
Sonu gelen bir uykunun, uykusuzluğu var gözlerimde...


Her şeye rağmen yeryüzünde şarkılar söyledik.
Teşekürler dünya.


Ancak şiir bu kadar ileri gidebilirdi...


İnsanlar kötü,
Ve sen hâlâ çok güzelsin...


"Bu bir mektup olsaydı eğer,
Güldürürdüm seni mutlaka.
Fakat bu bir şiir, bağışla"


Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi buluşu,
Benim seni buluşumdur...


Derin çek,
İçtiğimiz son sigara bu.
Büyüdüğün bu yerde son kez kayboluşun
Öyle bak,
Yaşanmamış sayalım bu ânı
Sigara sönüp bitsin, sen yakıp git..


Bazen düşünürüm olanı biteni
Olmayanı
Olması mümkün olmayanı ...


İyi ki yoksun,
İyi ki görmüyorsun,
İyi ki duymuyorsun şiirlerce sözlerimi...


Geceydi, yorgundum
Yazdı, üşüdüm
Sordu, söyledim
Sustu...


Kime mavisin gökyüzü...


İyi adamlar yalnızlıktan ölüyor
İyi kadınlarsa, kötü adamların balkonundan gökyüzüne bakarken...


Bana yağmuru anlatma, yağ.


Ne eksikse sen tamamla
Son derece yorgunum.
Çok uykum var, öp beni
Öpsen ne güzel uyurum...


Şefkat;
Yüreğini yere sürte, sürte yol almak gibi
Akıttığın şeffaf nur'un gözlerinde kızıla dönmesi.
Yüreğe batan kıymığın, kendi kendine çıkar denmesi.
Sonbaharda meyve veren ağaçtır şevkat.
Zamansız, kıymetli, nadir.
Uykusunu bölüp, uykularına yarenlik edendir.
Üşürken sıcağı andıran ugrak his.
Aklın kafasını dinlediği yerdir,
Yaraya yuvadır şefkat...


Namazalar gibi vakti olsa, seni özlemenin.
Alırız abdestimizi,
Yalandan yağmurlu İstanbul gecelerinde, özleriz adam gibi.
Sen yoktun o zamanlar,
Çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben.
Ne zaman bir dert gelse bana;
Yağmura koşar, dinler, dokunur
Ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım
Ateşim sönerdi.
Sonra gözlerini gördüm, yandım.
Ve ilk kez sönmedim.
Ben yağmurdan daha fazla, bi seni sevebildim...


Papatyalar,
Hanginiz seviyorsa o gelsin.
Güneş, pencereme küsmüş,
Rüzgâr kuşlarımı kovalar.
İçim dar.
Avucumda bir sızıntı,
Gecemden ayrı Ay
Gözlerim gün ışığı, saçıp döküyor.
Aynalara kırık yüzüm,
Vaktim az...


Deniz;
Gözleri mavi, entarisi turkuaz.
Dinmez akıp giden gözünün yaşı.
Tek şahidi, evlerden ırak demirden kuşlar.
İnsana, deniz bakıp dalıyor artık.
Bırakmadılar biraz su, biraz toprak.
Eksilen hep biz, kopan her fırtına içimizden...


Sessizliğim, güvercin ucurmuyor .
Sahiplenemiyorum kapıldığım yeri.
Arkasında biri yürüyor hissine kapılan,
Baktığında beni görmüyor.
Ben de öyleyim,
Üzerime gizlenmiş biri var sanki.
Bu ağırlık benim değil.
Göğüs kafesimde bir kuş çırpınıp durmuyor.
Bu kalp sanki beni yaşatmak icin değil.
Belki de halkıydılar,
Kefene de fazla sarsılmışım.
Bana göre değil gitmek,
Aklım geride kalıyor hep.
Borç, ödenecek gibi degil...


Böldüm
Parçaladım
Yuttum sözlerimi
Suskunluğum,
Darbe sonrası sıkıyönetimi
Devrik cümlelerim idamla yargılanıyor
Adın bir şiirde duyulmuş
Kaç aklımdan...


Adam olacak çocuklardık biz,
Çocuk olmak isteyen adamlar olduk...


Gök yüzlü çocuk dilek ağacını bulsa masal olacaktı,
Bulamadı hayat oldu...


Kapına komşu da değil ki kapım;
Kulak misafiri olsam, hani arada da olsa duysam sesini.
Yemin ederim sarılmak falan da değil niyetim; şöyle uzaktan da olsa görmek, iyi olduğunu bilmek de yeterli.
Yanlışlıkla bile aramıyorsun ki bir bahanem olsa “nasılsın” diye sormaya…
Özlemek böyle bir şey işte,
Yarısı merak, diğer yarısı meraktan ölüm nedeni…
