
Sana bu satırları, kendimi tuzlu yorganlara sardığım ustura kesiği gecelrden yazıyorum... Ellerini ellerimden çektiğin günden beri koca Körfez`i cebimde taşıyorum... Şehrin arka sokaklarına mayınlar döşeli, bu zorba caddelerde yürümeye mecbur bırakılıyorum... Oysa nasıl da güçlü bir iksirdi ayaz akşamlarda boynunun sıcaklığına sığınmak, sabahları uyanmak bir bahar gibi tenine...
Sana bu satırları o meşhur balkondan yazıyorum, kalbimdeki kırıklarda parmak izlerin... Kanıma batan yokluğunu tarif etmek isterken nefesim kesiliyor, titriyor dizlerim, titriyor ellerim, sigaram yere düşüyor ve kendime öfkeleniyorum, bir beyaz güvercini protesto ederek; kahrolsun barış ellerinin ellerimde olmadığı bir coğrafyada, bu incinmiş ruhun namusunu temizleyecek tek şey kandır!
Sana bu satırları, o hayallerin beni esir aldığı yıkık dökük bir hasretin evinden yazıyorum. Kalbi kırık çocukları yaşamakla kandırmam zor. Gelmezsen, o kurabiyelerin içine tüküreceğim, bunu bir tek sen anlıyorsun, bir tek benim seni anlamam gibi bütün alemlerde. Ben seni Pazartesi günleri de çok seviyorum, hiç merak etme. Sensiz yaşamak istemiyorum, yaşanmaz demiyorum ama onursuz ve eksik yaşamak istemiyorum. Annesiz bir çocuk, tanrısız bir din, şiirsiz bir hayat, kansız bir ölüm... Bunlar neye yarar ki evrende hacim kaplamaktan başka?
Sana bu satırları putların tanrılara kurban edildiği bir gökyüzünün altından yazıyorum... Bilmiyorum, belki de seni anlamlandıramadığım kadar çok seviyorum🐞®..!

Comments
Ugur
Çok Tşk ederim 🙏🐞®..!