• Ercan

    Müthiş kesinlikle anlayarak okuyun

    Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı

    ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak

    büklümlerinin içten ve dışardan

    sarmaladığı günlerde

    bir zamandı

    heves ettim gölgemi enginde yatan

    o berrak sayfada gezindirsem diye

    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.

    Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi

    genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için

    halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti

    demedim dilimin ucuna gelen her ne ise

    vay ki gençtim

    ölümle paslanmış buldum sesimi.Hata yapmak

    fırsatını Adem’e veren sendin

    bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana

    gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda

    gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi

    haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne

    bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak

    bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini

    tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş

    ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.Çeşme var, kurnası murdar

    yazgım

    kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim

    nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da

    gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem

    ne fark eder demişim

    bilmeden farkı istemişim.

    Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine

    arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!

    Yola madem

    çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım

    hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine

    yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar

    yola devam ederdim.Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim

    gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın

    onunla ben

    hep sevişecek gibi baktık birbirimize.

    bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar

    ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde

    hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık

    bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için

    kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık

    eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce

    alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık

    ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı

    doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız

    ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık

    gönendi dünya bundan istifade

    dünya bayındırladı:

    Bir yakış, bir yanış tasarımı beride

    öte yakada bir benî adem

    her gün küsülü kaldık.Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan

    artık bu yaşa erdirdin beni,anladım

    gençken almadın canımı, bilmedim

    demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş

    çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer

    çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış

    insanın insana raptolduğu cevher.Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi

    taşınacak suyu göster, kırılacak odunu

    kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde

    bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin

    tütmesi gereken ocak nerde?

Kommentare