• Ramazan

    “Saçlarımda aklar tek tük düştüğünde

    Vay be yaşlanıyorum dedim kendime..

    Sonra hayatımda

    Değişmeye başladı kendi kendine..

    Mesela ,

    Fazlalıkları atmaya alıştı elim

    Eşyalara çula çaputa gençliğimdeki gibi kalmadı hevesim..

    Hızlı müzikler yerini slova bıraktı ..

    Sağlığım yerinde olsunlar sardı dilimi...

    Camım çerçevem pis olsun

    Eller ne derse desin umursamıyorum artık ...

    Desinler diye değil

    Dilediğim gibi yaşamanın zevkine vardım..

    Eskisi gibi insanları da dinlemiyorum ...

    Çünkü dinlersem yanlışlara kayıtsız kalamayacağımı biliyorum..

    Zira çok yorgunum kimseye laf

    Anlatmaya da çalışmıyorum

    Herkes nasıl olsa kendi bildiğini okumuyor mu sonuçta...

    Haklısın diyorum geçiyorum bende..

    Bu arada hala hatalar yapıyorum

    Sadece hata yapınca kaçmıyorum

    Yüzleşiyorum kendimle

    Hatasız kul olmaz diyorum takmıyorum bile ...

    Yine kırılıyorum sadece eskisi gibi

    Kimsenin kırmasına müsaade etmiyorum ...

    Fark ettiğim anda duvar örüp kapımı kapatıyorum..

    Zaten daha aza indirgedim insanlarla diyaloğumu..

    Hayvanlara yakınlaştım

    Dilsiz dostlarım onlar benim ..

    Ben zaten geçen yıllarımda

    İnsanların dilinden çektim ...

    O ne der bu ne derleri gömdüm geçmişe..

    Aslolan benim neticede

    Ve ben artık

    Bazen yaşıma aldırmadan çocuk gibi yaşıyorum

    Bazen bilge gibi...

    Kısaca canımın istediği gibi..

    Bu hayat benim bir kereliğine geldim bilirim..

    Kendimi seviyorum kim seviyor kim sevmiyor ilgilenmiyorum...

    Ne ben kimseyi sevmek zorundayım

    Nede kimse beni ...

    Ev araba para dilediğim yıllar kaldı geride...

    Şimdi iki dileğim var

    Biri elden ayaktan düşmeden yaşamak

    Diğeri takdiri ilahi tecelli edeceği gün

    Kendi evimde

    kendi yatağımda

    iman ile dünyayla vedalaşmak...”