

“Aşk zannetmektir.
Bütün masalların ‘bir yokmuş’u düşer payına.
Yalnızsan aşk sadece bir kelimedir, biri hayatına girdiğinde cümleye dönüşür. Tek kelimelik en uzun cümle...
Onu ikna etmeye çalışma! Aşk, kendi doğrularıyla gelir
sana. Senin bu zamana kadar edindiğin tüm doğruları yanlışa çevirir, tüm yanlışları doğruya. Karmakarışık
gelir bildiğin her şey. Aşkın özü karmaşasındadır zaten.
Ya ayak uyduracaksın ya ayakta uyuyacaksın! Başka seçeneğin yok.

İstediğin bir dans için
istemediğin bir müziğe katlanırsın bazen. İlerde keşke
dememek için aşkına inanmıştım; keşke inanmasaydım.
Aşkı tarif et deseler şunu söylerdim: Yanlış bir yola
girdiğini biliyorsun ama hâlâ o yolda yürümeye devam
ediyorsun. Sen yolu bitirmişsin ben daha yeni yeni hızlanıyorum, coşuyorum. Aşka bir kere geç kaldım, bak
hâlâ koşuyorum...
Acı konuştum biliyorum. Ama ne yapayım; kalbinde
taş taşıyanın sözü hafif olmaz.


Seni kırmaktan başka bir şey yapmayan birinin seni sevdiğine inanma. Seni sevmesini de bekleme...
Çünkü seven insan incitmekten korkar sevdiğini. Bir damla gözyaşına bile kıyamaz, üzemez...
Kendine bir iyilik yap ve umrunda bile olmadığın birini artık sevme! Senin ona olan sevgini kullanıp seni üzmesine izin verme. Kalbine acı veren değil, huzur veren birini sev.
Çünkü sevmek güzel şey, ama karşılıklı olduğu sürece...

Gerçekten bir kere gönülden sevince, geriye kalan her şey bin kere olur...
Bin kere kırılırsın mesela, sonra bin kere affedersin. Onu kaybetmemek için bin yara alır, bin kere hayatta kalırsın...
Bin tane yalana bir kerede inanırsın. Ama sonra sevginle değil, aptallığınla anılırsın...
Sana gitmek üzere gelen birini ne yaparsan yap tutamayacağını çok sonradan anlarsın.
Sonra her şey geçtiğinde, bir kere sevip
taviz verdiğin her şey için
bin kere pişman olursun...

Kırılan kalplerimiz, yıkılan hayallerimiz kimsenin umurunda olmadı hiç. Bizi yaralayıp yalnız bırakanlar, başkalarından en büyük yaraları aldılar oysa. Ama gel gör ki dönmeye yüzleri de kalmadı. Dönmesinler de zaten. Yaşattıklarının aynısını yaşasınlar demiyorum, yaşadıklarımızın yarısını yaşasınlar kâfi. Yine de biz bunca şeye rağmen, hala onların iyiliklerle buluşmasını isteyecek kadar çocuk yürekliyiz.
Bir gün gelip size aldıkları yaralarla beraber dönmek istediklerinde, sakın açmayın kapınızı !
Unutmayın o kapının yüzünüze nasıl bir şiddetle kapandığını.
Ve unutmayın umduklarını bulamadıklarında sizden başka sığınacak liman kalmadığını.

İstediğin şeyler olmuyor diye üzülme.
Ya da yaşadığın birçok şeyi haketmediğini düşünüp isyan etme.
Her şeyin bir zamanı vardır ve her şey olacağına varır...
Gün gelir asla unutmam dediğin hiçbir şeyden eser kalmaz aklında.
Sen bile unutursun yaşadığın her şeyi zamanla.
Ama YARADAN asla unutmaz!
Ya bir şeylerin karşılığını alırsın ya da bir şeylerin bedelini ödersin.
Unutma ki hiçbir şey karşılıksız kalmaz...


Ben inanıyorum...
Güzel şeyler düşünen insanlar güzel günler yaşayacak.
Belki zaman alacak, belki biraz güç olacak, belki bazı zamanlar da yoracak ama sonunda her şey güzel olacak...
İyi anılar bırakanlar iyi hatırlanır.
Kötü şeyler yaşatanlar hep unutulmak istenir ama asla unutulmazlar. Hep bir pişmanlıkla hatırlanır onlar. Bir sürü keşke bırakırlar geride...
Onlar mutlu olurlar belki ama hiçbir zaman mutlu kalamayacaklar.
Bir gün mutlaka yaşattıkları her şeyi kendileri de yaşayacaklar...
Acıyı da huzuru da...


Her zaman istediğin gibi devam etmez her şey…
Bitmesin istediğin şeyler biter, gitmesini istemediklerin gider… “Gitme!” diyesin gelir ama susarsın, çünkü
çoktan kararını vermiştir.
Gitme desen de gider…
Hiç uyumadan sabahladığın gecelerin olur, ağlamaktan gözlerinin şiştiği gecelerdir onlar. Onu en çok özlediğin, aramasını en çok beklediğin, ona en çok ihtiyacın olan gecelerdir. Ama o ne arar, ne sorar, ne de özler…
Kırık bir kalple onu sevmeye devam edersin…
İçinden bir şeyler kopar zamanla. Önce aramasını beklemeyi bırakırsın, sonra onu takip etmeyi… sonra da numarasını silersin...
Ortak arkadaşlarınızla daha az görüşürsün; çünkü ondan bahsederler, acırsın… Ortak şarkılarınızı bir
daha dinleyemezsin; çünkü onu hatırlatır, acırsın…
Her şeye rağmen acıması da güzel… Çünkü en derin acılara acıya acıya alışırsın…
Sonra ondan nefret etmek için milyonlarca nedenin olur.
Ama bazen o kadar çok özlersin ki onu; sana yaptığı, sana yaşattığı her şeyi unutmuş gibi, hiçbir şey olmamış
gibi, çoktan affetmiş gibi özlersin…
Gönül acıdıkça alışacak yerde, acıdıkça daha da yolunu gözletir.
Öldürmeyen acı özletir…

Senden sonra…
Aslında senden sonrası hiç olmadı…
Ne yaşadığımı bildim, ne sevdiğimi ne de sevildiğimi… Öyle bir boşluğa ittin ki beni değil bir çıkış yolu bulmayı, kendimi bile bulamıyorum hala… Kurtulmaya çalıştıkça daha da battım. Yeni bir başlangıç diye diye gömülüp kaldım her seferinde geçmişe. Sevdiğim en güzel kadının mezarını ellerimle kazıp yüreğime gömdüm.
Arkasından sövdüm,
Arkasından sevdim,
Arkasından özledim,
Arkasından ağladım…
Farklı birileriyle her şeye yeniden başlamayı da denedim. Bunun sebebi de yine sensin ama bu da olmadı… Kime sığındıysam seni daha çok hatırladım. Kime sarıldıysam en çok senin kokun değdi burnuma, en çok senin saçlarını sevdim, en çok seni düşündüm.
Öyle ya, en çok sen acıttın içimi…

Bazı geceler oluyor uyuyabilmek için dua ediyorsun...
Çalmayacak bir telefonu avcunda tutup saatlerce ekranına bakıyorsun boş boş...
Fotoğraflara bakıyorsun, eski mesajları karıştırıyorsun...
Her şeyin yolunda olduğu zamanlara bakıp biraz daha ağlıyorsun...
Özlemenin ne kadar uzun bir kelime olduğunu böyle gecelerde anlıyorsun...
Ben bir süredir böyleyim, peki senden ne haber?
Unuttun mu beni?

Bu hayatta değişmeyen bir gerçek var:
"bir gün herkes kaybettiği şeylerin değerini mutlaka anlayacak..."
Hani bazıları oluyor ya hayatınızda, hani üzerine çok düştükleriniz...
Hani şu,
'yemek yedin mi, üşürsün kalın giyin, saçların ıslak dışarı sakın çıkma...' dedikleriniz...
Bütün bunlardan bunalıp sizi yüzüstü bırakıp gidenler var ya, bir gün mutlaka pişman olacaklar.
zaten böyle seven birini kaybetmek onlara verilebilecek en büyük ceza aslında.
bir gün onlar da anlayacaklar ama çok geç olacak...



Ne onu tanıdığım için, ne de onu sevdiğim için pişmanım.
Öyle güzel gülüşü, öyle candan “canım” deyişi vardı ki, sevmesem pişman olabilirdim.
Ne yapalım kısmet değilmiş, beraber yaşamak da yan yana ölmek de...
İçimizden geldiği kadar sevdik biz, demek ki yetmemiş.
Bahtı açık, canı sağ olsun...✋

Ben artık oluruna bıraktım bazı şeyleri.
Çünkü bazen ne yaparsan yap istediğin gibi yürümüyor her şey.
Her sabah aynı duyguyla uyanıp gün boyu aynı boşlukta savrulmak istemiyorum artık.
Belki yeterince savaşmadın diyecek bazıları ya da gerçekten isteseydin pes etmezdin diyecekler.
Ama kimsenin benim içimdeki yorgunluktan, kırgınlıktan haberi olmayacak.
Dedim ya; ben artık oluruna bıraktım.
Nasipten öte köy yok nasılsa, olsa güzel olur.
Olmazsa da nasip, kısmet...

Hayata sevdiğimiz insanların gözünden bakmaya başladığımızdan beri, kendimiz olmayı unuttuk. Yalnızca onlara göre şekillendirdik hayatımızı. O sevdi, biz sırf o seviyor diye onun sevdiği şeyleri daha da çok sevdik. Onda kendimizi bulmak isterken, tüm acı gerçekliğiyle onda benliğimizi kaybettiğimizi öğrendik, tabi çok sonradan...
Bütün bunlar yetmezmiş gibi birde zamana bıraktık her şeyi. Oysa hiç zamanı yoktu ve biz zamanın birkaç mutlu gününde geride kalmıştık. Uzun uzun sustuk. Yaşamayı, gülmeyi, mutluluğu tek bir gülüşünde kaybettik de onca geçen zamana rağmen, bir türlü kalp sokağımızdan onu kovamadık.
Sevdikçe sevilmemeyi, değer verdikçe zamanla bir daha değer vermemeyi öğrendik. Acılarımızla yaşamayı bile öğrendik de bir türlü unutmayı beceremedik. Sevdikçe öldük, öldükçe yine sadece dudaklarımızda adlarıyla dirildik.
Yeri geldi, kalbimizi paramparça ettiler.
Yeri geldi, varken bile bizi yok saydılar.
Kısacası bizi hiç ama hiç umursamadılar.
Biz ise yine de onlarsız yapamadık...

BBir gün mutlaka özle beni...
Her şey daha berbat bir duruma girmişken özle. Bir çıkış yolu olmadığında, benim için artık bir önemi kalmadığında özle beni. Sevgimi, şefkatimi, sana kıyamadığımı hatırla ve öyle özle. Berbat bir hayat yaşa demiyorum.
Ama bana yaşattığın her şey için bir gün pişman ol istiyorum..


Sevgisinden büyük olur acısı
yürekten sevenlerin...
Bazıları yalnızca bedenlerini götürür giderken...
Hayallerini bırakırlar, anılarını...
Ve bir daha toparlaması mümkün olmayan bir enkaz bırakırlar geriye...
Bazen “Sen daha iyisine layıksın” derler.
Bazen “Ben sana göre değilim” derler.
Bazen de “Her şey senin mutluluğun için” derler...
Derler ve giderler...
Bizi en çok mutluluğumuzu istediğini söyleyenler incitirler...
Ayrılık da elbette aşka dahil.
Ama zamansız ayrılıklar yok mu, hani şu her şey yolundayken, üstelik tek bir neden bile yokken bir hiç gibi
yüzüstü bırakıldığımız ayrılıklar... Dokunuyor insana.
Sevgisinden büyük olur
acısı yürekten sevenlerin...

Beni kaybetmiş sayılmazsın, ben de seni… Ayrıldık
işte, hepsi bu…
Biz böyle iyiyiz. Biz birbirimizden habersiz daha güzeliz.
Hem bu şekilde acıtamazsın da daha önce olduğu gibi
beni. Barışmazsak eğer, bir daha küsemeyiz.
Bu yüzden biz bir daha hiçbir şekilde bir araya gelmemeliyiz.
Bu yüzden özlememeliyim seni, affetmemeliyim, seninle bir daha görüşmemeliyim…
Hem senin ne özlenmeye, ne affedilmeye, ne de belki
bir ihtimal deyip son bir kez daha görüşülmeye bile hakkın yok eski sevgilim…
Bir gün her şeyi unutup yeniden seni sevecekse,
dursun bu kalbim…

Geçer diyorlar...
Seni tanımayan, seni nasıl sevdiğim konusunda en
ufak bir fikri bile olmayan herkes geçer diyor. İçimde nasıl bir boşlukla yaşamaya çalıştığımı bilmiyorlar. Her gece aramanı beklediğimi, karnım ağrıyana kadar ağladığımı
bilmiyorlar. Yastığımın yüzüne senden kalan tişörtü geçirdiğimi, her gece başımın göğsünde olduğunu hayal ederek uyuduğumdan kimsenin haberi yok... Herkese göre kolay
seni unutmak ama onlar seni tanımıyor, seni sevmek nasıl
bir duygu bilmiyorlar...
Ama geçer diyorlar...
Bunun geçeceği falan yok, bilmiyorlar...
Unutmak diye bir şey yok!
Unutmaya çalışmak var.
Unutmuş olmayı istemek var.

Bazen tek başına geldiğin dünyada
sahip olduğun tek kullanımlık hayatı iki kişilik yaşarsın.
Çünkü senin hayatın o
olur, onunla anlamlanır, değerlenir. Her şey yolundayken,
bir neden bile yokken biter her şey
Ne olduğunu bile anlamazsın, sudan çıkmış balığa dönersin. Sen kendine gelene kadar biten bitmiş, giden çoktan gitmiştir.Sonra bir bakarsın kendi yarattığın dünyada yapayalnız kalmışsın.
Ve anlarsın ki vedalaşmayı bile çok gören biri için harcamışsındır onca güzel zamanını...
Veda konuşması bile olmadan biten sevdalar tanıdım.
En çok “Seni seviyorum...” diyenler, “Bitti!” bile demeden gittiler...👏

Altını çizdiğin insanların üzerini çizmek zor olur...
Bu yüzden hayatına aldığın kişiye dikkat et... Seni anlayan, seni bilen, seni izlerken gözlerinin içi gülen insanları sev. Birini sevmek kolay şey... Gerçekten sevdiğin kişiden vazgeçmek zorunda kalmak ve buna alışmak o kadar
da kolay olmaz.
Çünkü alışmak ömürden yer ve asla doymaz...