

Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:
sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan...





Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var ve kahkahalara sarılmış anılarım. Herkes kadar dertli, bazılarından fakir, çoğundan zenginim.Taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var.
Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim, Gidene beddua edemeyen bir dilim var. Yüreğimi korkak büyütmedim. Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir.
Can Yücel























Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.
Nazım Hikmet Ran





E s r i t e n i mYusuf Varol
Geceye serpilmiş okunmaz sözcük dizimleri
belleğimde dolaşan adımlarıyla akan zaman,
dökemediğim her yazıt kanımı kurutuyor…
Eski zamanların boz gürültüsü doluyor kulaklarıma
gözlerine bakamıyorum
seni sığdıramadım ömrüme
yitirilmiş mevsimleri yutkunarak anıyorum
Geçiş,gecikiş
nefesimi imleyenlerim.
Şimdiye yüklenen kefaret renkli adımlarım
Hangi zamanın geç kalanıydı
Zamanı var mıydı
Zamanım…
özlemi iç etmenin lal ruhunu yaşıyorum
Güz mevsimi dahil akşamlar benim arta kalanlarımdı
Sokakların sessiz adımlanışlarına gece, bana da sensizlikler düşerdi;
Gecesizliğim….
Seni büyüten sözcükler yeşeriyor dilimde
ölmezliğin o tılsımlı öpüşü dudaklarımı kemiriyor
Kendimin kanayanıyım
Kanayanım…
Ahh! ... ölümsü kokusu geçmişe düşmenin
acına sancıyacağım…
Onanmaz bir deşiktir tenime sızan bu tatlı ölüş
Kıvranan bakışlarıma dek uzayan
O ebedi kangren;
sensizliğim.
Senin o siyah gülüşünle boşaltacağım damarlarımı
ve seni zerk edeceğim kendime
rengine,gözlerine özlemim
renginden aşk damıtıyorum kendime.

Sen Kokar GozlerimYusuf Varol
Seni biriktirdim bu sen kıtlığında bir seni
adımladığım ardımda bıraktığım yollarda sen izleri
Nisan aylı sen düşleri,
yaşamasız hayat geçişleri
ve ölünemeyen bir hayattan geriya kalan ne varsa
ne varsa toplamı sen olan;
nefes diye
aşk diye
uzak diye
bunlardır öldüren beni
ama bunlardır yaşatır beni...
Açlığım ne çok benim gözlerine,
sesine, ellerine
ve tenine.
gözlerim sen kokar ellerim sen
mabedim olsanda hep
yaşanamayan hayatsın sen
oysa
senden arta kalanım sadece ben.