






Siz cennetteydiniz ama bunun farkında değildiniz. Dünyada pek çok insan da böyledir. Mutlu olmayı hak etmediklerini sanarak en büyük sevinci bulabilecekleri yerlerde keder ararlar.
Yüreğini dinlemek zorundasın; çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek.. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez.








Bazı duygular anlatılmaz, anlatılamaz.. Ancak hissedilir, içte, derinde bir yerlerde.. Dile dökülemez. Bir bakışta, bir gülümsemede, yağmurun sesinde, kıyıya vuran bir dalgada, sabahleyin öten kuşların şarkılarında, belki bir şiirde, bir ezgide yakalanır, bir an sadece bir an bir şekilde okşayıp geçer içinizi.
Sıcaktan kavrulurken ansızın esen imbat gibi,
beklenmedik yağmur gibi, aşk gibi usul usul, dolu dizgin..
Bırakın öyle kalsın.
Açıklamayın, anlamayın,sadece yaşayın........”


Zamanla hiç birini tutmuyor.Saçlarıma rüzgarlar vuruyor.Üzülüyorum.Üşüyorum üstelik.Bu havaları hiç sevmiyorum.Saçlarıma çaresizlik vuruyor,Yalnızca saçlarıma olsa iyi,Çaresizlik gözlerime vuruyor. ismim ali Şimdi yaşım otuzlarda...Hiç dokunmasaydın bana.Seninde çaresizlikvuruyor mu gözlerine ? Rüzgar bir daha asla esmedi,Canhıraş ben koştum ona.Yeterince inanmadım insanlaraYa da hiç yaklaşmadım onlara .Tüm bu yenilmişlik palavra.!

Bir varmış hep varmış hep olacakmış diye sürdü...
Gün ,ay ,ay ,yıl aldı adı yıllar oldu...
Büyüdük bir yığın çocuklarımız oldu...
Sen anne ben baba oldum...
Güzeldi her şey tüm yazdığım her bir kelimede sen vardın …
Ve ...
Bu kelimeler asla başka birine hitap olmadı olamazdı …
Sevdamın adı sen yürekte kanayan ..sen .
Kırıldım incindim ama sana kıyamadım...
Gözüme sokuldu kulağımı tırmaladı çirkinlikler...
Hala sen diyor bu uslanmaz yüreğimde ki ses...
Amaa yorgun düşmek üzereyim yoruldum...
Çabam senken...
Çabam aşkımken...
Çabam tüm sabahlara senle uyanmak isteğimken...
Sevdiğim kadından bana ait bir kelime yazmamışlığını yaşarken...
Bir balıkçı kasabası sahilde yalnız bir kadın mevsim kış aylardan aralık kadının elinde bir tahta parçası kumsala yazıyor ...
Seni Seviyom ...
Ve ...
Dalgalar nazlı bir gelin yürüyüşü gibi siliyor yazılanı …
adam ısrarla yine yazıyor ...
Seni Seviyom ...
Bir kaya parçası var ilerde koşuyor adam. çıkıyor üstüne bağırıyor ...
Seni Seviyommm kadın...
...Ve ...
adam susuyor …


Güzel olan
her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
erimek yarını olmayan zamanlarda
durdurmak bir yerde bütün saatleri
bütün kuralları kırıp parçalamak
sonra varmak o yerlere
mevsimlere dur demek
kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
sonra doldurmak ayışığını kadehlere
delicesine içmek
ve unutabilmek her şeyi ansızın
sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
güzel olan
sevmek seni sonsuz gibi
seninle en büyük gibi
Bir gün bu akan sele dur diyeceğim
göreceksin
ne bu şehirler kalacak
ne bu duygusuz sürü
bu korkunç kalabalık
her vapur seni getirecek bana
bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
kapılar sana açılacak
senin için söylenecek şarkılar
şiirler senin için yazılacak
her ev

Ben şu kısa boylu hayatta
uzun boylu kederlerle acırım.
Yorar beni şu telaş, şu karmaşa.
Bir sığınak aranırken şu uğultuda,
bir aşk gelir, bir yara.
Bir yara…
Bir yara daha!
Eski bir aşk,
yeni bir ayrılıktır her zaman.
Bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır.
Kimse bilmez be canım,
bir yara bir ömrü nasıl kanatır…
Ben seni hep ayrılıkla anmışım
Titreyen ellerimle günlerin buğusuna adını…
Hep adını yazmışım.
Bir aşk gelmiş bir yara.
Bir yara…Bir yara daha!

hani bir rüya görürsün,gerçek gibi gelir,
hani istersinde bir şeyi olsun diye,ama olamaz,
hani dersin ya şimdi gerçek olsaydı...
uyanmak istemezsin gözlerin açık olsada,
yine kapatırsın rüya devam etsin diye,
yanlıştır bilirsin ya,
ama söz geçiremezsin yüreğine...
ellerin üşürken,yüreğin yanarya hani,
hissetmemişsindir hiç ömründe böyle bir şey,
işte bunlar nedir diye sorarsınya kendine,
söylemezsin bir türlü itiraf edemezsin kendine bile...
bazı şarkılar vardırya hani,
sana onu hatırlatır...
kalabalıklar içinde yanlız hissedersin.
gözlerin donuk bakar ya,
içindeki fırtınayı kimse anlamasın diye,
maske takarsınya yüzüne..
kalbin sıkışır,ellerin terler,
ama...söyleyemezsin,
kahretsin....

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor. Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor eleştirilmekten korktuğu için. Yaslanmaktan korkuyor gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.



Herkes benim düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.
Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.
Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler.
Gariptir kadınlar. Kendilerini güldüren erkekleri sadece severler; onları ağlatanlara ise aşık olurlar.






