
"Her yıl 23 Nisan geldiğinde, rengârenk balonlar süzülür gökyüzüne, çocuk kahkahaları yankılanır meydanlarda. Bayramdır çünkü; umutların en saf, en gerçek haline armağan edilmiş bir gün…
Ama bazı çocuklar o meydanlarda yoktur.
Çünkü onların elleri toprağa değil, moloza değer.
Bayrakları yırtık kumaşlardan, neşeleri ise sadece hayatta kalma ihtimalinden ibarettir.
Savaşın ortasında kalmış bir çocuk için 23 Nisan, takvimde silinmiş bir gündür.
O gün onun için bir tatil değil, yeni bir kaygının tarihidir.
Çünkü onun dünyasında “oyun”, sessizce kaçmakla eşdeğerdir.
Kahkaha atmaksa duyulmak demektir.yani tehlikeye açık olmak.
Ama en acısı, bu çocukların bayramlara değil, hatırlanmaya hasret kalmasıdır.
Çünkü onların en büyük korkusu, bulunmak değil…
Kimsenin onları hiç aramamış olmasıdır.
23 Nisan onlara uğramaz, çünkü kimse onların kapısını çalmaz.
Oysa her çocuk bir bayramı hak eder.
Sadece barışı değil…
Var olmanın sıcaklığını da.
Ve bu yüzden…
23 Nisan yalnızca kutlanmakla kalmamalı,
hatırlatmalı.
Çünkü çocuklar, doğduklarında sadece bir ülkenin değil, insanlığın da emaneti olur.
Ve bir gün…
Belki bir gün…
O görünmez çocuklar da ellerinde bayraklarla koşar meydana.
O zaman 23 Nisan, sadece bir gün değil…
Bir vicdan olur.
