Mustafa
Mustafa, 40

işte benim kişiliğim:

Benim Hayatımda İnsanların Çok Şansı Olmaz,Tek Yanlış Her Doğruyu Götürür.. Arkamdan Konuşanlar Sanmasınlar ki Duymuyorum. Yerin Kulağı Var...! ;)

Her Canım Diyene Canımı Vermem..!

İnsanların Lafına Kanıp İnsan Harcamam..!Kendim Görürüm Yan

...lışı Doğruyu..! Benim Geldiğim Seviyeye Gelmeden, Benim Çektiğim Acıyı Çekmeden, Benim Gibi Tek Başına Ayakta Durmadan Eleştiri Yapana,Burun Kıvırana Tek Bir Lafım Var ; Kolaysa Sen Dur Dimdik Hayatta... Kimseye Sırt Dayamadan Yaşa A

About
  • Match Pairs (Favorite Game)
Photos
  • Mustafa

    ilerde guzel gunler gorecegiz dediler daha ne kadar ileri gidecegiz

  • Mustafa

    cehalettin mutluluk getirdiği yerde zeki olmak budalaliktir

  • Mustafa

    Aynı yağmurun altında farklı ıslanıyoruz. Bazılarımız ölümün gölgesinde, bazılarımız yalnızlığın pençesinde, bazılarımız sevdiklerinin sıcaklığında… Aynı hayatta, farklı farklıyız. Aynı Yaradanın özünde, aynı evrenin içinde, aynı gökyüzünün altında… Yollarımız, yaşadıklarımız ayrı… Ne önemi var ki şeklin, şemalin. Hepimiz insanız, hepimiz temelde aynı şeyi arıyoruz. Değerli olmak, insanca yaşamak, sevmek, sevilmek ve toplamında mutlu, huzurlu olmak. Buna rağmen birilerinin acısından mutlu olan, ölümden fayda arayan, dedikodu yapan, söylenen, ayrıştıran insana ne demeli… En yakınındakilerine hayatı dar edenlere, sevdiklerini yok edenlere inat çok mu zor şimdi, şu anda yanındakine sımsıkı sarılıp, şükretmek. Bunu bile yapamıyorsak, dünya bu hale gelmiş çok mu…

  • Mustafa

    Kadını yok sayan.. Kadına hükmetmeye çalışan . ezen . el kaldıran ßiri ALLAH ın adını agzına nasıL aLabıLır ki.. Kadına ßunu yapan İnsanda .. Yaradının her yarattıgına da her kötuLugu yaabılır .. ßıLmez midir ki Adem iLe havva. DişiL İLe EriL. Kadın iLe Erkek Bir'dir

  • Mustafa

    Namusu hala kılıkta kıyafette yaşam tarzında arayanlar var. Namus zihninde, ruhunda. Kılıfıyla uğraşma ya da zihnindekini örtmeye çalışma. Kısa etek, dekolte görünce baştan çıkıyorsa biri bunun kaynağı kıyafet değil bakanın açlığı. Kaldı ki ne görse adam aynı. Kişi karşısındakini kendinden biliyor işte. Kendi kızı eve geç gelince kıyameti koparan nice babanın kendi kızından küçüklerle nasıl birlikte olduğuna, kızkardeşine laf atanı pataklayan abinin nasıl başkalarının kızkardeşine laf attığına defalarca tanık oldum. Bunun adı iki yüzlülüktür. Evdeki kadın sokaktaki kadın, eğlenilecek kadın evlenilecek kadın diyenlerin iki yüzlülüğü gibi. Namus zihinde. Namus sadece cinsellik değil. Namus yürekte.

  • Mustafa

    namuslu bir hikayen varsa seni kimse satın alamaz

  • Mustafa
  • Mustafa
  • Mustafa

    Evliliği bir müessese, kurum, şirket gibi görmek çok tehlikeli. Böyle bir kimlik verdiğinde anlaşma, kapanma, sıkışma duygularını çağrıştırıyor. Mecbur kılınmak, bir yere bağlanmak gibi. Gerçek sevgi özgürdür. Görev için sevemezsin, söz verdiğin için sevemezsin, sadece sevdiğin için seversin. 'Sonsuza dek yanında olacağım' derken özgürce söyle,göreve başlayan asker edasıyla değil.Bu söz zorunluluğun değil,arzun oldugunda değerli.Evlilik olanın hep aynı kalmasını garanti arayışı olduğunda bitmeye mahkum. Öte yanda evlilik bir kaçış da olabilir. Cinselliği günahsız yaşayabilmek, kadının geleceğini bir anlamda sağlama alması, erkeğin kadını garantiye alması, liste beklentilere gore değişir. Sonuçta bir tür kontrat imzalanıyor. Pazarlık tarafı da var tabi. Sen bana sunu vereceksin ben de sana şunu.. Sen benim istediğim gibi giyineceksin, ben de seni seveceğim. Sen beni aldatmayacaksın ben de evde çocuklara bakmaktan gocunmayacağım. Beklentilere gore verilen taahütler… Oysa sevgi sonsuz özgürlüktür. Sevgi,aşk tanımlarda, zorlamalarda kaçar gider. Anlaşmalara, antlaşmalara ihtiyaç olmadan yaşandığında gerçektir.

  • Mustafa

    Seni de, beni de fena kandırdılar. Aşk diye bize anlattıkları, hayallerini kurdurdukları gerçek aşk değildi. İnsanın insana duyduğu aşk, "yasak elma"nın ta kendisiydi... Önce kadın ısırdı elmayı, sonra erkek ve her şey bu andan sonra şekillendi. 

    Savaşların, paranın hükümdarlığında, korku imparatorluklarında, aşk en çok korkulandı ve bir o kadar da çarpıtılmaya çalışılan... Aşk ağza sakız edildi, bazen içi boşaltıldı, bazen günah dendi, bazen ağdalı sözcüklere sebep oldu. Üstüne perdeler indi, bulutlar örttü ışığı... İnsanlık yok olurken, aşkı da kirletti.

  • Mustafa

    Tecavüze uğramış bir kızdan ailesinin utandığı, evlatlıktan çıkarttığı, tecavüzcüsüyle evlenmesinin teşvik edildiği bir toplumda zordur kendin olmak. Boşanmış kadınları, kadınların bile küçümsediği, dedikodusunu yaptığı, kocaları için tehdit gördüğü bir toplumda zordur kendin olmak. Ancak, kendin olamadıkça yaşamaya başlayamayacaksın. Bir ilişki başlarken, hele ki aşkla başlarken, geçmişin hiçbir anlamı yok. Ne senin, ne de onun geçmişinin. O yüzden paylaşmanın da bir sakıncası yok. İnsanlar doyumsuz bir istekle beraber oldukları insanların geçmişini bilmek istiyor. Buradaki niyet çok önemli. O geçmişe göre geleceği düzenleyecekse, o geçmişe göre karşısındakiyle ilişkisini şekillendirecekse korkaklık, acizlik, öz güvensizlik ispatından öteye geçemez bu merak. Sen ne isen osun, tüm yaşanmışlıklarınla, geçmişinle, eksilerinle... Sen daha sindirememişken, sen kabullenememişken kendini, gerçeğini, başkalarını yüklenmesine hiç sinirlenme. Daha sen kendi arkanda duramıyorken kimse senin arkanda duramaz. Mahalle baskısının, toplumun bizi yok etmesine izin veriyoruz. Bazen yıkıcı etkileri, acıtan sonuçları yok mu var. Ancak, bir şeyleri örterek, gizleyerek yaşamanın verdiği acıdan daha az acı veriyor inan bana

  • Mustafa

    Kadını yok sayan.. Kadına hükmetmeye çalışan . ezen . el kaldıran ßiri ALLAH ın adını agzına nasıL aLabıLır ki.. Kadına ßunu yapan İnsanda .. Yaradının her yarattıgına da her kötuLugu yaabılır .. ßıLmez midir ki Adem iLe havva. DişiL İLe EriL. Kadın iLe Erkek Bir'dir

  • Mustafa

    Namusu hala kılıkta kıyafette yaşam tarzında arayanlar var. Namus zihninde, ruhunda. Kılıfıyla uğraşma ya da zihnindekini örtmeye çalışma. Kısa etek, dekolte görünce baştan çıkıyorsa biri bunun kaynağı kıyafet değil bakanın açlığı. Kaldı ki ne görse adam aynı. Kişi karşısındakini kendinden biliyor işte. Kendi kızı eve geç gelince kıyameti koparan nice babanın kendi kızından küçüklerle nasıl birlikte olduğuna, kızkardeşine laf atanı pataklayan abinin nasıl başkalarının kızkardeşine laf attığına defalarca tanık oldum. Bunun adı iki yüzlülüktür. Evdeki kadın sokaktaki kadın, eğlenilecek kadın evlenilecek kadın diyenlerin iki yüzlülüğü gibi. Namus zihinde. Namus sadece cinsellik değil. Namus yürekte.

  • Mustafa

    bilen var mı oyun kazaniyorum yine kredim gidiyor

  • Mustafa

    Sabirliyimdir.. hatalar karşısında bekler:

    Bolca şans verir ve hemen öyle kaçmam!

    Ancak sabrim tasarsa;

    "Hoşçakalımın" bir daha "merhabasi" yoktur

  • Mustafa

    Kadın olmak zordur erkek egemen toplumda... Çocukken başlar çifte standart... Kız çocuğu toplar masayı, abisine su götürür. Erkek çocuk ile farklı büyür. Gençlikte kız cocugu erken evde olmak zorundayken erkek çocuk istediği saatte eve döner. Mektebe gitmek, milli formayı giymek gibi ilk cinsel deneyimi teşvik eden terimler vardır ve baba gurur duyar oğlunun 'erkek' olmasıyla. Kız cocugu beklemek zorundadır evleneceği yaşı. Neden erkekte 'bakirlik' aranmaz? Erkekte aranmıyorsa neden kızda 'bekaret' aranır? Acaba erkeğin korkusu mu vardır öncekilerle kıyaslanmaktan. Trajikomiktir ama bekaretini kaybetmek dışında her deneyimi yaşamış bakire kız ile evlendi diye kendini iyi hisseder erkek. Sonrasında da kadının değil erkeğin tatminidir yaşanan. Cinselliği tanımadan yaşamlarına devam eden milyonlarca kadın. Erkek giyimine karışır, çalışmasına karışır, her şeyine karışır. Koca değil 'sahip'tir. Kadının omzu gorunurse suclu kadındır da o minik dekoltede agzının suları akan erkek milleti neden muaf tutulur? Nereden bakarsan bak; erkek egemen toplumun temelinde erkeğin acizliğinden, korkularından doğan kabalığı;baskıyı ve siddeti görürsün.

  • Mustafa

    oyun oynayan yok

  • Mustafa

    Turkcell çok güzel bir kapanya çıkarmış internet isteyene internet dakika isteyene dakika

  • Mustafa

    Aynı yağmurun altında farklı ıslanıyoruz. Bazılarımız ölümün gölgesinde, bazılarımız yalnızlığın pençesinde, bazılarımız sevdiklerinin sıcaklığında… Aynı hayatta, farklı farklıyız. Aynı Yaradanın özünde, aynı evrenin içinde, aynı gökyüzünün altında… Yollarımız, yaşadıklarımız ayrı… Ne önemi var ki şeklin, şemalin. Hepimiz insanız, hepimiz temelde aynı şeyi arıyoruz. Değerli olmak, insanca yaşamak, sevmek, sevilmek ve toplamında mutlu, huzurlu olmak. Buna rağmen birilerinin acısından mutlu olan, ölümden fayda arayan, dedikodu yapan, söylenen, ayrıştıran insana ne demeli… En yakınındakilerine hayatı dar edenlere, sevdiklerini yok edenlere inat çok mu zor şimdi, şu anda yanındakine sımsıkı sarılıp, şükretmek. Bunu bile yapamıyorsak, dünya bu hale gelmiş çok mu…