
Nasıl oldu bilmiyorum , sen yokken ben ;
gene nefes aldım
gene cigara sardım acı bafra tütünüyle.
kalbime inat gene bayram etti ciğerlerim.
Sen yokken ben ;
gene kadıköy-eminönü vapurulya efkar taşıdım ,
kıyıdan kıyıya..
simidimi balıklara verdim , yüreğimi martılara.
Taksimde çiçekçiden gene çiçek almadım sen yokken ben ;
Zira denize düştü bir yangın gibi son çiçeğim sen gidiyorken..
Galatada kulenın başı yere değdi , geri dönmem diyorken.
Sen yokken , Sen yokken ben ;
gene dolaştım atakum sahillerinde...
Sevgililer gördüm , yürekleri ellerinde..
gene taşları tekmeledim , ayağımla ismini yazdım kumsalsa.
gene poyraz yedim , gene lodos yedim , gene üşüdüm , gene hastalandım.
ama bu kez bile isteye ilaçlarımı yanıma almadım.
sen yokken gene mahalle kahvesine gittim
gene çay içtim , gene batak oynadım ;
gene batmışlığıma doymadım.
Rakıyı gene veresiye aldım sülo babadan ;
koynumda taşıdım , gazeteye sarmadım.
zil zurna içtim sarhoş olmadım.
sen yokken ben gene balık tuttum ; kedilerim palazlandı
ben gene doymadım.....
şiir yazdım sen yokken , gene başlık koymadım.
çorabımı yıkadım sen yokken ,
pantolonumu gene yatağımın altında ütüledim
duş aldım , ıslık çaldım , yolda kaldım , maziye daldım ;
bu kez inat ettim , hayalini çalmadım...
gene komşulara uğradım , gene hal hatır sordum ,
dibe vurmuşluğumu gene sakladım , mahallenin delisi gibi güldüm.
gene sokaklardaydım , gene top oynadım çocuklarla...
gene gol oldum , gene yağdım iki taş arasındaki o mesafeye..
sen yokken ben ; işe gittim , işten kaçtım
gene öfkelendim , gene duruldum , gene her zamanki kurşunla ;
yokluğunla vuruldum.....
gene cola içtim sen yokken ben ;
gene üç kapağa bir tabak aldım.
gene çay demledim , gene ocağı açık unuttum ,
gene çaydanlığı yaktım..
pencereyi kapattım , perdeyi çektim...
günler sonra ilk kez uyuyacaktım....
Sen yokken ben en çok gene KENDİMDEN KAÇTIM....
Şerif KORKMAZ



--Ulan dedim , ulan deli kadun ! Ben kiii , akıl ve şekil fukarası bı adamım...Ne bulmuşsun ki bende de , sevda teranesi çığırtıyorsun ?..
-- <<Sana ne oğlum>> dedi ,sana ne ; ben belki çirkin seviyorum..
Bir haftadir yoktu ortalarda..dedim bı olta atayım .bir kaç süslü kelime ile yemledim kancayı , bide bı şiir taktım ucuna , saldım , içine düştüğüm halde beni boğmayan deryaya...
El-cevap :
...
Oturdum , fikir yürüttüm...Bu kısa sürede insan fikri degismeyecegine göre ; demek ki ben "çirkin " değilim ...Düz mantık , öyle yah...
<Sizin evde Akvaryum var mı?>
Şerif KORKMAZ


Artık hürsün ,azat ettim seni ey sevgili...
Kalbi firarda olanın , bedenine hükmetsen ne fayda...
Anladım ki, cesetlerde ruhlarıyla gitmeli....
Ben bir gemi , sen yelken , hayat bize bağlanmış orsa...
İstediği yöne çevirdi dümeni...
Anlatamadım, bakamadım gözlerine,aşıktım sana oysa...
Başka deryalarda indirtmişken çapamı,nasıl beklersin gülmemi...
Ne garip , iki yorgun savaşçı gibi bakmaktayız hayata.
Cennet gözlüm , son bakışında ki kurşuna borçluyum ölmemi...
Hiç değilse bir gülen yüz ile uğurla beni öte tarafa...
Bunca yaşanmışlığa mukabil gözlerini ver bana;YANİ CENNETİ...
Şrf KRKMZ...


Sevgili dostlarım ve bizi dost bilenler ! Hayatımı yaşanilir kılan iki gözümün çiçeği sevgili kızım , Havvanur'umla birlikte bu gün ve yarın dahil olacağımız , TYT ve AYT sınavlarında mustecap dualar hürmetine siz dostlarımın dua ve iyi temennilerine talibiz...Rabbimiz kullarının hakkını laiki ile teslim edendir...amenna....




ganj nehrinde abdest almak gibi bir şey senleşmek....sana bulanmak...kurak çorak bir yürekle gelip mevcudiyetinde sulanmak...yakılmış binlece ceset külünden milliyet kapmak gibi , binlerce kişilik sevmek seni...tanrıya yakarış gibi...alleri arkasında bağlı olduğu halde....semada değil saray-i lamekanda haykırmak adını....dua diye miraca göndermek sevgini...gelde elindeyse sevme...
Şerif KORKMAZ.


Bu gün şiir yazdım sana sevgili....endamın salındı satır aralarında...Bu gün şiir yazdım sana cennet gözlüm ; bu gün şiir yazdım sana...Gelecektin...kulağına fısıldayacaktım , nefesim yakarken kulak memelerini...gelecektin ve tamam olacaktı şiir...Bu gün şiir yazdım sana gökkuşağım ; ilmek ilmek işledim ne varsa sevdaya dair...Biraz hiciv , biraz fabl , biraz karasından mizahın , bu gün şiir yazdım sana yüreğimin doğurgan kadını ,öyle çarşaf çarşaf anlatacaktım seni, ama ne mümkün ; yok ki izahın....gelmedin , biraz zamanımdan çaldın biraz da imanımdan...bu gün şiir yazdım sana sevgilim...ağlaya ağlaya sövdüm...Kime mi ?...dedim ya biraz zamanımdan çaldın biraz imanımdan....
Bu gün şiir yazdım sana ömrümün pigmenti...Yazarken melekleri ortamdan kovdum...Zira gelmişine geçmişine öyle satır satır sövdüm....Bu gün sana şiir yazdım ,yani haram lokmam ; kalem ile mezarını kazdım...
Şerif KORKMAZ


Bana kalırsa deriiiiin derin bakıyordu gözlerime sevgili...dikkatimi çekti ; bi sorun mu var dedim...
--- yo , yoo diye mırıldandı...
başını öne eğdi ve ;
-- Gözlerin dedi , gözlerin...
Ne var gözlerimde diye kısa bir soru cümlesi kurabildim ancak...korkuyordum da bi yandan tabii...acele ve telaşla , saç sakal tarasak da yüzümüzü yıkamadan çıkmıştık evden...sorumu yinelemek gayesiyle ,hı diye mırıldandım....
-- mavi dedi...gözlerin mavi....
Evet dedim arkamızda heybetini gizlemeyen kızkalesine doğru çevirirken başımı..
--- evet , denizlere bakınca beni hatırlarsın....elimdeki çay bardağını bir çırpıda dipledim ve kalktık....sonrası mı ?... iki gün sonra öğrendim, kurak , çorak şehrin en nadide gülü , Çorum'a taşınmış.....
Şerif KORKMAZ




eeeey sevgili, Dördüncü cemrem... Düş artık yüreğime, Ilıman olsun iklimlerim. VE mutedil kıyılarım... Düş artık yüreğime , Düş ki ; bahar bahçe olsun viranelerim... Eylül sarısı saçların dağılsın göğsümde... VE tut ellerimi yosun kokulum, Tut ellerimi de, birlikte ölelim ; ECELİM...
Şerif KORKMAZ



Henüz baharındayken hayatın...
Bir kardelen güzelliğinde hisler abulukaya almışken yüreğimi,
bir paçavraya dönmeden hislerim,birer birer;
elimi tut....
Henüz karışmamış iken mevsimlerim;
Temmuzumda şubat'ı yaşatma bana?
Afakanlara sahne olmadan en kuytusuyla gecelerim,
kavuşturmak için süt akı gecelerimi sabaha
VE yer bırakmamak için peşkenkerani sevdaları tamaha;
elimi tut...
Dokun yüreğime,titret beni,
henüz baharındayken hayatın.
Elimi tut,gözüme bak;bakacak gözün varken,
elimi tut,tek sahip olduğum yere göçmeden?
Yüzüm beyaza dönmeden
ELİMİ TUT.........
Şerif KORKMAZ






cennetin fragmanı gibiydi ilk karşılaştığımızda gözlerime değen gülümsemen...bir an metrajını bilmediğim bir an öldüm sandım...bir terslik var dedim kendi kendime , bir terslik var bu işte...böylesine günaha mahzen bir yüreğe sahip kişinin ne işi var cennette...huriyi gördüm...gördüm....tuba dalları da buralarda bir yerlerdedir kesin...kesin.....
Şerif KORKMAZ....


eeeey sevgili.... Gördüğün üzere bölüm sosyoloji.. Ders, birey ve davranış... Konu güdülenme... Başlığa bak eeeey sevgili başlığa.. İlişki kurma ve bağlanma.. Yani bütün bu uğraşlar sana arzuhalimi noksansız aktarma becerisi kazanmak kadar, seni akademik sevebilmek için de... Yoksa icazet kişinin sadece cehlini alır bilirim... Ki, konu "sen'' olunca alim" ben" oluyor.....
Şerif KORKMAZ






Bu şehir.. Yağmurun başkenti bu şehir sensiz kurak, çorak… Sensiz yaşanmıyor bu şehirde.. Bu deniz sensiz ölü… Kıyıları döven bu dalgalar, martıların çığlıkları, bu taze yosun kokusu sensiz bir hiç eeeey sevgili….hangi sokağına sürüklese ayaklarım beni bu şehrin, sana çıkıyor bütün yollar… bütün köşebaşlarında sen varsın…. senden kaçtıkça senle doluyorum, ne tuhaf… bina gölgeleri, tenha sokak araları nefesimi kesiyor her geçişimde ; saçlarımdan dudaklarıma süzülen yağmur damlaları, dudakların kadar tuzsuz ve cehennem… daha çok günaha müptela olasım geliyor, daha çok cehenneme düşmek için… Ne Korna seslerine aldırıyorum ne çarpıştığım insanların hakaretlerine… sövüp sayıyorum, ben kötüyüm biliyorum.. Acaba diyorum, acaba tanrı beni ne zaman cehennemine koyar…. Cennet gül bahçesidir, sessiz, sakindir, ki ; sakinlik beni yorar… Bütün adresler elimde kaldı, eeeey tanrı! KORKOĞLU diye bir kul CEHENNEMini sorar…
Şerif KORKMAZ


Ne zaman yağmur yağsa dağlar düşer aklıma... Ne zaman ki dağlar çağırır beni, bir sen düşer saklıma.... Yarı metruk bir dağ evi... Kavanozda bir kaç kadeh votka... Yollar kar, elektrikler kesik... Sen ben ayrı yazılıyor sevgili BİZ birleşik... VE sonra dönme vakti geliyor esarete, ardımızda kalan kuzinada bir kaç koca kor... Adımlar yalpa, hayatlar çolpa... eeeey mevla ;gör....!
Şerif KORKMAZ


Ey ayak izleri kalbimde kalanım… Şimdi herkes biraz daha sen… Her saat biraz daha geç ve aylar fazla geliyor yıllara...neler oluyor , nedir bu , her geçen gün biraz daha sığmaz oluyorsun satırlara...bunca şeyden sonra şimdi bana git diyorsun...eeey gönül , yükle hislerini katırlara....ezdirme kendini gereksiz hatırlara...bütün eyvallahları çarp duvarlara ; gidiyorum diyebil.....Gİ--Dİ--YO--RUUUUUM....
Şerif KORKMAZ



Yarın ölmüş olacağım...bir kesim insanlar arasında bir telaş olacak...kimileri sual eyleyecekler;
--Nedir bu telaş....her kafadan bir ses çıkacak,
--Şair öldüüü, şair öldüü diye haykıracalar....
Beni esas ilgilendiren işin burası değil...
Acaba götün yiyecek mi bu menfur cinayeti üstlenmeyi,ben onu merak ediyorum...
Şerif KORKMAZ



Göçtün gittin dünyamdan; mezarını kazdım.... Yokluğuna sardım, ne şiirler yazdım.... Para bendeyken komünist, sendeyken kapitalist oldun....göçtün gittin işte dünyamdan sevgili ; mezarını kazdım... Bil ve unutma ; dönmem için ölmem gerek sevgili... Tamamdır imam efendi, ben diyeceğimi dedim ; gömün gitsin....
Şerif KORKMAZ


bu şehrin yıldızlarını mı çaldılar anne...yada belki...he ? , olur mu dersin ?..yok yok..hayır ,bu...bu yok , olamaz bu...olmaz değil mi anne , he olamaaaz...olmaz oğlum desene anne....olmaz oğlum öyle şey desene....o gitmiş olamaz oğlum desene anneeee...gece neden bu kadar karanlık anne....neden sabah olmuyor...he ? hadi ay . hadi ay küsmüş olsun haylazlığıma , güneş neden doğmuyor anne..N'olur biliyorsan söyle anne ; yıldızlarını mı çaldılar bu şehrin....yoksa tutsağı olduğum o muazzam güzellik mi gitti..eğer beni bu karanlığın koynuna gark edip gitti ise , o da en az izmir kadar gavur anne...yükseğe çıksam anne , rizenin kalesine çıksam mesela ; he , dokunabilirmiyim yıldızlarına bu şehrin.....
Şerif KORKMAZ



Bu şehir.. Yağmurun başkenti bu şehir sensiz kurak, çorak… Sensiz yaşanmıyor bu şehirde.. Bu deniz sensiz ölü… Kıyıları döven bu dalgalar, martıların çığlıkları, bu taze yosun kokusu sensiz bir hiç eeeey sevgili….hangi sokağına sürüklese ayaklarım beni bu şehrin, sana çıkıyor bütün yollar… bütün köşebaşlarında sen varsın…. senden kaçtıkça senle doluyorum, ne tuhaf… bina gölgeleri, tenha sokak araları nefesimi kesiyor her geçişimde ; saçlarımdan dudaklarıma süzülen yağmur damlaları, dudakların kadar tuzsuz ve cehennem… daha çok günaha müptela olasım geliyor, daha çok cehenneme düşmek için… Ne Korna seslerine aldırıyorum ne çarpıştığım insanların hakaretlerine… sövüp sayıyorum, ben kötüyüm biliyorum.. Acaba diyorum, acaba tanrı beni ne zaman cehennemine koyar…. Cennet gül bahçesidir, sessiz, sakindir, ki ; sakinlik beni yorar… Bütün adresler elimde kaldı, eeeey tanrı! KORKOĞLU diye bir kul CEHENNEMini sorar…
Şerif KORKMAZ
