Beyazit
Beyazit, 49

Ne mutlu Türk’üm diyene!

Ermeni değilim; dedelerim Hocalı’da, hamile kadınlara tecavüz etmedi, karnını yarmadı.

Amerikan değilim; Irak’ta sivilleri kurşuna dizmedim, pazarları bombalayan ben değilim.

...

İngiliz değilim; masum insanları kesmedim.

Rus değilim; Çeçenleri kılıçtan geçirmedim.

İtalyan değilim; fırsattan istifade kan dökmeden toprak talep edeyim.

Arap değilim; beraber girdiğim savaşta, yanımdakini sırtından vurayım.

Ben; ataları hiçbir katliam yapmadan dört kıta ve yedi denizde hâkim olmuş...

Haçlı seferleri yapan Hıristiyanlara temizlik adabını öğretmiş...

Topraklarında güneş batmamış, gemileri karadan götürmüş...

Bir Bizanslının, zulümden kurtulmak için Fatih’e İstanbul surlarını yıkabilecek kadar güçlü toplar döktüğü... Kırk kişi ile Çin sarayını basan... Şimdilerde sanat eseri denen, ancak Türk korkusunun birebir delili olan Çin Seddi’ni Çinlilere inşa ettiren akıncıların torunuyum...

Ben bir Türk’üm...

Ben, Orta Asya’dan türeyen, Anadolu’da büyüyen, Avrupa içlerine yürüyen Türk’üm...

Ben, dağlarda gemi gezdiren, taşlara destanlar kazdıran, tarihi baştan yazdıran Türk’üm...

Ben, adalete, mertliğe örnekler veren, beylere, paşalara hilat giydiren, kılıcını üç kıtada gezdiren Türk’üm...

Ben, Attila’yı, Yavuz’u, Fatih’i var eden, kralları, imparatorları kendisine yar eden, düşmanına dünyasını dar eden Türk’üm...

Ben, şahları, padişahları, sultanları kul edinen, altınları, elmasları pul edinen, kaftanları çul edinen Türk’üm...

Ben, zafer rüyasını görenlere saç yolduran, hezimete uğratıp ümitlerini solduran, müzelerde boş köşeleri dolduran Türk’üm...

Damarlarında asil kanın aktığı ırkım, benden bahseder destanım, ağıtım, ben Türk’üm...

Taa iliklerine kadar Mustafa Kemal Atatürk’üm!”

Hakkında
  • Satranç (Favori Oyun)
Fotoğraflar
  • Beyazit
  • Beyazit

    Babam annemi dövecek birazdan, annem de beni. Sonra çarşıya inip, oyuncakçı dükkanının vitrinini seyrederken, peluş kedilere, köpeklere ve ayılara içimi dökeceğim. Öğretmenim, “yaz tatilinde ne yaptın?” diye sorarsa okullar açıldığında, “kendime peluş hayvanlardan bir aile kurdum” diyeceğim…

    Annem, konserve hazırlamayı öğretti bana bu yaz. Ütü nasıl yapılır, onu da gösterdi. Melemen, makarna, pilav; bunlar zaten geliyordu elimden. Biliyorum, gidecek annem ve dönmeyecek geri. “Ben seni dövmek istemiyorum aslında” dedi bana bu sabah, “anla beni” dedi… Sustum ben. “Bir şey söyle” dedi, baktım yüzüne öylece. “Gideceksin, değil mi?” dedim. “Kimseye güvenme ve kendi ayaklarının üzerinde dur” dedi. Çocukluğunu anlatmaya başladı bana; üvey annesinden yediği dayaklar bölümünde gözleri doldu. “Madem gideceksin, beni sev biraz” dedim. “Üzgünüm Gülizar, sevemiyorum ben; seni bile sevemiyorum” dedi…

    Bir sonbahar akşamıydı, babam annemi yine dövmüş, annem ağlayarak yatak odasına girip kapıyı kilitlemişti. Babam oturttu beni karşısına, “dertleşelim seninle Gülizar” dedi. “Biz erkeklerin de yükü ağır” diye başladı anlatmaya. “İşsizim iki aydır. Üniversite okumuş adamım, ama asgari ücretle bile iş bulamıyorum” dedi. “Ben anneni sevdim, ama o beni sevmedi; onu terk eden adamı unutmak için evlendi benimle “ dedi. “Anneni dövmek istemiyorum aslında, anla beni” dedi. Sustum ben. “Ah, siz kadınlar!” dedi bana öfkeyle, “lanet olasıca, on bir yaşındasın, ama annen gibi acıyarak bakıyorsun bana!” Korktum ben, çok korktum. Koltuktan kaldırıp beni, yere doğdu itti. Düştüm. Kaldırdı sonra, oturttu yine koltuğa. Canımı acıtması öfkesinin geçmesini sağlamıştı. “Ben sekiz yaşında başladım çalışmaya. Bakkal çıraklığı, ayakkabı boyacılığı, berber kalfalığı… Yevmiyemi babam alırdı, tek kuruş vermezdi bana “ dedi. “Sana çok bağırıyorum bazen, ben de çok çektim çocukluktan beri” dedi. “Çocuğumuz olsun istemedik ben de, annen de; ama oldu işte! “ dedi…

    Bir kış gecesi, evimizde uyurken, uyandığımda, bir de baktım ki dedemlerin evindeyim. Dedem nineme söyleniyordu, “biz kendimize bakamıyoruz, bir de bunu attılar başımıza!” Annemle babam bağırıp çağırmışlar birbirlerine; annem de akrabalarına gitmiş. Babam, uyuyan beni kucakladığı gibi dedemlere getirip, “şunu birkaç gün idare ediverin” demiş. Dedem, sabah kahvaltısında dedi ki; “biz olmasak sokaklarda mendil satıyordun şimdi; çocuk her zaman uğur getirmiyor aileye!” Ninem, “sus” dedi dedeme, “Gülizar`ın ne günahı var?” Dedem dedi ki bana, “senin de için yanıyordur elbette; ama biz ne acılardan geçtik, nereden bileceksin!” Sustum ben. “Daha beş yaşındaydım babam vefat ettiğinde. Ne çocukluğumu yaşadım, ne de gençliğimi. Kardeşlerime babalık yaptım, eve ekmek getirdim, anneme ben baktım yatalak olduğunda bile. Sen ne çekiyorsun ki benim çektiğimin yanında?” dedi. Ninem dedi ki yine, “ilişme çocuğa, o da öğrenecek hayatı!” Sonra ninem konuştu gözlerime bakarak,“ah güzel torunum; ilkokulda okurken, yaz tatillerinde, gün doğumundan gün batımına kadar tarlada çalışıyordum …” Dedem, birdenbire sözünü kesip ninemin, bağırdı bana, “ninenden ibret al, öğren hayatı!”

    İlkbahardı, Anneler Günü`nün olduğu hafta, öğretmenimiz dedi ki, “annenizi anlatın bir kompozisyonda.” Önümde çizgili bir dosya kağıdı; arkadaşlarım yazıp durdular kendi kağıtlarına ve ben, “bu kadar yazacak şeyi nasıl buluyorlar?” dedim kendi kendime. Öğretmenim geldi yanıma, “anlat Gülizar” dedi, “anneni anlat.” Bir ağlama tuttu o anda , hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Ne öğretmenim sakinleştirebildi beni, ne de arkadaşlarım. Çizgili dosya kağıdı ıslandı göz yaşlarımla. “Anlattım işte” dedim ve ıslak kağıdı alıp öğretmenimin masasına bıraktım. Çıktım sınıftan ve nefes nefese kalıncaya kadar koştum. Çarşıdaki oyuncakçı dükkanına vardım. “Ben geldim” dedim vitrindeki peluş kedilere, köpeklere ve ayılara. “Beni bir tek siz anlıyorsunuz” dedim, “iyi ki varsınız “ dedim…

    Annem gidecek birkaç gün sonra ve ben pencerelerde bir çocuk yüzü olarak kalacağım annemin ardında. Konserve hazırlayabilen, ütü yapabilen ve aş pişirebilen on bir yaşındaki kızını hayata hazırladığından emin olacak belki de…

    Babam, belki de annemin yerine beni dövecek ve kendisini anlamamı isteyecek. Dedem ve ninem, kendi çocuklukları üzerinden bana hayat bilgisi dersleri vermeye devam edecekler, kim bilir…

    Anlıyorum annemi, babamı, dedemi, ninemi, herkesi… Ah, sevgisizliğinize, samimiyetsizliğinize, zalimliğinize öyle güzel kılıflar buluyorsunuz ki, acılarınızı öyle güzel yarıştırıyorsunuz ki, kendinizi öyle güzel aklayıp paklıyorsunuz ki, gurur duyun kendinizle…

    Her mevsim ayrı bir incitilmişliğim var benim. Kendi mevsimlerim olacak bir gün; incelikler mevsimi, düşler mevsimi, vicdan mevsimi ve şefkat mevsimi…

    Gülizar`ın mevsimlerinde incitilmeyecek hiçbir çocuk; kendi mevsimlerime serpeceğim uçsuz bucaksız sevgimi…

    Ergür Altan

    Beyazit
  • Beyazit

    Herkes birikmiş bizi seyrediyor.

    Dağılın!

    Kukla oynatmıyoruz burada!

    Acı çekiyoruz...

    Oğuz Atay

    https://youtu.be/KfZUB6qrpEw

  • Beyazit

    Bazen sözleri anlamaya gereksinim

    duymazsın.

    Hiç bilmediğin bir yerde, bir ses duyarsın.

    Yüreğine o müziğin tınısı işler ve alır götürür...!

    https://youtu.be/P-6HPZC0Ms8

  • Beyazit

    söndürdüm göğsümdeki son mum alevini de

    karanlığımda boğulmaya gidiyorum hoşçakal.

    t a m e r d u r s u n

    https://youtu.be/OGOOpHW8_4U

  • Beyazit

    🤣🤣🤣

    Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit

    Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır. Harcayacaksın!

    Özdemir Asaf

    Beyazit
  • Beyazit

    Seni böyle mi kaybettim

    Hiç acı yokmuşcasına

    Umursamaz bir şarkı nağmesinde

    Susuşlarımızın her notası

    Sessizce dokundurur

    Kalp ritmime

    Mehveş Akın

    https://youtu.be/umY-5AX1lb0

  • Beyazit

    Tek istediğim

    Sarılıp uyumaktı

    Öksüz kalmış yaralarına...

    Üşüdüğünde,

    Acılarını yakıp

    Isıtmaktı hayallerini...

    Körkütük sarhoş olup birlikte

    Şarkılar söylemekti,

    İçinde deniz geçen

    Özgürlük kokan şarkıları...

    Tek istediğim

    Yanında olmaktı,

    Hayatı beraber atlatıp

    Gülüp geçmekti

    Olup biten saçmalıklara...

    Tek istediğim

    Senin olmaktı...

    Tenin,ellerin

    Herkesten sakladığın

    Çocukluğun olmaktı...

    Murat Karpat

    Beyazit
  • Beyazit

    Neydi ki Aşk..?

    Deniz mi gökyüzümü..

    Neydi bizim sevdiğimiz..

    Deniz ile gökyüzünün birleştiği yerdi Aşk..

    Herkesin gördüğü ama ulaşamadığı..

    Güneşin batışında denizin üstünde oluşan yansımaydı aşk..

    Kız kulesinin gözyaşları..

    Galata kulesinin sessizliğiydi..

    Aşk gizli olandı aslında..

    Saf ve temiz..

    H.Barışoğlu

    .

    .

    Beyazit
  • Beyazit

    Kırmızı gecelerin ötesinde

    Vedasız bir sabahla giden yar

    Gelmişine geçmişine selam olsun

    Beyazit
  • Beyazit

    Yağmurdan kaçmak isteyipte şemsiye bulamadığında , Sığınma Kalbime...Benim Yüreğime Kar yağıyor Artık..... . . .

    Ü Ş Ü R S Ü N ....

    Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit

    Kelimeler...

    Tane taneydi, değdikleri yerler

    Pare pare…!

    Elif ŞAFAK

    https://youtu.be/9nc-vocwWK8

  • Beyazit

    ....

    Ve inan,, saydım.

    Bir ömür geçti beni sevmeyeli...!

    Özdemir ASAF

    https://youtu.be/k6K5RHolMhw

  • Beyazit

    Haklıydın...

    Bazen gitmek gerekir yaşamak nefes almak için ve sen doğru olanı yaptin gittin.

    Ben bize olan inacimi kaybettim avuç içlerimde artik duan yok biliyorum zaten benimde amin diyecek gücüm kalmadı....

    Bazen gitmek gerekir sevgili, canını yakan herkesten!

    Beyazit
  • Beyazit

    Şimdi gidiyorum iyi yüreklim...

    Vaktim geldi,çok bile kaldım gölgende...

    Bana" en çok neyi özlersin" deseler, "yağmur yağdığında kurumuş dudaklarımı yapraklarında biriken suyla islatmay"i derdim.

    Sevdigim...sevdiğin...

    https://youtu.be/cchlCNlJUXw

  • Beyazit

    Kirginim...

    Iliklerime kadar...ilk defa gözlerinde bir başkasını gördüm!

    Kalbim yangın yeri,yüreğim kıyamet,beynimde kasırgalar..

    Bana bisey de,ne olursun bisey de yasamam için...

    https://youtu.be/73dXsOZwFxo

  • Beyazit

    Aynı yolu,beraber yürüdüğümüzü sandığımız insanlar,

    aslında bize, sadece gidecekleri

    yere kadar eşlik ediyor...!

    Mark Twain

    https://youtu.be/dh2_2zjo9p4

  • Beyazit

    Kelimeler...

    Tane taneydi, değdikleri yerler

    Pare pare…!

    Elif ŞAFAK

    https://youtu.be/eHkbMHLqTp8

  • Beyazit

    Daha kaç/türkü ağlatır bizi.

    Kaç/şiir yaralar yüreğimizi. Kaç/saat geçmeli,

    ağrılı-sancılı. Kaç/sürgün görür ömrümüz. Ve daha kaç bahar yaşarız böyle hasretle. Gebere-gebere beklerken birbirimizi...!

    ️Uğur AKBULAK

    https://youtu.be/2wwnUAmW4aY

  • Beyazit

    Ben seni severken,

    kendimi çok üzdüm...!

    Cemal SÜREYA.

    https://youtu.be/GPBcjwMA0bM

  • Beyazit

    Tanrı kızdı mı bilmiyorum ama, ben kızdım.

    Herkese kızdım. Kendime kızdım. Evrene kızdım. Kadere ve kedere kızdım. Yolun sabitliğine ve çiçeksizliğine balkonların ve değiştirmenin mümkün olmadığı nüanslara, kızdım.. En çok da "büyüyünce geçer" telkine kızdım. Hiç geçmedi ve ne olduğunu, neye ait olduğunu bilmediğim ozon deliği büyüklüğünde kederli bir oyuk var içimde. Büyüyünce oyuk da büyüyor belki. Kim bilmiyor ki,, çünkü ne büyüyünce ne de öpülünce geçmediğini yaranın. Tanrım, geçmedi. Artık esirge ve bağışla beni...!

    Ezel Roz MANAZ

    https://youtu.be/vpLjMbyXWBk

  • Beyazit

    Dışına atıldım ben,

    hüznün de sevincin de.

    Bir kıyıya bağlanmış, boş bir sandal gibiyim...!

    Cahit KÜLEBİ

    https://youtu.be/9OLZmcwMfow

  • Beyazit

    Senin unutmuşluğunu affetmeyeceğim...

    Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit
  • Beyazit

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

    Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi

    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim

    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım

    Bana dönesin diye bir bir kapattım

    Şimdi otobüs gelir biner gideriz

    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

    Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin

    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

    Durma kendini hatırlat

    Durma göğe bakalım

    Turgut Uyar

    Beyazit
  • Beyazit

    Bir adam Picassoya şöyle der:

    -Renkleri karıştırmaktan ve içiçe geçmiş çizgiler yapmaktan başka resim yeteneğin yok gibi geliyor bana...

    Picasso fırçasını alır ve yere bir buğday tanesi resmi çizer. Öyle gerçekçi olur ki bir tavuk yemek için gagalamaya başlar.

    Gördüğü durumdan şaşkına dönen adam Picassoya:

    -Bu kadar mükemmel resimler yapabiliyorken niçin bu garip resimleri yapmakta ısrar ediyorsunuz?

    Picasso yanıtı yapıştırır:

    -Çünkü ben resimlerimi tavuklar için yapmıyorum...

    Beyazit
  • Beyazit

    İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir diyorlar,

    sanki inanmaktan daha muhteşem bir hata yapılabilirmiş gibi..!

    Beyazit
  • Beyazit

    Bir şeyi sevmenin yolu, onun kaybolabileceğini fark etmektir.

    Gilbert K. Chesterton

    Beyazit
  • Beyazit