

Senden sonra 23 şehir gezdim.
9 kilo verdim.
Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı.
Darbe oldu,
İhtilal oldu,
Barış gelmedi,
Savaş bitmedi,
Seni özledim.
İltica edecek tek yer bulamadım.
Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım.
Belki yürürsün aynı sokakta.
Ayak izime denk düşer ayak izin,belki saçına değer nefes,
Belki sen de bir gün özlersin diye,
Seni uzakta bıraktım.
Seni uğurladım.
Sana kavuştum.
Seni terk ettim.
Bilmem kaç kilometre yol gittim.
Evren kaydı.
Sen göğüs kafesimden milim kaymadın...!


AŞK, HERŞEYDİR...
AŞK, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. BEKLENTİDİR.
AŞK, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbirşey
yapmama hakkını teslim etmektir. SAYGIDIR.
AŞK, zaaflarınızın olduğunu
ortaya çıkarır. KABULLENMEKTİR.
AŞK, şimdi zamanı değil diye
beklemeyi bilmektir. SABIRDIR.
AŞK, saçlarda başlayıp,
topuklarda biten bir gezintidir. KEŞİFTİR.
AŞK, "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin
ne istediğini bilmektir. ANLAŞMAKTIR.
AŞK, bağlandığını sandığında, karşındakine
"Hayır" deme şansını tanımaktır. İNCELİKTİR.
AŞK, korumaktır. SORUMLULUKTUR.
AŞK, ciddi bir tokalaşmayı
kıkırdamaya dönüştürmektir. MİZAHTIR.
AŞK, evinizdeki her şeyin yerinin
değiştirilmesini kabullenmektir. TESLİMİYETTİR.
AŞK, saatin kaç olduğunu
bilip aldırmamaktır. NEŞ'EDİR.
AŞK, sizi kucaklayan kolların gittikçe
daha çok sarılmasıdır. MUTLULUKTUR.
AŞK, gecenin bir vaktinde "Sen uyu, benim gitmem gerek"
dediğinizde, "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi
tercih ederim" cevabını almaktır. SICAKLIKTIR.
AŞK, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın
yeni yanlarını keşfetmektir. TAZELİKTİR.
AŞK, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.
DÜŞLERİN GERÇEK OLMASIDIR.
AŞK, kocaman yatağın
üçte birine sığışmaktır.YAKINLIKTIR.
AŞK, evin anahtarlarından bir kopya daha
yaptırmaktır. GÜVENDİR.
AŞK, "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar
karşılaşacağını bilmektir. KADERDİR.
AŞK, "Gerindiğinizde sızlayan vücut"
lafının anlamını bilmektir. DERSTİR.
AŞK, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını
kapatılmamış bulmaktır. UYUMDUR.
AŞK, pencereden dışarıya baktığında
kiminle olduğunu hatırlamaktır. DÜŞÜNCEDİR.
AŞK, rüzgârın ağıçların arasında dolaşırken
çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına
hayıflanmaktır. YALNIZLIKTIR.
AŞK, asla anlatılmayacak hikayelerdir. ÖZELDİR.

ÖDENMEYEN GÜN
Güzeller güzeli bir prensese, 22 yaşındayken
bir beyefendi sürpriz bir teklifle gelir.
Hasta kızı için gençlik yılları aradığını söyler ve
"Bana gençliğinizden bir yıl ödünç verirseniz, ömrünüz
sona ermeden onu gün gün size geri ödeyeceğim" der.
Prenses henüz o kadar gençtir ki, cömertçe
gözden çıkarır bir yılı; ödünç verir beyefendiye...
23 yerine 24 yaşına basar o yıl yaş gününde...
Yıllar yılı hatırlamaz verdiği borcu... Ancak;
ne zaman ki 40 yaşını aşar ve o dillere destan güzelliği
bozulmaya yüz tutar; arar beyefendiyi ve 365 günlük
alacağını tek tek tahsil etmeye başlar.
Özellikle balo günleri, bütün çizgileri yok olmuş bir yüzle
ve körpe bir bedenle girer salonlara...
Gece, odasına sızmayı başaran aşıkları,
gece yarısından sonra yüzünün nasıl kırıştığını hayretle gözlerler...
Her gençleşmenin ardından uyanış anı daha acı verici olur.
Çünkü yaşı ilerledikçe, o hali ile 23 yaşı arasındaki fark
daha da açılır. Fark açıldıkça "bir gün, bir saat, bir an olsun"
gençlik aşısını tatmak daha güzel gelir.
Ancak sayılı gün çabuk geçer... Kalan günlerini
hoyratça harcayan prenses, geri isteyebileceği
sadece bir günü kaldığını fark eder:
"Bir günlük ışık, sonra sonsuza dek karanlık...!"
Ateşli bir sevgilinin bütün bedenini okşaması için
o tek günü özenle saklar. Bu son yaşam parasını harcamak için
çılgınca bir istek duysa da kıyamaz bir türlü...
Nihayet evine gelip, öyküsünü dinleyen ve
dizlerine kapanarak gençliğinin son gününü kendisiyle
geçirmesi için yalvaran bir adamın teklifini kabul eder.
"O gün" geldiğinde adam, en şık elbisesi ve
titreyen yüreğiyle açar bahçe kapısını...
Kadının villasına girer, iki kişilik hazırlanmış masada
mumların yandığını görür. Bir süre bekledikten sonra
meraklanıp prensesin kapısını tıklatır.
Yanıt gelmeyince açıp girer.
Dört bir yana savrulmuş görkemli giysilerle dolu odada
prenses, aynanın karşısında bir kanepeye uzanmıştır.
Yüzü bembeyazdır. Gençliğinin dönmesini beklerken
son nefesini vermiştir prenses....
Adam, bu ani ölümün nedenini yerde bulduğu mektupta okur.
Satırlar, borçlu beyefendiye aittir:
"Soylu prenses...! Size borçlu olduğum son gençlik gününü
geri veremeyeceğim için çok üzgünüm.
En derin bağlılığımla..."


Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok
Köklerin içimde gizlidir,
Gelen, giden arayan, soran dere budak yok
Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok... yok!

kum deniz güneş, mehtap yakamoz yıldızlar..


HAYAT UMUTLU BAKINCA GÜZEL..


"İstanbul niye 7 tepe ?
Türkiye niye 7 bölge ?
Dünya niçin 7 kıta ?
Zindan niye 7 kule ?
Soyumuz 7 göbek,
gülümüz 7 veren
Dünyanın niye 7 harikası var ?
Ejderhanın 7 başı ?
Büyük ayı, Küçük ayı takım yıldızlarının sayısı neden 7 ?
Oteller 7 gece, 7 gündüz,
Gökyüzü 7 kat,
yeryüzü niye 7 kat ?
Cehennem niçin 7 kapı ?
Gökkuşağı neden 7 renk ?
Hafta 7 gün,
Yahudilikte kutsal şamdan niye 7 mum ?
Kabe de tavaf niçin 7 ?
Şeytana atılan taş niye 7 ?
Kuran'ın kapısı kabul edilen fatiha'nın ayet sayısı neden 7 ?
Neden 7 düvele meydan okuruz ?
Müzikte nota sayısı niçin 7 ?
Prematüre doğan çocukların 8 aylık olanları çoğu yaşamazken,
7 aylıklar nasıl yaşıyor peki ?
Bir bebeğin yaklaşık 7 aylıkken süt dişleri çıkarken,
o dişlerin dökülmesi neden 7 yaş ?
Bazıları niye 7 canlı ?
Pamuk prensesin 7 cücesi,
Hürmüz'ün neden 7 kocası var 😊
Var'mı bilen, cidden..!
Varsa aklınızda ekleyebilirsiniz
.
