
İyi insan olmanında,
hoş görününde,
sevmeninde
sermayesi bedava.
Sevin lan birbirinizi .....

Doğumun bayramdır mesela,
İlk diş ,ilk söz, ilk adım, ilk yazı, ilk karne, ilk aşk bayramdır,
Sabah uyanabilmek, güne gülümseyerek başlayabilmek, iyiki varsın diyebilmek,
sevmek ,sevildiğini hissetmek , sevdiklerinle geçen her gün bayramdır,
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, Suskunken konuşmak, kırgınlıkları unutmak bayramdır, hatırlanmak, anılmak, bilinmek, düşünülmek bayramdır,
mutlu olmak , mutlu etmek de bayramdır,
bu bayram yüreğinin beklediği bayramlar için
bir dua olsun..

Vardığın her yer cennetin olsun….

Keşke her şey
başlangıcında olduğu gibi
güzel kalsa…

Bazen haklı olmak bile
yeterli olmuyor….

Zaten insana en acı veren şey,
Söyledikleri ile söylemek istedikleri
Arasındaki uçurum değilmi ….

elbette seni inciteceğim.
elbette beni inciteceksin.
elbette birbirimizi inciteceğiz.
ama bu varoluşun mutlak koşuludur.
bahar olmak, kışın riskini kabul etmek demektir.
var olmak, var olmama riskini kabul etmektir.
—antoine de saint-exupéry

Bunu bir ben biliyorum …

ben
ben deki
seni özledim ..

Artık Anlaşılmayı geçtik
sadece birileri bizi dinlesin istiyoruz…

Umrun diye bir yer var mış
Şimdi orada olmak !
Sanırım güzel olurdu ….

Diyorum ki
Bir yolunu bulsanda , Yolunu kaybetsen
Çıkıp gelsen …


Öylesine muhteşem bir hatasın ki
Pişman olamıyorum….


Evet
Sadece
bir kez yaşıyorsun
Ama
doğru yaparsan
Bir tanesi bile yeterli…

Bir yerdeyken
bana birilerini hatırlatan şarkılar
olmamalı artık …


İnsanların bu kadar çok uğraştıkları
konular hakkında bu kadar az şey
bilmeyi neden tercih ettikleri
bize git gide dahada tuhaf görünecektir ….

belkide zaman denilen süreç ilaç değilde
güzel olan her şeyi elimizden alan
bir virüsten ibarettir….

Varlığın kalbime hiç yakışmıyor…

gecenin bir vakti ansızın uykudan uyandığım , o kısacık anlarda bile , bulanık bilincimle seni düşünecek kadar özlediğimi asla sana söylemeyeceğim


Seni diğerlerinden farksız yapmaya tüm gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı, artık hiç bitmez.

İzin verir mi sin ?
Yarana bakayım …

Ben şimdi seni affedebilmesi için
Kendimi nasıl ikna edicem…

Ağaç isteyene değil
Koparmasını bilene meyve verir
Hayat da öyle
Ne istediğinin farkında mısın ?

Bence
Sıkıntı tercihlerimizde de değil ,
Her tercihin bizi bir şeylerden
vazgeçmek zorunda bırakmasında ,
Oda hiç kolay olmuyor…

Sonra Alışıyorsun işte…..
Kıpır kıpır olan o kalbin eskisi gibi atmıyor,
Uyumadan önce “acaba arasammı “ diye düşünmüyorsun,
Yada uyanır uyanmaz “ acaba bir şey yazdımı” diye telefona saldırmıyorsun,
Nasıl denir bilmiyorum ama soğuyorsun….
Biri çekip gidiyor hayatından ,
Yaşayamam dedikçe , ömrün uzuyor sanki
Ölmüyorsun…
Nihayet alışıyorsun birinin yokluğuna ama
O biri , senin sevgiye olan inancını kırıyor..
Bir daha kimseye güvenemiyorsun…

Kendi hayatında
kaçıncı sırada olduğunu sorguluyorsan
Doğru hikayeni yeniden ara…

Bir gün yanında olmamı istediğin ama bunun imkansız olduğu bir zaman gelirse,gözlerini sıkıca kapat ve elini yüreğine götür,ben senin gözkapaklarının ardındaki karanlıkta,kalbinin çarpıntısında olacağım,ne zaman bir vapura binsen saçlarının arasından geçen rüzgar değil parmaklarım olacak , okuduğun kitabın bir satırında yada dinlediğin bir şarkının müziğinde nefes almaya devam edeceğim,yağmurlu bir günde omuzunu öpen yağmur damlası olabilirim,belkide koklamak için uzandığın bir çiçeğin yaprağından havalanan kelebek olacağım,sen ne kadar hissetmek istersen,ben o kadar varolmaya devam edeceğim,yüreğinin perdelerini hiç bir zaman kapalı tutma,aydınlığın içeri girmesine izin ver ,gülmek sana yakışıyor ,yüzünü asma,büyük zorluklara göğüs germiş insanların hakkıdır mutluluk,anlatmaya değer günlerin,içinden geldiği gibi yaşadığın bir hayatın olsun ,gözlerini kapatıp benimle konuşmak istediğin zamanlar için güzel anılar biriktir, nerde olsa tanırım hüznü bana hep mutluluktan bahset…

Bazen hayat sizi , istediğiniz şekilde değilde , sizin için hazırladığı şartlar doğrultusunda yaşamak zorunda bırakır , ya olduğu gibisine razı gelirsiniz , yada olmasını istediğin gibisi için mücadele edersiniz , iki seçenek arasındaki tercihiniz bir sonraki adımınızı belirler, benimde sorunum tam olarak buydu işte , ne hayatın benim için hazırladığı rolü kabul ediyordum , ne de kendim için bir senaryo hazırlıyordum , olduğum yer ile atacağım bir sonraki adım arasında kendi şartlarımı oluşturmaya çalışmakla kendimi zorlarken aynı zamanda da hayatın yanımdan sessizce akıp geçmesine müsade etmiyordum , oysa bütün bu çabalarım kendimi boşuna yormaktan başka bir şey değilmiş , her şey olması gerektiği gibi değil , olduğu gibide güzelmiş ,sadece kabullenip benimsemek yeterliymiş , eğer yaşamımızın dönüşü olmayan tek yönlü bir yolculuk olduğunun farkındaysanız , bu evrende tek gerçek Zaman kavramının “an”olduğunuda bilirsiniz , anılara değil an lara sarılırsınız , bunu inciyle geçirdiğim zamanlarda farkına varmıştım , aslında İnciyi haftada bir gün görebiliyordum, takvime göre ayda dört , yılda kırk sekiz gün ediyordu, bir ömüre kıyaslarsan koskoca bir yılda sadece o günlerde dünya bana bir başka güzelleşiyordu , aslında insanın hayatındaki her an önemliydi ama bazı günler vardır ki insan hayatında çok kıymetli ve önemli bir yer alırken diğer günleri anılarında ikinci plana atmaya bile yetiyordu, bu yüzden ben cumartesi günlerini seviyordum, yoksa astrolojide cumartesi gününün Merkür ü temsil edip, sağlıklı iletişim kurmada olumlu enerji oluşturup aynı zamanda yüksek farkındalığı da temsil ediyor olması benim umurum da bile değildi, benim için sadece inciyi sembolize etmesi yeterliydi , haftanın diğer günleri de hiç ilgimi çekmiyordu , Salı sallanabilirdi, Çarşamba çarşafa dolanabilir, Perşembe perişan edebilir, Cumaları mübarek gün de olabilirdi ama cumartesi resmi tatil sayılıp hiçbir bahane onu benden alıkoymamalıydı , çünkü bana göre bir çok şey hatta neredeyse her şey haddinden fazla sıkıcı ve bunaltıcıydı , zaten doğum ile ölüm arasındaki yolculuk da hayat bize yeterince engeli önümüze çıkartmayı da ihmal etmiyordu , yaşıyoruz ve görüyoruz ama şairin dediği gibi hayat sunduğu her engelin ardına bir mutluluk saklıyordu, benim için hayatın ardına sakladığı mutluluk da inciydi , hani bazen bilmediği denizlerde, haritasız, pusulasız akıntıya kapılmış denizci gibi kaybolursun , bir insanın en korktuğu an kaybolduğu zamanlardır , bazen nerede olduğunu bilsen de kaybolabilirsin, kendi içinde kaybolabilirsin, hayatın içinde kaybolabilirsin , insanların içinde kaybolabilirsin , bu gibi zamanlarda harita , bildiğimiz kuzey, güney, doğu, batı sadece pusulanın üzerinde bir göstergeden ibaret olur ama olman gereken esas yön ? işte orası sana güven veren , sevgiyi hissettiren , ait olduğunuz yerdir , benim esas yönümde inci olmuştu, ne zaman yolum şaşsa ne zaman kaybolsam , gökyüzündeki yıldız gibi yönümü ona doğru çevirir yürürdüm , eğer kalbinizde bir yıldıza sahipseniz asla kaybolmazsınız.

Eskisi kadar sürekli geçirmiyorum aklımdan,zihnim kurmuyor hayalini,gözlerim aramıyor baktığım her yerde,yollarını gözlemiyorum,kapılara çıkmıyorum ne zamandır,adının geçtiği yerlere dönüp bakmıyorum heyecanla, olmayışlarının üstünü çizmiyorum günlerimden,Yokluğun artık özlemlere dönüşmüyor içimde,seni görünce sarılasım,konuşasım,hatta hiç dinleyesim bile yok,
Ben özlemiyorum seni..
biraz huysuzum kabul ediyorum,az birazda üzgün,aslında yoruyor sensizlik beni ,ne yaparsam mutlu olurumu çözemedim henüz ,ağzımdan hep,şükür ben mutluyumlar çıkıyor,
oysa biri beni bir görse anlayacak halimi,
ben unuttum seni..
Senin benden gittiğini görmek, önüne binlerce set koymama rağmen buna engel olamamak yıprattı beni, bu yüzden çarşambaları beklemiyorum seni ,herkesle senden daha çok ilgileniyorum, cumartesileri sensiz içiyorum kahvemi, gel diye beklemiyorum, belkide istemiyorum gelmeni, acaba niye gelmedi,bir şey mi oldu, bir sıkıntısı mı var sorularını sormuyorum kendime,ne yaptığın,nasıl olduğun, gelip gelmeyeceğinin hakkında en ufak bir merakım söz konusu bile değil, ben bugün sevmiyorum seni,
Hikayelerin hepsini yarım ve yalın bıraktım ,sana adanmış kelimelerin,adının geçtiği cümlelerin,bütün kaygısını attım içime,ne noktalar,ne virgüller,ne parantezler var ,öznesini arayan her harfi astım ömrüme,şimdi bir kalbin topraklarında susuz kaldı sana ait her şey,bilmiyordum aslında,ne zormuş sensizlik ,senden kalanlar kadar eksiğim aslında,sağ yanım yok,sol yanım ağrıyor,zorlanıyorum,keşke bir nefes alabilecek kadar bir hayat kalsaydı bana ,Belki bende yaşamayı denerdim. En azından bunu hak etmiştim.Ben yarında sevmeyeceğim seni,
Kalemin kurşunu içime deydi bir kere,bitmez dediğimiz her şey tükendi,ameliyat masasına yatırılmış hasta gibi yatıyor söylenecek bütün sözler,çok geç demek için bile artık çok geç,gözlerin bile inandıramaz beni,ben bundan sonrada hiç sevmeyeceğim seni..

Herkes hak ettiği yerde,
Kendi kalitesine denk insanlarla yan yana….

Hayatın en büyük hilesi de bu ;
Sonsuza dek süreceğini
sanmanı sağlamak,
sanki tek istisna senmişsin gibi.
Dayanılmaz olanda öyle olmadığını anlamak…

Doğumun bayramdır mesela,İlk diş,ilk söz,ilk adım,ilk yazı,ilk karne,ilk aşk bayramdır, Sabah uyanabilmek,güne gülümseyerek başlayabilmek,iyiki varsın diyebilmek,sevmek sevildiğini hissetmek , sevdiklerinle geçen her gün bayramdır, Küsken barışmak,ayrıyken kavuşmak,Suskunken konuşmak,kırgınlıkları unutmak bayramdır, hatırlanmak,anılmak,bilinmek,düşünülmek bayramdır, mutlu olmak mutlu etmek bayramdır, bu bayram yüreğinizin beklediği bayramlar için bir dua olsun..