
Bugün Doğu Türkistan’da, Kafkasya’da, Irak’ta, İran’da ve başka bazı yerlerde Türklere karşı yapılan katliamları görmezden gelen ve hatta Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak için canlarını feda eden Türk askerini görmezden gelen zihniyet; konu Filistin olunca esip gürlemektedir.
Türk milliyetçisi geçinen pek çok kişi, tarihten haberdar bile değildir. Bugün Türk milliyetçisi geçinip ellerinde Filistin’in bayraklarıyla ortalıkta dolaşan kişilerin bilmeleri gereken çok önemli bir konu vardır.
Filistinlilerin bayrağı, Arap ayaklanmasından önce İngiliz siyaset adami Sir Mark Sykes tarafından tasarlanmıştır. İngilizlerle bir olup Türk Milleti’ni en zor anlarında sırtlarından bıçaklayan pek çok Arap ülkesi de bayraklarını Filistinlilerin İngiliz tasarımı bayraklarından esinlenerek oluşturmuştur. Bu arada Ürdün’ün de Kıbrıs konusunda Filistinlilerin yaptığı gibi Rumları desteklediklerini, ayrıca sözde Ermeni soykırımını kabul ettiklerini bir kez daha hatırlatmak isterim.
Sir Mark Sykes, Arapların Türklere karşı isyan etmelerini sağlamıştı. Bugün Türk milliyetçisi geçinen pek çok kişinin ellerinde taşıdıkları bu bayrak, Arapların Türklere karşı savaşmaları için oluşturulmuştu. Şu anda “din kardeşliği” adı altında bu bayrağı ellerine alan sözde Türkler, atalarının kemiklerini sızlatmaktadır.
Türk Milleti’ne en büyük darbeyi içeriden vuranlar Araplar, Kürtler ve Ermenilerdi. Ermenilere, Müslüman olmadıkları için demediklerini bırakmayan sözde Türkler, konu Müslüman olan Arap ve Kürtler olunca hemen “kardeşlik” sayıklamalarına başlamaktadır. Aslında bu üç unsurun temelde birbirinden hiç farkı yoktur. Bu unsurlar, Türk Milleti’ni en zor anlarında sırtından vurmuştur, vurmaktadır, vuracaktır.
ASALA, 1975 yılında kurulmuştur. 6 – 7 üyeden oluşan kurucuları içerisinde, terör örgütünün en hareketli iki üyesinden biri olan Agop Agopyan, örgütün bilinen lideridir. İkincisi ise cinayet eylemlerini bizzat gerçekleştiren, terör olaylarının faili bulunan ve Agop Agopyan’ın yokluğunda örgütün ayakta kalmasını sağlayan Agop Tarakçıyan’dır, 1981′de ölmüştür. Agopyan ise çeşitli yaralanma, tedavi gibi sürelerin dışında örgütün lideri olarak kalmıştır. Filistin Kurtuluş Örgütlerinin elemanı olarak tanınmış ve “Mücahit” ismini taşımıştır.
Kahramanlığın ne olduğu noktasında dünyaya parmak ısırtacak şekilde bir tecrübeye sahip olan Türk ırkı, böyle ucuz kimselere kahraman diye bakmaz! Aklı ve vicdanı olan her insan ve tarih bilmektedir ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük kahramanları Çanakkale’de yatmaktadır.
***********************
Türk Düşmanları ve Türklerin Çilesi Anadolu’yu, Balkanları ve Hıristiyanlarca kutsal sayılan toprakları alan Türklerdir. Bizans’ı yıkan da Türklerdir. Haliyle Batı dünyası Türklere düşmandır. Bu düşmanlık “haçlı seferleri” ile başlamıştır. Haçlı seferlerinin bir başka adı “şark meselesi”dir. Şark meselesi, Türkleri Anadolu’dan çıkarma, çıkmayanları yok etme projesidir. Şark meselesinin bugünkü formülü “Türksüz ve ideolojisiz” bir anayasa yapmaktır, Büyük Ortadoğu Projesiyle Türkiye’yi parçalamaktır.
Türk düşmanlığı dışarıdan olduğu kadar içeriden de var. İç düşmanlık, dönme psikolojisi ile siyasal İslamcılığa dayanır. Türk’ün haddinden fazla efendi ve duyarsız oluşu içerideki düşmanları şımartıyor. Dış düşman belli olduğu için onunla uğraşmak kolaydır. Zor olan, iç düşmanlıkla uğraşmaktır. Çünkü bu düşmanlık bazen yeşile bürünür, bazen demokrasi havarisi olur. İçimizdeki Türk düşmanlığı ile Türklerin çilesini birkaç örnekle anlamaya çalışalım.
Türk olmayanlar Türk’ü ve Türkiye’yi sevemezler.
Ömer Seyfettin’in “PİÇ” isimli bir hikâyesi var. Okumayanlara diyorum ki: “PİÇ”i mutlaka okuyun.
Türkiye’de, Türk ve Türklüğe düşman olanlar için aklımıza gelen şudur:
Sizin ya ananız Bulgar, Sırp, Rum, Rus, Yahudi, Gürcü, Arap vs, ya babanız.
Biz kimsenin soy kütüğüne/kanına bakmayız. Soyundan dolayı kimseyi hor görmeyiz. Tüm ırklara saygılıyız. Öyleyse siz de Türk ırkına saygılı olun.
Türkiye’de 5-6 yıldır bir “Osmanlı, Padişah” hayranlığı var; aldı başını gidiyor. Osmanlı/padişah hayranlarının bir özelliği de Cumhuriyetimize ve tüm soyuyla Türk olan Mustafa Kemal Atatürk’e düşman olmalarıdır. Sorup araştırırsak, bunların kanında ya Rum, Ya Ermeni, ya Gürcü kanının olduğunu görürüz.
Nere gitseniz, kimi görseniz elinize bir Osmanlı Padişahları albümü uzatır. O albümdeki padişahların kavuklarına, kolyelerine, püsküllerine bakınız; hiç birisi bizim motifimiz değil. 34 padişahtan 32’sinin anası Türk değilse, bu padişahların Türkler gibi giyinmesini bekleyemeyiz yahut bunlar Türkler gibi giyinemez.
Öldürülen askerlerimizle, horlanan adımız ve devletimizle ikinci bir “Kuyucu Murat” dönemini yaşıyoruz. Anadolu Türk’ünün çilesi çok arttı. Acılarımızı şimdilik yüreklerimize gömüyoruz. Bilinmeli ki acılar Türk’ü yok edemeyecek, ateşleyecektir. Buna rağmen biz yine Türk ve Türklük adına bir şeyler yapalım. Mesela:
Bir çocuğumuz olacaksa adı Türk adı olsun. Konuşurken Türkçe sözcükler seçelim. Kendimiz gibi giyinelim. Türkülerimiz bile Türk’çe olsun, vs.
(1) Koçi Bey Risalesi, s 23. MEB. Yy, İstanbul 1972.
******************************************************************************************
Biz Türkçüler:ABD'ye hem AB'ye düşmanız. Bağımlılığı ve mandacılığı kesinlikle kabul etmeyeceğiz.
...Moskovcu düşmanı olduğumuz kadar ABD'ye AB'ye destek veren ve uşakları olan kişilere'de düşman olmamız gerek İŞTE bu saydığımız Döküntü Yığınlar, sömürgeci Batı'nın "Türk'ü Orta Asya çöllerine sürmeli" zihniyetinin köpekleri!
Commentaires