
Kapının koluyla avucunun birleştiği noktada durdum. "Burası tam olarak neresi" dedim. Artık olmayacak olmanın kıyafeti ne renk?
Aynı yerde bulunmayacak olmanın devamlılığı ne kadar sürer?
Delirmiş, kafayı yemiş ya da ruh hastası diye tanımlanmanın yaşam tecrübesi ne, doğrusu kim, aslı ne?
Şizofreniya da belirlenmiş psikopatik davranışlar sergilemenin bir kalıbı yoktur. Her ne ile ilgili olursa aşırılık çizginin aşıldığı yerde başlar.
Tüm bunların ışığında zerre gelecek endişesi duymuyordum. Arkamda olan biten şeyleri görmüyordum, o halde sorun da yoktu. Duyduklarım ancak beni rahatsız edebilirdi, duymadıklarım her ne olursa olsun ne söylenirse söylensin umurumda değildi.
Durdum,
sövdüm.
Elimde olmadan azberime sıkışmış benim için amin ritüelini dönüşmüş sigara, hassiktir tekrarı peşine konuya takılmayı bıraktım.
Takılıp kalmayanlar için gam yoktur.
Zira gam organik değildir.
Kavşaktan sola dönerken sinyal vermedim, hızlı kullandım ama bugün yine ölmedim.
Ölen için endişe edilecek birşey kalmaz, ceset bağlayıcı değildir.
Bir sigara daha ve siktir et dedim.
Kişiyi hayata bağlayan şeyler onu ne denli tutarsa kişi hayatı o kadar sever.
Beni kimse sevmesin, çünkü yaşarken öğrendim.
"Bir zamanlar"içerir sevmek.
Ve insanın kıçında kıl kadar bile kalıcı değildir kimse.
Bunu da buraya yazmak gerek.
Henüz ölmeden önce.

Benden sonra her kiminle olursan ol, seni kastederek “muhteşem bir sevgilim var” diyecek. Doğrudur diyeceğim, temiz kullandım.

E tabi bakıyorsun akşam olmuş, her şey önceki günün aynısı gibi gelişmiş devam etmiş. Sigara içmişsin, işine gücüne bakmışsın bir iki espri yapılmış, Gülmüşsün, gülememişsin. "Aynı" diye cevap vermişsin, nasılsın diye soranlara. Tuhaf hissetmişsin bir ara, bir ara son derece kötü. Akşam olmuş yine dünün aynısından, kimse "kimsenin umurunda değil lan " demişsin. Bir iki küfür etmişsin, hassiktir lan demişsin, koy amına ya demişsin ama işte mevzuyu öyle kolayca geçememişsin, takılmışsın kalmışsın, kalamamışsın sevmişsin ama olmamış, olmamış derken cidden olmamış yani. Kırılıp kalmışsın banyo aynası gibi. E yani biliyorsun da artık yarın güzel bir şey olmayacak. Bekliyorsun adam gibi bir şarkın da sigara yakalım diye, şarkı çalmış bakmışsın sigara kalmamış. Kalmışsın öyle araba camına yapışmış sinek gibi. Lan neyse tadı kalmadı böyle gereksiz yaşamanın, akşam da oldu zaten iki muhabbet ederiz belki kıyıda köşede sakladığımız fotoğraflarla.

Ananı skeyim bundan sonra adını ananı

Daha önce hiç böyle hissetmedim. Yemin ederim. Gözlerim sana bakarken kocaman oluyor,seni dünyadaki her şeyden daha iyi görüyorum.Aklıma geliyorsun, gelirken yanında renkleri de getiriyorsun. Mavi oluyor ağzım burnum, saçlarım burnum dişlerim annem babam televizyon buralar hep mavi oluyor. Bir kafe'ye girip sonsuza dek oturmak istiyorum seninle Rize'deki bütün çay tarlalarını seninle içmek, otobüste ayakta kalmak kışın ayakkabılarımın su geçirmesini istiyorum. Beni öperken üzerime su sıçrat, beni severken etimi kanat kaburga kemiklerimi kır çok sıkı sar kimse çözemesin. İnan ayaklarım seninle yürürken şarkı söylüyor mavi mavi gülüyorum ela, anlıyor musun? Anlamıyorsun nasıl anlayacaksın, telefonu aç ben arayınca ilkinde aç iki kere çalmasın efendim demeni bekliyorum yıllardır.Ben hep yanlış kişileri uzun uzun çaldırmışım ben demek ki yanlış sütyen kopçalarını çözmüşüm, nasıl sevdiğimin farkında değilim seni. Sen gül ben espri olmaya razıyım, sen konuş ben mevzu olurum. Sen sev ben yavru kedi olurum. Bir acayip hissediyorum kemiklerim bateri sopası gibi birbirine vuruyor sen beni sevince gemileri bana bağlıyorlar bu iç savaşların sorumlusu benim, taliban benim kuzey ırak benim, bana operasyon düzenle sevil, tarafımca sevilerek terörize et kendini.Bir tuhafım kendimde değilim konuyu açarsak sendeyim, gelirken ekmek al vodka al şarap al içelim, içip vücudumuzdaki su tükenene kadar sevişelim.Sabah alarmı siktir edelim kahvaltı demleyelim salonu yiyelim mühim değil. Ben seni olağan üstü seviyorum sağlıklı cümleler bekleme benden aşk saçmalamaktır sevgilim lütfen sende saçmala.Saçma sapan işler yapalım.Ne söylediğimi bilmiyorum ne bok yediğimi bilmiyorum. çayım soğudu dur.
Gelicem..

Senden sonra 23 şehir gezdim.
3 kilo aldım.
T-shirtler aldım üstüne senin kokunun sinmediği t-shirtler hiç birini bir kez bile giymedim evimden çok uzak şehirlere gittim sokak lambalarının söndüğü saatleri öğrendim
Dünya bilmem kaç 365 günde bilmem kaç dönümünü tamamladı.
Darbe oldu.
İhtilal oldu.
Barış gelmedi.
Savaş bitmedi.
Seni özledim.
Iltica edecek tek yer bulamadım.
Gittiğim her yerde senden bir nefes bıraktım.
Belki yürürsün aynı sokakta.
Ayak izime denk düşer ayak izin.
Belki saçına değer nefes.
Belki sen de bir gün özlersin diye, seni uzakta bıraktım.
Seni uğurladım.
Sana kavuştum.
Seni terk ettim.
Bilmem kaç kilometre yol gittim.
Evren kaydı.
Sen göğüs kafesimden milim kaymadın.

Ananı sikeyim, bundan sonra adını ananı..

Sene 2013 halı saha takımında forvet oynuyorum, arka direkte kendimi unutturdum o gün bugündür kimse hatırlamadı beni

Yutkundum, bir kaç dakika boyunca hiçbir şey söylemeden ona baktım.Yüzündeki her çıkıntı, dudaklarının yüzündeki deri ile birleştiği o keskin çizgi,rimelle uzatılmış kirpikleri ve boyadan yıpranmış saçları. En son ne zaman ağlamıştı, en son ne zaman birini her şeyi feda edebilecek kadar sevmişti. Mutlak olan ondan geriye kalanın artık eskisi gibi olmayacağıydı. O sandalyede, karşısında bir kaç dakika daha fazla oturabilmek için neler vermezdim. Güldüğünde iki yana yayılan dudaklarının arasında ince bir ses belirdi. "Kalkalım" dedi, ölelim demek istedim, tam burada ve şimdi.. Sustum, peki dedim,nasıl istersen. "Aynen öyle" dedi içinden, nasıl ölmek istersen..
Hayatım koca bir hasssiktirden ibaretti.
Bir taksiye bindim yolun köşesinden, on iki lira yazdı eve.
Bir de, ayrılık..
Onu bir daha hiç görmedim..

sonra
ruhumdaki gemiler karaya oturdu,
bir daha aşka yelken açmaya kalkışmadım.

Kusura bakma dünya, biz seninle anlaşamıyoruz.
Ya ben sana fazla geliyorum,
Ya da sen benim hayallerime dar geliyorsun.
Ayır bizi hakim bey.
Zaten görücü usulü evlendik.
Ne ona sordular bunu alır mısın? diye,
Ne de bana sordular dünya'ya gelir misin? diye..

Yüzümü yırtıp geçen soğuğun, ayağımın altından kayan asfaltın ve yüzlerine bakmaktan iğrendiğim insan kalabalığının içinden geçip giderken. "Buraya kadar", dedim. Buraya kadar yalnızım, doğduğum rahimden tam buraya kadar yalnızım. Yanımda yürüyen'de, yanına varacağım da yalnızca benim.
Keşfimin sarhoşluğuyla adınlarım hızlanırken moloz yüklü kamyonun kaldırdığı toz bütün caddeyi griledi.
Yol yokuştu,
Ve diğer herşey.
Herşey olması gerektiği gibi.

Sorun değil, gerçekten. Çünkü benim için her şeyin yolunda gitmesi beklediğim bir şey değil. Aksi olsa şaşırırdım.Bu konuda daha fazla konuşmayalım olur mu? Kaldığımız yerden devam edelim yaşamaya, hiç tanışmamışız gibi. Biraz kırıldım belki ama bunu da dert etme ben buna alışkınım, kalbimde sağlam tek odacık yok. Boş ver beni şimdi biraz zamana ihtiyacım var sadece. Bir süre sonra senin de benim de hayatlarımıza başkaları girecek nasıl olsa. Hep öyle olur.Ne sen ölürsün ne ben..Ne diyorduk, sorun değil.En kötü, içmek için nedenlerimiz oldu.Ve kafana takma lütfen, bu konu kalbinle ilgili. Önce selamı keseriz, sonra bileklerimizi Geçer..!!

Yaraları iyileştirmek için bir sürü ilaç var ama sen söyle tanrım. İsa'nın elindeki yaraya merhem mi iyi gelir yoksa Meryem mi?

Belki ben hiç bir zaman tam olarak mutlu olamayacağım ama sende hiç bir zaman ne kaybettiğini bilmeyeceksin. Sürekli olarak sende eksik olduğunu düşündüğün şeyi ararken her seferinde sana sunulan yetersizliklerin için kaybolacaksın. Yıllar sonra bir gün ben nerede hata yaptım diye düşündüğünde, aklına bile gelmeyeceğim çıkmadığın için girdiğin kalplerin koynundan..Şimdilik "iyi ki varsın " de sarıldıklarına. cehennem yalnızlığını tattırdıklarında sana..
görüşürüz..

Söylenecek bir şey kalmadığında konuşmak yapılması gereken son şeydir.
Bunu biliyordum, Ona bir sigara uzattım.
Gözlerine baktım , doğruca elimdeki çakmağa baktı.
Sordum;
Kalıp yakayım mı..
Gidip, yanayım mı?

Öylece anlatıp geçilecek bir şey olmadığını anlamam çok uzun sürmedi. Unutmak ve bir daha geriye dönüp bakmamak için kendime onlarca söz verdim,bir tanesini bile tutamadım.Bir tutkunun zamanla büyüyüp hangi sınırları ulaşabildiğini gördüm. Genel olarak kaybetmiş biriydim, bunu düzeltecek tek kişi sendin ve seni sonsuza kadar kaybetmiştim, bazılarına göre sadece gitmiştin, bana göre ismindeki son harfe kadar ölmüştün.
en kötüsünü düşünerek başladım,bir başkasına aşık olduğunu..
kim nasıl tanımlarsa tanımlasın hangi koşulda nerede olursa ol senden başka bir cevap göremedim, bir başkasına aşık olman neyi değiştirebilirdi ki?ben konunun adını 'sen olmak' koymuştum, bu anayasamın değişmez maddesiydi.Sık sık değişen saç renginle ortaya çıkardığın her ruh halini ayrı ayrı seviyor, birinden diğerine geçmem için sana bir kez bakmam yetiyordu.
herkese kadar bunalmıştın , seni daha yaşanabilir kılmak için şiirler yazdım, şarkılar ezberledim. Henüz ne anlama geldiğini bilmediğim onlarca his'le tanıştım.Olmuyordu, seni böylesine yüceltmenin hayatımın belli aşamalarında yaşanan eksikliklerden kaynaklandığına karar verdim. Durup düşündüm, ancak seninle tamamlanabilecek bir hayatın geçmişi hiç yaşanmamış olmalıydı.
Çünkü seninle tamamlanmak seninle olunmaya başlanan andan öncesini hiç ediyordu.Sensiz hayat cehennemin ta kendisiydi,bir din anlayışını geride bırakalı hayli uzun zaman olmuştu.
Korkuyordum, korkuyordum çünkü bir varlığın sürekliliğini bir diğerine bağlaması yeryüzündeki en saçma eylemlerden biriydi, yalnız doğuyorduk,yalnız ölmeliydik..
ama olmuyordu, seninle olmak peşinde seninle ölmek arzusunu getiriyordu.
bu dayanılmaz isteğe karşı koymayı düşündüm, bu benim "üç beş dakikalık bir nefes tutma deneyiminden öteye geçmedi."
dik köklü bütün ağaçlar gibi toprağın en derinine sevda halindeydim.
kendimden kötü bir tek örnek tanımamıştım.
Çünkü seninle tamamlanmak seninle olunmaya başlanan andan öncesini hiç ediyordu.Sensiz hayat cehennemin ta kendisiydi,bir din anlayışını geride bırakalı hayli uzun zaman olmuştu.
Bütün bunları bilmeni istiyordum, huzursuz olmanı,mutsuz olmanı istiyordum. Gerçekten ölmeni ister miydim bilmiyorum ama ben yanında olmadan yaşamanı kesinlikle istemiyordum.
Artık saatlere bakmayı bırakmıştım, saate bakmak sonrasında "şimdi bu saatte nerede ne yapıyor"sorularını göz ekranıma çıkartıyordu.
Yorgunluğun hiçlikle,sonsuzluğun ızdırapla yüklü olduğu bir dünya bana hiç bir şey vaat etmiyordu.
oysa öldüğün düşüncesi bana hep aynı rahatlatıcı duyguyu yaşatıyordu..
"başkasıyla değil.."
bazıları yangın ateşle başlar sanır..
oysa ben sadece olmadık bir gecede karşına geçip gözlerine baktım..

sigara sağlığa zararlıysa yalnızlıklar yasaklansın önce...

Yutkundum, bir kaç dakika boyunca hiçbir şey söylemeden ona baktım.Yüzündeki her çıkıntı, dudaklarının yüzündeki deri ile birleştiği o keskin çizgi,rimelle uzatılmış kirpikleri ve boyadan yıpranmış saçları. En son ne zaman ağlamıştı, en son ne zaman birini her şeyi feda edebilecek kadar sevmişti. Mutlak olan ondan geriye kalanın artık eskisi gibi olmayacağıydı. O sandalyede, karşısında bir kaç dakika daha fazla oturabilmek için neler vermezdim. Güldüğünde iki yana yayılan dudaklarının arasında ince bir ses belirdi. "Kalkalım" dedi, ölelim demek istedim, tam burada ve şimdi.. Sustum, peki dedim,nasıl istersen. "Aynen öyle" dedi içinden, nasıl ölmek istersen..
Hayatım koca bir hasssiktirden ibaretti.
Bir taksiye bindim yolun köşesinden, on iki lira yazdı eve.
Bir de, ayrılık..
Onu bir daha hiç görmedim..

Belki gecekondu değilim ama benide yıkan insanlar oldu.

Ki çok zaman da geçmedi aradan..
kaç kişiyi öptün,ne kadar saç okşadın..
bilmiyorum..
Neden açmadın telefonları,bana neden yazmadın..
sormuyorum..
önemli bir ayrıntıda
bükülen bir metalin soğuğusun
gereksiz bir zamanda
gerilen bir lastiğin kopma noktasısın..
anla
sevmekten vazgeçmedim..
bil,
dokunduğun yer yanar ..
git,
mühim değil..
bir adın kaldı..
o da,
biraz içince..
Kanar..

En çok neye üzülüyorum biliyor musun? Karşımıza çıkan herkeste sen beni arayacaksın, ben seni.
Mesaj seslerinde ben senden olmasını ümit edeceğim, sen benim olmamı.Farklı yataklarda birbirimizi hatırlayıp aynı meselede uykusuz kalacağız.Bilmeden aynı şarkıda ağlayıp sonraki şarkıda birer sigara yakacağız. Birbirimize hiç benzemiyoruz sanıyorken uzun süre birbirine en çok benzeyen insanlar olarak yaşayacağız .
Bir tek yüzlerimiz benzemeyecek.
Seninki hep güzel kalacak, benimki hep aşık.
Sonra mı..
Sen unutmaya başlayacaksın, ben unutulmaya..
"hiç benzemiyormuşuz" aslında diyeceksin bir sabah işe gitmeden önce saçını toplarken,
Ben "pek benzemiyormuşuz" diyeceğim,
bir gece yarısı aklıma hayran olduğum dağınık saçlarını getirirken..

Yıllar sonra bir cafede birer bardak çay içeceğiz seninle. Kahve değil, çay. Çünkü kahve içersek, 40 yıl hatrı kalır. Benim seni unutmam yine yıllar alır. O yüzden çay içeceğiz. Büyük ihtimalle çaya her zaman attığın gibi o zaman da 2 şeker atacaksın. Yine karıştırdıktan sonra çay kaşığını kenara koymayıp, o çay kaşığıyla oynayacaksın. İçmene çok kızdığım fakat hayatımda ilk defa bir kadına yakıştırdığım o sigaranı yakacaksın. Belki hayatında birisi, belki de parmağında başkasının adını taşıyan yüzük olacak. Her hattını ezberlediğim ama geçen yılların etkisiyle değişen yüzüne bakacağım. “Değişmişsin” diyeceğim gülerek. Sen de gıcık tavrınla “Değişmedim” diyeceksin. Bundan eminim, çünkü sen hep gıcık kalacaksın. Pişman gibi bakacağız birbirimize. Belki o masada rakı olmayacak. Belki hep hayal ettiğim şeyi; Rakı kadehimi senin için kaldırıp, sana senin için yazdığım şiiri okuyamayacağım ama yine de güzel şeyler olacak o masada. Eski hatıraları konuşur, güleriz. Olur da açılırsa eski hatıralar, ilk olarak söyleceğim şey; Elimi tutma takıntın olacaktır. Hep elim, elinde olsun isterdin. Elbette hiç şikayet etmezdim. İlk defa güçlü hissederdim, değerli hissederdim. Uzun lafın kısasına gelirsek. Bunları istediğim veya hayal ettiğim için yazmıyorum. Korktuğum için yazıyorum. Olur da okursan, belki senin de ciğerini yakar diye yazıyorum. Belki okur da, kıymetimizi anlarız diye yazıyorum. Olur da tekrar birlikte olamazsak, umarım bu anları yaşamayız. Gülüşünün başkası için olduğunu görmem

Güvendiğim dağlara yağan kara da bir miktar kırgınım