Muhammet
Muhammet, 51

Siz kurumayı bekleyen eski nehirlerdiniz,

Onlar karsuyu olup kavrulan kalbinize Aktılar

Saçlarının dalgalarında savrulan bir çift sandal oluverdi gözleriniz,

Oysa onlar hep yere Baktılar ….

Siz aç bebeklerdiniz,üveydi tüm sevgilileriniz

onlar özlediğiniz kuCaktılar,

siz kördünüz oysa

onlar pamuk kınlı keskin bıÇaktılar

siz çizik çiziktiniz,güldükçe incelirdiniz,

onlar tepeden tırnağa duDaktılar…

siz koca koca adamlardınız,

onlar zamana inat nasıl da çocuk,nasıl da ufaktılar…

sevmelere kıyamazdınız,

nasılda kıskanırdınız,

herkese haram size haktılar ….

Siz bir tatlı söze bin acı ömür biçerdiniz

Oysa onlar severken cesur,

beklerken korKaktılar

Siz beklenmeyi dilerdiniz,gitmeye yeltenirdiniz

O an ısLak ısLak bakardılar

Üstelik çırılçıpLaktılar,

Adları dilinizden düşmezdi artık,

Tadınız kaçardı sofrada yoksalar,

kuşsütü bile sanki artıktı,

Onlar aşınız,tuzunuz,balınızdılar,

velhasıl daMaktılar

siz bir kış gecesi sokağa bırakılmış

evli barklı adamlardınız

onlarsa hem sağaNak hem sığıNaktılar

siz elinize yüzünüze bulaştırırdınız ihanetlerinizi

ama bilmezdi onları kimseler

balkonlarında salınan çarşafları gibi aPaktılar

siz akıl sır erdiremezdiniz,herkese iç dökerdiniz

oysa onlar sadece sarmaşıklarla sırdaştılar,

Bu yüzden bu kadar kıvRaktılar

Siz gün be gün eridiniz,özledikçe inceldiniz

Onlar tövbekardılar,şimdi size de yasaktılar

Siz dağlara çıktınız,denizler aştınız unutamadınız

Döndünüz bir baktınız,

Onlar kalbi şaşan adamlara yeni kavŞaktılar

Artık o yumuşak bedenleriyle bir yabancıya yataktılar

Siz kendinizi kemirdiniz,küfürbaz yeminler edindiniz

Oysa onlar hayalinizde hala,bembeyaz bir gelinliğe duvaktılar

About
  • Jellies (Favorite Game)
Photos
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    İzleyelim bakalım

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Film zamanı

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Film zamanı

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Ne mutlu Trabzonsporlulara

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Ayrıntıya dikkat

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Bugün Doğu Türkistan’da, Kafkasya’da, Irak’ta, İran’da ve başka bazı yerlerde Türklere karşı yapılan katliamları görmezden gelen ve hatta Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak için canlarını feda eden Türk askerini görmezden gelen zihniyet; konu Filistin olunca esip gürlemektedir.

    Türk milliyetçisi geçinen pek çok kişi, tarihten haberdar bile değildir. Bugün Türk milliyetçisi geçinip ellerinde Filistin’in bayraklarıyla ortalıkta dolaşan kişilerin bilmeleri gereken çok önemli bir konu vardır.

    Filistinlilerin bayrağı, Arap ayaklanmasından önce İngiliz siyaset adami Sir Mark Sykes tarafından tasarlanmıştır. İngilizlerle bir olup Türk Milleti’ni en zor anlarında sırtlarından bıçaklayan pek çok Arap ülkesi de bayraklarını Filistinlilerin İngiliz tasarımı bayraklarından esinlenerek oluşturmuştur. Bu arada Ürdün’ün de Kıbrıs konusunda Filistinlilerin yaptığı gibi Rumları desteklediklerini, ayrıca sözde Ermeni soykırımını kabul ettiklerini bir kez daha hatırlatmak isterim.

    Sir Mark Sykes, Arapların Türklere karşı isyan etmelerini sağlamıştı. Bugün Türk milliyetçisi geçinen pek çok kişinin ellerinde taşıdıkları bu bayrak, Arapların Türklere karşı savaşmaları için oluşturulmuştu. Şu anda “din kardeşliği” adı altında bu bayrağı ellerine alan sözde Türkler, atalarının kemiklerini sızlatmaktadır.

    Türk Milleti’ne en büyük darbeyi içeriden vuranlar Araplar, Kürtler ve Ermenilerdi. Ermenilere, Müslüman olmadıkları için demediklerini bırakmayan sözde Türkler, konu Müslüman olan Arap ve Kürtler olunca hemen “kardeşlik” sayıklamalarına başlamaktadır. Aslında bu üç unsurun temelde birbirinden hiç farkı yoktur. Bu unsurlar, Türk Milleti’ni en zor anlarında sırtından vurmuştur, vurmaktadır, vuracaktır.

    ASALA, 1975 yılında kurulmuştur. 6 – 7 üyeden oluşan kurucuları içerisinde, terör örgütünün en hareketli iki üyesinden biri olan Agop Agopyan, örgütün bilinen lideridir. İkincisi ise cinayet eylemlerini bizzat gerçekleştiren, terör olaylarının faili bulunan ve Agop Agopyan’ın yokluğunda örgütün ayakta kalmasını sağlayan Agop Tarakçıyan’dır, 1981′de ölmüştür. Agopyan ise çeşitli yaralanma, tedavi gibi sürelerin dışında örgütün lideri olarak kalmıştır. Filistin Kurtuluş Örgütlerinin elemanı olarak tanınmış ve “Mücahit” ismini taşımıştır.

    Kahramanlığın ne olduğu noktasında dünyaya parmak ısırtacak şekilde bir tecrübeye sahip olan Türk ırkı, böyle ucuz kimselere kahraman diye bakmaz! Aklı ve vicdanı olan her insan ve tarih bilmektedir ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük kahramanları Çanakkale’de yatmaktadır.

    ***********************

    Türk Düşmanları ve Türklerin Çilesi Anadolu’yu, Balkanları ve Hıristiyanlarca kutsal sayılan toprakları alan Türklerdir. Bizans’ı yıkan da Türklerdir. Haliyle Batı dünyası Türklere düşmandır. Bu düşmanlık “haçlı seferleri” ile başlamıştır. Haçlı seferlerinin bir başka adı “şark meselesi”dir. Şark meselesi, Türkleri Anadolu’dan çıkarma, çıkmayanları yok etme projesidir. Şark meselesinin bugünkü formülü “Türksüz ve ideolojisiz” bir anayasa yapmaktır, Büyük Ortadoğu Projesiyle Türkiye’yi parçalamaktır.

    Türk düşmanlığı dışarıdan olduğu kadar içeriden de var. İç düşmanlık, dönme psikolojisi ile siyasal İslamcılığa dayanır. Türk’ün haddinden fazla efendi ve duyarsız oluşu içerideki düşmanları şımartıyor. Dış düşman belli olduğu için onunla uğraşmak kolaydır. Zor olan, iç düşmanlıkla uğraşmaktır. Çünkü bu düşmanlık bazen yeşile bürünür, bazen demokrasi havarisi olur. İçimizdeki Türk düşmanlığı ile Türklerin çilesini birkaç örnekle anlamaya çalışalım.

    Türk olmayanlar Türk’ü ve Türkiye’yi sevemezler.

    Ömer Seyfettin’in “PİÇ” isimli bir hikâyesi var. Okumayanlara diyorum ki: “PİÇ”i mutlaka okuyun.

    Türkiye’de, Türk ve Türklüğe düşman olanlar için aklımıza gelen şudur:

    Sizin ya ananız Bulgar, Sırp, Rum, Rus, Yahudi, Gürcü, Arap vs, ya babanız.

    Biz kimsenin soy kütüğüne/kanına bakmayız. Soyundan dolayı kimseyi hor görmeyiz. Tüm ırklara saygılıyız. Öyleyse siz de Türk ırkına saygılı olun.

    Türkiye’de 5-6 yıldır bir “Osmanlı, Padişah” hayranlığı var; aldı başını gidiyor. Osmanlı/padişah hayranlarının bir özelliği de Cumhuriyetimize ve tüm soyuyla Türk olan Mustafa Kemal Atatürk’e düşman olmalarıdır. Sorup araştırırsak, bunların kanında ya Rum, Ya Ermeni, ya Gürcü kanının olduğunu görürüz.

    Nere gitseniz, kimi görseniz elinize bir Osmanlı Padişahları albümü uzatır. O albümdeki padişahların kavuklarına, kolyelerine, püsküllerine bakınız; hiç birisi bizim motifimiz değil. 34 padişahtan 32’sinin anası Türk değilse, bu padişahların Türkler gibi giyinmesini bekleyemeyiz yahut bunlar Türkler gibi giyinemez.

    Öldürülen askerlerimizle, horlanan adımız ve devletimizle ikinci bir “Kuyucu Murat” dönemini yaşıyoruz. Anadolu Türk’ünün çilesi çok arttı. Acılarımızı şimdilik yüreklerimize gömüyoruz. Bilinmeli ki acılar Türk’ü yok edemeyecek, ateşleyecektir. Buna rağmen biz yine Türk ve Türklük adına bir şeyler yapalım. Mesela:

    Bir çocuğumuz olacaksa adı Türk adı olsun. Konuşurken Türkçe sözcükler seçelim. Kendimiz gibi giyinelim. Türkülerimiz bile Türk’çe olsun, vs.

    (1) Koçi Bey Risalesi, s 23. MEB. Yy, İstanbul 1972.

    ******************************************************************************************

    Biz Türkçüler:ABD'ye hem AB'ye düşmanız. Bağımlılığı ve mandacılığı kesinlikle kabul etmeyeceğiz.

    ...Moskovcu düşmanı olduğumuz kadar ABD'ye AB'ye destek veren ve uşakları olan kişilere'de düşman olmamız gerek İŞTE bu saydığımız Döküntü Yığınlar, sömürgeci Batı'nın "Türk'ü Orta Asya çöllerine sürmeli" zihniyetinin köpekleri!

  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet

    Canlar geldi 😍

  • Muhammet

    DİNLE HELE

    "Türk'üm"

    çünkü kendimi tanımlamak için başka sıfata ihtiyacım yok, başka sıfatlarım bundan sonra gelir.

    "Doğruyum"

    çünkü yalan dolanla hile hurdayla işim olmaz, dürüstüm.

    "Çalışkanım"

    çünkü çalışmadan kazanılan her lokmanın misliyle daha sonra çıktığını biliyorum.

    "İlkem küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak.."

    çünkü güçsüzlerin yanında durup onların ezilmesine engel olurum, büyüklerimin öğütlerine kulak veririm.

    "..yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir"

    çünkü beni yaşatan bu yurttur, benim ilk ait olduğum toplum bu millettir. Kendimi tanı larken diğer bütün gruplar milletten sonra gelir. Önemli olan ait olduğum seçkin zumre ya da cemaatin çıkarları değil milletin çıkarlarıdır. "Ülküm yükselmek ve ileri gitmektir"

    çünkü 11. yüzyılda yaşayan İslam alimi (!) Al-Ghazali'nin verdiği hasardan hala kurtulamamış olan müslüman toplumun en büyük geri kalmışlık ibreti olduğunu bilir, çağın gerisinde kalan toplumların yok olmak zorunda olduğu bilinciyle yaşarım. "Ey büyük Atatürk!" Bunun sebebini bilmiyorsan "onu da annene sor".

    "Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim" çünkü açtığı yol bizi ilme, hürriyete, refaha kavuşturdu. Gösterdiği hedef özgür, üretebilen ve çağdaş bir ülke. Bu yolda yavaşlamak, durmak, sapmak, dönmek bizi sadece şu an olduğumuzdan daha kötüye götürür. "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" çünkü o daha kapsamlı bir varlık, o benim varlığımdan faydalandığı kadar ben de onun varlığından faydalanıyorum. Her ne kadar günden güne vatandaşlığımızın değeri ele ayağa düşse bile...

    "Ne mutlu Türküm diyene" çünkü Türk olmak bir nesile ait olmak değil, anlatılan değerleri benimsemekten gelir. Dua değildir bu ant. Tevekküle yer yoktur içeriğinde. Faydası da bu yüzdendir. Vaat edilen geleceğe ulaşmak için çabalamak gerektiğini vurgular. Oku üfle yat demez.

    Muhammet
  • Muhammet

    Nazlının oyunları 🤗

  • Muhammet

    BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZDA;

    Saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez,

    spor ayakkabıyla okula girilemezdi.

    Erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.

    Sabahları bahçede sıra olunur, pazartesi sabah Cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.

    Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda "konuştuğun" (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.

    Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların - eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.

    Küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde tıraşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.

    Cep telefonu yoktu, internet de yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşirdi.

    Biyoloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken delirilir, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.

    Okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu klasörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kâğıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kâğıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.

    Sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.

    Ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydanloueres, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.

    Yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bir şey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.

    Birine uyuz olduysak öğretmene şikâyet eder, asla kendimiz sopayla, bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. Bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak var.

    Kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.

    Yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.

    Kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. Değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk.

    Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik...

    Biz çok güzel öğrencilerdik. Çok zor da olsa o dönemlerde hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik..

    Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet
  • Muhammet