
Öylesine yorgundu ki , mevsime göre yakıcı sayılabilecek güneşe rağmen farkında olmadan kafasına düşmüş olan montunun kapşonunu geriye atamamıştı bile...alnındaki yıllanmışlığın muştusu çizgiler daha bir keskindi sanki...her tarafın karla dolu olduğu bir öğlen vakti güneşe çıplak gözle bakarken aldı şekli almıştı gözleri, sevdiği kadının gözlerine bakarken...bir yudum suya bir servet bağışlamaya hazır olduğu yutkunuşundan okunuyordu...bir eliyle önündeki masanın üzerinde geometrik bi değeri olmayan şekiller çizerken diğer eliyle kapşona rağmen saçını kaşıyordu...gözleri çizdiği şekillere dalmış haldeyken suskunkunluğunu bozdu , ne dediği anlaşılmaz bir tonla.....
--- bizm evlenmemiz lazım dediğimde neden sustun peki ?...bilmezmisin ki süküt ikrardan gelir...senin bu suskunluğunun hayaliyle kaç gecemi maviye boyadım ben haberin var mı ?...
yine susmaya devam ediyordu ceylan gözlüsü...ama belli ki bu kez sükütün kaynağı ikrar değildi...
--sahi ,
diye geçirdi içinden,
--bu sükütü kim doğurdu....
Şerif KORKMAZ.

التعليقات