
Tıklım tıklım dolu kalabalık yerde kalmak ne zormuş be anne, Hani demiştin ya anne
İnsanlar seni üzdükce içine kapanacaksın diye içine kapandıkca yalnız kalacaksın diye işte şimdi öyleyim be anne
Ğök gürlüyor yerler kayıyor ayaklarımın altında tüm çiçeklerim sus puz olmuş benle konuşmuyorlar be anne
Saçlarıma aklar dolmuş yüzümde yılların acı yorgunlugu dost diye bildigim insanların kahrını çekiyorum be anne..
Her kime sevmeyi sevilmeyi ögrettimse hep vefasız çıktılar her kim için ölüme gittimse onlar beni yerden yere vurdular anne
Yagmayan yagmurlarda ısandım geceyle gündüzü bir birine karıştırdım herkes gülerken ben tek başıma agladım be anne..
Canımdan can aldılar gülüşlerimi çaldılar yarınlarıma zehir dogradılar oldukları gibi görünmediler beni benden aldılar be anne..
Ğülmeden aglatmayı ögrettiler derdimin üstüne dert kattılar kalabalıgın içinde bir başıma bıraktılar geldikleri gibi gittiler be anne
Sevgi yerine göz yaşı verdiler seven yüregimi kin nefretle doldurdular bana bir gülüşü çok gördüler ölmeden öldürdüler be anne..
Sevmek sevilmek bilmediler kolumu kanadımı kırdılar kanayan yarayı bile kanattılar anlamadan sormadan yargıladılar vefasızlıgın adını aşk ve sevgi koydular be anne
Varmış gibi davrandılar ama hiç olmadılar keşkelerle hayatımı mahfettiler o toz konduramadıgım o çok sevdigim insanlar hep aglattılar be anne..
Ğüneş dogdu yine gün oldu sandım herkesi kendim gibi bildim tertemiz yüregimi kıymet bilmeyenlere verdim umut ve hayallerimi yaktılar be anne Üzerime üçüştüler paramparça ettiler yaşayan bir ölüye çevirdiler diri diri mezara koydular bunu çok sevdigim deger verdigim insanlar yaptı be anne sen hep haklıydın be anne. Var günümde dostum olanlar zor günümde sırtlarını döndüler be anne
Yinede olsun be anne vurdular yıktılar hallerimi yıktılar ama yinede yüregimin güzelliginden hiç birşey kaybetmedim ANNEEE...


Pencere Genç çift yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmıştı Ara sokakta eve bakan ama büyük camlarıyla ferah bir daireydi Çift bir hayli yorulmuş ama evi yerleştirmiş olmanın keyfiyle mutfakta ilk sabah kahvaltısını yapıyordu O sırada da tam karşıdaki komşu çamaşır asıyordu Kadın biraz meraklı biraz da aşağılar bakışlarla komşusunu süzüp kocasına Pasaklıya bak! Astığı çamaşırlar leş gibi Ya çamaşır yıkamayı bilmiyor ya da doğru deterjanı kullanmıyor dedi Kocası sofradan başını kaldırdı bir karşı komşuya baktı bir de karısına, hiçbir şey söylemeden kahvaltısına devam etti Çiftin mahalle manzaralı cam kenarı kahvaltıları benzer sohbetlerle geçmekteydi Kadın karşı komşusunun çamaşır astığını gördüğü her seferinde aynı yorumları yapmaya devam etti Kocası da sessizce onun eleştirilerini dinlemeye Birkaç zaman sonra bir sabah komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmıştı. Gözlerine inanamadı Bak dedi kocasına “Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda Merak ediyorum kim öğretti acaba Kocası yine sakindi Çayından bir yudum aldı Komşuya bakti Karısına bakti Yavaş hareketlerle katlayıp masaya koydu elindeki gazetey ve şöyle dedi Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi temizledim çok kirliydi Göz pencereniz gönül pencereniz kirliyse her şeyi kirli görürsünüz Herkes önce kendi penceresini temizlemeli ki güzel görebilsin Ninem diyor ki;Evinde yok bulgur aşı kendi gezer bölük başı...
