
HAYIRLI HAFTALAR...
Annesine “karnım aç” dedikten sonra “kalk kendin hazırla” cevabını alınca doyanlar burda mı?
😜😜😜😜

İYİ PAZARLAR...
Şu pazar gününün güzelliğine bakar mısınız?
Tavan bir ayrı bakıyor,
duvarlar bir başka samimi,
halının desenleri daha anlatmadım bile.
😁😁😁😁

GÜNAYDIN...
Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin...
✋🏻✋🏻✋🏻✋🏻

GÜNAYDIN...
Köy kahvaltısıymış..
Nutella hangi köyümüzün adeti?
Jambon delisi köyümüz nerede?
Krepsiz yaşayamam diyen muhtar kim?
😁😁😁😁

İYİ AKŞAMLAR...
😏😏😏😏
O telefonun senden akıllı olması zoruna gitmiyor mu? Demek istediğim bir dolu insan var.
😏😏😏😏

İYİ GECELER...
Sadece “onunda sana selamı var” yalanı yüzünden bile cennet zor gözüküyor..
“İlk fırsatta görüşelim”leri söylemiyorum bile..
😁😁😁😁

😂😂😂😂2-1


PROGRAMDA KİŞİLERİN KARŞI CİNSE BAKIŞI!!!
Kadının beğenmediği erkek için kurduğu cümle; “Yakışıklı değil ama sempatik”
bunun erkek versiyonu ise;
“Güzel değil ama gideri var.”
İŞTE BU YÜZDEN YALNIZSINIZ...
😏😏😏😏

GÜNAYDIN...
Ne gittim buradan ne sizlerle kaldım
Önümde, gecenin ucuna yolculuk eden sabah yıldızı
Arkamda dünya, hane halkı….

İYİ GECELER...
Koşmak istiyorum
Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların,
onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!
Yerken içerken , meşk ile kendinden geçerken birileri
Namlunun ucunu görünce sıvışırken birileri
Birileri ölüp , birileri nutuk atarken köşe yazılarında
Kavgaya karışmadan , bir daha tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına
koşmak istiyorum!

GÜNAYDIN...
Azığı az evlerin mutfaklarında dökülen bir avuç kadın gözyaşıysa milli gelirin büyümesi
Neyleyim aşka dair ayrılık şiirlerini
Aslolan, insanı insana benzetmektir
Ruhunu şeytana satmadan bir gün geçirebilmektir
Ilık ılık ağlamaktır
Merhameti çalınmış dünyanın dibine kibrit suyu dökmektir
İnsana dair ne varsa, insandan uzakta

GÜNAYDIN...
İkincinizi bulmanız dileği ile😉😉😉😉
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.


GÜNAYDIN...
”Asiller idare,
acizler şikayet,
basitler ise iftira ederler.”
✋🏻✋🏻✋🏻✋🏻

GÜNAYDIN...
Bırakma kendini.
Bir yüz bul;
gözleri gülsün ya da diliyle değil gönlüyle konuşsun. Bırakma kendini.
Bir el bul;
uzat elini sana yardım edebilecekse ya da uzat elini sen yardım edebileceksen.
Bırakma kendini.
Bir dil bul;
söyle ne söyleyeceksen kırmadan incitmeden ya da dinle ne duymalıysan kırılmadan incinmeden.
Bırakma kendini.
Bir insan ol,
bedenin, ruhun ve kalbin yükte hafif pahada ağır olsunlar.
Bırakma kendini.
FİNAL....
👍👍👍👍

İYİ AKŞAMLAR...
Bırakma kendini.
Bir heyecan bul;
gökyüzünü izleyip yarınları düşün ya da yeryüzünü izleyip bugünleri.
Bırakma kendini.
Bir azim bul;
engelini aşıp huzura duran birini gör ya da engelleri sırtlanıp huzura giden birini.
Bırakma kendini.
Bir sevinç bul;
soğuklara aldırmadan açan gülleri kokla ya da günahsız çocuklarını.
Bırakma kendini.
Bir teselli bul;
tanımayı başına gelen en iyi şey kabul ettiğin insanları düşün ya da yaptığın tüm iyilikleri.
Bırakma kendini.

GÜNAYDIN...
Bırakma kendini…
Gözünü karartma, gönlünü daraltma.
Buraya kadarmış deme, burası kadermiş...
Uzayan geceye, kısalan gündüze rağmen;
geç gelen sabaha, erkenci akşama rağmen;
çoğalan karanlığa, azalan aydınlığa rağmen;
bil ki gecelerin ardında sabahlar var,
zorlukların ardında kolaylıklar,
hastalıkların ardında şifalar,
dertlerin ardında devalar.
Öyleyse;
Bir sebep bul; varlığını önemseyen biri ya da varlığını önemsediğin birini düşün.
Bırakma kendini.
Bir ümit bul; bir çocuğun gözlerine bak ya da bir kitabın kapağına.
Bırakma kendini.

İYİ GECELER...
Bırakma kendini…
Sevgin azalır kendine karşı,
insanlara ve dünyaya karşı.
Hayallerini kaybedersin, ümitlerini sonra, en son inancını.
Gelecek yoktur artık düşünce dünyanda, geçmiş ise unutulsa daha güzel bir dert olarak var olur.
Şimdiyi sorsalar şimdi ne dersin?
Bırakma kendini…
İnsanlar yorar en çok.
En uzağından en yakınına.
Soğuk tavırları kafana takar, sıcaklardan rahatsız olursun.
Yaklaşanı uzaklaştırır, yardım etmek isteyenden sen uzaklaşırsın.
Gördüğünde memnun olduğun insanların sayısı azalır, azalır...
Bir gün onlar da biter, aynaya bile bakmak istemezsin. Nazik, düşünceli, hassas olmak çok zordur artık.
Empati yapmak, anlayış göstermek, tahammül etmek imkansız gelir.
Bırakma kendini…

GÜNAYDIN...
Bir insan ol, bedenin, ruhun ve kalbin yükte hafif pahada ağır olsunlar.
Bırakma kendini.
Bir sebep bul; varlığını önemseyen biri ya da varlığını önemsediğin birini düşün.
Bırakma kendini.
Bazen anlar zordur, bazen günler, bazen dönemler; bırakma kendini…
Bazen insanlar zordur, bazen olaylar, bazen durumlar; bırakma kendini…
Bazen düşünceler zordur, bazen duygular, bazen davranışlar; bırakma kendini…
Sabah olur, kalkmak istemezsin.
Kalkmak zordur. Hele sonrası zorun zoru gibi gelir. Enerjin olmaz, moralin zaten hiç yoktur.
Saçın başın dağılmış, kolun kanadın kırılmıştır.
Ne giydiğin önemsiz olur ne yediğin gibi. Ya yemekten kaçarsın ya yemeğe vurursun kendini.
Sıcağı sevmezsin soğuğa tahammül edemezsin.
Her şey bir yük, sevilmesi imkansız bir mecburiyet gibidir.
Kalkmak, giyinmek, yıkanmak, yürümek…
Bırakma kendini…

İYİ GECELER ...
Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı – berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri…
Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?
“To be or not to be” değil.
“Cogito ergo sum” hiç değil…
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz’ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.
İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?
Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi…
Duymak,
Gözlerinde duymak üç – ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi…
Gözlerin hani?

İYİ AKŞAMLAR...
Erkek için bir kadının geçmişi,
kadın için bir erkeğin geleceği daha önemlidir.
😏😏😏😏

İYİ AKŞAMLAR...
Biraz önce ustam bir söz söyledi;)
Yalnız insanlar;
seçici değil,gerçekçiymiş...
Yalnızlığım ile gurur duyuyorum...
😉😉😉😉

İYİ GECELER...
Dış güzelliğe pek önem vermem içi güzel olsun yeter, diyenlerin %99'u yalan söylüyor şahsen üstümde denendi ve kanıtlandı.
😜😜😜😜

Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy

🙏🏼🙏🏼🙏🏼🙏🏼
DUA EDİN...
Sıkıntılar gecedir.
Dinlen kederlenme,
sabah elbet olacaktır.
İYİ GECELER...

😉🤔😉🤔😉🤔
Lütfen anlayarak okuyun...
kars'ta bir yerel tv halkın arasına karışarak gündelik hayata dair röportajlar yapıyor. muhabir, yaşlı bir amcaya mikrofon tutup soruyor;
- nasılsın dayı, eyi misen?
- şükür oğul, canı taşirem, eyiyem, coh eyiyem.
- halin, keyfin, sağlıgın da eyi midir?
- eyidir he, coh eyidir.
- şehirden, hizmetlerden memnun musun?
- nası söz!
- validen, kaymakamdan, belediye başkanından?
- hiç eyle olur? bizim ağzımız dövlete ne diyebilir.
- yani memnunsun.
- allah dövlete millete, kaymakam bege, bölediye başganımıza zeval vermesin.
- memnunsun?
- dövletimiz, kaymakamımiz, başganımiz, şanlı ordumuz başımızdadir, her ne olursa bir fiil o dakika yanımızdadir. ben vatanıma nası serzeniş ederem? amma, benim derdim
başkadır.
- allahına gurban dayı, söyle nedir?
- doksan sene önce buraya ruslar girdi ya?
- he girdi.
- hani bu belediye binalarını, okulları, çeşmeleri,istasyonu, yolları, kaldırımları ruslar yaptılar ya?
- rus işgalinde yapıldı değil mi dayı?
- he. hec benim dövletime, milletime sözüm olur mu? ben aha bu rusların avradını...doksan sene önce bu kaldırımları, caddeleri yapıp gittiler, bir gün olsun bi kere kars'a gidek, yollar bozuldu mu, kanallar tıkandı mı demediler, insan bi gelir de bakar buralara, hec beyle olur?
😉🤔😉🤔😉🤔😏🤔

😏😏😏😏
Belki hiç bir şey yolunda gitmedi ama
hiçbir şey de beni yolumdan etmedi!
😏😏😏😏

GÜNAYDIN...
SEVGİLİME MESAJ ATACAKTIM.
BİLİN BAKALIM NE EKSİK?
😁😁😁😁

😉😉😉😉
Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

💐💐💐💐
GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN KADINLAR...
KADINLAR İNSANDIR,
BİZ İNSANOĞLU...
💐💐💐💐

GÜNAYDIN...
😂🤣😁😄😃
EL TOKALAŞTIKTAN SONRA
“YANAKTANDA ÖPEYİM Mİ ACEP”
STRESİ YAŞATAN AZ SAMİMİ OLDUĞUMUZ İNSANLAR,
ÖMRÜMÜZÜ YEDİNİZ LAN.
SİZEDE GÜNAYDIN...

😂😂😂😂
EVDE TEK BAŞINA ÖLÜP GİDECEK
HALA “BEKARLIK SULTANLIKTIR” DİYOR.
SULTAN DEĞİLSİN LAN YALNIZSIN YALNIZ...

İYİ GECELER...
Susarlar Sesini Boğmak İsterler
Yarımdır Kırıktır Sırça Yüreğim
Çığlık Çığlığa Yar Geceler
Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar
Çoğalır Engeller Yürür Gidersin
Yüreğin Taşır Götürür Seni
Nice Selden Sonra Kumdan Öteden
Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar
Yıkılma Bunları Gördüğün Zaman
Umudu Kesip De İncinme Sakın
Aç Yüreğini Bir Merhabaya
Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar

İYİ PAZARLAR...
😉😉😉😉
İKTİSATTA,
BİR MALA DEĞERİNDEN FAZLASINI VERİRSEN KAZIKLANIRSIN!!!
BU MALIN KONUŞUYOR OLMASI SONUCU DEĞİŞTİRMEZ...
😂😂😂😂

ŞEHİTLER İÇİN EL-FATİHA
🙏🏼🙏🏼🙏🏼🙏🏼
Fatiha Sûresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
١﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿٢﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿٤﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ ﴿٥﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ﴿٦﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ
اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ﴿٧
Okunuşu:1- “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. 2- Elhamdulillâhi Rabbi’l-âlemîn. 3- Er-Rahmâni’r-Rahîm. 4- Mâliki yevmi’d-dîn. 5- İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în. 6- İhdine’s-sırâta’l-mustakîm. 7- Sırâta’l-lezîne en’amte aleyhim. Ğayri’l-meğdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn.”
Anlamı: 1- “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. 2- Hamd; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. 3- (O Allah) Rahmân ve Rahîm’dir. 4- Din (ödül ve ceza) gününün sahibidir. 5- (Ey Allah’ım) Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz. 6- Bizi dosdoğru yola ilet. 7- Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.”