
ama olmadı işte....
tabutluk kaçkını gözlerin çaldı hülyalarımı...
sen , allahın cezası...sen çekilmemiş çile...
sen har yangını , ki hemde bile bile...
ve sen , ve sen ; rabbin rahmetine muhalif azap gibisin....
yapılamamış ibadetten geridir bozulmuş ibadet...
şu mufsit bakışların yok mu ,
isyan gibi tanrıya....
sen ki ,cehennem çukuru yürek ;
belkide ilkim cehenneme koşan gülerek…
mekruh bir sevdada sünnetlemektense yüreğimi…
özlerim zebanilerin beyti ; tanrının cehennemini..
vay beee…ne kadarda safım ;
Azrail pençesi gözlerinde ömrümü uzattım…
Biliyormusun , yenilgiyi ilk defa tattım…
Senden kalan ‘’ ikinci el ‘’ ne varsa ,
Çıkmaz sokağın sonundaki eskiciye sattım…
Sana asrın en lirik kelamları sarf edildi yüreğimden.
Ama sen , bütün kelamlarımı ,
İnsanlara tepeden bakan ,
Olasılıksız bir Nubar bey hayaline sattın..
Batsın ulan…
Senden doğan güneş batsın…
Ben avuçlarımda kuruturum hislerimi…
Ulan , ulan ne halt yemeye ayrılığı soktun araya…
tut ki ilaçsın , tut ki merhemsin....
ama hangi yaraya....
Sen ; içimde tuz basılmış bir yara ,
Sen ; beyaz sandığım kara…
Sen kiii ; soytarılıkta cömert , aşktan yana fukara…
Eh , her saraya lazım bir soytarı mutlaka…
Şerif KORKMAZ…

Kommentare