
Bir birlerini tanimayan insanlar .. bir birleri icin kolayca yanilgiya dusebilecek konumdadirlar ... gercek adini bile bilmedigimiz insanlar icin ne cok yorumlarda bulunup , ne cok assagliyoruz ... hayatin gundelik olaylarindan soyutlamisiz kendimizi belli ki ... sadece elestirebiliyoruz ... ve elestireye kapali dort birlikken , dorr dortluk edamizla egomuzu oksuyoruz ...ha birde gruplasma yaratiyoruz ..x ,y ' ye bunu dedi diye kendi safimizi yaratiyoruz ...... bilincli bir sekilde ilk konusmalari normal karsilayip en ufak laf cambazliginda tartisma olursa o insani kotu diye konumlandiriyoruz ve bunu herkese acik alanda paylasmaktan onur duyuyoruz ... sirf benim dusunceme sahip degil diye insanlari azinlik halinde boluyoruz ... at gozlugunu horluyor ama kendimiz kullaniyoruz ... namus kavramini epey bir genisleterek her olguda kullaniyoruz ... e birde onca erkekle konusup ben namusluyum edasinda bulunuyoruz ... erkekleri kadinlari eklediginde suclu , oyun istegi yolladiklarinda adam sifatina koyuyoruz .... erkegin yaptigi en ufak ters bir yorumda engelliyor ... ne yazdi ilgilenmiyorum diyor meraka yenik dusup engeli kaldirip okuyoruz ... hakaret edilen bayanlari inatla engellemeyip adini lekelemeye calisiyoruz . bizde insani insan olarak gorme aliskanligi yok mirim ... bizde saygidan eser yok ... bizler bugunu kurtarmak icin yasiyoruz ... hepsi bu

sen sus ,
ben susayim ,
biz susalim ..
gece var sözü tamamlayan ve
gece var sessizligi cogaltan .. sus ,susayim, biz susalim ....


Güzel evlerimiz vardı bizim..güzel ailelerimiz.. güzel sokaklarımız..
güzeldik be biz eskiden, ama çok eskiden...
şiire, şarkıya, aşka, maviye ve de umuda benzeyen
ne varsa alın yanınıza, gidiyoruz buralardan.!
ღೋƸ̵̡Ӝ̵̨̄Ʒღೋ


sabah bir uyaniyorsun .. yaninda beyazmi beyaz bir tüğ yumagi ve gelde sevme pazari ... gunaydin


omuzdan
öpmeyi
öğrenin beyler,
yılların yükünü almak gibisi yoktur
:)

kül olmuş birini ateşle korkutamazsın
Ama mevzu bu değil.
Mevzu derin...
Çakmağın var mı ?

“O iyi çocuklar (insanlar ),o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”
Yaşar Kemal

Neyin nesi idi
Böylesine zamansız
Böylesine erken ölmek
Neden düşürdün ölümün gölgesini
Ey kan
Ağızları süt kokulu
Kırmızı gül yapraklarına....


#pedofilisuçtur
çoçuklarimiza dokunmayın ...
öyle bir ölsem öyle bir ölsemki cocuklar ... size hic ölüm kalmasa ..


yüreği kimsesiz kalınca,kilitliyor kendini pencere önüne
dışarıyı seyrediyor her gün, bazen de her saat…herkes ağaçları seyrettiğini zannediyorken,O gizli gizli türkü gönderiyor..yüreğini kimsesiz bırakana," Bülbülüm altın kafeste aman öter aheste aheste " diyor... yüreğinin acısından öyle acı çıkıyor ki sesi dayanamıyor yüreğini kimsesiz bırakana, İki damla yaş gönderiyor türkü eşliğinde,yürek yangınına.." Ben sana dayanamam yarim diyor,ben sana dayanamam "

islak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş....
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim...
ihsan Yüce ..

..
Sen nasıl bir
istisnaydın ki,
tüm kaidelerimi alt üst ettin.
hayırdır inşallah

Kaç yaşında olursan ol,
uyuyunca geçecekmiş gibi gelecek.
Kaç yaşında olursan ol, uyuyunca geçmeyecek.
Cesare Pavese

Bu gemi ne zamandır burada
Çoktan boşaltmış yükünü
Gece de olmuş, rıhtım da bomboş
Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
Arkada, güvertede
Ah, neresinden baksam sessizlik gene.
Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
İçerde üç beş kişi
Yalnızlık üç beş kişi
Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
-Söyle be! ne zamandır burda bu gemi
-Denizin değil hüznün üstünde.
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
anlayamadilar..
Nazım Hikmet Ran..

Kaçmak istediklerim kadar gitmek istediklerim var. Belki de bundandır kararsızlıklarım Korkularımdan, hayallerimden, aşktan,güdülerimden, zihnimin oynadığı oyunlardan yaptığım yanlışlarım var. İçimdeki çocukla, kadınla,erkekle,yüreğimle yarattığım güzellikler var. Duvarlarımdan dışarıya taşıyamadığım duygularım var. Hedeflerim, hırslarım, kıskançlıklarım, özlemlerim var. Kırılganlıklarım, hayalkırıklıklarım, travmalarım, bir daha hiç dönmek istemediğim anılarım var. Ve yarın sabah hepsiyle birlikte yaşamam gereken bir günüm daha var. Milyarlarca insan gibi... Sen gibi... aret vartanyan

Gelgelelim, Beter, bize kısmetmiş. Ölüm, böyle altı okka koymaz adama, Susmak ve beklemek, müthiş Genciz, namlu gibi, Ve çatal yürek, Barışa, bayrama hasret Uykulara, derin, kaygısız, rahat, Otuziki dişimizle gülmeğe, Doyasıya sevişmeğe,yemeğe... Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri, Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret Ve asıl biz biliriz kederi.
AHMET ARİF..

artık gelmesen de olur...
adımı yazdım üçgen gözlerine ölümün artık;
sonra benim gibi bu kadersiz insanlar;
sonra bu karanlık...
gelme,dağıtma yalnızlığımı!..
hep güller üstünde uçar oldu kargalar,
yorgun meryem'in gözüne kaçmış zaman,
isa doğduğuna yüz kere pişman
ki nerdeyse bastıracak kar,
korku yüklü trenler geçmektedir katar katar beynimden
alın selamımı istasyon bekçilerinden...
zaman;hüznü,baharı verir
ben bu sonuncu yokluğundan yorgun argın
ansızın ölüler gibi ortasında sokakların... artik gelmesende olur!
HÖ.
artık gelmesen de olur!

Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor. Bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: Öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş...

mini minnacık bir koyda, bu ülkeden ışık yılı uzakta, belki başka bir diyar, belki başka bir evrende, bir gece yarısı ben ayak parmaklarımı gündüzün güneşinden nasibini içine işlemiş kuma gömerek ısıtmaya çalışırken, bu güzel adam da bana djon maya'yı söylese, içimi ısıtsa. biri arkadan gözlerimi kapatıp, ben kimim oynasa. hem de onu tanımadığım halde. kendini tanıtmak için hiç uğraşmasa. hatta adını bile söylemese. sadece hiç kimseden dinlemediğim bir masal anlatsa, öyle güzel olsa ki hiç bitmese.

Bırak dünyanın dilini, nedenlerini ardında
çabuk ol ardımdan gel.
Herşeye geç kalıyoruz.
Murthan M.

susmanın da bir dili var elbet
teri yastığına sızan rüyanı seviyorum.
ŞE.

"Kasıklarımda mağara gibi büyük bir yara.
Doğurmakla öldürmek arasında uzun ince bir ip.
Delirmekle yemek pişirmek arasında kısa kalın bir kalas.
Gidip geliyorum.
Gidip geliyorum.
..."MS.
// Deli Kadın Hikayeleri

Gün_aydı..
deliliği Foucault'dan öğrenmiş birine 'Ben daha deliyim’ demenin pek delice olmadığı gibi. En önemlisi de , yalnızlığı Kafka'dan öğrenmiş birine, 'Ben gidiyorum’ desen ne olur mesela ?

Eski bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün adamlar güzel;
elbisem yeni,
Yıkanmışım,
genç olmuşum;
Sulh olmuş.
Bahar gelmiş.
Güneş açmış.
Sokağa çıkmışım, insanlar rahat;
Ben de rahatım.
OV.

Gün doğmadan neler doğar dediler.
Gün doğdu, güneş doğdu,
Neler doğmadı...!
Kandırdılar bizi.
Nazım Hkmet Ran.

Sesinin bahçesine izinsiz girdim
Bütün kuşlar şahit. ..
AU.


"Şuramızda bir şey var, acıya benzer, umuda benzer. Böyle günlerde her şey hem acıya, hem umuda benzer."
Arkadaş Zekai Özger

Başka havalar getir bana.
İçinde biraz bahar olsun,
Biraz sen,
Biraz Cumartesi.
TU.

Sen aklıma düşünce
Diyarbakır radyosu “Sarı Gelin” çalıyor.
Sen aklıma düşmüşsün, ben içine türkünün...
BP.

Göremedik
Kuşlar büyük kentlerin göğünden
Artık hiç geçmiyor.
GA.

Sana yağmur diyorum...ıslaklığım bundan.
Yağ da ıslanalım, ama uslanmayalım
uslanmayalım
yılmaz odabaşı

Aslında en çok da
Yitik şehirlerin,Aşk kokan Ütopik masallarına sitemlerim.
Sen… Ah sen.!
Ne çok özlettin.
SG.

biz ismi caddelere verilenlerdeniz
katli vaciptir aşklarımızın..
VA....

Ey kadın.!
Bırak saçını süpürge etmeyi,
süpürgene bin ve uç..
