
Alelade bir saat
Ve ben seni çok özledim
Bekleyemeden denk gelmesini
Akrep ile yelkovanın
Özledim
Haddini aşan saniyeler
Sensiz bir asır kadar yavaş
Dayanılmaz bir sancı anlatır
Ruhumun
Vücudumun
Sensizlikten kıvranmasını
Seni özlemenin
Seninle olan mutlu sonu
Kavuşturur beni
Genç delikanlılığıma
Akreple yelkovana
Azılı düşmanlığım
Biter sen bitince yanımda
Sol yanıma geç isterim
solumda yürü
Solumda otur
solumda kal
Bir an ayrılmasın
solumdaki boşluğun
Korkarım kalbim
Sensizlikten yorulur




Günümü aydınlatan tek ışık
senin yüzün
Seni görmeden geçen gün
karanlıklardayım
Gözlerimin kamaşması
bunca zaman senden uzak
Işığından yoksun
Karanlıklarda
Umman diyarlarda
Seni aramaktan
Gözümü kamaştıran yüzün
Bunca zaman
senden uzak olduğum için
Gönlümü sarsan bu hüzün
Sensiz geçen zamanın
Şimdi anladığım acısı
Seni bulduğum halde
Yanında olamamak niçin
Seninle doğan her günüm
Sensiz karanlıklarında
Kendimi
sana hatırlatmak istiyorum
Sen koyduğum gibi
Her kelimemin gizli öznesine
Hayatımdaki her çıkmazın
Seninle
ve birtek sana
Açılmasını istiyorum
Vuslatın hasreti
Seher’in soğuk rüzgarlarında
vuruyor bedenime
Ve ben
Sensiz ne kadar yanlız olduğumu
Daha iyi anlıyorum
bu karanlık çıkmazda
Gel artık
Aydınlat yolumu
Aç bu çıkmaz yolları
gönül hanene
Ulaştır benliğimi
Yegane güzelliğine
Hüznünün burukluğu
Dünyaya keder
İzin ver
Kurtarayım bu aciz dünyayı
Dayanılmaz kederden
İzin ver doğsun Gül yüzün
Aciz dünyamın
Her karanlık hanesine

Tanımasaydım seni
Böyle gülmezdi gözlerim
Dilim böyle konuşmaz
Her melodiyi
aşkla duymazdım
Bilmeseydim seni eğer
Bilmezdim denizin
maviliğini nerden aldığını
Kime yağdığını yağmurun
Güneş’in kime doğduğunu
Eğer tanımasaydım seni
Yaşıyor saymazdım kendimi
Bir ömür geçerdi şüphesiz
Ziyan olmuş bir ömür olurdu kaderimdeki
Kalırdı
zalim zamanın ayakları altında
Çürür giderdi benliğim
varlığından habersiz
Duymazdım kainattaki
o güzel melodiyi
Yağmurun yağdığına seni
tanımasam sevinmezdim
Murat...##

Bazen kalbime dokunuyor
Derin bakışların
gülüşün
sesin
Bir dolunay aydınlatır geceyi
Sen gülünce
Serçeler
bülbüller
seni dinler
Gülleri kıskandıran
Şarkıları mahsunlandıran
Türküleri yakan
Senin aşkındır
Sen yokken söylendi
tüm aşk sözleri
Seni düşünerek
Var oldu insan
Varlığımın güzelliğe meyli
senden gelir
Kalbim kalbine dokunabilmişse
ne mutlu
Ah bir de ürkmeden
dokundurabilsem
Gözlerimi gözbebeklerine


Umut hep var
Umutla yaşıyoruz
Hergün umutla kalkıyoruz yataktan
Veya başımızı yastığa
umut ederek koyuyoruz
yeni günü
En ağır dertleri çözdüren de umut
En sinirli anda sakinleştiren de
Kimse yokken
elimizden tutan da umut
En sevdiğimizle tartıştığımızda
teselli eden de
Umut içtiğimiz çayda da var
bir damla
Yediğimiz ekmekte de
hani bir tutam
Doğumhanede beklenen de umut
Yoğunbakımda beklenen de
Gözlerine bakınca da
dolar içine umut insanın
Gözleri aklına düşünce de
Acılardan seni kurtaran da umut
Seni aklıma düşüren de
Seni bana sevdiren de umut
Seni bana yâr eden de
Murat...##

Kaldı aklım
durağında zamanın
Kaldım sıkışmış
ikili ilişkilerin arasında
Bu Kötü
bu Derya deniz dünyada
Bir benim çeken
acısını anıların
Bir bende kalırdı zaman
Mıhlanmış hançer gibi
Ama tam göğsümde
Ama kalbimin tam
Adını sildiği yerinde
İstemem zamanın
anıları süpürüp süpürüp
önüme atmasını
İstemem
karanlık günlerimin
Fikrimde canlanmasını
Kim ister ki
Tam unuttuğun
Artık yalnızlığın
zemheri ayazına alıştığı anda
mutluluğun
yalancı sıcağının
aklına dolmasını
Murat...##


Hep korkumdur
Takılıp Kalmak
izlerle dolu bir geçmişte
Gönül ister ki
Suya vurulsun ateş
Taşa dokunsun gökyüzü
Gönül ister ki
Tüm imkansızlıklar
Oluversin bi çırpıda
Ki senin gönlümde
Öyle güzel
Öylesine aykırı
Öylesine ihtişamlı duruşuna
Kimse aldırış etmesin
Umman’lar yakın
Karanlıklar gün kadar aşikar
Görsün herkes
kaf dağının zirvesini
Ferhat Aslı’yı
Mecnun Leyla’yı
görsün artık
Ve dahi gözlerin
yanan gönlümü
Görsün artık
Murat...##

Gözleri mercan mavisi
Bir yanı endam
Bir yanı deli hasretlerin bekçisi
Birleşip konuşmak ister Gönüller’i
Dostlukları baki
Bir güzel Türk’ün kızı
Bir rüyasındaki o güzel atı
Birleşti dünya rüyalarında
Ağladı mercan gözler
Sevincin taştığı anda
Döküldü dostun duru alnına
Parladı gecenin karanlığında
Şimal yıldızının aydınlattığı
Parladı alnında
Mercan mavinin içi
Doldu sevgiyle dostu
Biricik yol arkadaşı
Hayvan değildir elbet
insandır çok insandan
Aktı gözünden yaşı
Yanağından süzülerek
Mercan gözün avcuna
Düştü o güzel başı
Sarılırken boynuna
Öptü güzel anlını
Bu dünyadaki tek dostu
Yol arkadaşı
Murat...##

Ve insan değişir
Azalan umutlara inat
yeni tohumlar Eker her gün
Uyandığında aynada baktığı
Yabancı değil
kendisidir yıllar sonra
Değişir insan ve
Bütün karabulutlarını
kaybeder göğün
Yumruğunu sıkınca anlar
Kaderin avuçlarında olduğunu
Ve doyasıya yumruklar
Kırana kadar kabuğunu
İnsan değişir ve
Kalmaz artık hiçbir iz
Geçmişi geçmiş yapan
Kemiğe dayanan izler
kalmaz artık
Ve insan unutur
En yüce acısını
Dayanılmaz sancısını
Bir nice ömür
Mutluluğu bulur
Bir hayat bulur artık
hayatına eş
Gönül hanı burası
Tahtına yerleş
Murat...##

O Sade ve güzel gülüşün
Ağaçlara bahar getiriyor şimdi
Toprağa Can güneşe ışık bahşediyor
O gülüş ki dokunduğu göze fer
Kalbe sıcaklık derde şifadır artık
O gülüşün getirdi baharı sayende,
o gülüşün güneşte ışık..
Topraktan geldi
güzelliğinin aynası türlü çiçekler
O gülüşün ki dokundu gözlerime
Gülme diyorsun utangaç
Gülme deyişin Gül yüzünde durunca
Sevdiriyor gülmeyi
Güldürüyor
Hatırlatıyor sevmeyi
O sade ve güzel gülüşün
Kalbe sıcaklık
Derde derman
Aşka ferman
Gülme dedikçe güldüren sensin
Güldükçe gün açtıran sen ..
Murat...##

Duvarlar ördüm kendime
Almam alamam seni içeri
Çok canım yanar sonra
Yaşadım ben bu hissi
Geceyi saçlarında
Yakamozu gözlerinde
Beni yüreğinde tuttu önce
Sonra ne oldu
Gitti yakamoz gözleri
Gece karası saçlarını çekince
Ellerimde bir elveda kaldı sonra
Sonra daha sert taşlara
gebe kaldı kalbim
Her biri pişmanlıkla sertlendi
Hepsi en güvendiğim yerdendi
Yaşattılar bana bu sevgiyi
İstemeden zorla
Yaşattılar
Mutluluğun neye bedel olduğunu
Acının nasıl yüreği burktuğunu
Yaşadım
Taşladım
sevince kendi duvarlarımı
Ben aldım içeri
kırmızı halılarla
En güzel atlarımı
o koca haralarla
Verdim ellerine
düşünmeden sonunu
Dedim ki biz olduk bu hanenin sahibi
Artık benim yüreğimin anahtarı iki
Böldüm yüreğimi düşünmeden yüreğine
Peki ya şimdi o yarım nerede
Nerede o güzel siyah saçlı
Nerede o yakamoz olacak
mavilikler gözlerinde
Yine yıkıldı şehrimin
en sağlam taşları
Gönül evinde yine
kendi kendime döküyorum
Hakettiğim pişmanlığı
o durmayan gözyaşları
Murat...##

Gitmem senden tek bir adım
Dünyalar girse de aramıza
Mesafelere kanan
yalan aşıklar değiliz ki
İnanma sen onların
kilometre hesaplarına
Kaç karış uzak ki
gönlün gönlüme
Kaç ışık yılı ayırabilir
beni kalbimdeki sevginden
Bak burdayım
Görüyorsun
Gören gözünün
her baktığında ben varım
Sana söylüyorum şarkılarımı
Kulağın ne duyarsa
seni anlattığım melodilerim
Senin için bütün bu renkler
Bu evren bu insanlar
Tüm renklerinde
tüm ağaçlarında
Keşfedilmeyen tüm çiçeklerde bile
seni sevdiğim yazılı
Ben ki sana aşık
Daha sabah açılmadan gözlerin
gözlerinin nurunu sevdim
Murat...##

Özlemenin yükü
ne kadar ağır gelir ki insana
Bir insan
taşıyamayacağı kaç yükü sırtlanır
Bekler gözünün görmediği sevdiğini
Ne kadar beklerse
o kadar tatlanır
kalbindeki aşkı
Ne kadar susarsa
o kadar dolar sevdiğine
Ne kadar konuşursa
o kadar aklına gelir
Özlemek
bir insana neler anlatır
Nedir insanı
bu kadar özleten
Hasretin buruk tadı
nasıl çekilir
Bu kadar sevmenin sonunda
bu kadar özlemek
ders mi olur insana
Ne kadar ağır olur ki
özlemek
Ne kadar sevmeyi özler bir insan
Özledim demek
ne kadar anlamlıdır
Ne kadar yoğun bir sözdür
Sevmenin kanatlarını çekiyor özlemek ağırlığı...
Murat...##

Onca şey yaşamıştık
Yeşertebilirdik geleceğimizi
Beni neden sevmedin
Ne denli acılara komşu ettin eşiğimi
Ben arkandan bakarken
Hiç sızlamadı yüreğin
Kör karanlıklara
sürüklendi umutlarım
Ve dahi
hatıralarım hasmımdır
senden sonra
Ki Gelmesinler de artık
istemem
Düşlerime
Rüyalarıma
Gözümün önünden
çekip alsınlar seni
Kör etseler gider mi
Bir zamanlar
gözümde tüten sen
Yahut kesseler dilimi
kökünden anmaz mıyım adını
birdaha hiç
Senin unuttuğun kadar
benim sevgim var
en kötüsü de bu
Murat...##

Zamanın akmadığı günler bilirim
Güneşin ısıtmadığı
Çiçeğin kokmadığı
Ötmediği bülbülün
Geceler bilirim
Zannedersin
kara çaldılar gökyüzüne
Gelmeyecek bir daha
Ama sen
Ama umut
Ama herşeyin çaresi vardır
O ömürlük kalbinde
Yer ver bana
Yer ver ki doğsun güneş
Bir yer
İstediğim bir yer
o cennet gönlünde
Zamanı bizim için akan
Zamanı sonsuz olan
Murat...##



Tatlı dile gerek olmadığını
Kalbine dokunuşundan anlar insan
Yanında olması gerekmediğini
Aynı kalp atışıyla yaşadığında bildiğin gibi
Kalp bir vurur
Yürek bir söyler sözü
Göz görmeyince gönül bilmez sanılmasın
Seviyorum deyip uzak kalanlar yanılmasın
Mesafelerde değil aşktadır
İki gönlün birbirine yakınlığı
İki gözün görüp kavrayamadığıdır
Gerçek
göz önündeki değil
gönül evindekidir aşıkların
MURAT...##

Gelirken dünyaya
yaşamak için
Ağladım
daha açılmadan gözlerim
Sıktım avuçlarımda
Dünyayı
Benim gibi yaşadım
Kudurdu toprak
Dağ, taş, deniz..
Kudurdu hep bir ağızdan
Doymaz bir nefisle yaşadım
Sana kadar
Sende buldum
Çağlayan nehirleri
Güneşin ışık sebebini
Havanın en temizini
Sen oldun içimdeki
yaşamak arzusu
Senden gayrı kalmadı
Kalbimde bir sızı...
MURAT...##

Bir şiir kadar güzel
Bir kadın kadar anlaşılmaz
Ve sıcacık dostluk kadar
Güzel bir sabah
Günaydın
gece ağlayıp gündüz gülenler
Günaydın
Her hüzün tarlasına umut ekenler
Bu ve her gün sizin gününüz
Yaşamayı bilerek
İstediğinde en uzağa giderek
İstediğinde sevdiğinin dizleri dibinde
Ama
Yaşamayı bilerek ...

Bu aralar gelsen çok iyi olur .







Zamanın akmadığı günler bilirim
Güneşin ısıtmadığı
Çiçeğin kokmadığı
Ötmediği bülbülün
Geceler bilirim
Zannedersin
kara çaldılar gökyüzüne
Gelmeyecek bir daha
Ama sen
Ama umut
Ama herşeyin çaresi vardır
O ömürlük kalbinde
Yer ver bana
Yer ver ki doğsun güneş
Bir yer
İstediğim bir yer o cennet gönlünde
Zamanı bizim için akan
MURAT...##

Dilde dermansız kelimeler,
Şifa ararken durdu kapında
Sevdi verdiğin ümidi
Çare çaresizlikteydi
Çare çareyi ümit edenlerdeydi
Gördüler
Gözlerinde Şafak atan bir güneş
Gördüler umutsuzluk masaldır bu dünyada
İçinde sen yaşadıkça
Yer yok hüsrana
Ne kadar acı
Ne keder
Ne büyük elemdir ki bu
Senin olduğun dünyada
Umutsuzluğu ev sahibi yapmışlar
Aldanan kalpler sevgiden yoksun
Oysa sevgisiz kurak gönüllerin
Birtek çaresi sen
Ekilen umut fidanı aşk
Can suyu sen
Çarem
Çaresizliğim
Suyum
Aşım
Sen
Ümitle ektiğim sevgi fidanı
Gölgesinde oturduğum salkım söğüt sen
Bir bil sen.

Sen geldin ilhamım
Aklımda dönen binlerce soru
Dilimdeki kelimeler
Hepsi seninle geldi
Kağıt kalemden çok
Senin varlığına şükretti
Geldin
Öyle bir geliş ki bu
Tüm şiirlerin anlamı
Tüm sevgilerin imrendiği aşkı
Seriverdin çırılçıplak ortaya
İlhamım
Seninle doldu yüreğime bu huzur
Başka oldu dünya artık
İnsanların hepsinde umut
Duraksamadan sevmenin zamanıdır artık
Gökyüzümde sen dolu bir bulut
Ha yağdı ha yağacak
Çaresizliğimin üzerine
Silecek tüm kötülükleri
Silinecek bir yağmur tanesinde
Saf mutluluk
saf sevgi kalacak sonra geriye
Toprakla birlikte
cennet kokacak
Çünkü senin duruluğunla kaplandı dünyaya artık
