
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. insan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan,İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda kadırkan ormanına kadar, batıda DemirKapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Türk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş,





Ben Türk’üm, esaret nedir bilmem,
Boyun eğmem zincire, karanlığa, zulme.
Rüzgâr gibi özgür, dağlar gibi dimdik,
Yürürüm yolumda, korkusuz, eğilmem.
Tarihimde ateş var, külden doğan umut,
Her adımım iz bırakır, silinmez bir anıt.
Düşsem de kalkarım, yılmam hiçbir zaman,
Yüreğimde vatan, dilimde iman.
Gökyüzü kadar geniş, denizler kadar derin,
Sevdam bayrağıma, köklerim ebedi benim.
Ne fırtına yıkar beni, ne gece boğar,
İçimde yanan ateş, her karanlığı doğar.
Ben Türk’üm, esaret nedir bilmem,
Hür doğdum, hür yaşarım, bunu herkese derim














