
Beklerim be kadın...
Yağmurun dinmesini, karanlığın çökmesini, ışıkların yanmasını beklerim sonra tekrar sönmesini.
Sigaramın bitmesini...
Gelmeni beklerim, gelsen gülmeni, --Ama yani kusura bakma da öyle güzel gülünmez, insanın göz kapaklarına öyle bir anda yerleşilmez.-- Beklerim be kadın...
Sıcacık çay bardağını iki avucunun içine alıp uzaklara dalmanı beklerim, yudumladıktan sonra ağzından çıkacak olan dumanın dağılışını beklerim, sonra kayboluşunu... Bir hayat sığdırırım oraya.
Gözlerini kırpmanı beklerim, sonra açılışını,
--Ama yani kusura bakma da, o hareketin, günün doğuşundan başka bir şeyle tasvir edilemez, her kırpıştığında gözlerin, yeniden doğar gün...--
Öyle işte, beklerim ben be kadın.
Göz kırpmadan, nefes almadan...
Ben beklerim de,
Desi var işte!
Neyse bende gözlerimi kaparım, orada bağlaca yer yok...

Boşluklarımız yüzünden yıkılacağız...


günler geçiyor be öyle yada böyle bir şekilde geçiyorlar
mutlu muyum? gülmüyorum pek
ama eskisi kadar da yanmıyor içim ağlamıyorum
susuyorum genelde
ağzımdan çıkacak olan bir kaç kelimenin de
nefesim gibi yok yere harcanacak olmasından korkuyorum
susuyorum çoğu zaman o kelimelere benim yüklediğim anlamları yükleyemeyeceklerinden korkuyorum
sabah kalkınca geceye çok var diyorum biraz daha uyumak istiyorum
olmayınca olmuyor sevgilim kalkıyorum ve o günde bir şekilde bitiyor.
boş dakikalar bomboş saatler...
dişlerimi fırçalamıyorum artık, ağzımda biriken sözler temizlenmesin diye
aynada yüzüme bakmıyorum günlerdir, nasılsa aynı çizgiler vardır
olsa olsa bir kaç fazlası olur evvelAllah kabulüm
yüzümü yıkamıyorum gerek yok ki çıkmıyorum evden günde 3 saat uyku yetiyor bana ya bölük pörçük uykularla dolduruyorum o üç saati
yada bir nefeste bitiriyorum geriye 21 saat kalıyor
koskoca bir 21 saat hiç bir şey yapmadan bir şekilde bitiyor
ve ertesi gün yine aynı müzikte yine aynı dans
aynı taşlar üzerinde yine aynı hareketler.
boş günler bomboş haftalar...
sevdiğim her şeyi niye sevdiğime taktım bu aralar kafayı sevmesem de olurmuş aslında
bir zamanlar çok zevk aldığım şeyler şu anda çok saçma geliyor çünkü
ama kızmıyorum kendime eskisi kadar
eskisi kadar her şeyin suçunu atmıyorum kendime
eskisi gibi suç dolu çuvalları yüklemiyorum omzuma suçlu bakışlar fırlatmıyorum yüzüme
çünkü biliyorum nasılsa her şey olması gerektiği gibi oluyor ne bir eksik ne bir fazla.
tıka basa dolu olduğunu sandığımız boşluklar kalıyor geriye boş anlar bomboş hayatlar..
boş anlar bomboş hayatlar..

Bana sorduğu tüm soruların cevabını verirdim, en mantıklı cevapları verirdim hemde. Ama vermedim, sustum. Düşündüm de sonra, sorularına cevap aramaktan çok, gitmeye bahane arıyor gibiydi. Sanırım gidişinin anahtarı son cümlede gizli...

Küllerinden doğmak için önce yanmak gerekir!

Boşluğun rengi kara mıdır, renkli mi? Anlara göre mi değişir, anları biriktire biriktire mi!

Göğe bakalım denilince; kadınlar başını kaldırır, adamlar ise gözlerini kapatır...
