tüyüyle beniyle iziyle ne kadar nasil güzel görünür bilinmez ama..sanırim biraz da önce kendimizi oldugu gibi saf haliyle kendimizin kabullenmesi olmalı ama bunu da karşı tarafın bizi kılmış tüymüş benmiş gibi kusur olarak görmeyip kabullenilmesi şarti ile başarırız sanıyorum..aksi toplumda olsun sosyal hayatta yada arkadaş cevresinde olsun dışlanmaya güvensizliğe kabullenilmemeye sebebiyet veriyor..kısaca insanlar birbirini tetikliyor...