Savaş
Savaş, 52

Aklı kıt, gönlü geniş, tutkulu adam.


Gösterişli değil görkemlidir,

her daim mütevazıdır,

güzel değil sempatiktir.

gerisin de önemli değildir...

Sobre
  • Xadrez (Jogo Favorito)
Fotos
  • Savaş

    Derli toplu bir dosya var mı forumda bilmiyorum tırhandiller hakkında. Eğer yoksa tüm sorularınıza daha net yanıtlar verecek bir dosya oluştururum seve seve. Ama M.Ö. 7. yüzyılda Darius'un Boğazı aşmak için mühendisi Mandrokal'e yan yana dizdirdiği teknelerin hemen hemen bugünün tırhandillerine benzer olduklarını bilmek insana farklı bir haz veriyor. Tabi bir de teknolojinin olmadığı zamanlarda denizlerde gezen bir form en azından bana ekstra bir güven veriyor:)

    Bugünün tırhandili motorlu ve artık çoğu randa armalı değil. Yakın bir zamana kadar ben de Yengeç'i randaya çevirmeyi düşünüyorum. Oysa şimdi vazgeçtim. Sebebi de aslında senin sorunun içinde saklı; tırhandil de her şey gibi evriliyor. Artık motoru var, arması değişti. Ama formu hemen hemen aynı. Bunun ne kazandırdığı konusunda net bir şey söyleyebilmek için etraflıca araştırmak lazım. Geçmişin tenteli tırhandillerinin aksine artık çoğu davlumbazlı. Bunlar deformasyon mu, yoksa evrim mi, kararını veremem ama kendi adıma evrim olarak yorumlayabilirim. Çünkü formu, temel özellikleri, davranışı hala aynı. Homeros'un koca karınlı gemilerine kadar götürülebilir tırhandillerin soyu. Formu Mısırlıların papirüs teknelerine de bağlanabilir kolaylıkla; baş-kıç oluşları itibarı ile. İlk bakışta ilkeldir görüntüsü; günümüz tekneleri kadar görkemli tasarımları ya da lüks detayları yoktur. Çünkü teknolojiden nasibini almamış günlerin denizcilerinin deneyimlerine göre şekillenmiştir. Konfor kavramı sırıtır. Sürat kavramı gözyaşları içinde kalır. Ama diğer taraftan dayak yedikçe ağlayan, burununu çeken ama dayak yemekten vazgeçmeyen çingene çocukları gibi vazgeçmeden ilerler, sizi varmak istediğiniz yere götürür. "Nasıl bir kavunun içinden çekirdeğini çıkarıp parmaklarınız arasında sıkarsanız kayıverir, işte tirhandilde deniz sıkıştırdı mı kaçıverir öyle." demiş usta Nami Uyav... Ele avuca gelmeyen bir formu vardır. Hem mucizesi, hem lanetidir formu. Bin yıllarla ölçülen bir periyot boyunca zeytinyağından şaraba, aklınıza gelen ne varsa onlarla taşınmıştır Ege havzasında. Altın postun peşi sıra yola çıkan Argos'a kadar uzatmak mümkün olabilir kökenlerini. Gerçi o kürekliydi ama zaman değişiyor, şimdikiler de motorlu.

    Ben henüz yenisiyim ama bir yandan da ilk gördüğüm Yunan tırhandilinden bu yana delisiyim. Neden? Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır diyeceğim, çok açık bir ifade olacak, ama öyle. Altı yıldır bir tırhandil sahibi olarak tez zamanda anladım ki, aklı kıt, gönlü geniş, tutkulu adam işi tırhandil.

    Gösterişli değil görkemlidir, her daim mütevazıdır, güzel değil sempatiktir. Bir guletle yan yana geldiğinde önce gulete bakar insan evladı. Ama iradesi dışında, yavaş yavaş tırhandile kayar ilgisi. Çünkü gulet bahçenin bir köşesindeki bakımlı bir gül ise tırhandil uçsuz yeşilliklerin rastgele bir yerinde bitmiş pervasız bir papatya gibidir. En azından benim için. Sıradan gibi görünür ama insanın içine işler.

    Üzerine fason üretim koyduğun ne varsa sırıtır. Çingene güzeli gibidir o, ya yalın hali ya da ona özel, karakterine uygun alsesuarları kabul eder. Mesela bir IKEA çerçevesiyle asacağın fotoğraf ben buraya ait değilim diye bağırır. Ama kendi elinle kıyıda köşede kalmış ahşaplardan yapacağın hiç de mükemmel olmayan bir çerçeveyi onun bir parçası olarak göreceğinin garantisini veririm.

    Sayfalarca uzatabilirim ama toparlamak adına, tırhandil lanet olası romantizm kavramının vücut bulmuş hali gibidir. Kusurlarını seversin. Zaten kusursuzluk bir Helen uydurması değil midir? Çevremize bakınca her birimizi biz yapan aslında mükemmel denen kavrama mesafemizi belirleyen kusurlar değil de nedir? Yani bırak arkadaşım verniğe bakıp saçını tarama tırhandilinde, bordanda armuzların sırıtsın, yer yer ahşabın kararsın hatta çürüsün. Tırhandil böyle bir şey; emeğin somut, dokunulası bir kavrama dönüştüğü baş belası bir 'iş teknesi'.

    Savaş
  • Savaş

    miskinin yüzme keyfi...

  • Savaş

    antalya, kundu, aksu cayı...

    Savaş
  • Savaş

    kızlar, babaya daha sıcak bakar...

    Savaş
  • Savaş

    kızlar, babaya daha sıcak bakar...

  • Savaş
  • Savaş

    bu da benim kızım...

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    o kadar ufunetli havadan sonra antalya ya bahar geldi. gerçekten de martın sonu bahrmış.

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    kadın yarına baktım bu gün. bu gün olduğu gibi geçmişte de zülüm varmış kadına. 25 kasımda kadın çığlığı geldi akan sudan.

    antalya\kadın yarı..

    Savaş
  • Savaş

    fotoraf sessiz olunca huzur varmış gibi geliyor. hal bu ki yalan sesiz olduğu

    Savaş
  • Savaş

    Salkımsöğüt

    Nazım Hikmet Ran

    Akıyordu su 

    gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. 

    Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! 

    Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere 

    koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! 

    Birden 

    bire kuş gibi 

    vurulmuş gibi 

    kanadından 

    yaralı bir atlı yuvarlandı atından! 

    Bağırmadı, 

    gidenleri geri çağırmadı, 

    baktı yalnız dolu gözlerle 

    uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! 

    Ah ne yazık! 

    Ne yazık ki ona 

    dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak, 

    beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak! 

    Nal sesleri sönüyor perde perde, 

    atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde! 

    Atlılar atlılar kızıl atlılar, 

    atları rüzgâr kanatlılar! 

    Atları rüzgâr kanat... 

    Atları rüzgâr... 

    Atları... 

    At... 

    Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat! 

    Akar suyun sesi dindi. 

    Gölgeler gölgelendi 

    renkler silindi. 

    Siyah örtüler indi 

    mavi gözlerine, 

    sarktı salkımsöğütler 

    sarı saçlarının 

    üzerine! 

    Ağlama salkımsöğüt, 

    ağlama, 

    Kara suyun aynasında el bağlama! 

    el bağlama! 

    ağlama!

    1928

    Savaş
  • Savaş

    kırılsada kanadınmız, çapulcuya çıksa adımız.

    bilen bilsin, duyan duysun,

    böyledir bizim sevdamız...

    https://youtu.be/-bhhXPJK_a0

    Savaş
  • Savaş

    kalamar arkadaş yeni geldi...

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    sarı son bahar

    Savaş
  • Savaş

    beyaz kar kurdu. tilgi gibi daha...

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    beni bu havalar mahvetti...

    işe gitmeyi hep böyle havalarda unuttum..

    Savaş
  • Savaş

    bunu hatırlayan vardı aramızda. ben o döneme yetişemedim.

    https://youtu.be/_7n7QZ0xgiw

  • Savaş

    düşünme! hisset...

    bak, böçeklerde öyle yapıyor...

    Savaş
  • Savaş

    öyle bir vakitte gel ki,

    vaz geçmek mümkün olmasın...

    Savaş
  • Savaş

    Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde; Mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin... Velhasıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde!

    Savaş
  • Savaş

    İnsanın canı şöyle bi bomboş oturup, boş boş bakmak istiyo boşluktaki büyük boşluğa. O şekil yani.

    Savaş
  • Savaş

    Bulutlardı yağmuru getiren 

    Hüznüm bulut oldu 

    Yağmur oldu yasak sevdamız 

    İnatla gurbete doğdu 

    Acıya büyüdü sevgiler karanlıklar kentinde 

    Güneşi hiç göremeden 

    Oynadığımız bir oyundu 

    Al beni yar götür 

    Götür buralardan 

    Bıktım artık hep aynı varoluşlardan 

    Yitirmekten yitirilmekten 

    Korkudan korkmalarda

    Aldatmadan aldatılışlardan 

    Hiç almadan hep vermelerden 

    Al beni yar götür 

    Götür buralardan 

    Bıktım artık hep aynı varoluşlardan 

    Yasaktı bize sevda yaşamak 

    Aramızda hep birileri oldu 

    Aramızda hep sende oldun 

    Ben yalnız seninle doğdum 

    Al beni yar götür 

    Götür buralardan 

    Bıktım artık hep aynı varoluşlardan

    https://youtu.be/SWJVYBcDKq0

  • Savaş

    "Geçmişi onu çirkinleştirdi hep 

    Ve bu dünyadan alıp götürdü..." 

    Ayrılıklar beni büyütür 

    Yanılgılar aşkı gördürür 

    Düne ait olan hoş paragraflar 

    Artık... seni hep öldürür 

    Düne ait olan hoş paragraflar 

    Artık... beni hep güldürür 

    Yolların hep vardır sonu 

    Aşıkların başkadır yolu 

    Bugüne gelen hoş şarkılar 

    Artık... senden alır onu 

    Bugüne gelen hoş şarkılar 

    Artık... benden götürür onu 

    Boşa geçen hayat gelir mi sandın 

    Gece oldu bak yine aldandın 

    Herşey geçer demiştim yalnız hayat kalır 

    Düşlerin büyüsü de bir gün dağılır

    Belki değildi mutlak hayatı paylaşırdık

    Birdenbire girmeseydi ayrılıklar aramıza...

  • Savaş

    ABBAS

    Haydi Abbas, vakit tamam;

    Akşam diyordun işte oldu akşam.

    Kur bakalım çilingir soframızı;

    Dinsin artık bu kalb ağrısı.

    Şu ağacın gölgesinde olsun;

    Tam kenarında havuzun.

    Aya haber sal çıksın bu gece;

    Görünsün şöyle gönlümce.

    Bas kırbacı sihirli seccadeye,

    Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana.

    Katıp tozu dumana, Var git,

    Böyle ferman etti Cahit,

    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;

    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

    Cahit Sıtkı TARANCI

  • Savaş

    Otuz Beş Yaş Şiiri

    Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.

    Dante gibi ortasındayız ömrün.

    Delikanlı çağımızdaki cevher,

    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne?

    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

    Ya gözler altındaki mor halkalar?

    Neden böyle düşman görünüyorsunuz;

    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!

    Hangi resmime baksam ben değilim:

    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

    Bu güler yüzlü adam ben değilim

    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

    Hatırası bile yabancı gelir.

    Hayata beraber başladığımız

    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

    Gittikçe artıyor yalnızlığımız

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!

    Geç farkettim taşın sert olduğunu.

    Su insanı boğar, ateş yakarmış!

    Her doğan günün bir dert olduğunu,

    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

    Her yıl biraz daha benimsediğim.

    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

    Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?

    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

    N'eylesin ölüm herkesin başında.

    Uyudun uyanamadın olacak

    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

    Bir namazlık saltanatın olacak.

    Taht misali o musalla taşında

    Cahit Sıtkı

  • Savaş

    yazdan kalma.

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    antalyada sıcak sonbahar.

    Savaş
  • Savaş

    merveleri biliyorduk da ayseller ne ola ki...

    Savaş
  • Savaş
  • Savaş

    Oyunlar kayboldular

    Göz yaşı kuş oldu uçtu ayrı dünyalara..

    Dinlendim,filizlendim

    Başkaları girmedi hiç hayatıma..

    Üzülmek mi yanlış yoksa sevinmek mi?

    Ayıramam kendimi kendimden bile bile..

    Uzadı yol,çatallandı

    Gönlüm bir kuş oldu,hayıflandı..

    Sevgiler yağmur bekler

    Tek bir güneş hiçbir şeye yetmez ki..

    Ölmek mi doğru yoksa yaşamak mı?

    Ayıramam ayrılığı ayrılıktan bile bile..

    Ufunetler çıkın gidin gözlerimden

    Aşık bekler beni en mahrem yerinden..

    Koklayamam,duyarım ayrı kalmanın cinnetini

    hımm en derinden..

    Oyunlar kayboldular

    Göz yaşı kuş oldu uçtu ayrı dünyalara..

    Üzülmek mi yanlış yoksa sevilmek mi?

    Ayıramam kendimi kendimden bile bile..

    Ufunetler çıkın gidin düşlerimden

    Aşık bekler beni en mahrem yerinden..

    Koklayamam,duyarım ayrı kalmanın cinnetini 

    hımm en derinden..

    hımm en..

    şşş...

    https://youtu.be/qZVcwCgzsZU