À propos
  • Paires de match (Jeu préféré)
Photos
  • Erhan

    Amk burda bi tane genç düye görmedim

  • Erhan

    DİYARBAKIRLI SEVGİLİYE

    hayat kadife sesiyle

    ne şarkılar söylerdi de bize

    biz arabesk gözlerinden

    kara bir sevda seçerdik

    ve dinlerdik geceler boyunca

    -yıldızlar hep yalnızdılar-

    çok değil, karlar düşerdi şakaklarımıza

    her namlu bize patlardı

    inceden bir sancı olur kanardık

    hüznün süzülürdü dudaklarımızdan

    dilini bilmezdik, yanardık

    dar günde kaçmanın dilini bilmezdik

    doğuştan sessizdik bu yüzden

    doğuştandı hükümsüzlüğümüz

    ve uçurumlardı sinesinde saklandığımız

    ama sahipsizdik, ama yalandık

    ikimiz de en koparılmayacak yerinde

    birer uçurum gülüydük sevgili

    hayat kadife sesiyle

    ne şarkılar söylerdi de bize, ağlardık!

     

    uçurum kara gözlüm

    nere baksam uçurum

    konuşsam yalnızlığım

    sussam diyarbakır uçurum!

     

    ağlardık ve masallar anlatırdık çocuklara

    -çocuklar, alın şu korkuyu şurdan!-

    iki serseri paryaydık ve bir yürek

    dolaşırdık surlarında terkedilmenin

    iner, bahara giderdik çalışmak için sonra

    bahar bize çiçeklerce avans verirdi

    ömrümüz üç kısacık aydı ey yalan

    ömrümüz bir matbaa gibi, sokaklarında

    acılarımızı çoğaltıp durdu!

    ey yedi kapılı şehir, bilmezsin

    ey ekmek, su ve zehir

    ne güller solardık bir gülmek uğruna

    ve özgün serzenişler koyardık kalbimize

    dinlerdik geceler boyunca

    her kapıdan başka kentlere geçerdik

    başka renklere banardık kendimizi

    buğulanırdı mavi dünya ve ay ve deniz

    med-cezirler anlatırdı bize annemiz

    ah ümidim, ah benim, ah göğsüm derdik

    alıp celladımızı sol yanımıza

    mayın mayın giderdik

    celladımız hasretti binlerce yaralıya!

     

    uçurum kara gözlüm

    nere baksam uçurum

    konuşsam yalnızlığım

    sussam diyarbakır uçurum!

     

    hasretti bilirkişi raporumuza yazılan

    bir türkü sabahında, sesimiz felaketti!

    çölde bedevilerle gezerdik ayışığında

    bir mezopotamya hikayesi ve iki nehir

    dökülürdük körfezine serin muhabbetlerin

    kum fırtınasına yakalanırdık bir ara

    tedirgin ceylanlarımız olurdu

    ölümle tarardılar saçlarımızı

     gökten üç yıldız düşer, masal biterdi

    hani sen avazelal

    hiçbirşey anlamadan savrulurdun ya

    biz yapraklarca seni toplardık

    sırtımızda sargıydın

    duvarlarımızda kurşun izleri

    yine de beyan etmedik

    gizledik bir esrarlı kolyede

    gizledik te sizleri

     zulümdü yaşadığımız,

    çölde bedeviler gezerdi

    aşkta biz!

     

    uçurum kara gözlüm

    nere baksam uçurum

    konuşsam yalnızlığım

    sussam diyarbakır uçurum!

     

    aşkta biz ey tarih kadar eski yaralar

    ey parçalı bulutlu coğrafyaların kabaran ırmakları

    ey yağmur bakışlı sevgililer

    -ÇÜNKÜ NE KADAR İNCİNİRSE TOPRAK YAĞMURDAN

    O KADAR İNCİNDİK SİZDEN, O KADAR!-

    artık gidin; korkuyla, kaygıyla, telaşla gidin

    biz bu ebatlara sığmayız zaten

    sığmayız sınırlara, ufacık hesaplara

    size anlatırdık ta siz dinlemezdiniz

    ayrı bir lisanı vardı vefanın

    anne kucağı gibi

     kovmasını bilmeyen!

    ey parçalı bulutlu coğrafyaların kirli çarkı

    sevdanın dili bir işte

    bizimkinin şivesi farklı!

     

    uçurum kara gözlüm

    nere baksam uçurum

    konuşsam yalnızlığım

    sussam diyarbakır uçurum!

    hele sen avazelal

    hiçbirşey anlamadan savrulurdun ya

    biz yapraklarca seni toplardık

    ve gökten üç yıldız düşer

    masal biterdi!

     

  • Erhan

    ♡ KIZ : Ben Tatlımıyım ? 😔😒

    Erkek : Hayır 😏

    Kız : Beni İstiyormusun ?😔😒

    Erkek : Hayır 😏

    Kız : Beni Seviyormusun ?😔😒

    Erkek : Hayır 😏

    Kız : Ben Gitsem Arkamdan Ağlarmısın ?😔😒

    Erkek : Hayır 😏

    Kız : Benimi Seçersin , Hayatınımı ?😔😒

    Erkek : Hayatımı 😏

    Kız : İstesem Benim İçin Bişey Yaparmısın ?😔😒

    Erkek : Hayır 😏

    ( Kız Arkasına Dönüp Ağlayarak Koşarken ErkekOnun Kolundan Tutar Ve Şöyle Der ) Sen TatlıDeğilsin Güzelsin , Seni İstemiyorum Sanaİhtiyacım Var , Seni Sevmiyorum Sana Aşığım ,Sen Gitsen Arkandan Ağlamam Ölürüm , HayatımıSeçerim Çünkü Benim Hayatım Sensin , Senin İçinBirşey Yapmam Herşey Yaparım . 😉😉

    😜😜

    😃😊😃😊😃

  • Erhan

    dünyayı iki kelimeye sığdırdım

    tüm acıları iki damla gözyaşına

    birgün bütün renklerim solacak biliyorum

    ölümüm ihanetten olacak

    yoksa ayrılık ta, hasret te

    yaşanılabilir şeyler!

     

    sevdim, tefekkürünü yitirmiş bir zahidim

    sevdim, yarasalar çağında

    adı şule bir çocuğun haysiyetiyle!

     

    rüzgarı olan birgün eser

    nasip bugüneymiş güzel kız

    kalbini kırarsam beni bağışla

    haritaların anlamadığı sınırsız bir bekleyişteyim

    kaldı ki, savaş halinde bir ülkeyim

    seni sevmek yenecek beni!

     

    ne gam, sensiz bir yalan, vakitsiz bir isyanım

    leylim, şirin sözlüm, aslım, asumanım

    kerem eyle, bahar görsün ömr-ü hazanım!

     

    bakışlarında boğulup

    yerin dibine girdiysem

    çiçek olmayı düşlediğimdendir

    mavzer göğsünde birgün!

     

    yekunu sensin hicranımın

    mısralarca parçalandığım ama hiç azalmadığımsın

    sen nazarımda fiyakalı bir sancı ve âlâ bir yanılgısın

    sen yitirilmiş bir ihtilal çocuğunun

    kahpe bir kurşun sabahı

    kıyıya vurmuş cansız bedenisin

    sen yoksun

    ve ancak ümidim kadar varsın!

    kahrıma libas aradığım şu zaman çarşısında

    her defasında, alışveriş yapmadan eve döndüğümsün

    ne ki bin yamalı urbamsın!

     

    özlem yanaklarından süzülüp düşünce ellerine

    ellerin pençesinde kıvrandığını düşün

    canım sıkıldı sevgili

    yüreğini sağa çekip indir şu serserileri!

     

    indir paslı giyotini, say ki dünya yalanmış

    tarihin bütün acılarını çeksin kalbim

    bir tomurcuk düşmüş te bir deniz dalgalanmış

    hasretin düştü içime, yüreğim yedi iklim!

     

    bir anne çocuğunu uçuruma çağırır gibi

    sana uçurdum sinemin tüm kanatlılarını

    şimdi mektubu kayıp bir müntehirsem, bilinmesin diye

    bir yürek büyüklüğünde yerin var bende

    ve yerler yerine gözlerini mekan bildiğimden beri hasretimsin

    sevgili sen bir intihardan başka birşey değilsin

    ömrümün sonunu sana bağlamışsam

    kalbimin çeperinde ışıldayan bir hançer gibi dolanıp duruyorsa sevdan

    ve bir daha yanmak için, bir daha diriliyorsam her akşam

    bu, benden değil

    senin, o insanı toprağa çeken tedirgin duruşundan!

     

    külfetsin işte, baştanbaşa külfet

    bir yakıcı telaş, bir namahrem dokunuş

    dursam, düşmez yakamdan ülfet

    yürüsem, tükenmez sendeki yokuş!

     

    bir sana yalnızım ey vaadedilmiş sızı

    ölüm gibi herkese eşit değil

    bir sana fazlayım diclenin asi kızı

    bir sana fazla!

     

    öfkelendiğim doğrudur

    elini sıkmadan uğurladığın tövbe bilmez bir günahkârım

    seni bütün mevcudiyetimle seviyorum yar

    bildiğim ve bildiğin gibi değil

    öyle yağışlardan yağmur, mevsimlerden baharla da değil

    karla, kışla ve hergün pimi çekilmiş bir ıstırabın üstüne abanarak

    yani güle benzeterek yahut kuğular gibi değil

    memleketim gibi

    duman-altı bir şehrin dağlara fısıldadığı gibi

    tek başına, kifayetsiz ama özgürce!

     

    doğrudur dilara

    kutlama gecelerinde yasal yıldönümlerin

    havai fişeklerce beyhude yaşadığım

    lakin, kızgın bir mermi gibi

    senden başka

    şuramda taşıdığım, yalandır!

     

    yalandır yılları bulmayan hasret

    tutsana ellerimi, bağırıp çağırayım mı

    sesimden ölüler geçiyor anlasana

    beni sana çeken

    beni hüsrana

    beni bir çatışmanın ortasına çeken birşey var gözlerinde

    değilse helak olayım!

     

    şu yaralı sözcüklerim

    hep aynı özneye bağlanan şu tutsak cümlelerim

    ve şu devrik direncim

    daha nasıl anlatayım

    cahil nefsin tapınaklarını temizleyip dursun

    ben ayaklarıma istikamet, hissiyatıma kıble bildim seni

    boynuma sardığım

    boyuna vurulduğumsun

    ve tam ortasında dizaynsız bir kentin

    vurulup düştüğümsün!

     

    dünya, ey telaşsız gelin

    senin de mürüvvetini görsün boşver

    ben ömrüme düşürdüğün

    küçücük haşiyelerin

    sonbaharında

    dökülür giderim!

     

    çirkindir az sonra kazanacağın birini ebediyyen kaybetmek

    ve gitmek, güya isteyerek, güya acılanmadan

    diyarbakır, ey diyarbakır

    ne dar geliyorsun bana öyle

    sende çocuktum, sende büyüdüm

    sende gördüm verilmeyen cezaların yersizliğini

    oysa haketmeyen affedilmezdi!

     

    sevgili, kim olduğunu açıklıyorum

    eğer ben olmasam

    eğer göğsümde sana dair bir cehennem taşımasam

    ve eğer hâlâ anlamıyorsan bir hiçsin

    değil mi ki, ayrılık hariç hiçbirşey değildir aşk

    ey bir milat gibi bahtımıza düşen

    hani sana yandık hep

    sana sigara sardık, sana kahrolduk

    seni misafir almadık gönlümüzün terasına

    dilara, dünya dediğin bir kaşı etmeyen

    ya da her ne isen

    vakit gibi geçmiyor ihanet korkusu

    desene bir hayalden ibaretmiş tüm sevinçlerimiz

    ve hızla geçen sevdaymış

    zaman yüreğinde durmuş desene!

     

    sabır müsvedde bir arayıştır bende, bakmayın

    acının kerametidir gülümseyişim

    alıp başını giden sendin

    çağıran sen

    çiğneyen sen

    çığ olup düşen sendin

    çığlık çığlığa kaçan sen

    ben ne yapayım

    zorlanıyorum yokluğunu telaffuz ederken!

     

    tarih düşünce deftere insan

    ya da düşünce

    anlıyor hoyratlığını tehir edilmenin

    ara caddelerinde mavisiz bir kentin

    ama artık olsan da olmasan da yalan

    hoşçakal güzel insan

    hayat sensiz, sadece sensizliği kattı hayatıma değişmedi

    bildiğim, sana kendimi anlatamadım

    geriye ne kaldıysa senindir!

     

    bana gideceğini imâ etmişsin

    git

    bana dönmeyeceğini de

    dönme!

    sevginin aksine yürümekse asalet

    ne kadar da asilsin öyle!

  • Erhan

    bu bir ayrılık talimidir iyi dinle

    kaldırımların aslında taş olmadığını anla!

     

    ben suyum, akmayı ne bilsin zaman

    hasret ne bilsin yandığını kalbimin

    dilara, hürriyetimsin ötesi yalan!

     

    ve ben dağ çocuğu, silahlıyım dilara

    gözbebeklerimde siyah bir bulut

    duruşum meydan okur hayın yıllara!

     

    konuşursam nehirler taşar dilara

    yerinden sökülür katil zincirler

    bir çareye vurulur binlerce yara

    sevdamı bir asude bakış zehirler

    konuşursam çareler yaralanır dilara!

      

    sevmek bilenmektir soğuk bir sürgünde

    elleri buz kesmek, ayakları donmaktır

    sevmek bir intiharın gizli yüzünde

    gül gibi yüreğini aşka sunmaktır

    dilara, sevmek sadece avunmaktır!

     

    ah keşke şu anda ağladığın olsaydım

    ben ki bir gülüşüne, bütün ömrümü saydım!

     

    unutmak bir isyankarın son kurşunu dilara

    unutursam bir gül aç kalbinde, intizardan

    ve anla ki, farkı yok bir gülün bir mezardan!

     

    anla ki yorgunum yar, sana çıkan her yol

    boynumda kalın bir ip ve koynumda yılandır

    dilara seni anmak, zalim bir imtihandır!

     

    düşleri firardayım bir asi dağ çocuğu

    bilmedim tutunmayı kanayan yıldızlara

    şimdi bir yanım duman, bir yanım sis ve buğu

    düşersem beni anla, beni anla dilara

    yerli hüzne kâr etmiyor kaçak cigara!

      

    sevmek tesadüftür bir yağmur öncesinde

    cemre gibi dokunmak, bahar gibi konmaktır

    sevmek bir işgalin her ölüm gecesinde

    başını versen bile kalbini savunmaktır

    dilara, sevmek sadece avunmaktır!

     

    ah keşke şu anda ağladığın olsaydım

    ben ki bir gülüşüne bütün ömrümü saydım!

     

    artık esme dilara, bir rüzgar bir fırtına

    kırıldım, camlara vurup düşen sözlerden

    yaprak toprağa sevdalı, ay geceye, ben sana

  • Erhan

    Günaydın çirkin ve yakışıklı erkekler