



Her şarkı bir gün biter,her şiirin sonu vardır, yazılmış her hikayenin de sonu gelir ama insanın o tamamlanmamış hikayesi hiç bitmez. Bir ömür hatta ömürden sonra da yanında usul usul yürür. Kimi zaman tebessüm ettirir kimi zaman ağlatır. Ve o hikaye tamamlanmadığı için güzel.....

# kahve vazgeçilmezim# :)




Bir söz ki bir gönlü bir ömür bahtiyâr eder..
Bir söz ki bir gönlü bir günde ihtiyâr eder..
Gönülleri bahtiyâr edecek sözler söyleyebilenlere selâm olsun..!


Asıl sorun kırılmak değil,kırıldıktan sonra değerlenebilmek...papatyaların son yaprağı gibi...!


Eğer seviyorsan;
Hiç kimsenin bakmadığı gibi bak,
Gözünün kıvrımından anla hissettiğini.
Dünyanın tüm gücünü kollarına almışçasına sarıl. Kimseler duyamazken onu, Sen omzunu ona ev yap. Yüzünün bir gülüşü için mesafeler kat et,
Minik hayaller yaratacak hediyeler bul ona.
Herkes gibi ismiyle seslenmek yerine Özel kelimeler koy kalbine.
Hiç kimse gibi ama kimsesiz sev onu. En doğal haline tut gözlerini. Milyarlarca ihtimalden biri olduğunu hep belirt. Onun senin olma mucizesine sahip çık. Ait ol, sahiplen.
Şefkatle ör yüreğini yüreğine. Sevginin en büyük dilidir merhamet. Üzdüğünde unutuver.


⠀ོÇoğu zaman, susmak, konuşmaktan daha kıymetlidir, hayırlıdır Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez. Çünkü o, dünyanın en uzun cümlesidir....


🌻🦋🌻

Bir şeylere devam etmektir hayat, ara sıra da olsa başarmaktır ama asıl hayat unutmamaktır çünkü sahip olduğun her şey hatırladığın sürece senindir..🌺☕




Belki mutsuzluğundan yorgunsun.
Belki mutsuzluğundan halsizsin.
Belki mutsuzluğundan isteksizsin.
Belki mutsuzluğundan uykusuzsun.
Mutsuzsun belki de farkında değilsin.
Farkında olmadığın için başka isimler koyuyorsun, mutsuzluğuna.
Belki de mutsuz olduğunu görmeyi reddediyorsun.
Reddediyorsun çünkü; değiştirmeye gücün yok. Kendini çaresiz hissediyorsun.
Ama mutsuzluğunu kabul etmeyi ötelediğinde, gizli mutsuzluğun seni tüketir.
En sonunda adı olur tükenmişlik.
Sorunun ne olduğunu doğru tanımlayamazsan, çözümler için çabalamakta bir işe yaramaz.
O yüzden kendine yalan söylemeyi bırak.
Gerçekle yüzleş.
Yüzleşmedikçe tükenirsin.
Bunu başkasına değil kendine söyleyeceksin en başta. Çünkü kendin kabul etmediğin şeyi değiştiremezsin. Başkası değiştiremez bunu.



“Susarsın,
söyleyecek sözün yok sanırlar....
Gidersin,
kalmaya yüzün yok sanırlar...
İyi ya da kötü her ne yaparsan yap
mutlaka bir kulp takarlar...
Kimseye yaranamazsın..Bu yüzden kim ne derse desin,
yüreğindeki doğrudan vazgeçmemeli insan...”


Bazen ne kadar güçlü olursan ol,
Birisinin hadi demesine,
Omuz vermesine,
Sesini işitmeye,
Varlığını hissetmeye ihtiyaç duyarsın...
Kimi zaman sadece
orada bir yerde durduğunu bilmek bile nefesini tazeler ve yeniden..
‘Bismillah’ ;
Diyecek gücü kendinde hissedersin...
Etrafınızda 'İyi ki varsın' dedikleriniz çok olsun...



🍀🦋🍀


:)))))))

ArtıK gerçekleri istiyorum...
Gerçek dostlar,
Gerçek gülüşler,
Yeri geldiğinde içimi dökebilecek yeri
geldiğinde haykırabileceğim ama içimin
Yandığını bilerek, alınmadan beni
dinleyebilen, sonra haydi kalk gidiyoruz
iyi değilsin diyebilecek insanlar
istiyorum... İki gün sonra anlattıklarmı
birilerinde duymayacağım insanlar
ıstyorum.......
.

Sevmek için zaman ayırmak gerekir. Bilmek için zamana ihtiyaç duyarız. Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz. Zamanla olgunlaşırız. Lütfen yavaş gidiniz.


Bir zaman sonra çabalamayı bırakıyorsun. Hani elinden geleni yapıyorsun ve daha zorlamıyorsun. Bedenin değil tüm ruhun yorulmuş. Çabalamak istemiyorsun. Ne olacaksa olsun diyorsun.Zamana bırakmak en güzeli aslında..Zamanla gelir, zamanla gider, zamanala BİTER.."..


İnsanlar ne zaman gözleri ile değil de gönülleri ile sevmeye başlarsa, aşk kelimesi ancak o zaman can bulacak.
Aşk;özlemle, utançla, hasretle, acıyla, sevgi ve saygıyla dirilir.
Aşkın anlamı dünyada o kadar küçüldü ki; eskiden sevmeye korkan insanlar varken, şimdi sevdayı oyuncak diye tutanlar var.
Gerçek aşk birimizin yüreğine zuhur etse, dünyayı bir köşeye iter, onu kirletmemek için yalnızlığa çekilirdik.
Sevmeyin demiyorum.
Sevin.
Ama adı sevmek olsun diye değil, gerçekten sevdiğiniz için sevin.
Sevmeyi göze alabiliyorsanız, aşkı kendinize layık görebiliyorsanız sevin.
Çünkü aşk; acı çekmektir.
Aşk; iki ömrü bir yürekte taşıyabilmektir.
Aşk; içinizde olan tüm depremlere rağmen sapasağlam durup onu mutlu etmektir.
Aşk; kendinizden geçip, ona gitmektir..


Ne kadar vefalı olmaya çalışsakta, hayat hikâyemizde bulunanların bizi incitmeleri kaderimiz gibiydi..
Sanki üzmek onların işi, üzülmek te bizim görevimizdi..
Bizi kahreden asıl mevzu,
Sen ne dedin, ben ne yaptım değil..
Asıl mevzu, en önemli mevzunun hep görmezden gelinmesiydi..
Mevzu, bizim kayıp giden ömrümüzdü...
Biz konunun hep "es geçilen, kapatılan" kısmıydık..
Farkındaydık.. bile bile sustuk..
Oysa bu susmalar sabır, vefa, hürmet ve sevgidendi..
Kimse bilemedi...!!
Kimse kendini, bir kaç düşünce mesafesinde bile yerimize koyamadı..
Hissedemediler içimizdeki kederlerin bizi ne kadar ezdiğini....
Sonra da hayat bu dediler, geçiştirdiler..
Ama "Adı hayat" kendisi sır ve yalandan ibaretti..
Gerçeği söylemediler...
Ne olacak bunca vebal..?
Koca ömürleri tükettiler,
Sonra korktular, üstlenemediler..
Düşmeseydiniz dediler...


Demişler ki;
Mali mülkü değil,kaşı gözü değil ,
Hırkası heybesi de değil,merhametidir
İnsanı güzelleştiren...❤️


Gün geliyor; hiç tahmin etmediğin şeyler oluyor,
Hiç ummadığın hayaller gerçekleşiyor,
Asla geçmeyecek sandığın hüzünler geçiyor...
Zaman, çok tuhaf bir kavram.
Yalnızca mevsimler değişmiyor, sadece meyveler olgunlaşmıyor ya da bir tek vakit geçmiyor.
Zamanla duygular da değişiyor, insan da olgunlaşıyor, acılar geçiyor...
Zaman bana çok şey öğretti!
Fakat en güzeli sabretmekti...
Çünkü yalnızca bu şekilde biraz geriye çekilip her şeye etraflıca bakabiliyor insan.
Çünkü öfkeyle, kızgınlıkla ya da kırgınlıkla kör oluyorsun.
Sadece sakin bir ruhla düşünerek doğruları görebiliyorsun...
Aradan yeterince zaman geçtikten sonra çok daha iyi anlıyorsun her şeyi.
Bazı savaşları boşuna vermişsin,
Bazı durumlara boşuna katlanmışsın ve bazı insanları iyi ki kaybetmişsin...

Kimi vakitler, bir dalgınlıktan çıkarken yakalarım kendimi. Sanki bir süreliğine içimdeki bir başka ben, beni uyutmuş; ruhumu hiç bilmediğim bir âlemin salıncağında sallayıp durmuştur. Ne bir haritası vardır daldığım yerin, ne bir pusulası, ne dili, ne töresi. Hissederim ki, dalgınlığımın beni alıp götürdüğü yer, Ahmet Haşim’in “O Beldesi”nden de, Yahya Kemal’in akınlara çıkılan rüya şehirlerinden de çok ötede bir yerdedir. Yolu da yoktur onun, izi de.......!