
“Hepimizin içinde sessizce sakladığı bir ‘keşke odası’ vardır. Kimimiz o kapının anahtarını kaybeder, kimimiz her gece gidip eşiğinde bekler. Çünkü insanın omzuna en çok yük olan şey, yaşadıkları değil; yaşayabilecekken cesaret edemedikleridir.
Bazı pişmanlıklar zamanla susar ama insanın içinde bıraktığı gölge kolay kaybolmaz. Bu yüzden yaşayamadan tüketilen her ihtimal, ruhun duvarına asılmış sessiz bir eksiklik gibi kalır. Oysa insanı hafifleten şey, kusursuz bir hayat değil; korkularına rağmen yaşayabildiği hakikatlerdir.
Belki de keşke odasının anahtarı gerçekten cesarette saklıdır. Çünkü yaşayamadıklarımız gölge, yaşadıklarımız ise ışıktır. İnsan bazen bir tek cesur adımla, yıllardır içinde taşıdığı karanlığı aydınlatabilir.
Her ‘keşke’, insanın içine bırakılmış ağır bir taş gibidir. Her cesur gün ise o taşın üzerine düşen bir su damlası… Ve damlalar, sabırla akan hakikatlerdir. Taşı bir anda parçalamaz belki ama zamanla ona bile şekil verir.
Bu yüzden insan, heba olan dünlere uzun uzun üzülmek yerine, yaşayabildiği günlere şükretmeyi öğrenmelidir. Çünkü şükür, omuzları hafifleten görünmez bir rahmettir. Keşkesiz bir ömür ise, korkusuz değil; cesaretle yaşanmış bir ömrün imzasıdır.”
Comments