• Beyazit

    Sensizlikten yeni çıktığım zamanlardı…

    Üstüm başım yara bereydi..

    ‘’Bir insan nereye gideceğini bilmiyor ise vardığı yerin bir önemi yok…’’ demişti ünlü bir yazar…

    Gerçekten nereye gittiğimi bilmiyordum ve hiç bir önemi yoktu bu saatten sonra… Sadece yürümek, hatta koşmak istiyordum, ama yavaş yavaş terk etmeliydim olay mahalini. Yağmur kamuflaj olurken göz yaşlarıma, sadece ben ayırt edebiliyordum su damlası ile göz yaşını yanaklarımda. Başkasınında ayırt etmesine gerek yoktu sanki ?

    O filmin son sahnesini bekler gibi heyecanlıydı, ben ise film bitecek diye hüzünlü.

    Bilirsiniz ? Sonu başından belli olan bir filme seyirci bulmak her zaman zordur. Ama şahidimdir, yağmur ve camlara tüneyen kuşlar.

    ‘’Git’’ demek zordu elbette söyleyene, fakat gitmek… ?

    Daha önce,

    Kaç kere nefesim kesildiği anlar olmuştu, kaç kerede ben nefesimi tutmuştum.

    Hiç birinin yakından uzaktan ölüm ile alakası yoktu.

    Asıl ölmek, ölmen gereken anlardan sağ çıkmakmış.

    Bir insan ne kadar umut bağlıyor ise o kadar hayatta kalıyormuş.

    Bir kelebeğin, bilhassa bir insanın ömrü umudu kadarmış.

    Umutlarım tükenmişti…

    Sanırım yavaş yavaş ölmeliydim ve biliyorum ölecektim.

    Anlamsız olacaktı Onsuz bir yaşam… Hem bu saatten sonra nasıl yaşanılır hakkında pek bilgimde yoktu. Yeniden dünyaya gelmiş gibiydim…

    Zorla itildiğim bu yeni hayatta, koşmayı, konuşmayı hatta anne ve baba demeyi biliyordum. Ama hiç biri işe yaramayacaktı…

    Çünkü;

    Yürümek, hatta koşmak veya konuşmak ile alakalı değildi içinde bulunduğum durum.

    “Bitti…”

    Çünkü bu beş harfli kelime bir anda olduğunuz yerde sizi en uzaklara götürmeye yetiyordu.

    Yani; uzaklık, yakınlık çoğu zaman kilometreleri ifade etmiyordu.

    Etmedi de zaten…

    Bitti bizim hikayede…

    Sandığım gibi olmadı,hayat devam etti senden sonrada…

    Sonbahar geldi… Sonra ilk… Mevsimler değişti… Dünyada kaç tane insan doğdu ve pişman olarak öldü… Yeni yeni şeyler icat oldu… Anlayacağın, çok değişti dünya yokluğunda…

    Hayat devam etmek zorundaydı ve devam etti. Bakmadı hiç bir zaman, kim eksik, kim fazla, kim paramparça…

    Benim içinde hayat devam etti elbette…

    Her yağmur yağdığında, aynı yerde, kuşlar ile tünedim bazen bir cam kenarına, bazen ise çatı arasına, izledim kuş bakışı kendimi…

    Bıraktığın beni…

    https://youtu.be/Z3DKKBQMH9o