• Ömer

    Sabahlar artık telaşla başlıyor. Henüz gözlerini açmadan zihnini açıyorsun dünyaya. Bildirim sesleri, yetişilecek işler, söylenecek sözler, girilecek tartışmalar... İnsan, yaşadığını zannediyor bu hızda. Oysa sadece yoruluyor. Derinleşemeden, anlamadan, hissedemeden tükeniyor.

    Herkes bir şeyin peşinde ama kimse neyin peşinde olduğunu bilmiyor. Kimse kimseye gerçekten dokunmuyor, ama herkes birbirine çarpıyor. Birileri doğuya takılmış, birileri batıya. Biri kendi doğrusunu kutsuyor, öteki herkesinkini küçümsüyor. Arada olan ise hep insana oluyor. Çünkü insan, önce başkasına sonra kendine yabancılaşıyor.

    Sokakta yürürken yüzüne bakan gözlerde ya yargı görüyorsun ya kayıtsızlık. Konuşurken herkesin sesi yüksek, ama hiçbiri derin değil. Düşünceler cümlelere değil, çarpışmalara dönüşüyor. Tartışma kültürü yok, sadece savaşma refleksi var. Herkes haklı, herkes mağdur, herkes dolu... ama kimse huzurlu değil.

    Peki, ne oldu bize? Neden bu kadar öfkeliyiz?

    Çünkü anlamak zor, sabır istemiyor kimse.

    Çünkü dinlemek, artık vakit kaybı sayılıyor.

    Çünkü insanlar düşünmekten çok, yanıt vermeye odaklanıyor.

    Ve en kötüsü: herkes kusursuz görünmek istiyor, ama kimse insanca hata yapamıyor.

    Oysa durmak gerek bazen.

    Susmak... Sadece kelimeleri değil, egoyu da susturmak.

    Dinlemek... Sadece söyleneni değil, söylenemeyeni de.

    Ve sakin olmak... Çünkü gerçek güç bağırmakta değil; anlamakta, affetmekte, vazgeçebilmekte gizli.

    Hayat kısa. İnsan ölümlü.

    Âlim de olsan, zalim de...

    Toprak herkese aynı sessizliği sunacak.

    Bu yüzden bazen kendine sadece şunu hatırlat:

    Hişt... Sakin ol.

Comments