Asu
Asu, 53

Insan, yitire yitire kazanir kendini...

عن التطبيق
  • الجيلي (المباراة المفضلة)
صور
  • Asu

    “Ben Cahilim Ama Vicdansız değil"

    Adım Kemal, eğitimim ilkokul. Köyümden çıktığım gibi şivem, İstanbul`a göçeli 10 yıl olsa da, her gün 12 saat tekstil fabrikasında makine başında çalışmaktan fazla geliştiremedim dilimi. Görüyorum etrafımda benim gibi köyünden göçmüş ama liseye gitmiş insanlar çok. Onlar türkçeyi çok düzgün konuşuyor. 25 yaşında bana bu kızı sana alacağız dediklerinde tıpkı annem babam gibi, bizim toprakların düzenine, istediğine uyarak, teyzemin kızı ile evlendim ve ekmeğimin peşinde İstanbul`a yerleştik.

    İstanbul`da hanımlar sadece ekmek istemiyormuş, romantik olmak, filmlerde ki gibi sevilmek istiyormuş hanımım. Ben sadece Kemal Sunal filmlerini bilirim, keşke romantizmi bilseydim. Keşke okumuş, felsefi kelimeler, Ahmet Arif`lerin şiirlerini bilebilseydim. Öğrenebilirdin diye suçlamayın beni. Nasıl öğreneyim ki, sadece pazar günüm boş ve evde yaşlı anam, babam, görme özürlü kız kardeşim, çocuklarım ilgi bekler. 25 yaşımda üzerime binen yükü, 10 yıldır taşıyorum. Ömrüm olduğu kadar da taşıyacağım.

    Benim hikayem 5 yıl önce başladı. Cep telefonuma kimden olduğunu bilmediğim mesajlar, aramalar geliyordu. “Mal Kemal, cahil Kemal, karına sahip çık lan, Onun nerede olduğunu biliyor musun, iç çamaşırı bende var, gel sana göstereyim inanmazsan” diye aşağılamalı mesajlar aldığımda neler olduğunu anlamayıp, eşime sorduğumda da “bir sapıktır” cevabını alıyor, üzerine düşmüyordum. Bilirdim İstanbul`un arapsaçı bir memleket olduğunu ama o zamanlar bilmezdim, önce küfür ve hakaret dolu mesajlar ve ertesi gün “kusura bakma, çok içmiştim, tesadüf bir numaraya mesaj çektim.” mesajları altında yatan sebebin, eşime göz dağı vermek için bana çekildiğini. Adamın neler yapabileceğini anlayan eşimin ise, adamın yanına gidip, Onu mutlu ettikten sonra, ortamı düzeltmek için tekrar adamın bana düzeltme mesaj çektiğini ve eşimin korkusundan gittiğini, nereden bilebilirdim ki.

    Her türlü insan vardır ama insanlar ile pek konuşmam, utanırım şivemden. Cahil olduğumu anlarlar diye çekinirim. Martılar yanıma gelip, aldığım simidi benimle beraber yerler ya, işte onlara anlatırım, yorgunluğumu, hislerimi. Hiç dilimden dolayı bana mal demediler, cahil demediler. Kediler, köpekler, çocuk arabasında geçerken bana bakıp gülümseyen çocuklar benim en iyi arkadaşım.

    Bu huzurum geçen yıl Ocak ayının son haftası, beni terk etti. Cep telefonuma bir video geldi. Ardından da “ İşte senin karın bu, şimdi erkeksen gereğini yap, mal Kemal” yazan bir mesaj. Video, karımın bir erkek ile ilişkisi. Aynı adam karımı facebook`ta da yayınlayıp, bütün akraba, eş dosta onları ekleyerek göstermiş. Şimdi ben ne yapmalıyım? Karımı mı öldüreyim, o adamı mı öldüreyim yoksa kendimi mi? 5 yıldır aldığım küfürlü telefonların sahibi de bu adam olduğunu eşimin karakolda şikayeti esnasında öğrendim.

    Eşimin verdiği ifade şu ; 5 yıl önce bir inşaat işçisi ile bizim apartmanda dış cephe yaparlar iken tanışmış ve benim kendine diyemediğim güzel şiirlere, felsefi sözlere kanmış. Önce 3-5 ay telefonda konuşmuşlar sonrasında da işte olan olmuş. Pişman olmuş, dönmek istemiş, bu kezde “Beni bırakırsan, eşine söylerim. Gelmezsen çağırdığım zaman eşini ararım. Seni öldürtürüm. Ağbine söylerim. O telefon kapanmayacak, elimde porno videon ve resimlerin var, nereye gittiğini, ne yaptığını bileceğim. Mal kocanla beraber olmayacaksın, O seni hak etmiyor. Sen benden başkası ile beraber olacaksan da bu benim belirlediğim insan ile grup seks olacak.” diyerek gittikçe tehditlerini artırmış ve kötü yola düşürmeye çalışmış.

    Bana anlatamamış, Ondan da kurtulamamış. Bizim köyde bir Haso vardı. Ben daha küçüktüm, herkes Ona, “Piç Haso” derdi. Annesinin köyün muhtarı ile adı çıkmış, kadında utancından intihar etmişti. O belki lekesinden kurtulmuştu ama Haso ömrü boyunca annesinin lekesini alnında taşımaya mahkum edilmişti. Muhtar ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmişti. Çünkü erkekti, çünkü namus kavramı sadece kadına yapıştırılmıştı. Erkeğin hata yapmasına izin vardı, kadının yoktu. Eşim karakolda çok ağladı, utandı. Dönmek istediği, tehdit altında olduğu, O adamdan kurtulmak ve bu süreçte de bizlere zarar vermemesi için ne kadar uğraştığı o kadar belliydi ki. Bu hatayı bende yapabilirdim. Ama O yaptı. Neden adam ısrarla öldürmemi, şimdi gerekeni yapmamı istiyor? Çünkü foyası ortaya çıktı. Hapise girmeyecek, eğer ben karimi öldürürsem.

    Eşime, “ Kadınlar özgür bireylerdir. Zorunlu olduğu için eşini çekmek zorunda değildir. Aşkı yaşamadan insanlar ölmemeli. Bu hayat senin, onu yaşa” demesi ve Niçe diye bir felsefeci varmış, adam Ona hayranmış. Ondan özlü sözler söylemesi “Ahlaklılık, yeni ve daha iyi geleneklerin ortaya çıkmasına karşı direnir, aptallaştırır.” diyerek kandırıp, sonra da işine gelmeyince tekrar özünde ki köylü geleneklerine dönüp, bana “Erkeksen şimdi gerekeni, karına yaparsın.” diyerek öldürmeye teşvik etmesi, aydınlık mı oluyor? Çok iyi türkçe kelimeleri kullanmanın, mal olmamanın getirisi bu mu?

    Evlatlarım Haso`nun etiketi ile yaşamaya mecbur kalacak ve bu adam hapisten kurtulacak diye ve hanımım, senin bana söylediklerin, telkinlerin doğrultusunda, eşimi öldürmeyi hiç düşünmedim. O adamı öldürürsem, ailemin geçimini kim sağlayacak? Eşimden ayrılsam, sokağa atsam (ki adam bunu da dört gözle bekliyordu, üzerinden para kazanmak için.) kötü yola düşecek. Çok ağladım, martılar ile kedi, köpekle çok konuştum. Dünyanın üzerine yıkılmasını bilir misin hanımım? Peki onun ağırlığının ne kadar ezici olduğunu? Bu durumu kabullenmenin, eşinin arkasında durup, mahkemeyi beklemenin ağırlığını? Yıkıldığını belli etmeden dimdik yürümenin zorluğunu, kalbinden vurulmuşken, etrafa ve çocuklara gülmenin yüz kaslarına verdiği acıyı?

    Bunları anlattım ki yazasın hanımım. Yaz, cahillik değil, vicdansızlıktır, insanı sıfatından çıkaran. Yaz hanımım, de ki “ O adam üstüne üstük beni mahkemeye şikayet etmiş. Bana eşimin videosunu gönderdiği zaman ve öldür karını dediği zaman, “ Ula sen kimsin, seni bulup gebertecem, aşağılık pezevenk” dediğim için “ Bakın beni tehdit etti, korkuyorum. Beni öldürecek. İnsan hakları nerede, imdat bana yardım edin. Kişilik haklarıma saldırı var” diye gitmiş beni şikayet etmiş. Hem evde ki karımı tehdit ile yanına çağırıyor, hem aile düzenime zarar vermiş beş yıl boyunca, hem eşimi öldürmem için bana mal Kemal, gerekeni yap diyor, hem beni ve ailemi herkese videosunu, resimlerini göndererek rezil etmiş, hemde beni kendi gitmiş mahkemeye şikayet etmiş.

    Yarın 8 Mart Emekçi Kadınlar Günün de mahkeme de duruşmam var adamla. İlk defa yüz yüze geleceğiz. İlk defa kim olduğunu göreceğim. O da benim gibi Doğu`dan göçmüş, Haso`ya piç diyenlerin yetiştirdiği zihniyetten gelmiş ama bunu süslü şiirler ve felsefe ile süslemesini bilmiş, işini yürütüyor. Eşimi yayınlayıp, davalık olmasının üzerinden bir 13 ay geçti. Bu süreçte facebook`ta yine 8-9 tane kadın buldu. Kadınlar inanıyor, kadınlar gidip Onunla beraber oluyor. Ben hiç anlamıyorum siz kadınları. Mahkemede de okuyacak mı acaba Niçe`den sözler, Ahmet Arif`ten şiirler ? Utanmadan yüzüme nasıl bakacak? Bu yaptığı vicdansızlık ile yastığa başını nasıl koyabiliyor? Hala facebook`ta nasıl felsefe ve güzel şiirler ile kadın tavlayabiliyor, anlamış değilim. Biz çoğu erkekler siz kadınlar için elimizden geleni yapıyoruz. Sözler ile nasıl sevdiğimizi söyleyemezsek te getirdiğimiz ekmek ile döktüğümüz alın teri ile, pişirdiğiniz yemeği büyük bir iştah ile yiyerek belli etmeye çalışıyoruz ama sizler kendinizi şartlandırmışsınız, illa ki sözle söylensin. Ağzında bal taşıyan arının arkasında iğnesi olduğunu bile bile ateşe atıyorsunuz kendinizi. Adam gelmiş 35 yaşına, hayatta hiçbir başarısı yok. İşi gücü yok. O kadın aşağı bu kadın yukarı, işi gücü kadınlar ile oynaşma, yazışma. Bizler sizleri koruyamayız, sizler bilinçlenip kendinizi korumadıkça bu gibilerden.

    Bende O adam gibi, 35 yaşında yalnız yaşayan, kadınlardan para dilenen, bazen çalışıp bazen yiyen bir adam olsam kendimi internette, Onun gibi geliştirirdim.

    Ben cahilim hanımım ama mal değil. Ben cahilim hanımım ama vicdansız değil. Hiç bu kadar uzun konuşmamıştım biriyle. Yarın ki mahkememin stresine verin. Başınızı ağrıttım, demem o ki, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü sizlere vesile olsun, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız, bu tiplere nasıl kanmayacaksınız, oturun düşünün. Çoluk çocuğunuzun sizin alacağınız etiketi ömür boyu taşıyacaklarını unutmadan, hareket edin bacılarım. Kadınlar Gününüzü Kutluyorum.

  • Asu
  • Asu

    Harese nedir bilir ?

    Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanınından sarhos olup kendini oldurur...Ortadoguda yasam...Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanınından sarhos olup kendini oldurur...Ortadoguda yasam...

  • Asu

    Hiçbir ekonomiste bereket'i anlatamazsınız.

    Gelir-gider bellidir çünkü.

    Hesap cetvelinin dışında kalan

    o derin realitedir bizi ayakta tutan...

  • Asu

    Huzur içinde yenen yavan ekmeği özledik...

  • Asu

    Kapattim gozlerimi..

    Zira; bakilacak gibi degilsin dunya...

  • Asu

    Kelimelerin tukendigi en acili yerdeyiz.. yine

  • Asu

    “Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar.

    Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına;

    – Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir sey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, bak demiş kocasına;

    – Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?’ ‘Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim’ diye cevap vermiş kocası. Hayatta böyle değil midir? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır.”

  • Asu

    Cocuklar Ucurtma ucuruyorlardi bir zamanlar..

    Simdi cocuklar ucup gidiyorlar zamandan.

    Bogaz toklugu diye bir sey vardi..

    Simdi bu neyin acligi..?

    doymuyor bir turlu insanlar...

  • Asu

    Anlık iyilik refleksleriyle iyi olduğunu düşünenler, yanılıyorlardı.

    Çünkü iyiler, iyiliğe ara vermezler...

  • Asu

    Bir ulkeyi tanimak istiyorsaniz,

    O ulkede insanlarin nasil oldugune bakin...

  • Asu

    Yeterki kalbimiz ve kisiligimiz kirlenmesin,

    Gerisini su temizler...

  • Asu

    Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş olan insanlardır.

    Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.

    Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…

  • Asu

    Sen soğanları doğra salatayı ben yaparım;

    Hastalıkta sağlıkta yanında olacağına söz veriyorsun ama bir gün o hastalanıyor ve sen toplantıda olduğun için yanına gidemiyorsun. Akşam televizyonda bir filme denk gelip kanepede yanına kıvrılmak geliyor içinden ama sabah yedide kalkman lazım. Sabah mırıl mırıl sarılıp biraz daha uyumak istiyorsun ama dokuzda işte olmalısın. Öyle birkaç kez gecikirsen atılırsın. O zaman ev kirasını, kredi taksitini ödeyemezsin, buzdolabına mama koyamazsın ve artık birbirinizi sevmemeye başlarsınız.

    Bir insanı sevip birlikte bir hayat kuruyorsun ama onu günde sadece üç saat görebiliyorsun. Çocuğun oluyor, hasta oluyor, elini alnına koyup “geçti bak yok bir şey” diyemiyorsun. Ona mutlulukla hatırlayacağı çocukluk anıları bırakamıyorsun. Onun nasıl güzel güldüğünü, nasıl güzel oynadığını, senin adını ilk nasıl söylediğini göremiyorsun. Fırtınalı bir okul çıkışında sürpriz yapıp elinden tutamıyorsun.Bütün günün hastalıkta sağlıkta yanlarında olacağına yemin ettiğin ailenle değil, başkalarının yanında geçiyor.

    Hayatımızı sevdiğimiz insanlarla geçiremeyeceksek niye yaşıyoruz? Onlara sarılmak için akşam olmasını bekleyeceksek, akşam sarılmaya çalışırken sadece hayatımızın çözülmesi gereken sorunlarını konuşacaksak, ortak hayatımız sadece problem çözmek haline gelecekse ve biz bu yüzden birbirimizden bıkacaksak niye aile kuruyoruz?

    Birlikte yemek yapamadığımız, misler gibi sofralar hazırlayamadığımız, “Sen soğanları doğra, salatayı ben yaparım” demediğimiz insana karı, koca ya da sevgili diyebilir miyiz? Bunu yapamıyorsak, yaşadığımız hayata hayat diyebilir miyiz?

    İnsanın bir ailesi yoksa hiçbir şeyi yoktur. Ailenin tanımı da kadın-erkek-çocuk-kardeşler değildir. Dostlar da ailedir. “Haberleşelim” diye kapatılan telefonun ucundaki sesler, bir kahve bile içemediğimiz, alelacele bir araya gelip dağıldığımız, başımıza bir hal gelince aklımızdan, karnımızdan konuştuğumuz insanlar da ailemizdir.

    Geçip giden her an bir anı ve mutlu anılar biriktirerek yaşamaktan daha önemli bir şey yok. Her şeyi, herkesi yitirdikten sonra o anlar kalıyor. Geçip giden koca bir hayatın tek tesellisi parmaklarınla toplayabildiğin hatıralar, hepsi o kadar. Güzel anıların yoksa dünyanın tapusu üzerine olsa ne olur ki?

    Ne bütün gün ısıtıp içinde oturamadığımız evlere, ne üzerinde oturup eskitemediğimiz koltuklara sahip olmanın bir anlamı var. Özleyecek bir kokun, kolun kanadın kırıldığında bütün yükünü bırakacağın bir kucağın olmadıktan sonra parayla aldıklarını ne yapacaksın?

    Bir gün her şeyini bir anda yitirebilirsin ve geriye sığınacağın anların kalır. Biriktirebildiysen şanslısındır....

  • Asu

    Susmayı öğrendiği zaman duymaya başlıyor insan ve tanımaya anlamaya tabi.Gideni ya da hiç gelmemiş olanı. Sırtından vuranı,yanındaymış gibi duranı..Yüzüne güleni, yüz üstü bırakanı,gözü kör vicdanı sağır olanı...

  • Asu

    Oysa her yanım sözcük yığınıydı benim..

    Yerli yersiz, nedenli nedensiz söylenen sözcüklerden hatırı sayılır bir çöplük vardı içimde..

  • Asu

    Ruhumu sakin bir akşamın

    Renkleriyle boyamışken

    Ve nazenin bir huzurla bir tutam umut devşirip

    en yaralı yerimden

    Geceyi kurtarayım derken

    Nerden depreşti şimdi bu özlemek...?

  • Asu

    Bazen 'durmak' gerekir. Ki durmak, dinginleşmek demektir. Benlikten, maddeden ve hırstan kurtulmanın tek yoludur bu...

  • Asu

    ☀️☕️😉

    Asu
  • Asu

    Hep erteledik şimdileri, dedik daha erken

    Sonra tüm yolculuklara yasaklandık.

    Dışımızı hep ışıklı pencerelere dönerken

    İçimizde en karanlık köşelere saklandık...

  • Asu

    Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok

    Dünyanın sırına ermişim az çok

    Sonra aklım geldi başıma

    Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok...

  • Asu

    Küçük keyiflere bayılırım ben.

    Karmaşık ruhların son sığınağıdır onlar...

  • Asu

    Sait : Nazım lan sen bilirsin, niye böyle akşam olunca hüzün çöküyo ya insana

    Nazım : Çünkü gün bitiyo abi, Bi de zaman geçiyo yani o ürkütüyo insanı.

    Bitiyo yani, bi gün daha bitiyo.. Sonuçta bi son var içten içe biliyosun bunu

    Her akşam o sona doğru biraz daha yaklaşıyosun ya. Biraz daha biraz daha.

    Nazım hikmet ne diyo biliyon mu abi.

    Sait: ne diyo

    Nazım: İnsan diyo, ölüceğini bile bile nasıl yaşar, Ya çıldırır, ya öleceğini unutur.

    Rahmetli annem hep derdi ya, aman yaşadığım kadar mı yaşıcam

    Sait: yani

    Nazım: yani geldik gidiyoruz elde var sıfır

    Orhan: hem de birsürü sıfır

    Nazım: Alt alta koy hepsi yine sıfır

    Orhan: sıfıra sıfır elde var sıfır

    Nazım :Ama sıfırın da bi günahı yok yani, o da yalnız başına güzel öyle, mesela herşey sıfırla başlar ama, bizim elimizde hiç oluyo bizde onunla beraber yavaş yavaş hiçe dönüyoruz...

  • Asu

    Bakma bana sen..

    Ben tibben mumkun degilim...

  • Asu

    Aklımız gerçeği biliyor da

    Müşkülümüz kalpte bizim...

  • Asu

    🙄🙇😜😉

    Asu
  • Asu

    Geçmişin, geleceğin, eşyanın, insanın, zamanın... her şeyin hükümsüz ve çekimsiz olduğu, katıksız bir huzur barındıran anlar vardır ya... Bütün yükünü indirip bir nebze dinlenmek için öyle bir "an" özlüyor hamal ruhum...

  • Asu

    İnsanın düşünenleri olmalı;

    Merak edenleri,

    Hesapsız kitapsız değer verenleri,

    Uzakta olunca özleyenleri,

    Sesini duyunca sevinenleri olmalı…

  • Asu

    Degerinin ve gucunun farkinda olmazsan, cevrendeki insanlar sinirlarini ve duracaklari yeri bilemez. O zaman da ne sayginligin kalir ne de guvenilirligin...

  • Asu

    Bazen en dogru karar, karar vermemektir. Bazen en guzel cevabin sessizlik olmasi gibi...

  • Asu

    Yalanin gucu, dogrunun gucsuzlugunden degildir. Yalan teskilat kurmus, dogru ise yalnizdir...

  • Asu

    “Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. Tıpkı sevda gibi… Sevdanın da tek başına değeri yok. İlle de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. Sevda da ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır. Büyür…Biri dese ki, Sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle. Yine değeri sıfır olur mu?”

  • Asu

    Sahte olan hic birseyi sevmedim.. Onlarda zaten benim durustlugumu sevmediler... 😉

  • Asu

    İnsanlar sizden uzaklaştığı zaman bırakın gitsinler. Kaderiniz asla onlara bağlı değildir ve bu onların kötü olduğu anlamına da gelmez. Sadece sizin hikayenizdeki rollerinin sona erdiği anlamına gelir...

  • Asu

    Bekle beni Istanbul...✈️😉😊😍