
“Ben Cahilim Ama Vicdansız değil"
Adım Kemal, eğitimim ilkokul. Köyümden çıktığım gibi şivem, İstanbul`a göçeli 10 yıl olsa da, her gün 12 saat tekstil fabrikasında makine başında çalışmaktan fazla geliştiremedim dilimi. Görüyorum etrafımda benim gibi köyünden göçmüş ama liseye gitmiş insanlar çok. Onlar türkçeyi çok düzgün konuşuyor. 25 yaşında bana bu kızı sana alacağız dediklerinde tıpkı annem babam gibi, bizim toprakların düzenine, istediğine uyarak, teyzemin kızı ile evlendim ve ekmeğimin peşinde İstanbul`a yerleştik.
İstanbul`da hanımlar sadece ekmek istemiyormuş, romantik olmak, filmlerde ki gibi sevilmek istiyormuş hanımım. Ben sadece Kemal Sunal filmlerini bilirim, keşke romantizmi bilseydim. Keşke okumuş, felsefi kelimeler, Ahmet Arif`lerin şiirlerini bilebilseydim. Öğrenebilirdin diye suçlamayın beni. Nasıl öğreneyim ki, sadece pazar günüm boş ve evde yaşlı anam, babam, görme özürlü kız kardeşim, çocuklarım ilgi bekler. 25 yaşımda üzerime binen yükü, 10 yıldır taşıyorum. Ömrüm olduğu kadar da taşıyacağım.
Benim hikayem 5 yıl önce başladı. Cep telefonuma kimden olduğunu bilmediğim mesajlar, aramalar geliyordu. “Mal Kemal, cahil Kemal, karına sahip çık lan, Onun nerede olduğunu biliyor musun, iç çamaşırı bende var, gel sana göstereyim inanmazsan” diye aşağılamalı mesajlar aldığımda neler olduğunu anlamayıp, eşime sorduğumda da “bir sapıktır” cevabını alıyor, üzerine düşmüyordum. Bilirdim İstanbul`un arapsaçı bir memleket olduğunu ama o zamanlar bilmezdim, önce küfür ve hakaret dolu mesajlar ve ertesi gün “kusura bakma, çok içmiştim, tesadüf bir numaraya mesaj çektim.” mesajları altında yatan sebebin, eşime göz dağı vermek için bana çekildiğini. Adamın neler yapabileceğini anlayan eşimin ise, adamın yanına gidip, Onu mutlu ettikten sonra, ortamı düzeltmek için tekrar adamın bana düzeltme mesaj çektiğini ve eşimin korkusundan gittiğini, nereden bilebilirdim ki.
Her türlü insan vardır ama insanlar ile pek konuşmam, utanırım şivemden. Cahil olduğumu anlarlar diye çekinirim. Martılar yanıma gelip, aldığım simidi benimle beraber yerler ya, işte onlara anlatırım, yorgunluğumu, hislerimi. Hiç dilimden dolayı bana mal demediler, cahil demediler. Kediler, köpekler, çocuk arabasında geçerken bana bakıp gülümseyen çocuklar benim en iyi arkadaşım.
Bu huzurum geçen yıl Ocak ayının son haftası, beni terk etti. Cep telefonuma bir video geldi. Ardından da “ İşte senin karın bu, şimdi erkeksen gereğini yap, mal Kemal” yazan bir mesaj. Video, karımın bir erkek ile ilişkisi. Aynı adam karımı facebook`ta da yayınlayıp, bütün akraba, eş dosta onları ekleyerek göstermiş. Şimdi ben ne yapmalıyım? Karımı mı öldüreyim, o adamı mı öldüreyim yoksa kendimi mi? 5 yıldır aldığım küfürlü telefonların sahibi de bu adam olduğunu eşimin karakolda şikayeti esnasında öğrendim.
Eşimin verdiği ifade şu ; 5 yıl önce bir inşaat işçisi ile bizim apartmanda dış cephe yaparlar iken tanışmış ve benim kendine diyemediğim güzel şiirlere, felsefi sözlere kanmış. Önce 3-5 ay telefonda konuşmuşlar sonrasında da işte olan olmuş. Pişman olmuş, dönmek istemiş, bu kezde “Beni bırakırsan, eşine söylerim. Gelmezsen çağırdığım zaman eşini ararım. Seni öldürtürüm. Ağbine söylerim. O telefon kapanmayacak, elimde porno videon ve resimlerin var, nereye gittiğini, ne yaptığını bileceğim. Mal kocanla beraber olmayacaksın, O seni hak etmiyor. Sen benden başkası ile beraber olacaksan da bu benim belirlediğim insan ile grup seks olacak.” diyerek gittikçe tehditlerini artırmış ve kötü yola düşürmeye çalışmış.
Bana anlatamamış, Ondan da kurtulamamış. Bizim köyde bir Haso vardı. Ben daha küçüktüm, herkes Ona, “Piç Haso” derdi. Annesinin köyün muhtarı ile adı çıkmış, kadında utancından intihar etmişti. O belki lekesinden kurtulmuştu ama Haso ömrü boyunca annesinin lekesini alnında taşımaya mahkum edilmişti. Muhtar ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmişti. Çünkü erkekti, çünkü namus kavramı sadece kadına yapıştırılmıştı. Erkeğin hata yapmasına izin vardı, kadının yoktu. Eşim karakolda çok ağladı, utandı. Dönmek istediği, tehdit altında olduğu, O adamdan kurtulmak ve bu süreçte de bizlere zarar vermemesi için ne kadar uğraştığı o kadar belliydi ki. Bu hatayı bende yapabilirdim. Ama O yaptı. Neden adam ısrarla öldürmemi, şimdi gerekeni yapmamı istiyor? Çünkü foyası ortaya çıktı. Hapise girmeyecek, eğer ben karimi öldürürsem.
Eşime, “ Kadınlar özgür bireylerdir. Zorunlu olduğu için eşini çekmek zorunda değildir. Aşkı yaşamadan insanlar ölmemeli. Bu hayat senin, onu yaşa” demesi ve Niçe diye bir felsefeci varmış, adam Ona hayranmış. Ondan özlü sözler söylemesi “Ahlaklılık, yeni ve daha iyi geleneklerin ortaya çıkmasına karşı direnir, aptallaştırır.” diyerek kandırıp, sonra da işine gelmeyince tekrar özünde ki köylü geleneklerine dönüp, bana “Erkeksen şimdi gerekeni, karına yaparsın.” diyerek öldürmeye teşvik etmesi, aydınlık mı oluyor? Çok iyi türkçe kelimeleri kullanmanın, mal olmamanın getirisi bu mu?
Evlatlarım Haso`nun etiketi ile yaşamaya mecbur kalacak ve bu adam hapisten kurtulacak diye ve hanımım, senin bana söylediklerin, telkinlerin doğrultusunda, eşimi öldürmeyi hiç düşünmedim. O adamı öldürürsem, ailemin geçimini kim sağlayacak? Eşimden ayrılsam, sokağa atsam (ki adam bunu da dört gözle bekliyordu, üzerinden para kazanmak için.) kötü yola düşecek. Çok ağladım, martılar ile kedi, köpekle çok konuştum. Dünyanın üzerine yıkılmasını bilir misin hanımım? Peki onun ağırlığının ne kadar ezici olduğunu? Bu durumu kabullenmenin, eşinin arkasında durup, mahkemeyi beklemenin ağırlığını? Yıkıldığını belli etmeden dimdik yürümenin zorluğunu, kalbinden vurulmuşken, etrafa ve çocuklara gülmenin yüz kaslarına verdiği acıyı?
Bunları anlattım ki yazasın hanımım. Yaz, cahillik değil, vicdansızlıktır, insanı sıfatından çıkaran. Yaz hanımım, de ki “ O adam üstüne üstük beni mahkemeye şikayet etmiş. Bana eşimin videosunu gönderdiği zaman ve öldür karını dediği zaman, “ Ula sen kimsin, seni bulup gebertecem, aşağılık pezevenk” dediğim için “ Bakın beni tehdit etti, korkuyorum. Beni öldürecek. İnsan hakları nerede, imdat bana yardım edin. Kişilik haklarıma saldırı var” diye gitmiş beni şikayet etmiş. Hem evde ki karımı tehdit ile yanına çağırıyor, hem aile düzenime zarar vermiş beş yıl boyunca, hem eşimi öldürmem için bana mal Kemal, gerekeni yap diyor, hem beni ve ailemi herkese videosunu, resimlerini göndererek rezil etmiş, hemde beni kendi gitmiş mahkemeye şikayet etmiş.
Yarın 8 Mart Emekçi Kadınlar Günün de mahkeme de duruşmam var adamla. İlk defa yüz yüze geleceğiz. İlk defa kim olduğunu göreceğim. O da benim gibi Doğu`dan göçmüş, Haso`ya piç diyenlerin yetiştirdiği zihniyetten gelmiş ama bunu süslü şiirler ve felsefe ile süslemesini bilmiş, işini yürütüyor. Eşimi yayınlayıp, davalık olmasının üzerinden bir 13 ay geçti. Bu süreçte facebook`ta yine 8-9 tane kadın buldu. Kadınlar inanıyor, kadınlar gidip Onunla beraber oluyor. Ben hiç anlamıyorum siz kadınları. Mahkemede de okuyacak mı acaba Niçe`den sözler, Ahmet Arif`ten şiirler ? Utanmadan yüzüme nasıl bakacak? Bu yaptığı vicdansızlık ile yastığa başını nasıl koyabiliyor? Hala facebook`ta nasıl felsefe ve güzel şiirler ile kadın tavlayabiliyor, anlamış değilim. Biz çoğu erkekler siz kadınlar için elimizden geleni yapıyoruz. Sözler ile nasıl sevdiğimizi söyleyemezsek te getirdiğimiz ekmek ile döktüğümüz alın teri ile, pişirdiğiniz yemeği büyük bir iştah ile yiyerek belli etmeye çalışıyoruz ama sizler kendinizi şartlandırmışsınız, illa ki sözle söylensin. Ağzında bal taşıyan arının arkasında iğnesi olduğunu bile bile ateşe atıyorsunuz kendinizi. Adam gelmiş 35 yaşına, hayatta hiçbir başarısı yok. İşi gücü yok. O kadın aşağı bu kadın yukarı, işi gücü kadınlar ile oynaşma, yazışma. Bizler sizleri koruyamayız, sizler bilinçlenip kendinizi korumadıkça bu gibilerden.
Bende O adam gibi, 35 yaşında yalnız yaşayan, kadınlardan para dilenen, bazen çalışıp bazen yiyen bir adam olsam kendimi internette, Onun gibi geliştirirdim.
Ben cahilim hanımım ama mal değil. Ben cahilim hanımım ama vicdansız değil. Hiç bu kadar uzun konuşmamıştım biriyle. Yarın ki mahkememin stresine verin. Başınızı ağrıttım, demem o ki, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü sizlere vesile olsun, siz kendinizi nasıl koruyacaksınız, bu tiplere nasıl kanmayacaksınız, oturun düşünün. Çoluk çocuğunuzun sizin alacağınız etiketi ömür boyu taşıyacaklarını unutmadan, hareket edin bacılarım. Kadınlar Gününüzü Kutluyorum.
Kommentare