
Gelişindeki heyecandan daha iriceydi,
Gidişinden doğan hüzün...
Silindi gözlerimden çarşaf çarşaf,
Atlas mavisi yüzün...
Yani...anla işte,yokluğunun diğer adı;
Hüzün...
Hatırlıyorsun değil mi gittiğin günü?
Gök kubbe kendini yırtmıştı...
Sema ağlamıştı benimle beraber.
Sağnak - sağnak....VE veda günü,
Koca bir yüreği hapsetmişti...
ve bilmem kaç kez ağırlaştırılmış muebbetti gidişin...
Artık kifayeti yoktu hiç bir şeyin,
Anlamıda yoktu hiç bir şeye anlam yüklemenin...
Dağlar savrulmuş renkli pamuk yığınlarıydı?
Gel - gitlerle şaşkın ummanlarım,kıyılarım suskun...
Dalga dalga düşüyorsun aklıma yüreğimin limanında...
Tükenmekteyim;her dalganda bir parçam alabora
VE ben paramparçayım;daha çok tükeneceğim...
Hasret gemileri demir atıyor bu limana artık..
Yükleri koca - koca hüzün.
Ne ettiysem olmuyor 'bal köpüğüm' (burada ağlıyorum)
Gözümden gitmiyor yüzün...
Artık lisan-i hal konuşmalı,hükmü yok hiç bir sözün
Dedim ya 'hasret rengim' dedim ya 'yok oluşum'
Gidişin hasret,gidişin yıkım,gidişin hüzün..
Yokluğunda hapsolmuş bir mahküma,
Hasretin kadar ağır bir kilit o son gülüşün...
Gidişinle toprağa düştü hüzün?
Başaaaak - başak yeşerdi...
Tanrı...;
Her zamanki cömertliği ile; bire bin verdi tanrı...
Şerif KORKMAZ

Comentários