Nuya
Nuya, 51

Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kırıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü

ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.

Şükrü ERBAŞ

About
  • Backgammon (Favorite Game)
Photos
  • Nuya

    gülden terâzi yaparlar, 

    gül ile gülü tartarlar

    gül alırlar gül satarlar, 

    çarşı pazarı güldür gül

    Kul Nesīmî

  • Nuya

    ...

    Örseler acıyla düştüğü yeri

    Susarak büyüyen adamların sevgisi.

    ...

    Şükrü Erbaş

    https://youtu.be/xVZgUiRljdU

  • Nuya

    ...

    güvercinler nasıl taşırsa ömrünü

    öyle taşırsın sır misali kalbini

    tabipler o yardan el çekerse

    aynalar sırrına agâh olur rüknettin

    ne bir halvet olur sana bu dünya

    ne tutuşan gövdene bir gölge

    suskun balıkların dilini çözen rüya

    gün gelir sana mihrâb olur rüknettin.

    ...

    Ruknettin'in Kalbine Dair Kehanetler

    Kemal Sayar

  • Nuya

    Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara gelsin bu hikayemiz;

    Eğitimini tamamlamak üzere olan ressam ustasının yanına gider. Büyük usta çırağına der ki,

    “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koy. Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma”

    Öğrenci ustasının dediğini yapar. Birkaç gün sonra resmini kontrol etmek için meydana gittiğinde büyük bir üzüntü yaşar. Çünkü resminin her tarafında kırmızı çarpılar bulunmaktadır. Resmini alıp büyük bir utançla ustasının yanına gider.

    Usta öğrencisinden yeni bir resim yapmasını ve yaptığı resmi yine aynı meydana koymasını ister. Fakat bu kez resmin yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını belirtir. Resmin yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını söyler.

    Öğrenci denileni yapar. Birkaç gün sonra aynı meydana büyük bir korkuyla gider. Resmin yanına geldiğinde yüzünde büyük bir gülümseme oluşur. Zira resme hiçbir şekilde dokunulmamıştır. Bu sefer büyük bir gururla gider ustasının yanına.

    Usta öğrencisinin gözlerine bakarak ona hayatının tavsiyesini veren cümleleri kurar.

    “İlk resminde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

    İkinci resminde ise onlardan yapıcı ve olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Sonuçta hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.”

    O nedenle şu öğüdümü asla unutma. Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın. Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma ve asla bilmeyenle tartışma.

  • Nuya

    seni yalnızlığından tanıdım

    kirpikleri kırık çocuk

    çiğneyip durduğun dudaklarından.

    gözlerin küllenmiş yangın yeriydi

    bir eylül göğünün bulut kümeleri

    donuk bakışlarında;

    hüznün nasıl da benziyordu

    benim ilkgençliğime

    ellerinden tanıdım seni

    yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden.

    bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu

    -anılardan anılara ince çizikler…-

    yüzün bir türkü sonrasının

    kederli dalgınlığında;

    güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum

    ağıt gibi bir alay dudak uçlarında

    gücenik duruşundan tanıdım seni.

    seni kendimden tanıdım çocuk;

    yüreği sürekli çiğnenen bir yol

    gövdesi acılardan acılara köprü…

    biraz öfke, biraz umut, çokça onur

    olan kendimden.

    eğildim öptüm yıkık alnından

    uzaktın, kıyamadım sessizliğine

    biraz daha dedim içimden, biraz daha;

    gün olur, onuru güzel çocuk

    acı da yakışır insanın yüreğine.

    ŞÜKRÜ ERBAŞ

  • Nuya

    Şukru Erbaş'in sayfasindan aynen paylasiyorum. Belki care birimizden cikar

    Bütün arkadaşlarıma duyurulur... kim, bulunduğu yerden ne yapabilirse... paylaşın ve duyurun. lütfen... bir mucize yaşarız belki...

    "Kızımızın adı Güler Gökmen. 3 yaşında, Ağır İlik Kanseri.

    2017 Ocak ayında hastalandı. Mart 2017 tarihinden itibaren Ankara Dışkapı Çocuk Hastanesinde Hemotoloji - Onkoloji bölümünde yatarak tedavi görüyor. Bulunduğunuz şehirden 'Güler Gökmen adına' diyerek, Kızılay Kan Alma Merkezlerine kan örneklerinizi bırakabiliyorsunuz. Hastalık ağır, tedavisi ağır, çocuk çok küçük... Ne kadar çok kan örneği bulunursa o kadar çok umut demek çocuk ve aile için."

  • Nuya

    ‪birini seviyorsan onu öldürme! demek kolay‬

    ‪oysa her aşık önce kendine sonra yanındakine cellat.‬

    ‪ve aşkta ölümün bir anlamı vardır, görklü kılınan‬

    ‪bozulsun diye im‬

    ‪her ateş önce yanını yoklar sevgilim.‬

    Birhan Keskin

  • Nuya

    Çember daraliyor Orhannn

    Nuya
  • Nuya

    Gramer mafyasi is basinda...

    Nuya
  • Nuya
  • Nuya
  • Nuya

    Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar;

    Ya ölmeli cellatlar,

    Ya da hiç doğmamalı çocuklar !

    Che

  • Nuya
  • Nuya
  • Nuya
  • Nuya

    14 Mart ;

    Tip Bayrami, Pi Gunu ve Einstein'in dogum gunu kutlu mutlu olsun. Tum saglik emekcilerine bu vesile ile iyi ki varsiniz diyor saglikta siddete hayir diyoruz.

    Nuya
  • Nuya
  • Nuya

    Egitim sart! Egitim ve ogretimi birbirine karistirmadan tabii ki... Egitim evde baslar.

    Nuya
  • Nuya

    Gecme namert koprusunden

    Alirsa sel alsin seni

    Yatma cakal golgesinde

    Yerse aslan yesin seni

  • Nuya

    Geldi bahar aylari

    Gevser gonul yaylari

    (Anonim)

    "İnsan, uğruna emek harcadığı şeyi sever ve insan sevdiği şey için emek harcar.

    Bir ilişkide çaba yoksa, o ilişki hiçbir zaman meyve vermez."

    Erich Fromm

  • Nuya

    ve biliyorum ki,

    iki yarali kalp

    saglam bir kalp eder..

    Cemil Meriç

    Nuya
  • Nuya

    Hayirli Cumalar

    'Güzel insan' aramak ile 'insandaki güzelliği' aramak arasında derin bir fark vardır.

    Farid Farjad

  • Nuya

    Biliyor musunuz?

    Ben bu çağdan nefret ettim.

    Etimle, kemiğimle nefret ettim!'

    Cahit Zarifoğlu

  • Nuya

    Vatana ihanetin nedeni olmaz,bedeli olur.

    Dilerim baslangic degil terorun sonudur 2016. Tum sehitlerimize Allahtan rahmet yaralilarimiza sifa diliyorum. Bu mubarek gunde masumlari uzenlerin iki dunyada belleri dogrulmasin.

    Nuya
  • Nuya

    gülden terâzi yaparlar, 

    gül ile gülü tartarlar

    gül alırlar gül satarlar, 

    çarşı pazarı güldür gül

    Cumaniz mubarek, gununuz hayrolsun. Dualarimiz da cevap bulsun insallah.

  • Nuya

    Adı Mehmet Genc. Hayallerinin pesine dusen bir fotografci. Kendi imkanlari ile baslayan yurtdisi gezilerine simdilerde sponsorlari sayesinde devam eden dinamik bir genc. Facebook takip listemde. Rotasiz Seyyah ismi ile gezi notlarini gorsellerini paylasiyor. Bir ricasini paylasiyorum. Surc-u lisan etti isem affola.

    ****

    "Arkadaşlar küçük bir desteğe ihtiyacım var :)

    Norveç'in Kuzey Kutup bölgesinde 5 günlük bir etkinlik düzenleniyor ve 300 km lik yol sadece kızaklı köpekler ile gidilecek. Geceleri de yine kutup bölgesinde kamp yapılacak. Para ile değil en çok oyu alan kişiler gidebiliyor. 9 ülkeden ikişer kişi, Türkiye'nin içinde yer aldığı 'diğer ülkeler' kategorisinden de yine en çok oy alan 2 kişi seçilecek. Türkiye'den katılım yapan olmamış gibi ve şu an tüm katılımcılar arasından en yüksek oya sahip kişi 35.000 oy almış.

    Sizlerden ricam; linkte açılan, benimle ilgili profilde 'VOTE' ikonuna tıklamanız. Herkesin bir oy kullanım hakkı olduğu için 'VOTE' ikonuna tıkladıktan sonra Facebook hesabınızla ilgili bir menü gelecek. 'LOG IN WITH FACEBOOK' ikonuna tıklayıp, 'Continue' dediğinizde işlem bitiyor. Facebook hesabınızdan birşey paylaşılmıyor, sadece herkesin bir oy kullandığını netleştirmek için yapılıyor. Oylama için 5 gün kaldı. Destek olan herkese çok teşekkürler.

    Ekleme: Siteye aynı anda çok fazla kişi girmeye çalıştığı için hata verebiliyor. Sürekli hata alanlar gün içinde tekrar deneyebilir. Keza siteye ben de giremiyorum :)

    http://polar.fjallraven.com/contestant/?id=1378&backpage=1

  • Nuya

    Tanrı' nın tüm çocuklarının, seyahat ayakkabılarına ihtiyacı vardır, 

    Problemlerini burdan başka yere taşımak için...

    https://youtu.be/WJYRfsOrQfM

  • Nuya

    yasasin cirkinlerinde sarkisi var😉

    https://youtu.be/EEwA1ldUb60

  • Nuya

    Gunaydin, gununuz huzurlu kazanciniz bereketli olsun.

    ''kölelik tam anlamıyla kudretin azalması rejimidir. Bu nedenle iktidarlar üzüntüye ihtiyaç duyar: yaşama hükmetmenin yolu önce ona üzüntü aşılamaktır. Sadece üzüntü sayesinde hükmeden, gücü bu şekilde elde edebilen; sadece “nedamet getirin”, “birbirinizden nefret edin”, “nefret edeceğiniz kimse yoksa kendinizden nefret edin” diyerek düzen kuran insanlar vardır.

    ...her zaman üzüntüler vardır ve olacaktır. Mesele var olup olmamaları değil, mesele onlara verdiğimiz değerdir; onlara atfettiğimiz itibardır. Onlara ne kadar itibar ederseniz, yani şeyin üzerinizde bıraktığı izi kuşatmak için kudretinizin ne kadarını bu işe yatırırsanız, kudretinizden o kadar kaybedeceksiniz.''

    GILLES DELEUZE

  • Nuya

    Biraz nostalji... La vie en rose guller icinde hayat..

    https://youtu.be/OXAN-0fKse0

  • Nuya

    İsterim ki bu dünyada, hiç kimse cahil kalmasın

    Okusun ilmin kitabın, cahilden akıl almasın

    Neşet Ertaş

    Nuya
  • Nuya

    evde yoklar

    dolanıp duruyorum ortalıkta.

    kedim hımbıl,yaprak döküyor çiçeğim,

    rakım bir türlü beyazlaşmıyor.

    anahtarım güç dönüyor kilidinde,

    nemli aldığım sigaralar.

    ne zaman bir dosta gitsem,

    evde yoklar.

    kimi zaman çocuğum

    bir müzik kutusu başucumda

    ve ayımın gözleri saydam.

    kimi zaman gardayım

    yanımda bavulum,yılgın ve ihtiyar

    ne zaman bir dosta gitsem

    evde yoklar

    bekliyorum bir kapının önünde,

    cebimde yazılmamış bir mektupla.

    bana karşı ben vardım

    çaldığım kapılarının ardında,

    ben açtım ben girdim

    selamlaştık ilk defa

    metin altıok

  • Nuya

    (Kemal SAYAR'dan)

    Yolların tıkandığı, önümüzde uzanan patikaların bizi hiçbir yere götürmeyeceğini düşündüğümüz zamanlar vardır. İnsanlar çaresizlik hapishanesine tıkılı kalmış ve yeis, geminin dümenini eline almış karanlık sulara sürüklemektedir. Memlekette ortak bir karamsarlık ideolojisi galip gelmiş ve bütün ruhları zehirlemektedir. İşte böylesi zamanlarda zulmeti delen bir ışık, ataleti yenen bir devinim ve nihayet başları doğrultan bir hamle olarak ufkumuzda parlar o. Umut. Onunla düştüğümüz yerden doğrulur, karanlığın örtüsünü yırtar ve yeniden başlarız. Yolumuzun tıkandığını hissettiğimizde yepyeni yollar, alternatif patikalar bulacağımıza duyduğumuz inançtır umut. Umut varsa yenilmek yoktur, direniş ve gayret vardır, bir çaba üzere olmanın huzur ve itminanı vardır. Umut etmek toz pembe rüyaların salıncağında gerçeğe gözlerimizi kapamak anlamına gelmiyor. Neyin yaklaşmakta olduğunu bilmiyoruz ama bu belirsizlik alanında da oturup bekleyecek değiliz. Bu belirsizlik odasında her şey kadar bizim eylemlerimiz de sonucu belirleyebilir. Dünyayı ben de değiştirebilirim.

    Bilinmeyeni ve bilenemeyecek olanı kabullenmekte umudun alanına girerim, her şeyi kötüye yoran bedbinlerin ve toz pembe düşler gören nikbinlerin tersine kesinlikten, belirlilikten uzaklaşarak ruhumu umuda ayarlarım. Attığım adım, söylediğim söz, yazdığım yazı boşluğa yazılmış olmayacak. Ne yapıyor ve söylüyorsam bu dünyada er ya da geç bir karşılık bulacak. O eylemin, o sözün, o davranışın kime ne kadar tesir edeceğini, bu dünyada neyin gidişatına etki edeceğini önceden bilme şansım yok. Ama yine de geri durmuyorum eylemden, hayra dahil olmaktan, iyiliğin ve güzelliğin örgüsüne ilmek atmaktan. Umut başlamaktır, eylemin kendisi değildir, onun yerine geçmez. “Gelecek, bugün onun için hazırlananlara aittir” diyor Malcolm X. Bazen hayat olanca acılarını üzerimize boca eder. Hayal kırıklığıyla yüzleşir ve ilerleriz. Yüzleştiğimiz her şeyi belki değiştiremeyeceğiz ancak bir şeyi onunla yüzleşmeden asla değiştiremeyiz.

  • Nuya

    Biz bir duyguya ait insanlarız, vefaya, merhamet ve cesarete, heyecan ve ümide. Yeis ve yılgınlığı çoğaltan sözlerden uzak duralım. Bu ülke için hayal kurmayı bırakırsak dünya biter. Yahya Kemal’in dediği gibi, ‘dünyâ biter o yerde ki mağlûb olur hayâl /temdîd-i ömre kudreti kalmaz tahayyülün’.

    Türkiye bir heyecandır. Yurdunu sev.

    Kemal SAYAR

  • Nuya

    ıSİMURG EFSANESİ

    Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka ya da batıda bilinen adıyla Phoenix ), Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi, sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesiymiş.....

    Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

    Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

    Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi... İstek, aşk, marifet, istisna, tevhid, hayret ve yokluk vadileri...

    Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler. Yorulanlar ve düşenler olmuş...

    "Aşk denizi"nden geçmişler önce...". "Ayrılık vadisi"nden uçmuşlar...". "Hırs ovası"nı aşıp, "kıskançlık gölü"ne sapmışlar... Kuşların kimi "Aşk denizi"ne dalmış, kimi "Ayrılık vadisi"nde kopmuş sürüden... Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle...

    Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

    Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

    Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

    Baykuş yıkıntılarını özlemiş;

    Balıkçıl kuşu bataklığını.

    Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

    Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş: Farsça "si", "otuz" demektir... murg" ise "kuş"...

    Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "Simurg - otuz kuş" demekmiş. Onların her biri SİMURG muş. 30 kuş, anlar ki, aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

    Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

    Feriduddin-i Attar

    Feridüddin-i Attar