• Rüçhan

    Bazen hayat sizi , istediğiniz şekilde değilde , sizin için hazırladığı şartlar doğrultusunda yaşamak zorunda bırakır , ya olduğu gibisine razı gelirsiniz , yada olmasını istediğin gibisi için mücadele edersiniz , iki seçenek arasındaki tercihiniz bir sonraki adımınızı belirler, benimde sorunum tam olarak buydu işte , ne hayatın benim için hazırladığı rolü kabul ediyordum , ne de kendim için bir senaryo hazırlıyordum , olduğum yer ile atacağım bir sonraki adım arasında kendi şartlarımı oluşturmaya çalışmakla kendimi zorlarken aynı zamanda da hayatın yanımdan sessizce akıp geçmesine müsade etmiyordum , oysa bütün bu çabalarım kendimi boşuna yormaktan başka bir şey değilmiş , her şey olması gerektiği gibi değil , olduğu gibide güzelmiş ,sadece kabullenip benimsemek yeterliymiş , eğer yaşamımızın dönüşü olmayan tek yönlü bir yolculuk olduğunun farkındaysanız , bu evrende tek gerçek Zaman kavramının “an”olduğunuda bilirsiniz , anılara değil an lara sarılırsınız , bunu inciyle geçirdiğim zamanlarda farkına varmıştım , aslında İnciyi haftada bir gün görebiliyordum, takvime göre ayda dört , yılda kırk sekiz gün ediyordu, bir ömüre kıyaslarsan koskoca bir yılda sadece o günlerde dünya bana bir başka güzelleşiyordu , aslında insanın hayatındaki her an önemliydi ama bazı günler vardır ki insan hayatında çok kıymetli ve önemli bir yer alırken diğer günleri anılarında ikinci plana atmaya bile yetiyordu, bu yüzden ben cumartesi günlerini seviyordum, yoksa astrolojide cumartesi gününün Merkür ü temsil edip, sağlıklı iletişim kurmada olumlu enerji oluşturup aynı zamanda yüksek farkındalığı da temsil ediyor olması benim umurum da bile değildi, benim için sadece inciyi sembolize etmesi yeterliydi , haftanın diğer günleri de hiç ilgimi çekmiyordu , Salı sallanabilirdi, Çarşamba çarşafa dolanabilir, Perşembe perişan edebilir, Cumaları mübarek gün de olabilirdi ama cumartesi resmi tatil sayılıp hiçbir bahane onu benden alıkoymamalıydı , çünkü bana göre bir çok şey hatta neredeyse her şey haddinden fazla sıkıcı ve bunaltıcıydı , zaten doğum ile ölüm arasındaki yolculuk da hayat bize yeterince engeli önümüze çıkartmayı da ihmal etmiyordu , yaşıyoruz ve görüyoruz ama şairin dediği gibi hayat sunduğu her engelin ardına bir mutluluk saklıyordu, benim için hayatın ardına sakladığı mutluluk da inciydi , hani bazen bilmediği denizlerde, haritasız, pusulasız akıntıya kapılmış denizci gibi kaybolursun , bir insanın en korktuğu an kaybolduğu zamanlardır , bazen nerede olduğunu bilsen de kaybolabilirsin, kendi içinde kaybolabilirsin, hayatın içinde kaybolabilirsin , insanların içinde kaybolabilirsin , bu gibi zamanlarda harita , bildiğimiz kuzey, güney, doğu, batı sadece pusulanın üzerinde bir göstergeden ibaret olur ama olman gereken esas yön ? işte orası sana güven veren , sevgiyi hissettiren , ait olduğunuz yerdir , benim esas yönümde inci olmuştu, ne zaman yolum şaşsa ne zaman kaybolsam , gökyüzündeki yıldız gibi yönümü ona doğru çevirir yürürdüm , eğer kalbinizde bir yıldıza sahipseniz asla kaybolmazsınız.

תגובות