
Nuri Çalışkan Hocamızın Bu güzel yazısını tün kardeşlerimin okumasını tavsiye ederim selam ve dua ile.... 👇
"Dost acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyendir. tabii ki anlayana ve de görene; KÖRE NE? peki bu dost kim? Sen, ben, o değil; iyi-kötü, inanan-inanmayan, seven-sevmeyen herkesin ve her şeyin sahibi olan Allah’tır. “onlar Allah’ı bırakıp da başka varlıkları kendilerine dost/evliya mı edindiler? oysa tek gerçek dost/veli sadece Allah’tır...”(Şûrâ,42/9) O Allah ki, bizleri yaratmış ve yaşanabilir muhteşem bir ortamı/dünyayı emrimize vermiştir. “mal bulmuş Mağribi” gibi dünya ve dünyalıkları Yutan ve de kendini yitiren değil, dengeli, Ölçülü, sınırlı ve hesaplı bir hayat yaşamamız için bizleri tatlı tatlı uyaran Rabbimize saygı ve itaatle kul olmaktır bize düşen. 1) Dünyada olmamız, DÜNYACI olmamız anlamına hiç gelmez. Her ne kadar biz, dünyadan önce gideceğimiz kesin olmakla beraber, nihayet dünya da fani, ölümlü ve geçici-muvakkat bir ikamet yeridir. bugün var yarın yok bir emanettir, tıpkı bizim kendimizin de emanet ve emanetçi olduğumuz gibi. Ölünce götüremeyeceğimiz hiçbir şey bizim değildir, yani dünya ve dünyalıklarımızı yanımıza alıp Ahirete götüremeyiz. ama istersek bu dünya ve dünyalıklarımız, bizi ahirete ve cennete taşıyabilirler. Nasıl mı? onları ameli salih, iyilik, hayır ve infak ile paylaşabilirsek, çevremize cansuyu ve hayat damarı olabilirsek; “ sizi bize yaklaştıracak,bizim katımızda size değer kazandıracak olan şey, ne malınız-mülkünüz, ne de nüfus ve taraftar yönünden kalabalık olmanızdır. bizim katımızda değer ve itibarı olanlar; iman edip imanlarına yaraşır güzellikte salih ameller işleyen kimselerdir. işte onlar yaptıkları bu güzel işlere karşılık, katbekat mükafata nail olacaklar; cennet köşklerinde güven ve huzur içinde yaşayacaklar.”(Sebe’,34/37) 2) Dünya ahiretin tarlası değil mi? ne ektiysek onu biçeceğiz ve ne yaptıysak onu göreceğiz. “ hanginizin iman edip güzel ameller işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O üstün kudret sahibidir ama aynı zamanda çok affedicidir.”(Mülk,67/2) 3) Akıl ve irademizde, hür ve özgür seçimimizde tamamen bağımsızız. Zira Allah kulunun, bile-isteye yaptığını, yaratandır ve de ahirette karşısına çıkarandır. “ Kim ahiret nimetlerini isterse biz ona istediği nimetleri fazlasıyla veririz. buna mukabil kim sırf dünya nimetlerini isterse ona da istediklerini veririz. Ama şu var ki onun, ahiret nimetlerinden hiçbir nasibi olmaz.”(Şûrâ,42/20) elbette kendi akibeti ile ilgilenmeyene, Kur’an’ın bundan başka söyleyeceği bir şey yoktur. “küçücük bir iyilik yapan kimse o iyiliği, amel defterinde görecek ve yine küçücük bir kötülük işleyen de o kötülüğü,amel defterinde bulacak!”(Zilzâl,99/7-8) 4) Allah’ın yarattığı hiçbir şey kötü ve zararlı değildir. varlıkların kötülük ve zararı, insanın kullanımındaki çarpıklık sonucu oluşmuş arızî SORUNLARdır. yoksa temelde hepsinin varlığı, hayır ve yararımızadır. İşte bu gerçeği bilenler, mutluluğa giden yolun dünyadan geçtiği bilinci ile Allah’ımızın öğrettiği şu duayı her zaman yürekten yaparlar: “Rabbimiz! bize bu dünyada da iyilik güzellik (iman, güzel ahlak, helal kazanç, ilim, sağlık-afiyet, hayırlı eş ve hayırlı evlat) bahşeyle; ahirette de iyilik güzellik (cennet) ihsan eyle! bizi cehennem azabından koru ya Rabbî”(Bakar,2/20” Bu koca dünyada hesabı verilebilir Ölçülü ve ahlaklı bir hayat yaşamakta zorlanmayanlar, hesap gününe inanmakta da zorlanmazlar. oysa “ahiret vatan, dünya gurbettir” Allah korusun gurbete vatan muamelesi yapanlar asıl vatanı kaybedenlerdir. Hesabını verebileceğimiz ahlaklı bir hayat yaşayabilme duası ile “اللهم حاسبني حسابا يسيرا =Ya Rab! Hesap günü, hesabını kolay verenlerden eyle bizi inşallah!”