• Ondergisi

    8 ZART DÜNYA CADILAR VE KADILAR KAZANI

    Hayale Çekilen Sifon

    Marjinal giyimli, okumayı ve düşünmeyi seven kocaman iri gözleri, çizgileri net olan dolgun dudaklarıyla karşımda oturuyordu. Bir süredir birbirimize dokunan gözlerimizden sonra artık ellerimiz de dokunuyordu. Nietzsche’den başlayıp Mevlana’ya oradan da aklımızın düşünce rüzgarıyla başka başka konulara savruluyorduk. İki sevgiliyi ilgilendiren konuya gelmiştik nihayet. Bu konuda tanıdığı birçok erkeğe düşüncelerimle ve davranışlarımla fark atacaktım. Belki liseden sonra da evlenecektik. Böyle bir güzelle ömür ne güzel geçer..

    Ben feminist değilim ama feministlerin birçok düşüncesini taşıyorum diye başladı söze ve kadınların haklarından bahsetti. Kadınların özgürlüklerinin olmamasından söz etti. Sosyalleşme sürecindeki yanlış öğretileri bilinçsiz olarak bilinçaltımıza alıp sıradanlaştığımızı ve sistemin statükolarını yerine getiren bireyler haline dönüştüğümüzden kızarak bahsetti ve zaman zaman erkek olduğum için de beni suçlandı. Bu kadar güzel bir hatunun bu kadar güzel düşüncelere sahip olması beni ona daha çok yaklaştırıyor, konuştukça hareket eden boynundan öpesim geliyordu. İsmi bile çok güzeldi. Toprak. Ben de ona yağmur olmak istiyorum zaten.

    “Çişim geldi, tuvalete gitmem gerek” dedi.

    Ne güzel ve ne akıllı kız. Kendine de güveniyor. Lavaboya gitmem gerek dememişti. Tıpkı bir erkek gibi çişinin geldiğini söylemesi doğrusu biraz garipsememe rağmen hoşuma gitmişti. “Tamam canım, git!” dedim.

    “Eeeee”

    “Eeesi ne, anlamadım.”

    “Bana eşlik etmeyecek misin” dedi şaşırarak.

    “Neden?”

    “Hiç centilmen değilsin. Bayanlar tuvalete giderken erkekler eşlik eder” dedi.

    İki saattir karşımda oturan, beni bedensel ve düşünsel güzelliğiyle büyüleyen, bu süre içinde bir kez olsun denize bile baktırmayan bu afet-i devran kalın tahta masayı alıp kafama vurmuştu. Sessizliğim ne kadar sürdü bilmiyorum ama o kocaman gözleriyle boğazımı sıkıyordu.

    “Kızım ben feminist bir erkeğim. Git çişini tek başına yap” dedim. Gitti. Çişini yaptı mı bilmem ama sifonu ilişkimizin üstüne çekmişti döndüğünde.

    X X X

    Odun Adam ve Odun Kadın

    Uzun zamandır ayrı kaldığım, aşkları, sevdaları, kahkahaları, kavgaları yaşadığım, zamanı doya doya yaşadığım kentten ayrılalı çok olmuştu. Sanki her sokağında değil, her attığım adımda yaşadığım anılar canlanıyordu. Eskiden buralar tarlaydı diyen müteahhit gibi kentin değişen çehresine bakıyordum şaşkınlıkla. Zaman sadece kentin çehresini değil benimde çehremi değiştirmişti. Önceden bu mağazaların camında uzun kıvırcık saçlı, ince çelimsiz biri varken şimdi sakallarına ak düşmüş, göbekli ve kısa saçlı biri var. Sadece kulağındaki küpesi yerinde duruyordu. Sanki hayatın nesini kulağına küpe etmişse..

    “Santi! Santi!”

    Yok canım, yanlış duydum herhalde. Fazla naz etmeden ve üçüncü kez seslenmesine fırsat vermeden kafamı sese çevirdim. “Ooooo İpek!” Sarıldık, sarmalaştık. Üniversiteden ayrıldıktan sonra bir süre buluşmalar, konuşmalar, ardından uzaklaşmalar.. Allah’tan sosyal medya var da yaşadığımızı biliyoruz birbirimizin merhabalaşmadan da.

    “Ayyy çok sevindim seni gördüğüme. Çok zaman oldu. Gerçi faysbuktan görüyorum ama böyle canlı kanlı görmek güzel oldu” dedi.

    Vallahi dediğine ben de katılıyordum. Bu konuşmasını iyi bilen kadın bana söyleyecek bir şey bırakmayacak diye korktum. Neyse ki o da söylediğime değil, gözlerimin içindeki gülümsemeye bakıyordu. Benim zaten işim yoktu, onun da zamanı varmış.

    “O zaman bir yerlerde oturup çay kahve içelim.”

    “Olur, olur! Denizatın’a gidelim haydi. Eski masamıza oturalım.”

    “Heee! Ama orası artık rock cafe değil. Balık restoranı yaptılar. Anlayacağın concon mekanı oldu. Gel, Ömerağa’ya gidelim. Biraz değişti ama hala çay ve kahve satıyor.”

    Doldurmuşlar güzelim kordonu. Denizi taa uzağa itmişler. Sifonun üstüme çekildiği Deniz Atı’da kapanmış, Rainbow’da. Çirkinleşmiş İzmir tıpkı karşımda oturan İpek gibi. Oysa sarı saçlarını bir savurduğunda denizin dalgaları Karşıyaka’yı döverdi. Evlenmiş, bir kızı olmuş. Boşanmışlar. Kızı liseye gidiyormuş. Telefonunu çıkardı fotoğrafını gösterdi. Aynı annesi İpek! İnce yapılı, ince dudaklı, sarı saçlı.

    “Eşim, yani eski eşim öküzün tekiydi. Annesi de bizi yıprattı. O da hiç benden yana tavır koymadı. Hep annesinin sözüne gitti. Bana gün yüzü göstermedi. Kıskanç! Onu giyme, buraya gitme, herkesin içinde gülme... Evlilik yıldönümü, doğum günü, sevgililer günü, yılbaşı.. tek bir hediye almadı. Yok yok! Nişanlıyken sevgililer gününde parfüm almıştı.”

    “Nereden buldun onu. Sen kibar bir hatunsun. Ailen de öyle. Tüm arkadaşların evine gelirdi, ailenle tanışırdı. Zıt kutuplar mı çekiyor birbirini, yollarınız nasıl kesişti merak ettim.”

    İpek’in cevap vermesine fırsat vermeden Kordon’un meşhur çiçekçilerinden biri masamıza yanaşmıştı.

    “Abim bu dünyalar güzeli sarı gacıya bir çiçek alsana. Bak o da sevgilim diye nasıl sarılır sana! Dimi güzeller güzeli aplam!”

    “Sağolasın, o benim kızkardeşim.”

    “Sen de kızkardeşine al abim. Elin kızından değersiz mi?”

    Öyle bir yerden vurmuştu ki, işini iyi yapıyordu. Saygı duydum vallahi hatuna. Masanın üstüne bıraktığı çiçeğin parasını ödedim.

    “Biliyor musun Santi, Evlendikten sonra ilk kez birinden çiçek alıyorum. Anlamı farklı da olsa çok mutlu oldum. Eşim olacak adam tam bir odundu. Bir keresinde konuşuyorum. İlişkimizi kurtarmaya çalışıyorum. Bir gün de bir çiçek al, özel günde ya da başka bir günde fark etmez. Bir çiçek al, mutlu olayım dedim. ‘Çiçekle mutluluk mu olur’ dedi odun bana. Oysa ne çok hevesleniyordum”

    “Bir şeyi merak ediyorum İpek! Sen ona hiç çiçek aldın mı? Sen ona çiçek alıp örnek olsaydın, ya da utandırsaydın.”

    “Öyle şey olur mu? Kadın erkeğe çiçek mi alır!”

    “Neden, erkek de insan değil mi? Erkeklerin de hoşuna gitmez mi?”

    “Gider herhalde. Ama kadın erkeğe çiçek almaz.”

    “Eee ne farkın var ondan. O erkeğin odunu, sen kadının odunu. Cinsiyetiniz farklı sadece. O da en çok işerken işe yarıyor”

    Sohbet çabuk bitti. Tokalaşıp ayrıldık. Uzun bir süre İpek’in faysbuktan birşey paylaşmadığını fark ettim. Adını girdiğimde arkadaşlıktan çıkarıldığımı gördüm. İkinci sifon faysbuktan çekilmişti üstüme.

    X X X

    İnanmayın, Aklınızı Bulandırmayın

    Yazları Bodrum’da çalışıyorum. Otelin havuz barında. Hem yatacak yerim oluyor, hem deniz, kum, güneş. Hem de otele gelen İngiliz hatunlarla dilimizi birbirine değdirerek yabancı dilimi geliştiriyorum. En ilginç anılarımı Turgut Reis’te yaşamıştım.

    4 çocuklu genç bir adam karısıyla birlikte içiyorlar. Adam karısıyla yatakta çok ihtiraslı birlikte olduğunu anlatıyor. Karısının onu çok arzuladığından falan bahsediyor. Adam anlattıkça kadın ona sarılıyor. Yarım İngilizceme onun yuvarlayarak konuşması eklenince, konu da garip olunca aklıma bin bir türlü şeytanlık geliyor. İçimden, bir uzak dur diyorum benden. Meğer adam karısıyla birbirlerini ne kadar çok sevdiğinden bahsediyor, onu övüyormuş.

    İki yaşlı çift otelin müşterilerinden. Bir gece dışarıda başka bir mekanda karşılaştık. Benim yanımda da sevgilim var. Sevgilimi ilk kez görüyor. Çok güzel bir kız arkadaşın var. Çok sevimli dedi ve kız arkadaşıma dönerek; “If i were young, i will kill him to be with you” dedi. Ben de adamın üstüne yürüdüm ve diklendim: “If you don’t want to be die now, don’t say any word.” (“Eğer genç olsaydım seninle olmak için bu adamı öldürürdüm.” “Eğer şimdi ölmek istemiyorsan tek bir kelime daha söyleme”) Meğerse yaşlı adam eşinin yanında sevgilime asılmıyor, ona iltifat ediyormuş.

    Mutfakta bulaşıkçı olarak çalışan kardeşimizden dağlara çıktıkça sıcaklığın arttığını öğrendim. Çünkü güneşe daha yakın oluyormuşuz da ondan. Onunla birlikte çalışanla da kanımı donduran sohbetimiz oldu. İki ablası varmış. Üçüncü çocuk da kendisi. Yine erkek olsun diye iki kardeşi daha olmuş ama kız. Annesi oğlunun cinsel organı öperek severmiş. Tam erkek olsun diye. Erkekliğinden gurur duysun diye. Şaka yapıyor sandım ama doğruymuş. Allah’ın adını anarak yeminler etti. Onların oralarda öyleymiş. Yine mutfakta çalışan akrabasına da böyle yapıldığını teyit ettirdi. Ben hala inanmak istemiyorum. Siz de inanmayın, aklınızı bulandırmayın.

    X X X

    G.tünün Kılı

    Yemeğim pişiyor, önüme düşüyor. Mintanım ütüleniyor, üstüm örtülüyor. Evim süpürülüyor, lovabalar temizleniyor, klozetteki boklar çamaşır suyuyla dezenfekte ediliyor. Elimi kolumu hatta g.tümü başımı sallayarak istediğim saatte istediğim yerde de geziyorum. Çok şükür rahatım yerinde. Hem de beş kuruş vermeden. Karın tokluğuna çalışıyor. Eee bir de çocuğumu büyütüyor. Varsın erkeklere odun, kalas, ayı desinler. Yetmezse başka şeyler de eklesinler.

    Kadın söyleniyor. Yetmiyor biraz daha söyleniyor. Yetmiyor konu komşuyu çağırıyor söylenme günü yapıyorlar. Söylendikçe rahatlıyorlar.

    Çamaşırı, temizliği, çocuğun bakımını, yemekleri yapmayı üstleniyor kadın. Üstleniyor da salata yapması ağır geliyor. “Bari salatayı da sen yap!” Salatayı adam yapmışsa kadınlar tarafından ne anlayışlı erkek olarak etiket vurulurken, erkekler tarafından kılıbık etiketi vuruluyor.

    Kadının gönlünü almak salata yapmak kadar basit aslında. Ama salatayı yapan, tabakları da toplar tehlikesi var. Daha sonra onu yapan onu da yaparı var. Liste uzar gider. En iyisi mi düzenin ve düzülenin birbirine karıştığı, düzeni de düzüleni de bozmamak gerek.

    Kadın da iki kırıtmayla bir sırıtmayla istediğini elde ediyor nasılsa.

    8 Mart, yılbaşı, doğum günü, evlilik yıldönümü, bayram seyran derken epi topu 10-15 gün. Haydi biraz daha romantik ol ilk tanışmayı falan da ekle. Etti mi en fazla 25 gün. 365 günün 340’ına erkekler, 25’ine de kadınlar razılar nasıl olsa. Valla kimse kusura bakmasın, 50 olsun diyenler varsa buyursun yapsın. Binlerce yıldır kadınların atası da istememiş, erkeklerin atası da istememiş. Eşitliği bir Ata istemiş, o da ATATÜRK, bugünlerde onun da izini siliyoruz nasılsa..

    Sistem biraz bozulacak olursa, fesliler, cübbeliler, kelliler, felliler çıkar ortaya. Fetvalar, eciler, bücüler, düdüler, hurafeler, bin bir türlü zehirler sürülür. Annenin kolu, kızının bacağı, kardeşinin saçı, hayvanın postu, asansörün düğmesi, ebesinin gümeci, imamın ayığı, dayının bıyığı, g.tünün kılı...

    8 Zart Dünya Cadılar ve Kadılar Kazanı hepimize kutlu olsun!

    X X X

    Çek çek, alıştım ben sifon sesine!

    Ondergisi

Comments