
Evlilik sözleşmesiyle eşler birbirlerinin bedenleri, duyguları ve ilgi alanları üzerinde hak sahibi olurlar. Artık kazanılması gereken kimse kalmamıştır. Çünkü sevgi sahip olunabilecek bir nesne, bir mülkiyet haline gelmiştir. İki taraf da, sevgiye değer olmaya, sevgiyi canlandırmaya çaba gösterme eğiliminden vazgeçince, her şey can sıkıcı olmaya başlar ve güzellikler ortadan kalkar. Hayal kırıklığına uğrayan eşler, çaresiz kalır. Acaba "başlangıçta bir hata mı yaptık?.. diye kendileri sorgulamaya başlarlar. Yoksa karşımızdakini tanıyamamış mıydık? Veya ben mi değiştim?" gibi sorular soran eşler, genellikle karşı tarafı suçluyarak, kendilerini aldatılmış hissederler. Anlayamadıkları şey, artık ilk zamanlardaki gibi, birbirlerini seven insanlar olmadıklarıdır.
İşte bir kez bu düzeye gelince, çiftler yeniden sevebilmeyi denemek yerine, sahip oldukları ortak şeylere yönelirler. Para, toplumsal yer, ev, çocuklar gibi konular sevginin yerini alır. Sevgi ile başlayan bir evlilik, böylece çoğu kez, dostane bir mülkiyet ortaklığına dönüşür. İçine kapalı, bencil ve birbirinden kopuk iki kişinin bu beraberliğine de "aile" denir.
Kaynak erich from
Коментарі
Tanju
Tanışabilirmiyiz 🤔