
Hey, güzel insan!
“Her şey bitti,” deme.
Çünkü biten şey çoğu zaman yalnızca sabrın son halkasıdır; yolun değil.
Umudunu kaybettiğin an, kendinden uzaklaşırsın.
Oysa sen, kendini en çok unuttuğunda, kendine en çok yaklaşansın.
Biz...
Yazmayan kalemin ucuna üfleyip tekrar yazmaya çalışanlarız.
Çalışmıyor diye pilin yerini değiştirip son bir ihtimal arayan,
Kırılanı yapıştıran, solanı yeşertmeye inanan,
Suskun bir kalbe “belki hâlâ duyar” diye fısıldayanlarız.
Yani biz;
Umudu kolay bırakmayan,
Yeniden başlamayı çocuk inadıyla benimseyen insanlarız.
Sen ki nice karanlıklardan geçtin...
Bir yorgunlukla mı vazgeçeceksin?
Yakışır mı sana umutsuzluk?
Senin içinde hâlâ kıvılcım taşıyan bir yıldırım var.
Ve unutma:
Tükenmiş gibi görünen şeyler, bazen en parlak başlangıçları saklar.
Bazen sadece bir nefes yeter...
Sadece bir “hoh”...
Ve yeniden başlar hayat.
“Sen, kendini en çok unuttuğunda kendine en çok yaklaşansın.”
Bir aynanın sırrını fısıldar gibi…
Çünkü insan, en çok kaybolduğunda kendini bulur;
En çok sustuğunda iç sesini duyar.
Ve o “hoh”...
Bir çocuk nefesiyle buğulanmış cam gibi,
Üzerine umutla çizilmiş yeni bir gün, yeni bir başlangıç…
Kırıldığın yerden ışık sızar.
Yeter ki üstünü karanlıkla örtme.
Comentarios