
Benim canımdan öte bir tek sen varsın. Biliyorum bazen öyle bir hâl alıyorum ki, ben bile kendime katlanamıyorum. Gitmek istiyorum, ölmek istiyorum, sonra sen geliyorsun aklıma, durup düşünüyorum, senle kavgalarımız, gülüşlerimiz, iyi günlerimiz, kötü günlerimiz geliyor aklıma. Durup kalıyorum öyle, sonra yüzümde kırık bir gülüşle beraber iki damla yaş beliriyor. Sonra fark ediyorum ki senin olmadığın zamanlarda ben güneşi çalınmış günlere uyanmışım. Hani diyorsun ya güçlü ol diye, isterse bütün dünya bir araya gelip hep beraber gelsin üstüme, gıkım çıkmaz. Bir adım geri kaçmam. Onlar bir adım gelsin, ben bin adım giderim üzerlerine, ama sonra bütün yaralarımla, bütün kan kaybımla, sürünerek gelirim kapına. Yok başka gidecek kapım. Her şeyin isteneceği tek kapıdan ben seni istedim. Ben seni, seni bilmeden istedim o kapıdan. Sonra senleyken fark ettim ki, Allah bana dualarımın beden bulmuş halini göndermiş. Biliyorum, bazen öyle katı oluyorum ki, kazayla biri elini sürse, param parça, un ufak, tuzla buz olurum. Ama hayat bana bunu öğretti. Ben sevmenin bile ne olduğunu yeni yeni öğreniyorum. Diyorsun ya çocuk gibi oluyorsun diye. Seven bir adamın içindeki çocuğa gem varmadığı tek yer, sevdiğinin yanıdır. Ben sadece senin yanında çocuklaşıyorum. Ben seni severken var olduğumu hissettim. Son nefesimi verirken, su yerine seni isteyecek kadar çok sevdim seni. Keşke, keşke seni sevmeninde ibadet gibi vakti olsa. Günde beş vakit abdest alıp, kıbleye dönüp, göz yaşları içinde, içimi boşaltana kadar severdim seni. Daha çok şey yazmak isterdim, ama benim çantamdaki kelimeler tükendi.