
Nasıl olabildiyse artık, yıllardır gözlerindeki okyanuslarda gizli gizli boğulmaktan öteye gidemeyen şair, bu kez yosun kokulusu, tutsağı olduğu kadınla baş-başaydı...bir mesele hakkında sorguluyorlardı hayatı...şair masadaki mevzuyu unutmuştu bile.... Bütün dikkati sevdiği kadının okyanuslarındaydı....bildiği bir kaç psikolojik kural yardımıyla malik olacaktı kendince sevdasının arzuhaline.... Derken o lebiderya gözlerin sahibesi, o muazzam, o devasa güzelliğin maliki küçüçük bir cümle döküverdi aşk tanrıçası dudaklarından... ; çok ağırdı....
- - teferruatlarda boğulmamak lazım ama, öyle değil mi..
Cerablus sınırında düşmanın top mermilerine isabet etmiş olmayı istedi bi an şair.... Öyle yah ; bütün teferruatıyla sevmişti onu....bütün ömrünü adadığı ekmek teknesi o muazzam fabrikası dakikalar içinde yanıp kül olmuş çaresiz fabrikatör gibi güçlükle mırıldanabildi ;
'' belkide''...
Şerif Korkmaz

コメント